Büyüteç okurlarının yakından izlediği “Sisli Vadi” yargılaması sürecinde ilginç bir gelişme yaşandı önceki hafta.
Gündemin elverdiği ölçüde konu ettiğim Sisli Vadi dosyası kapsamında “skandal” bir yargılama başladı Demirköy Adliyesi’nde.
Bilindiği üzere; İğneada longoz ormanlarında 2023’te gerçekleşen ve 6 kişinin yaşamını yitirdiği sel felaketiyle ilgili ceza davası devam ediyor. Yargıtay’dan bozulan dosya bir kez daha Kırklareli Adliyesi’nde görüldü ve geçtiğimiz günlerde tamamlandı. Yargılamayı yürüten Kırklareli 2. Ağır Ceza Mahkemesi, ilk kararında direnerek sanıklara aynı cezayı verdi.
Yeni gelişme ise asıl dosyanın konusu olan Sisli Vadi (Foggy Valley) adlı tesiste ortaya çıkan ihmallere karşı soruşturma ve kovuşturma sürecinde “yalancı tanıklık yapılması istenildiğinin” ortaya çıkması.
Tesis sahiplerinin, aynı zamanda arazi komşusu Caner Çığal’dan “para karşılığı” yalancı tanıklık yapılmasını istemesi, yeni davanı açılmasına yol açtı.
Kırklareli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianamede, tesisin sahibi tutuklu sanık Bülent Bayrak’ın babası Bahri Bayrak ve tesisin sorumlusu Burhan Kip sanık oldu. Ayrıca Bayrak ve Kip’le birlikte süreçte birlikte olduğu anlaşılan Bayrak ailesinin avukatı Evren Karaloğlu hakkında da mevzuata göre ayrı soruşturma başlatıldı.
Sanıklar hakkında, Türk Ceza Kanunu’nun 277/1 hükmüne göre “yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs” suçunu işledikleri iddiasıyla iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası istenilen iddianameye göre olayları gelişimi şöyle yaşandı:
Sel felaketinde kızı ve damadını kaybeden Safiye Yaşa, geçen yıl haziran ayında adını gizli tuttuğu bir kişiden gelen mesajda, sanık Bülent Bayrak’ın babası Bahri Bayrak ile Caner Çığal adli kişi arasında “para karşılığı yalancı tanıklık yapılması” çerçevesinde görüşmeler yapıldığı bilgisine ulaştı.
Kamuoyunca, kaybettiği iki evladının hakkını aramak için gösterdiği olağanüstü çabayla tanınan Safiye Yaşa, gelen bilgi üzerine iddianın peşine düştü.
Sonrasında iddianın doğruluğunu kendi kaynaklarından sağlayan Yaşa, dilekçe ile savcılığa başvuruda bulundu.
Para ve bungalov teklifi
Kırklareli Cumhuriyet Başsavcılığı yürüttüğü soruşturmada, Sisli Vadi adlı tesisin komşusu olan Çığal’a yönelik para karşılığı mahkemede yalancı tanıklığı ortaya koyan telefon görüşmesine dair ses kaydına ulaşıldı.
Zaten savcılığın bilgisine başvurduğu Çığal, ifadesinde bu bilgiyi doğruladı. Çığal ifadesinde şöyle dedi:
“(…) Sel olayından yaklaşık bir ay sonra Bahri Bayrak, Burhan Kip ve Bülent’in avukatı olduğunu bildiğim Evren Karaloğlu, İğneada’da bulunan bir kahvehanede yanıma geldiler. Bu olaya kardeşim Hakkıcan Çığal, arkadaşım Ömer ve babam şahittir.
Bahri Bayrak ve Burhan Kip, beni arayarak ‘konu ile alakalı seninle görüşeceğiz’ dediler. Ben de kendilerini kahvehaneye çağırdım. Geldiklerinde Avukat Evren Karaloğlu da yanlarındaydı. Gelmeden önce beni yalnızca bir kez aradılar. Sonra yanıma geldiler.
