T24 Haber Merkezi
Türk sinemasına damgasını vuran, toplumsal sorunları ele alan filmleri ve tavrıyla Yeşilçam'a sol bir soluk getiren sanatçılar arasında ön saflarda yer alan, 'büyük barış' olarak adlandırdığı Kürt sorununun çözümü için son yıllarına kadar çabalayan Kadir İnanır, bir süredir tedavi gördüğü hastanede, 77 yaşında hayatını kaybetti.
BU HABERİ, T24 ABONELERİNİN DE
SAĞLADIĞI KATKIYLA OKUYORSUNUZ.
T24'E ABONE OL,
BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞİ DESTEKLE!
Zaten abone misiniz? Üye girişi yapın
Fatsa'dan İstanbul'a
Kadir İnanır, Ordu'nun Fatsa ilçesinde Mehmet İnanır ve Rukiye İnanır çiftinin oğlu olarak dünyaya geldi. Kalabalık ailesinin son çocuğuydu. 14 kardeşin en küçüğü olarak dünyaya gelen İnanır, çocukluk yıllarında oyunculuk yeteneğini okul gösterilerinde sergiledi. Eğitim hayatına Fatsa'da başlamış, ardından İstanbul Haydarpaşa Lisesi'nde yatılı olarak eğitim aldı.
Aslen Trabzon, Sürmeneli olan ailesinin Fatsa'ya yerleştiği bu küçük kasabadan İstanbul'a uzanan yol, hem coğrafi hem de kadersel bir sıçrayıştı. İnanır, tıp fakültesini kazanamayınca farklı bir rotaya girdiğini anlatmıştı: "Tıbbı kazanamadığım için doktor olamadım. Diğer tercihlerime de gitmedim, tam o arada bir yarışma meselesi çıktı zaten" demişti.
1967 senesinde Ses Dergisi tarafından düzenlenen Sinema Artisti Yarışması'nda finale kalmış, sonraki sene Saklambaç Gazetesi'nin düzenlediği Fotoroman Artisti Yarışması'nda birinci olmuştur. Bir arkadaşının fotoğrafını göndermesi üzerine katıldığı bu yarışmayla hayatı kökten değişti; "Bir arkadaşım fotoğrafımı göndermiş. Finale kalınca ailemle çok büyük bir tartışmaya girdim. 'Sen nasıl yaparsın böyle bir şey' dediler. Kavga, gürültü, yaptın-yapmadın derken kazandım ve 41 yıl geçti. Kadere inanırım ben" demişti.
Kadir İnanır ve üniversite arkadaşları
Sinemaya ilk adım
Sinema dünyasına girişi, 1960’ların sonunda dönemin ünlü dergilerinin düzenlediği yarışmalarla oldu. 1967 yılında Ses dergisinin, 1968 yılında ise Saklambaç gazetesinin düzenlediği sinema artist yarışmalarına katıldı. Saklambaç’taki başarısının ardından dikkatleri çekti ve fotoromanlarda oynamaya başladı.
1967 yılında Ses dergisinin düzenlediği Sinema Artisti Yarışması'nda finale kalan Kadir İnanır, 1968 senesinde Saklambaç Gazetesi'nin düzenlediği Fotoroman Artisti Yarışması'nda birinci oldu. Fotoğrafta fotoroman yarışmasında birinci olan Kadir İnanır ile yarışmada jüri olan Ayhan Işık'ı bir arada.
|
İlk filmi: Yedi Adım Sonra
Beyaz perdeye ilk adımını 1968 yapımı "Yedi Adım Sonra" filmiyle attı. Kısa sürede başrollerin aranan ismi haline geldi.
İlk dönemlerinde "sert, haksızlığa boyun eğmeyen, delikanlı" karakterleriyle tanınsa da, Kadir İnanır’ı farklı kılan şey sadece aksiyon filmleri değil, Türk sinemasının en önemli toplumsal gerçekçi yapıtlarında yer almasıydı.
