T24 Haber Merkezi
CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, eski TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ, İmamoğlu'nun siyasi danışmanı Necati Özkan ve "etkin pişmanlık" ifadesi veren ve "ajanlık" ile suçlanan sanık Hüseyin Gün’ün “siyasal casusluk” iddiasıyla tutuklu yargılandığı davada ara karar açıklandı. Mahkeme, savcılığın talebi doğrultusunda dört ismin de tutukluluk halinin devamına karar verdi. Bir sonraki duruşma 6 Temmuz 2026’da görülecek.
BU HABERİ, T24 ABONELERİNİN DE
SAĞLADIĞI KATKIYLA OKUYORSUNUZ.
T24'E ABONE OL,
BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞİ DESTEKLE!
Zaten abone misiniz? Üye girişi yapın
Tutuklanan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı İmamoğlu ile Özkan, Gün ve Yanardağ’ın yargılandığı, haklarında 'Siyasal casusluk’ suçundan 15’er yıldan 20’şer yıla kadar hapis cezaları istenen davanın duruşması İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısında bulunan duruşma salonunda yapıldı.
14.40 - Ara karar: Tutukluluk devam edecek
Verilen aradan sonra “casusluk” davasında ara karar açıklandı.
Mahkeme, duruşma savcısının mütalaası doğrultusunda dört sanığın da tutukluluk hallerinin devamına karar verdi.
İmamoğlu, Özkan, Yanardağ ve Gün bu dosya kapsamında tutuklu yargılanmaya devam edecek.
Davanın bir sonraki duruşması 6 Temmuz 2026’da görülecek.
13.18 - Ara kararın görüşülmesi için duruşmaya ara verildi
Duruşmaya ara kararın verilmesi için ara verildi.
İmamoğlu İBB davasına geçmek için duruşma salonundan ayrıldı
İmamoğlu duruşma salonundan ayrılırken “Ayağınıza sağlık. Ara karara gelmeyeceğim. İBB davasına geçeceğim. Şimdi kötü bir laf ederim başıma iş açılır” dedi.
12.40 - Avukatlar savunma yaptı
Duruşma, avukat savunmalarıyla devam etti.
11.50 - Hüseyin Gün: Bu dosyada benimle beraber yargılanan kimseye casusluk iftirası atmadım, atmam
Pazartesi günü sorulan “örgüt yöneticisi misiniz?” sorusuna yanıt vermeyen Hüseyin Gün, bu soruya yanıt vererek mütalaaya karşı savunmasına başladı.
Gün, şu ifadeleri kullandı:
“Casusluk davası ile bir irtibatı olmadığını düşündüğüm için o sırada cevap vermedim ve susma hakkımı kullandım. Savunmamın bütünlüğü açısından faydalı olacağı için bu soruya huzurunuzda cevap vermek istiyorum. Ben bir örgüt yöneticisi değilim; örgüt kurmadım ya da bir örgütün üyesi değilim. Aynı zamanda varlığı ileri sürülen bir örgüte de bilerek yardım etmedim. Ben gerek emniyette verdiğim ifadede gerekse huzurunuzda verdiğim ifadede bildiklerimi devlet terbiyesi ve haysiyeti içinde tüm samimiyetimle aktardım ve bu dosyada benimle beraber yargılanan kimseye casusluk iftirası atmadım, atmam.
Bu beyanlarım, soruşturma savcılığınca olayın aydınlanmasına katkı sağlayacağı düşünülerek ‘etkin pişmanlık’ olarak kabul edildi. Bu tamamen savcının hukuki değerlendirmesinden ibarettir; ben de bu değerlendirmeyi kabul ettim. Zaten Sayın Başkan, ben emniyetteki ifademde ne örgüt yöneticisi olduğumu ne de casus olduğumu veya casusluk suçunu işlediğime dair herhangi bir ikrarda bulunmadım. Olmayan bir şey var olamaz.
Partili değilim ama benim için esas olan devlettir. Yurt dışında birçok icraatta bulundum. Ben buradan tüm devlet büyüklerine sesleneyim ve bilhassa MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin 31 Mart 2026'da meclisteki grup toplantısındaki konuşmasını referans göstereceğim izninizle. O günkü konuşmasında Sayın Bahçeli, FETÖ'nün hortladığını ve tekrardan aktifleştiğini, hareketlendiğini söylemiştir. Bu minvalde bu iddianame külliyen yok hükmündedir. Kimin casusuyum? Hangi devlet sırrını ifşa ettim? Kime servis ettim? Ne çıkar sağladım?
Şimdi iddianamede yazıyor; yok İsrail, yok İngiltere, yok Amerika. Yani benim yatırımlarımın olduğu ülkelere göre ben hem MOSSAD'mışım, hem CIA'ymişim hem de MI6. Nasıl oluyor bu? Peki, arkamdaki diğer 3 saygın isimle ne alaka? Ben 10,5 aydır tecrit altında olmama rağmen çözebildim.
Sayın Başkan, burada olmayan bir şey var edilmeye çalışılıyor. Sayın Başkan, kıymetli heyet; bu olacak iş değil. Yani sadece ocu, bucu, şucu olmadan Türk olmak yetmiyor mu? İlla bir mahalleden mi olmak lazım? İlla birisinin adamı mı olmak lazım? Ben sadece sade bir Türk vatandaşıyım. Ülkemi, toprağımı ve bayrağımı severim; bunun aksini gösteren hiçbir delil ne dosyada olabilir ne de dijital materyallerde olabilir.
Beraber yargılandığımız Sayın İmamoğlu'na 10 günlüğüne sosyal medya analizi yaptırdım diye bunun içinden bir manipülasyonun çıkarılabilmesi mümkün değildir. Çünkü bu, Türk milletine ve seçmenine hakarettir. Seçimleri Sayın Başkan, aday kazanır; yazılım değil. Yazılım sadece yüzde 1 veya bir tık üstü yardımcı olabilir, başka hiçbir açıklaması yoktur. Hele bilhassa 10 gün içinde olması mümkün değil. Diyeceklerim bunlardan ibaret. Ben sadece Yüce Türk Yargısı'na güvenimin tam olduğunu bilmenizi isterim. Bugün olmazsa yarın; ama adaletin tecelli edeceğine inancım tamdır.”
11.30 - Necati Özkan'dan iddianame eleştirisi: Delil yok, savcının yorumları var
Mütalaaya karşı savunma yapan Özkan, "Çıkar amaçlı bir iddianameden bahsediyoruz. Burada tek bir çıkar var. O çıkarı gerçekleştirebilmek için bu iddianame hazırlanmış ve bu çıkar bize şunu söylüyor: ‘Ekrem İmamoğlu'nu içeride tut, Merdan Yanardağ'ın malına el koy.’ Özeti bu; başka bir şey yok" dedi.
Davanın "siyasi" olduğu vurgusunu yapan Özkan, şöyle devam etti:
"Burada bir siyasi dava görülüyor ve biz bu siyasi davada olmayan bir suçtan dolayı, yapmadığımız bir eylemden dolayı kendimizi savunmakla meşgul ediliyoruz. Olmayan bir koyundan post çıkarma çabası bu. Hem İBB davası hem casusluk davası. İkisinin anlatmaya çalıştığı şey de aynı ve ikisi de dayanaksız. İkisinde de herhangi bir delil yok; Sayın savcının yorumları var, o kadar. O yorumların hiçbirisi hiçbir tanığın ifadesine, hiçbir sanığın ifadesine, hiçbir delile, hiçbir gizli tanığın ifadesine falan da dayanmıyor. Tümüyle mücerret yorumlar."
11.10 - Merdan Yanardağ: Amerikancı iktidar emperyalizminin iş birlikçileri yurtseverleri casuslukla suçlamaya kalkıyor!
İmamoğlu ardından savunma yapmak için sanık kürsüsüne gelen Merdan Yanardağ, "dikta hukuku" vurgusu yaparak şu ifadeleri kullandı:
"Amerikancı bir iktidar emperyalizmin iş birlikçileri bu ülkenin yurtseverlerini, solcularını, cumhuriyetçilerini casuslukla suçlamaya kalkıyor. Mahkeme kararları üzerinden oluşturulacak bir içtihatla bir dikta hukuku inşa etmeye çalışıyorlar.
Öyle bir iddianameyle yüz yüzeyiz ki ben 12 Eylül mahkemelerinde yargılandım, 12 Eylül döneminde böyle bir iddianame yoktu.
Bu iddianame gerçek anlamda bir siyasi savunmayı bile hak edecek bir donanıma, niteliğe, içeriğe sahip değil. Dili bir kere bozuk, Türkçesi bozuk. Sahte belgeler var. Ya bir ülkenin Cumhuriyet Savcılığı sahte belge koyabilir mi? Verilmemiş ifadeleri verilmiş gibi gösterebilir mi? Çarpıtabilir mi?
Bu ülkenin cumhuriyetçilerine boyun eğdirmeye çalışıyorlar. Niye? Bir darbe rejimi var. Neden? Rejimi değiştirecekler. Niye? Cumhuriyetin tasfiye sürecinden geçiyor bu ülke. Niye Ekrem İmamoğlu'ndan korkuluyor? Çünkü onları yenebileceğini gösterdi."
10.45 - İmamoğlu'ndan Özkan ve Yanardağ için tahliye talebi
Ekrem İmamoğlu, savunmasında Necati Özkan ve Merdan Yanardağ için tahliye talep etti. "Hukukun, adaletin namusunu koruyun" diyen İmamoğlu, şöyle konuştu:
“Direnmek kadar büyük bir mücadeleyi vermenin kararlılığı içerisindeyiz. Bu mücadelenin sonucu da milletin zaferiyle sonuçlanacaktır. Bu buradan bilinsin. Eğer tutuklamanın devamı talebine ilişkin bir mütalaaya karşı diyeceğimi soruyorsanız; cevabım çok yalındır: Sayın Necati Özkan ve Sayın Merdan Yanardağ'ı tahliye ediniz. Benim bu tutuklamaya karşı görüşüm ve talebim budur.