Geldiklerinde bana yazdıkları yazıyı göstererek ‘bu şekilde ifade verir misin’ diye sordular. Yazı da ne yazdığını tam olarak hatırlamıyorum. O şekilde ifade vermeme karşılık bana 700 bin lira para teklif ettiler. Parayı, bana Bahri Bayrak ve Burhan Kip teklif etti.
Jandarma’daki ses kaydı
Bana verdikleri yazı bilgisayar çıktısı bir yazıydı. Yazıya baktığımda tanımadığım isimler vardı. Ben de ‘böyle bir ifade veremem’ dedim. Avukat ifade vermem için bana bir söylemde bulunmadı. Ayrıca Bahri Bayrak bana ‘sana bir bungalov ev vereceğim’ dedi.
Ben, Bahri ve Burhan ile telefonda görüşürken ses kaydı aldım. Bu ses kaydını da İğneada Jandarma’da Uğur Astsubay’a verdim. Ses kaydında bana para teklif ettikleri geçiyordu. Ses kaydında Bahri ve Burhan’ın sesleri geçiyordu ancak Avukat Evren’in ses kaydında sesi yoktu. Avukat Evren ile telefonda hiç görüşmedim.
Ben mahkemede kendi bildiğim ne ise, onu doğru şekilde söyledim. Kimsenin etkisi ile bir beyanda bulunmadım. Onların belirttiği ifadeyi vermedim diye beni hırsızlıkla suçladılar. (…)”
Savcılık, Çağıl’ın iddiasına karşın, şüpheliler Bahri Bayrak ve Burhan Kip’in de ifadesini aldı. Kolayca tahmin edileceği üzere her iki şüpheli de Çağıl’ın anlatımlarını kabul etmedi.
İfadenin yalan olduğunu ve suçsuz olduklarını öne sürdüler.
Savcılık, soruşturma çerçevesinde Çığal’ın kardeşi, Hakkıcan Çığal’ın da ifadesine başvurdu tanık sıfatıyla.
Hakkıcan Çığal’ın ifadesi iddianamede özetle şöyle yer aldı:
“(…) Bahri Bayrak, Burhan Kip ve yanlarında ismini bilmediğim bir kişiyle abim Caner Çığal’ın yanına bizim kahvehanemize geldiler. Bir masaya oturdular. Ben bu sırada masalardaki diğer müşterilere çay dağıtıyordum. Ara sıra onların masasına da gittim, merhabalaştım, sohbet ettim.
Masalarına gittiğim bir esnada abim Caner Çığal’a, Bahri Bayrak ‘bir gün önce gelirsin avukat sana ne söylemen gerektiğini söyleyecek. Onları söylediğin takdirde, sen de benim oğlumsun biz orayı gözden çıkarttık (Sisli Vadi tesisi için, Y.N.) Orada işine ne yarıyorsa alabilirsin ve sana yaklaşık 700 bin lira para veririm’ dediğini duydum.
Abim, Bahri Bayrak’a ‘ben avukatı dinlerim, ancak kendim ne gördüysem onları söylerim görmediğim bir şeyi söyleyemem’ diye cevap verdi. Yaklaşık bir saat oturup konuştuktan sonra kalkıp gittiler. (…)”
Görüldüğü üzere, Bayrak Ailesi’nin, ihmaller zinciri tespit edilen sel felaketinden yakayı kurtarmak amacıyla deyim yerindeyse “tüm düğmelere bastığı” anlaşılıyor.
Bu arada bir ilave bilgi vereyim; dönemin Kırklareli valileri Osman Bilgin ile Birol Ekici hakkındaki yargı dosyası, Kırklareli Adliyesi’nden epeyce zaman önce Ankara’ya, Yargıtay’a gönderildi.
Dosya, halen ilgili dairede “hareketsiz” biçimde duruyor.
Safiye Yaşa
Yaşa, Gürlek’ten randevu bekliyor
Gelişmeleri sormak amacıyla iki evladını yitiren Safiye Yaşa’yı telefonla aradığımda acılı anne Ankara’da, Adalet Bakanlığı önündeydi.
Yaşa, Kahramanmaraş depreminde mağdur olan ailelerin hak arama eylemine destek olmak ve Adalet Bakanı Akın Gürlek’ten daha önce talep ettiği randevuya ulaşmak amacındaydı.