Yedi Adım Sonra filminin afişi, 1968
Yeşilçam'ın unutulmaz çifti
Yeşilçam'da sıklıkla adaletsizliğe karşı savaşan, sert ve maço bir karakteri canlandıran İnanır, Türkan Şoray ile birlikte Türk sinemasının en meşhur çiftlerinden biri oldu. İkili; Kara Gözlüm, Unutulan Kadın, Dönüş, Gazi Kadın: Nene Hatun, Devlerin Aşkı, Bodrum Hakimi, Deprem, Dila Hanım, Cevriyem, Selvi Boylum Al Yazmalım, Aşk ve Nefret ve Gönderilmemiş Mektuplar filmlerinde birlikte yer aldı.
"Sevgi neydi? Sevgi emekti..." repliği onunla özdeşleşti.
Yıllar içinde 182 sinema filminde ve 7 televizyon dizisinde rol aldı. Bu üretkenlik onu salt ticari bir Yeşilçam yıldızı yapmadı; aksine zamanla en nitelikli yönetmenlerle buluştu.
Kadir İnanır ve Türkan Şoray, Selvi Boylum Al Yazmalım (1977) filminden
Yeşilçam'ın ötesine: Toplumsal gerçekçi sinemada bir ekol yarattı
Kadir İnanır'ı salt "yakışıklı jön" kalıbına sıkıştırmak büyük bir haksızlık olur. Onu diğer yıldızlardan ayıran en önemli özellik, zamanla melodramın dışına çıkarak toplumsal gerçekçi ve politik yapımlara yönelmesiydi.
Atıf Yılmaz, Şerif Gören ve Ömer Kavur gibi yönetmenlerle iş birliği yapan İnanır, Sabahattin Ali, Yaşar Kemal ve Necati Cumalı gibi yazarların eserlerinden uyarlanan toplumsal gerçekçi filmlerde karakterler canlandırdı. Canlandırdığı karakterler — adalete karşı direnen, sert ve koruyucu erkekler — "Kadirizm" olarak bilinen kültürel bir fenomene dönüştü ve sosyolojik araştırmalarda sosyal bir cinsiyet prototipi olarak incelendi.
Selvi Boylum Al Yazmalım (1977): Atıf Yılmaz'ın yönettiği ve Türkan Şoray'la başrolleri paylaştığı bu filmde canlandırdığı İlyas karakteri, sınıf farkları, aşk ve toplumsal baskılar gibi temaları güçlü bir şekilde yansıtır ve film, Türk sinemasının klasikleri arasında yer alır. Ankara Sinema Derneği'nin 2004'te düzenlediği "Bütün Zamanların En İyi 10 Türk Filmi" seçkisinde katılanların oylarıyla "Susuz Yaz", "Umut" ve "Gelin"den sonra Türk sinemasının en iyi dördüncü filmi seçildi. Filmin en bilinen repliği olan "Sevgi neydi; sevgi iyilikti, dostluktu, sevgi emekti" sözü ise Cengiz Aytmatov'un kitabında yer almamasına rağmen senaryoya eklendi.
Yılanların Öcü (1985): Şerif Gören yönetmenliğinde çekilen Yılanların Öcü, köy yaşamında ortaya çıkan mülkiyet kavgaları ve sosyal adaletsizlik temalarını işler. Kara Bayram ve ailesinin haksızlıklara uğraması, filmde siyasi ve politik mesajları ön plana çıkarır. Kadir İnanır, Anadolu insanının öfkesi ve gururunu beyaz perdeye taşırken dönemin ağır sansürüne rağmen film Yeşilçam tarihine damgasını vurdu.
Tatar Ramazan (1990): Hapishane ağalarının diğer mahkumlara yaptığı eziyetleri gören Ramazan, ağalardan biriyle kavgaya tutuşur; hapishane müdürü de ağaları destekler. Tek başına olsa da mücadelesini sürdüren Ramazan, en sonunda başka bir hapishaneye sürgüne gönderilir. Halk arasında "Tatar Ramazan" adı adeta onun ikinci kimliği haline geldi.
Kadir İnanır, Tatar Ramazan rolünden (1990)
Ömer Kavur'un yönettiği Ah Güzel İstanbul, Kırık Bir Aşk Hikayesi ve Amansız Yol; Şerif Gören'in yönettiği Tomruk, Sen Türkülerini Söyle ve Katırcılar; Erdoğan Tokatlı'nın yönettiği Suçumuz İnsan Olmak ve 72. Koğuş da bu önemli yapımlar arasında sayılabilir.
Yönetmenlik dönemi ve aldığı ödüller
Kadir İnanır sadece kamera önünde kalmadı, sinemanın mutfağına da girdi. 1992 yılında "Ah Gardaşım" ve 1993 yılında "Savcı" filmlerinin yönetmen koltuğuna oturdu.
Kariyeri boyunca pek çok prestijli ödül kazandı. Bunların en önemlilerinden biri, 1986 yılında 23. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde "Yılanların Öcü" filmindeki performansıyla aldığı "En İyi Erkek Oyuncu" ödülü oldu. Ayrıca birçok festivalden "Yaşam Boyu Onur Ödülü" aldı.
Oyuncu hakları için çalıştı
İnanır, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin sinema üzerindeki ağır baskısını en derinden hisseden aktörlerdendi. Çektiği birçok film sansür kurullarından döndü veya makaslandı.
Tarık Akan ile birlikte Yeşilçam’da sendikalaşma, oyuncu hakları ve set işçilerinin şartlarının iyileştirilmesi için çalıştı.
"Ben bir sosyal demokratım"
Kadir İnanır'ı politik duruşundan bağımsız düşünmek mümkün değildi. "Ben bir sosyal demokratım. Herkesin siyasi görüşüne saygı duyarım. Ama bu saygı, kimseye bana ağır laflar söyleme lüksünü ve kimliğime tecavüz etme şansını vermez" demişti.
Kürt sorunu için çalıştı: Türkiye'nin daha önemli bir sorunu yok
3 Nisan 2013 tarihinde barış sürecini yönetecek olan 63 kişilik Akil Adamlar listesine Akdeniz Bölgesi'nden girmesi hem büyük yankı uyandırdı hem de onu çok sert eleştirilerin hedefine koydu. İnanır bu eleştirilere boyun eğmedi. "Bu bana bir lütuf değildi. Anadolu ve Anadolu insanını çok iyi bilen biri olarak sorunun çözümü konusunda kim olsa bana gelecekti. Ben kim olsa bu yolculuğa çıkacaktım. Çünkü Türkiye'nin bundan daha önemli bir sorunu yok" dedi.
Kürt meselesindeki tutumu onu dönemin siyasi yelpazenin farklı taraflarından hedef aldı. "Adalet ve Kalkınma Partisi'ne benim kadar eleştiri getiren ikinci bir adam bulamazsınız. Ama bu işi MHP yapsaydı ben yine giderdim. Ben 45 yıllık kariyerim boyunca o bölgeyle ilgili çok film çektim, onların bütün sorunlarını ben biliyorum. Kim gidecekti başka?" diye sordu.
Barışa olan inancı hiç sarsılmadı. "En önde giderim, yeter ki adı 'barış' olsun. Mecburuz, başka hiçbir şansımız yok. İnanmaya bile mecburuz" dedi.
"İnancım tamdır, büyük barış gelecek"
2019'daki bir söyleşisinde şöyle söyledi:
"Bugün kimse konuşmuyor, sesini çıkartmıyor olabilir. Benim kimseden korkum yok. Ben ömrüm boyunca böyle yaşadım, bu saatten sonra da kimseye boyun eğecek değilim. Ben konuşuyorum, ancak basına güvenmiyorum. Bu nedenle ilk kez, size güvendiğim için konuşacağım. Ve diyorum ki bir gün gelecek, bu topraklara büyük bir barış hakim olacak. O barış mutlaka gelecek. Kimse merak etmesin. Ben Kadir İnanır; halkların kardeşliğine ve büyük barışa tüm kalbimle inanıyorum. Biliyorum, yarın çok büyük zorluklarla karşılaşacağız ama bir biçimde mutlaka bütün bu zorlukları yeneceğiz. Büyük barış mutlaka gelecek, bunda inancım tamdır."
"Yine giderim, yeter ki adı 'barış' olsun"
İnanır, 2024 yılında T24'te Cansu Çamlıbel'e verdiği söyleşide kendisine milletvekilliği teklifleri de geldiğini belirterek şunları söyledi:
"Bugün çağırsa yine en önde giderim, yeter ki adı ‘barış’ olsun. Mecburuz, başka hiçbir şansımız yok. İnanmaya bile mecburuz. Sadece Erdoğan değil, kim söylese giderim... 2015’te ve 2018’de HDP'den teklif geldi. 'Tanınan, sevilen birini bu partide görelim' anlayışını ben doğru bulmadım. Çünkü o partinin var olması için ya da o partinin savunduğu bütün değerler için yıllarca uğraşmış, çalışmış, bedeller ödemiş bir sürü insan varken ben birdenbire onların önüne geçip milletvekili olamam. Buna karakterim müsait değil. O zaman o partinin adı Halkların Demokratik Partisi idi. Nerede halk diye sormuştum size ya, hatırladınız mı?"
Selahattin Demirtaş hakkında "Türkiye'nin son zamanlarda yetiştirdiği en önemli siyasetçi Selahattin Demirtaş" dedi. İnanır, cezaevinde bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın yazdığı tiyatro oyununun (Devran) okumasına katılarak ve sol-demokrat muhalefet aktörleriyle yan yana durarak tavrını net bir şekilde ortaya koydu.
Gazetecilik, reklam ve hukuki mücadeleleri
1998 yılında Flash TV'de 8 ay boyunca ana haber bülteni sunan İnanır, sinema dışında da farklı platformlarda kamuoyunda görünürlüğünü korudu. 2026 yılının başında ise mahkeme, İnanır'ın televizyon kanalları, YouTube ve dijital platformlarda filmlerinin izinsiz yayınlanmasını engelleyen bir karar verdi; bu karar, oyunculuk hakları açısından önemli bir emsal niteliği taşıdı.
Özel hayatı
Kadir İnanır, hayatı boyunca hiç resmi evlilik yapmadı. Sanatçı, 2000'li yılların başından itibaren kendisi gibi oyuncu olan Jülide Kural ile birlikteydi. İkili, birbirlerini her zaman "hayat arkadaşı" olarak tanımlamış, uzun yıllar boyunca derin ve saygın bir birliktelik sürdürmüşlerdi. Jülide Kural, usta sanatçının özellikle son yıllarda yaşadığı ciddi sağlık sorunları ve tedavi süreçlerinde de her an yanında olan, kamuoyunu bilgilendiren isim oldu.
Son yılları
2012 yılında geçirdiği bel fıtığı ameliyatı, rutin kontroller sırasında akciğerinde tümör tespit edilmesiyle ikinci bir operasyona sahne oldu. 2021'de tatil için gittiği Muğla'da rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldı; beyin damarına pıhtı attığı tespit edilen oyuncu, gerekli tedavilerin ardından sağlığına kavuştu. Şiddetli zatürre şikayetiyle başlayan ve akciğer enfeksiyonuyla ciddileşen hastalık süreci, tüm Türkiye'yi yasa boğan kaybıyla son buldu.
Kadir İnanır'ın rol aldığı filmlerKadir İnanır, 1968 yılında başlayan oyunculuk kariyerinde 180'den fazla sinema filmine ve dönemin ses getiren televizyon dizilerine imza attı. İlk Yıllar ve sinemaya giriş (1968 - 1971) Kariyerinin ilk yıllarında fotoroman popülerliğinin ardından sinemaya adım atan İnanır, hızla başrollerin ve jön karakterlerin aranan ismi oldu. 1968: Dertli Gönlüm, Kumcu Ali Yaşar, Yedi Adım Sonra (İlk filmleri) 1969: Fato / Ya İstiklal Ya Ölüm, Yaralı Kalp, Çılgınlar Cehennemi 1970: Kara Gözlüm (Türkan Şoray ile ilk efsane ortaklık), Ankara Ekspresi, Dağların Kartalı, Meçhul Kadın, Yemen'de Bir Avuç Türk 1971: Üç Arkadaş, Unutulan Kadın, Kerem ile Aslı, Azrailin Beş Atlısı, Kara Gün, Mualla Altın Çağ: Kült aşk ve aksiyon filmleri (1972 - 1979) Kadir İnanır’ın Türk sinemasının zirvesine yerleştiği, "Deli Kadir" imajının oluştuğu ve unutulmaz aşk filmlerine imza attığı en üretken dönemidir. 1972: Dönüş, Utanç (5. Altın Koza - En İyi Erkek Oyuncu Ödülü), Leyla ile Mecnun, Baskın, Kanlı Para, Kopuk, Paprika Gaddarın Aşkı 1973: Ezo Gelin, Bitirim Kardeşler, Bitirim Sosyetede, Yaban, Hayat Bayram Olsa, Kambur, Gazi Kadın 1974: Almanyalı Yarim, Askerin Dönüşü, Ceza, Enayi, Sahipsizler, Uyanık Kardeşler, Yazık Oldu Yarınlara 1975: Baldız, Köprü, Pisi Pisi, Yatak Hikayemiz 1976: Devlerin Aşkı, Bodrum Hâkimi, Deprem, Taksi Şoförü, Alev, Silahlara Veda, İki Kızgın Adam
|
Usta oyuncunun aldığı ödüllerKadir İnanır, yarım asırlık sinema kariyeri boyunca hem sergilediği oyunculuk performanslarıyla "En İyi Erkek Oyuncu" ödüllerine layık görülmüş hem de Türk sinemasına katkılarından dolayı ülkenin en prestijli festivallerinden "Onur Ödülleri" almıştır. "En İyi Erkek Oyuncu" Ödülleri 1973 - 5. Adana Altın Koza Film Festivali: Utanç filmi ile "En İyi Erkek Oyuncu" (Kariyerindeki ilk büyük ödülüdür). 1986 - 23. Antalya Altın Portakal Film Festivali: Yılanların Öcü filmindeki "Karasu" rolüyle "En İyi Erkek Oyuncu". 1990 - 3. Ankara Film Festivali: Medcezir Manzaraları filmi ile "En İyi Erkek Oyuncu". Yaşam Boyu Onur ve Saygı Ödülleri Kadir İnanır, Türk sinemasının köşe taşlarından biri olması vesilesiyle çok sayıda saygın kurumdan onur ödülü almıştır: 2000 - 37. Antalya Altın Portakal Film Festivali: "Yaşam Boyu Onur Ödülü" 2007 - 40. Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) Ödülleri: "Onur Ödülü" 2011 - 18. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali: "Yaşam Boyu Onur Ödülü" 2012 - 3. Malatya Uluslararası Film Festivali: "Yaşam Boyu Onur Ödülü" 2016 - Almanya Film Festivali: "Onur Ödülü"İstanbul Film Festivali (İKSV): "Sinema Onur Ödülü" Cumhuriyet'in 100. Yılı Özel Ödülü 2023 - 30. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali: Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. yılına özel olarak, sinemaya bıraktığı devasa iz nedeniyle Türkan Şoray ile birlikte "Sinemamızın Yüzü" Özel Ödülü'ne layık görülmüştür. |
Kısa bir 'o Türkiye' parantezi; Ses dergisi yarışmasının Kadir İnanır'ı sinemaya kazandırdığı dönemde gazino sahnelerinde Zeki Müren, futbol sahalarında Metin Oktay vardı.
Bodrum Hâkimi, 1976

