Biz çok şanslıydık… Benim kuşağım, yani 90’ların başında üniversite çağında olanlar, Türkiye’de kültürel anlamda tüm zamanların en iyi gençliğini yaşadılar. Sinema, tiyatro, edebiyat, müzik, gece hayatı… Hepsi ulaşılabilir ve de ulaşılasıydı. İnternetin olmadığı bir dönemde küresel popüler kültüre hâkim olmak merak, beceri ve çaba gerektirirdi. Bu yüzden de o her şarkısının emek emek seçilerek kasetçilere doldurtulduğu karışık kasetler, kataloğu bir hafta çalıştıktan sonra seçtiğimiz biletler için gişenin başında sabahladığımız film festivalleri, televizyonda yakalamamızdan sonra hit olan şarkıların kliplerin detayları, harçlığımızı yatırdığımız yabancı pop müzik dergileri çok değerliydi.
X kuşağı, bizim gençliğimize hep özenip durmuş Milennial’lar ve bütün bunları masal gibi dinlemiş Z ve Alfa kuşağı, kemerleri bağlayın… 2026’ın en uzun gecesinde, 21 Haziran’da hepimizi güzel zamanlara, 90’lar pop dünyası ruhuna geri ışınlayacak bir festival yaşanacak: Throwback Festival…
Ace of Base
“What Is Love”, “Rhythm Is a Dancer”, “No Limit”, “The Rhythm of the Night”, “Be My Lover”… Hatırladınız mı? Bir dönemin hafızasına neredeyse fark edilmeden yerleşti onlar. Şarkılar hemen kafanızda dönmeye başlamış olsa bile belki akımı unutmuşsunuzdur. Eurodance deniyordu bu akıma, elektronik dans müziğini pop melodileriyle birleştiriyordu. Fakat 90’ların başında Türkiye’de Eurodance bir konser müziği değil, bir gece hayatı fonuydu. Bu şarkılarla Parkorman’da ya da büyük festivallerde değil; Taksim’in sis makineli kulüplerinde, Ortaköy barlarında, Bodrum gecelerinde, yazlık disko ve barlarda karşılaştık. Kimi zaman televizyonda denk gelen bir kliple, kimi zaman elde dolaşan karışık kasetlerle hayatımıza girdiler. Aynı zamanda, o dönemin gece hayatında DJ’lik çok “küratörlük” gerektiren bir meslek değildi ve bu şarkılarla Türkçe pop’un hitleri aynı sette, aynı gecede pekâlâ arka arkaya çalınabilirdi. Haddaway’in “What is Love”ını Yonca Evcimik’in “Abone”si, Snap!’in “Rhtym is a Dancer”inı Burak Kut’un “Benimle Oynama”sı takip edebilirdi ve hatta etmeliydi. Zaten, Eurodance, 90’larda Türkçe popun ritmini ve üretim dilini kökten değiştirdi. Şarkılar daha hızlı, daha dans odaklı ve daha “club” merkezli bir yapıya büründü; synth ağırlıklı altyapılar ve akılda kalan basit nakaratlar standart hâle geldi. Yonca Evcimik’ten Tarkan’a, Burak Kut’tan Kenan Doğulu’ya uzanan bu yeni pop dili, Avrupa’daki club sound’unun yerelleşmiş bir karşılığı gibi şekillendi. Türkçe pop’un altın yılları boşuna 90’lar olmadı yani…
Snap!
Fakat aslında pop kültürel anlamda bu kadar önemli olan Haddaway, Snap!, Corona, 2 Unlimited ya da Culture Beat gibi isimler bizim için çoğunlukla “orada bir yerde”ydi: sesleri vardı ama bedenleri yoktu, çünkü hiç buraya gelmediler. Türkiye’de Eurodance kuşağı bu müziklerle yıllarca dans etti, ama onları canlı sahnede izleme deneyimini yaşayamadık. (O evde, partide, club’da dinlediğin müzisyenin konserine gidebilme lüksünü 2000’lerin başında efsane festivallerle elde ettik; hey gidi tamamı asla hatırlanmayan, sürekli birilerinin kaybolduğu Parkorman geceleri, Massive Attack’lar ve Moby’ler ve Fatihless’lar)… 21 Haziran’da İstanbul’da düzenlenecek Throwback Fest tam da bu yüzden yalnızca nostaljik bir festival değil; 90’ların televizyonlardan, discolardan ve yaz gecelerinden taşan soundtrack’inin nihayet fiziksel bir karşılaşmaya dönüşmesi...
Haddaway
Eurodance projeleri aslında sabit gruplardan çok prodüktör odaklı stüdyo projeleriydi; sahnedeki yüzler zamanla değişti ya da ayrıldı. Biraz da bu sebeple, 2 Unlimited’ın altın dönemini seslendiren Anita Doth ve Capella’nın en bilinen dönem vokallerinden Kelly O, “Ace of Base”ten Jenny Berggren bugün bu projelerin “ikonik seslerini” temsil eden isimler olarak sahneye çıkıyor ve onlar geliyor. Hoş, hepsi o kadar akılda kalan, 30 yıldır asla unutulmayan şarkılar ki, açıkhava’da dev bir sahne kurulsa ve bu hitler arka arkaya cansız çalınsa bile koşturarak gidecek bir kitle var. Fakat öyle olmayacak, gençliğimizin soundtrack’i ilk kez Uniq Açıkhava’da kanlı canlı karşımıza çıkacak. Bu yaz tek bir konser izleme hakkım olsa, hiç düşünmeden sadece buna giderdim… Biletler biletix’te…