Yalancı tanıklık davasını sorduğumda, Demirköy Adliyesi’nde eylülün ilk haftası görülen ikinci duruşmaya katıldığını anlattı. Duruşmada, kendisine para teklif edilen Çağıl’ın yaşananları bir kez daha anlattığını söyledi.
Yaşa, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın kendilerine destek verdiğini anlattı. Hatta Adalet Bakanı Gürlek’ten randevu alınması için Bakan Göktaş’ın devreye girdiğini söyledi. Adalet Bakanı Gürlek’in Edirne ziyareti sırasında hazırladığı dosyayı bizzat teslim ettiğini anlatan Yaşa, amacının Gürlek’le görüşmek olduğunu vurguladı.
Fotoğraf: Türkiye Milli Paralimpik Komitesi
Paralimpikten gelen madalyalar
Engelliler, toplumun en özellikli gruplarından.
Kimisi doğuştan gelen, kimisi hayatın akışı sırasında yaşanan engellilik hali sonrasında bireyler, yaşama küsmeyip spor alanlarında başarıdan başarıya koşuyorlar, engelsizlere inat!
Kocaeli’ndeki son Paralimpik Yüzme Avrupa Şampiyonası’nda parasporcular yarıştılar. Yarışlarda 10’u Dünya, 17’si Avrupa rekoru olmak üzere 27 rekor kırıldı. Ev sahibi Türkiye, organizasyonu 9 altın ve 7 gümüş olmak üzere toplam 16 madalyayla tamamladı.
Yüzmede son yılların en başarılı şampiyonası geride kaldı. Parasporcularımız başta olmak üzere, aileleri, eğitmenleri ve spora gönül verenleri kutlamak gerek.
Paralimpik sporlara gönül verenler arasında Türkiye Milli Paralimpik Komitesi Başkanı Murat Aksu var.
Epeyce zamandır bu konuda ekibiyle birlikte çaba harcıyor.
Aynı zamanda hem Beşiktaş camiasından hem de babası eski İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu’dan dolayı tanışıklığımız çerçevesinde neler hissettiğini sordum.
Şöyle konuştu Aksu:
“(…) Yıllardır bu işin içindeyim ama Kocaeli’de gördüğüm tabloyu tarif etmek gerçekten zor. İlk kez milli formasını giyen bir sporcunun, suya atlamadan önceki o heyecanı; yarışı bitirdikten sonra tribüne dönüp ailesini aradığı o bakışı gördüğümde, neden bu kadar emek verdiğimizi bir kez daha hatırladım.
Madalyalar, rekorlar, tablolar, hepsi kıymetli. Gebze’nin havuz kenarını dolduran o coşku, başka şehirlerden, ülkelerden gelen seyirciler Parasporun aslında sadece bir yarış değil, bir aidiyet meselesi olduğunu bana yeniden gösterdi.
Bu havuzda başlayan sekiz yeni sporcunun kariyeri, kırılan rekorları, yaş ortalaması 23 olan o pırıl pırıl genç ekibimi düşününce, aslında bugünü değil geleceği izlediğimizi anlıyorum. İçimde buruk bir gurur var; çünkü bir şeyin bittiğini değil, çok daha büyük bir şeyin başladığını biliyorum. Türkiye bu şampiyonayla kendine olan inancını tazeledi, ben de buna yürekten inananlardan biriyim. (…)”
Bizlerin televizyon başındaki heyecanı, yarışları bizzat takip edenlerin yanında hafif kalıyor.
Paragençlerimizi, daha nice başarılarda görmek dileğiyle kalpten kutlama zamanı şimdi.
Soylu’nun danışmanı Özarslan’ın ekibinde!
CHP’den seçildikten sonra kısa süre önce AKP saflarına geçen Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan, iktidar kadrolarından transfer yapmakta gecikmedi.
AKP İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu’nun İçişleri Bakanı olduğu dönemde sosyal medya danışmanı olan Mehmet Burak Gültekin, bizzat Özarslan’ın onayıyla Keçiören Belediyesi Bilgi İşlem Müdürü olarak atandı.
Gültekin, yeni görevine ağustos sonu itibarıyla başladı.