Türk yargısının şerefli, namuslu fertleri olarak, bu yüz karası durumdan bu milleti bir an önce kurtarın. Kurtarın. Başınızı yastığa rahat koyamazsınız, çok net. Bu ülkenin rayından çıkmış bu yargı düzeninin düzelmesine katkı sunmak zorundasınız. Hukukun, adaletin namusunu koruyun.
Bu salonda görülen bu dava, zannetmeyin basit, sıradan bir dava; uydurma casusluk ve vatana hainlik davası değil, gerçekten milletin bekası, geleceğiyle ilgili çok önemli bir davadır. Bu bağlamda lütfen bu ızdıraba, bu eziyete, bu rezilliğe son verin.”
10.20 - İmamoğlu: Bu iddianame hukuk cinayeti!
Savcının mütalaasına karşı savunma yapan İmamoğlu, şunları söyledi:
"Bu iddianame hukuk cinayetidir. Talimat doğrultusunda her şeyi yapabilecek kişilerdir. İddia makamının ipe un sereceğini tahmin ediyordum. Benim için fark eden bir şey yok. Aynı kara düzen devam etmektedir. İddia makamı siyasi iktidara bağlı bir ofis gibi çalışmaktadır."
"Casusluk" davasında 2. gün | Merdan Yanardağ: TELE1 üstünden manipüle etmişiz, Ekrem Bey seçimi öyle kazanmış; deli saçması!
10.20 - Savcı, mütalaasını sundu; tutukluluğa devam kararı talep etti
Davanın üçüncü celsesinde duruşma savcısı mütalaasını sundu. Savcı, delil toplama işlemlerinin henüz tamamlanmadığı ve adli kontrolün bu aşamada yeterli olmayacağını değerlendirdiğini belirterek bu aşamada tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini talep etti.
Savcı, mütalaasını şöyle sundu:
“Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı'ndan İBB'ye ait kullanılan IP adreslerinin ve ilgili sunucu sağlayıcılarının istenilmesi; ibb.gov.tr uzantılı sistemlere erişim sağlayan kullanıcı IP kayıtlarının tespiti; söz konusu IP adresleri üzerinden hangi kullanıcı hesaplarıyla giriş yapıldığının erişim, tarih ve saat bilgileriyle birlikte tespiti ve bu doğrultudaki log kayıtlarının tespitinin istenilmesi.
MİT Başkanlığı ve TEM Şube Müdürlüğü'nden; Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı'ndan temin edilen İBB'ye ait kullanılan IP adresleri ve kullanıcı bilgileri ile ilgili olarak iddianamenin 111, 122 ve 123. sayfadaki görsellerde yer alan e-mail adreslerinin gerçek olup olmadığının tespiti; e-mail'lerde adı geçen kişilerin suç tarihlerinde İBB'de çalışıp çalışmadıklarının tespiti; ibb.gov.tr uzantılı sistemlere erişim sağlayan kullanıcı IP kayıtları, erişim zaman damgaları, mail oturum kayıtları ve güvenlik log kayıtlarının tespiti; ilgili e-mail hesapları üzerinden ibb.gov.tr uzantılı sistemlere bağlı mail server, VPN, active directory, uzak erişim sistemleri veya diğer kurumsal sistemlere bağlantı sağlanıp sağlanmadığının tespiti.
Log kayıtlarının incelenerek yetkisiz erişim, veri sızıntısı veya hesap ele geçirilmesi bulgularının tespiti; gelen ham verilerin düzenlenerek rapor haline getirilmesinin istenilmesi; iddianamede ve sanıkların dijital inceleme raporlarında yer alan bilgi ve belgelerin devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgiler olup olmadığı yönünde görüş bildirilmesinin istenilmesi; tanıklar için işlem tesisi; sanıkların ve sanık müdafilerinin taleplerinin dosyaya bir yenilik katmayacağı anlaşıldığından reddine karar verilmesi; sanıkların üzerine atılı suç bakımından suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması, atılı suçun vasıf ve mahiyeti, atılı suçun kanunda öngörülen cezasının alt ve üst sınırları, tutuklu kalınan süre ile atılı suç için kanunda öngörülen ceza miktarına göre tutukluluk süresinin ölçülü olduğu.
Delil toplama işlemlerinin henüz tamamlanmadığı, adli kontrolün bu aşamada yeterli olmayacağı değerlendirilmekle; bu aşamada tutukluluk halinin devamına karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur.”
VakıfBank 7. kez Avrupa Şampiyonu | Yiğiter Uluğ ve Eray Özer’le Gazozuna![]() |



