Padişahın eteğini sadece “baş defterdar” öpmüyor

Padişahın eteğini sadece “baş defterdar” öpmüyor

Bugün salt mali teknik önlemlerle fon krizini, halkın yatırdığı paralara zarar vermeden çözmek mümkün. Siyasi baskıdan bütünüyle uzak, nereye kadar giderse gitsin, yolsuzluğu ortaya çıkarmayı hedeflemiş liyakatlı bir ekiple... Osmanlı’nın en büyük padişahı Fatih Sultan Mehmet boşuna “baş defterdarım eteğimi öpmeyecektir” dememiş!

Padişahın eteğini sadece “baş defterdar” öpmüyor

“Malımın vekili baş defterdarımdır”.

Osmanlı’da Hazine...

Savaş ganimetlerini kaydetmek, devletin güvenliği altına almak için kuruluyor.

Bu adım Padişah I. Murad (1362 - 1389) zamanında atılıyor.

Fatih Sultan Mehmet zamanında “Kanunname-i Ali Osman”, Osmanlı Kanunu ile Hazine yasal kimlik kazanıyor. Kanunnamede Hazine’nin nasıl ve kimler tarafından yönetileceği ayrıntılarıyla

kural haline getiriliyor, bir tür yasa.

Sadrazamın ve diğer vezirlerin görev ve yetkileri sayılırken, sıra Osmanlı’nın malına geliyor. Kanunnamenin en hassas noktalarından biri o malları yönetecek kişinin yetkileriyle ilgili.

Osmanlıda “mal”, bütün varlıkların, malın mülkün tek sahibi var, o da Padişah. Fatih Sultan Mehmet, Kanunname’de “malımın vekili baş defterdarımdır” yasasını getirirken, bütün mal ve mülkün yönetimini ona, yani bugünkü Hazine ve Maliye Bakanına bırakıyor. O yasa Osmanlı Devleti ayakta kaldığı sürece yürürlükte kalıyor. Osmanlı’nın gerilemesiyle birlikte aşınsa bile.

İtaat ve sadakat

Kanunnameye göre, baş defterdar ülkede mali işlerden sorumlu bütün görevlilerin üstünde ve her türlü yetkiye sahip:

“-Hazinenin anahtarları onda.

-Onunu izni olmadan tek akçe harcamak mümkün değil”.

Yetki baş defterdarın hiyerarşideki yerini de belirliyor.

“- Padişahın mührü üç kişide, kendisinde, veziriazamda ve baş defterdarda bulunabiliyor.

-Divanda veziriazamla birlikte yemek yiyebileceği belirtiliyor.

-Kararlara attığı imzanın kuyruklu, yani uzun olması öngörülüyor, Hazine’den sorumluluğun göstergesi olarak”.

En dikkat çeken kurallardan biri etek öpmeyle ilgili. Osmanlı’da etek öpmek, mutlak itaat ve sadakatın simgesi.

“Padişahın eteğini öpmeyecek çok az devlet büyüğü arasında baş defterdar da yer alıyor”.

Dolayısıyla, Padişah baş defterdarın, yani bugünkü Hazine ve Maliye Bakanının bağımsızlığını kabul etmiş oluyor.

Dikkat çeken nokta şu.

Bu ölçüde önem verilen bir göreve Padişahın atadığı insanlar, “en liyakatlı, en bilgili, engin görüşlü” kişilerden seçiliyor, hiç de sıradan insanlar değiller.

Osmanlı’daki bu kurallar Cumhuriyet dönemine yansıyor. Cumhuriyet hükümetlerinde Maliye Bakanlarının ve maliyecilerin ayrı bir yeri var, Dışişleri ile birlikte ön saftalar.

Banker Kastelli

Bugün yaşanan fon yolsuzluğunun, ağır mali sorunun yakın tarihimizde iki benzeri var.

İlki, 1982’de o dönemin tanımlamasıyla Banker Kastelli faciası. Şimdi daha yüksek gelir elde etmak amacıyla, insanlar Borsada nasıl hisse senedi satın alıyorsa, o tarihte de, bankerler bankalardan daha yüksek faiz vererek garip miktarlarda para topluyor. Neredeyse, her köşe başında bir banker.

En yüksek faizi Banker Kastelli veriyor, onun için çok para  topluyor ama, bir yere kadar. Faizleri ödeyemez duruma düşüyor ve yurt dışına kaçıyor.

Yönetimde 12 Eylül askeri cuntası var. Cunta ne yapıyor?..

Dönemin en deney sahibi, en liyakatli maliyecilerini görevlendiriyor, maliyeciler ne derse, cunta onu yapıyor, onlara karışmıyor ve halkın parası kurtuluyor.

Bankaların batışı

Yakın tarihteki ikinci büyük mali kriz, 2001’de yaşanıyor, on üç özel banka batıyor.

O sırada iktidarda DSP - ANAP - MHP koalisyonu var, Başbakan Bülent Ecevit, Başbakan Yardımcıları Mesut Yılmaz ve Devlet Bahçeli.

Onlar da, yetkin maliyecileri görevlendiriyor. Bankalar batıyor ama, yaklaşık bir yıl süren mali operasyon sonucu halkın parası kurtuluyor.

Gerek Banker Kastelli, gerekse batan bankalar krizinde en önemli görev, Maliye Müfettişi kökenli, Hazine Genel Sekreteri Tevfik Altıok’a veriliyor.  

Altınok yıllar sonra o tarihlerde atılan adımları anılarında anlatıyor.

Ne yapıldı?

Her iki mali krizde de:

“-Rant kapıları kapatılıyor.

-Vergi düzenlemesine gidiliyor.

-Devlette tasarrufa öncelik veriliyor.

-Halka güven aşılanıyor”.

Ve bir dizi mali kararla, biri askeri cunta, diğeri koalisyon dönemi, nasıl başarılıyor?..

Bağımsız, el etek öpmeyecek, liyakatlı kişiler sayesinde.

Ve bugün

Bugün salt mali teknik önlemlerle fon krizini, halkın yatırdığı paralara zarar vermeden çözmek mümkün mü?..

Mümkün.

Nasıl?..

Amcasının oğlu, dayısının bacanağı, partisinin ilçe başkanının kardeşi olmayan, işin gerçek uzmanı kişilere yetki vererek.

Siyasi baskıdan bütünüyle uzak, nereye kadar giderse gitsin, yolsuzluğu ortaya çıkarmayı hedeflemiş liyakatlı bir ekiple.

İki örnek işte ortada.

Osmanlı’nın en büyük padişahı Fatih Sultan Mehmet boşuna “baş defterdarım eteğimi öpmeyecektir” dememiş!..


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler