Polisten “sınır ötesi” yeni nesil çete operasyonu

Polisten “sınır ötesi” yeni nesil çete operasyonu

Özellikle pandemiden sonra ortaya çıkan silahlı çetelerin faaliyetlerinin önlenmesi amacıyla Emniyet Genel Müdürlüğü, farklı mücadele yöntemleri uygulamaya başladı geçen yıldan itibaren. Polisiye tedbirlerle yani savcılıklar koordinesinde ülke genelinde yürütülen adli soruşturmalar, yöntemlerden birisi. Örgütlerin lider kadroları, çok da zahmet göstermeden eylemlerde rol alacak örgüt üyelerini bulup görevlendiriyor. Onlarca, yüzlerce şüpheli; gözaltına alınıyor, tutuklanıyor

Polisten “sınır ötesi” yeni nesil çete operasyonu

Ülkenin kamu güvenliğini tehdit eden suçların arasında, belki de en üst basamakta “yeni nesil suç örgütleri” adı verilen organize çetelerin faaliyetleri öne çıkıyor bir süredir. 

Özellikle İstanbul’da, semtler bu çeteler arasında pay edilmiş durumda. “Sempatik olsun” diye olsa gerek çizgi film kahramanlarının isimlerini benimseyen bu suç gruplarının eylemlerini hemen her semtte görmek mümkün.  

Yakın zamanda Ankara’yı mesken tuttular. Savcılık soruşturmalarından da anlaşılıyor zaten. 

Cinayet, adam yaralama, kurşunlama, adam kaçırma, yağma, haraç alma, bu grupların faaliyet alanlarından.  

Fazla finansal maliyeti olmayan anlaşmalarla harekete geçen bu gruplar, eylemleriyle kamu güvenliğinin içinden geçiyorlar adeta.  

Elbette benzer süreçlerde yaşandığı üzere, geceden sabaha kadar geçen zaman aralığında oluşmadı bu işler. 

Ne zaman ve hangi koşullarda oluştuğu, ne tür şartlar ve ortamda geliştiği toplumun her kesimince biliniyor artık. 

“Birileri”nin bireysel menfaatler çerçevesinde yol verdiği bilinen silahlı çetelerin enkazının kaldırılıp, kamu güvenliğinin yeniden kurulmasının sağlanması biraz zaman alacak kuşkusuz. 

Tabii, silahlı çetelerle mücadele başlatıldığı ifade edilen güvenlik politikasının da arkasında irade gösteren bir idare olması şart. 

Emniyet’in çetelerle yeni mücadele yöntemleri 

Sık sık bu gruplara yönelik operasyonlar yapılıyor. Ancak her operasyonda görülüyor ki, ülkedeki toplumsal yaşam biçimi, bireyin gelir gider dengesindeki negatif sonuçlar, suç gruplarının insan kaynağına ulaşmasını fazlasıyla kolaylaştırıyor.   

Özellikle pandemiden sonra ortaya çıkan silahlı çetelerin faaliyetlerinin önlenmesi amacıyla Emniyet Genel Müdürlüğü, farklı mücadele yöntemleri uygulamaya başladı geçen yıldan itibaren.  

Polisiye tedbirlerle yani savcılıklar koordinesinde ülke genelinde yürütülen adli soruşturmalar, yöntemlerden birisi. 

Örgütlerin lider kadroları, çok da zahmet göstermeden eylemlerde rol alacak örgüt üyelerini bulup görevlendiriyor. Onlarca, yüzlerce şüpheli; gözaltına alınıyor, tutuklanıyor. 

Yine soruşturmalardan anlaşılan o ki; örgütlerin gerek yurt içinden gerekse yurt dışından “çok ciddi” miktarda yasal olmayan gelirleri var. 

Emniyet Genel Müdürlüğü, mücadeleye yeni boyut getirip silahlı çetelerin yurt dışındaki gelirlerinin kontrol altına alınması sağlamaya başladı bir süredir. Ülkelerle “kamu güvenliği sağlanması” çerçevesinde yapılan görüşmelerde, çetelerin yurt dışındaki finansal kaynakları kurutulmaya başlandı. 

Türkiye’deki hesaplara para girişi fazlasıyla kısıtlandı. 

Son dönemde yurt dışında da sıkça görülmeye başlanan yeni nesil suç örgütlerinin eylemleri, bu sürecin yansıması. Özellikle Avrupa ülkelerinin, Türkiye’nin çetelerin gelirlerine yönelik finansal mücadelesine kendi ülkeleri üzerinden destek sağlamasına karşı suç örgütlerinin gerçekleştirdiği eylemlerle tepki vermesi şeklinde değerlendiriliyor. 

Emniyet Genel Müdürlüğü’nün uygulamaya koyduğu diğer bir yöntem ise, yurt dışı operasyonlar.  

Kamuoyuna açıklanan verilere bakıldığında, hemen her hafta onlarca firari yurtdışından Türkiye’ye getiriliyor. Teslim adreslerinin başında Gürcistan geliyor. 

Türkiye ile Gürcistan arasında güvenlik ve suçla mücadele konusunda çok iyi ilişkiler kurulmuş durumda. 

Her ne kadar, Türkiye’de suç işleyenlerin firar adreslerinin başında Gürcistan gelse de, son bir yılda en çok firarinin yakalanıp teslim edildiği ülkelerin en tepesinde Gürcistan geliyor. 

Hem İçişleri Bakanlığı hem de Emniyet Genel Müdürlüğü düzeyinde yakın iş birliği kurulmuş durumda.  

Türk polisi, ilk kez yurt dışı operasyonda görev aldı 

Yakın zamanda yaşanan bir olay, belki de polis teşkilatının tarihinde ilk olarak kayıtlara geçti. 

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, beraberinde Emniyet Genel Müdürü Ali Fidan, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Ali Çardakçı ve üst düzey yetkilerle Tiflis’e gitti. 

İşbirliğinin geliştirilmesi kadar aynı zamanda “bir teşekkür” ziyaretiydi bu.  

Çünkü, ziyaretten kısa süre önce Emniyet Genel Müdürlüğü’nün ilgili birimleri daha önce olduğu gibi kimi firarilerin bilgileri Gürcü mevkidaşlarıyla paylaşıp operasyon talep etti. Gürcüler’den gelen olumlu yanıt sonrasında emniyet teşkilatında ilk kez gerçekleştirilen bir operasyon için düğmeye basıldı. 

Operasyon için Türkiye’den özel polis ekibi “yurt dışı görev” onayıyla Gürcistan’a götürüldü. Ekipteki polisler, Gürcü meslektaşlarıyla beraber daha önceden belirlenen evlere yapılan baskınlarda “aktif” görev aldı. Silah kullanmadılar, ancak firarilerin gözaltına alınmasına bizzat eşlik ettiler. Yakalananlar arasında henüz adı duyulmamış yeni nesil suç çetelerinin üyeleri vardı.  

Özel operasyonda yakalanan firarilerden 22’si geçen hafta Türkiye’ye iade edildi. Kalanlar ise, Gürcistan’da işledikleri suçlarla ilgili cezayı çektikten sonra iade edilecekler. 

Öte yandan edindiğim bilgiye göre; farklı yöntemlerle başlatılan mücadele nispeten etkisini göstermiş durumda.  

Eldeki veriler, çetelerin silahlı eylemlerinin bu yıl içinde geçen yıla oranla yüzde 61 düştüğünü ortaya koydu. Ayrıca “motorlu” çete eylemlerinde ise yüzde 50 azalma görüldü.  

Aynı verilerde, özellikle Casperler adına gerçekleştirilen telefonlu tehdit ve para isteme eylemlerinin yüzde 90’nından fazlasının “dolandırıcılık çetelerinin işi olduğu” ifade ediliyor.  

Rakamsal veriler kötü değil, ancak yeterli de değil. Dediğim gibi, enkazı kaldırmak kolay olmamakla birlikte imkânsız da değil! 

Ve FETÖ Borsası cinayetinin kilit ismi ilk kez hakim karşısında 

FETÖ’yle mücadele sürecinde en dikkat çeken olaylardan birisiydi eski AKP İzmir İl Başkan Yardımcısı Ahmet Kurtuluş’un öldürülmesi.  

Kurtuluş, İzmir’de savcılık ve emniyetten bazı isimlerin adının karıştığı “FETÖ Borsası” iddialarının merkezindeki isimdi.  

İzmir’deki FETÖ Borsası ve sonrasında yaşanan cinayetle ilgili epeyce yazı kaleme aldım Büyüteç’te. Birisinin linkini meraklısı için buraya bırakıyorum.

Linkini verdiğim yazıyı okumanızı tavsiye ederim; bakın, hangi tanıdık isimleri göreceksiniz! 

Okumayanlar için kısa bir bilgi tazelemesi yapmakta fayda var. 

Adli ve idari soruşturmalarla ortaya çıkan bilgilere göre; 17-25 Aralık 2013 ve 15 Temmuz 2016 süreçleriyle birlikte İzmir’de, adliye ve emniyetin bir grup iş insanına yönelik yürüttüğü FETÖ soruşturmaları hakkındaki bilgiler, emniyet tarafından dönemin AKP İl Başkan Yardımcısı Ahmet Kurtuluş’a sızdırıldı. 

Kurtuluş da, para sahibi iş insanları hakkındaki kritik bilgileri, İzmir ve çevresinde faaliyet gösteren suç örgütü lideri Serkan Kurtuluş’a ulaştırdı! 

Diğer bir deyişle FETÖ’yle bağı olduğu iddia edilen iş insanlarından maddi menfaat sağlamayı amaçlayan adliye personeli ve polislerin, Serkan Kurtuluş’la bağını kurdu.  

AKP’li Kurtuluş’tan bilgileri alan suç örgütü lideri olduğu iddia edilen Serkan Kurtuluş da söz konusu bilgileri, muhatabı iş insanlarına ulaştırıp “paraya çevirdi.” Yani diğer bir deyişle paralarına çöktü. 

Bir grup kamu görevlisinin adının geçtiği yolsuzluk işleri, ekibin kendi içinde yaşanan olaylarla gün ışığına çıktı.  

Başlatılan yargı aşamasında eski AKP İl Başkan Yardımcısı Ahmet Kurtuluş, itirafçı oldu. Sürecin içindeki siyasileri yargı önünde anlattı. Beş ay kadar cezaevinde kaldı. Tahliye olması sonrasında, polis kılığına giren tetikçinin 30 Mayıs 2019 akşamı evine gelip silahını ateşlemesiyle küçük çocuğunun gözü önünde öldürüldü. 

Cinayeti planlayan ve gerçekleşmesini sağlayan ise Serkan Kurtuluş ile ekibiydi. Kurtuluş’u öldüren tetikçi Yener Toğa, Erzurum’da berberlik yapan bir esnaftı. Cinayet için İzmir’e getirildi. Organizasyon içinde yer alanlarla birlikte yakalandı. Yargılandı ve tasarlayarak “kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet cezasının yanında “silahlı örgüte üye olmak” ve “ateşli silahlar ve bıçaklar kanununa muhalefet” suçlarından toplam beş yıl hapis cezasına çarptırıldı. 

Son dönemde dosyadaki en önemli gelişme, cinayetin işlendiği 2019’dan bu yana firari konumdaki Serkan Kurtuluş’un ülkeye getirilmesi oldu. 

Olayın ardından önce Gürcistan’a kaçan Kurtuluş, oradan da Arjantin’e kaçtı. Interpol’ün kırmızı bülteniyle aranırken Arjantin’de 2020’de yakalandı. Türkiye’ye iade edilmek amacıyla tutuklandı. Yerel kovuşturma sürecinin ardından Arjantin tarafından 13 Ağustos’ta Türkiye’den giden polis ekibine teslim edildi. Ertesi gün İstanbul’a getirildi.  

FETÖ Borsası dosyasının “kilit ismi” Serkan Kurtuluş, bugün ilk kez mahkemeye çıkacak! 

Kurtuluş, “silahlı örgüt, insan kaçırma, yağma” suçlardan gıyabında yargılandığı İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde heyet tarafından ilk kez dinlenecek. Kurtuluş’un yer aldığı Ahmet Kurtuluş cinayeti dosyasının duruşması ise kasımda görülecek. 

Bakalım Kurtuluş bugün mahkemede neler anlatacak? FETÖ’yle mücadelenin yürütüldüğü çok kritik bir sürecin en önemli tanığı olarak kendisiyle bağlantılı olan savcı, hakim, polislerin isimlerini verecek mi? Neler yaşandığını mahkeme aracılığıyla kamuoyuna aktaracak mı?  

Kurtuluş’un konuşması siyasette epey karşılık bulur.


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler