“Para için değil, onurumuz için…”
İktidarın, emeklilere özellikle de polis emeklilerine yönelik yaklaşımını protesto etmek amacıyla katıldığı Anayasa Mahkemesi önündeki eylemde intihar eden Ali Şekeroğlu’nun elindeki pankartta yazıyordu bu cümle.
Meslek yaşamını tamamlaması sonrasında başladığı emeklilik yaşamında kendisine ait olan beylik tabancasının tetiğine basarak ağır yaralanarak hastaneye kaldırıldı.
Şekeroğlu maalesef kurtarılamadı. Geride “para için değil, onurumuz için…” sloganını dava arkadaşlarına emanet ederek ebediyete göç etti.
Bu coğrafyada “insan onuruna yakışacak hayata ulaşabilmek” amacıyla gereken emekli haklarını kazanmak amacıyla Şekeroğlu, kendisini feda etti. Kendisinden sonra gelecek ülke insanının refah düzeyinin yükseltilmesini sağlamak için hastane acil servisinde son nefesini verdi.
Sevenleri cenazesi başında saf tuttu. Ancak ne teşkilatından ne de iktidardan bir “rahmet” temennisi göremedi.
Şekeroğlu’nun derdi sadece emekli hakları mıydı? Sanmıyorum.
Çalışanların da insan onuruna yakışır hayatı ülkeyi yönetenlerden talep etmesi insan hakları kapsamında değil midir çağdaş dünyada?
Eski bakan ve eşinin büyük vurgunu
Şekeroğlu’nun cenazesinin toprağa verildiği saatlerde İstanbul’da yapılan bir açıklama ülkeyi karıştırdı.
Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre, eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın gerçekleştirdiği “büyük vurgunu” detaylarıyla duyurdu.
Emre’nin açıklamalarıyla AKP cenahı başta olmak üzere iktidar yanlıları Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluğuyla yüzleşiverdiler bir gecede. Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya’nın toplamda 4 ayda 2 milyar lira kazandıkları anlaşıldı.
Aynı zamanda mensubu olduğu aileden gelen konumu nedeniyle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yakın çalışma ekibinde yer alan Sayan Kaya’nın akıllara durgunluk veren kazancı, pazar sabahının ilk saatlerinde netleşti.
Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya
Tabii şunu da unutmamak gerekir; süreci yakından takip eden uzmanlar, borsa vurgununun 16 milyar dolar yani 800 milyar lira dolayında olduğunu ifade ediyor.
O zaman bu vurgunun 2 milyar lirası Sayan Kaya ve eşinin üzerindeyse kalan para kimlerde?
TİP Milletvekili Ahmet Şık’ın gündeme getirdiği iddialarda yer alan AKP elitlerinin isimleri doğru mu?
AKP’deki siyasi görevlerinden istifa eden Sayan Kaya’nın süreçteki rolü ve bağlantıları, büyük vurgunu gerçekleştirmesini sağladığı yaklaşık 163 milyon lirayı hangi koşullarda elde ettiği merak konusu.
Daha açık konuşmak gerekirse; bu para, Sayan Kaya ve eşine mi ait yoksa başka AKP elitinin mi?
Eski bakan ve eşi İlyas Kaya’nın ne zaman “bilgisine başvurulacağı” yazıyı kaleme aldığım dün öğle saatlerine kadar gündeme gelmemişti.
Yeri gelmişken, Sayan Kaya ve eşinin adli olarak çok sorun yaşayacağını sanmıyorum. Zira, dediğim gibi, mensubu olduğu ailenin özel bir ağırlığı var. Tıpkı Kavakçı Ailesi, Topbaş Ailesi gibi.
Kaldı ki, vurgun parasında başka isimlerin var olma olasılığı mevcut!
AKP’li Fatma Betül Sayan Kaya ile eşi İlyas Kaya’nın anlatacakları önemli.
Henüz haklarında bir adli işlem kararı verilmediği için dijital ekipmanlarına el konulamadı. Dijitallerinden elde edilecek veriler önemli. Bilirkişi raporlarıyla ortaya çıkacak bilgiler ve belgeler önemli.
28 yaşındaki vurgunun baş aktörü
Bu arada fon ve borsada patlayan vurgununun ortaya çıkmasıyla beraber gündeme gelen isimler var ki neredeyse hemen hepsi AKP’li.
İddialara bakıldığında AKP’li elitler, aralarında AKP’li seçmenlerin de bulunduğu 455 bin dolayında mağdur yarattılar.
Bu çerçevede, eski bakanın adı gündeme gelmeden evvel 28 yaşındaki bir AKP’li gencin adı “vurgunun baş aktörü” olarak ortaya atıldı.
Pusula Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız
Yurt dışına çıkmak üzereyken yakalanan 28 yaşındaki Muhammed Yarız, henüz AKP Gençlik Kolları’nda görevliyken birden kendisini fon yönetim kurulu başkanı olarak buldu.
Böylesi bir “altın çocuğun” kısa zamanda bir özel jet ile bir tekneye nasıl ve hangi koşullarda sahip olduğunun ortaya çıkması, paranın değil onurunun peşinden giden Şekeroğlu’nun ardında bıraktığı mesajı daha anlamlı hale getirecek kuşkusuz.
Ayrıca dün sabah soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla vurgunda adı geçen Destek Faktoring A.Ş. ile Özata Denizcilik yönetim kurullarında görev yapan 6 şüpheli gözaltına alındı.
Borsada dikkat çekici karşılığı bulunan Özata Denizcilik’ten gözaltına alınması talimatı verilen ve halen firarda olan Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik’in damadı İskender Balcı ile Özata firmasının sahiplerinden Tuğba Hicran Ataseven ve Duygu Ataseven Somay yakalanmaları sonrasında nasıl bir ifade verecekler, merak konusu!
Kimler nasıl akıl vermiş? Kimler hangi aklı almışlar? Kamuoyu öğrenecek, detaylı ifade alınırsa elbette.
“Eski nesil” suç örgütleri liderlerinin ayan beyan buluşması
Hafta sonundaki “kriminal” gündemin üçüncü ayağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Türkiye’deki yeraltı dünyasının önde gelen iki suç örgütü liderini “tanınmış aile” adı altında bir araya getirmesi oldu.
Yakın zamanda yeraltı dünyasında birbirlerine karşı silahlı eylemler gerçekleştiren, cinayet işleyen, adam yaralayan kısacası kamu güvenliğini tehdit eden mafya gruplarından Şahinler grubunun lideri Sedat Şahin ile Sarallar suç örgütünün lideri Burhanettin Saral, MHP Genel Merkezi’nde Bahçeli tarafından barıştırıldı. Barışma birlikteliğinde son dönemde adı sıkça duyulan Ali Uğur Uzun da yer aldı.
Burhanettin Saral ve Sedat Şahin, MHP Genel Merkezi'nde Devlet Bahçeli ile
İşin tuhaf yanı, ortada “yeni nesil suç örgütleri” ile mücadele ettiğini belirten bir İçişleri Bakanı var.
Yıllarca mafya eylemleriyle yarattıkları korku ikliminde insanların can ve mal güvenliğine yönelik eylemler yapan iki suç örgütünün lideri, kamu güvenliğinin sağlanmasından sorumlu olan İçişleri Bakanı’nın gözlerine baka baka iktidarın küçük ortağının lideri tarafından buluşturuluyor. Ve bu tablo kamuoyuna “mutluluk” aşısıyla sunuluyor.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, MHP Genel Başkanı’na amacının ne olduğunu sordu mu acaba? Ya da ne yaptığını?
Bu gelişmeler ışığında ilk mesai gününü karşılamaya hazırlanırken bu kez MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir, firari konumdaki bir başka suç örgütü lideri Sedat Peker’in ülkeye döneceği haberini verdi.
Görüldüğü kadarıyla; MHP Genel Başkanı Bahçeli, yeni bir çözüm süreci başlatmış!
Mevcut İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, “yeni nesil” suç örgütleriyle mücadele ettiğinden olsa gerek “eski nesil” suç örgütlerini de Bahçeli ele almış anlaşılan.
Kısa süre önce cezaevinden tahliye edilen ve bir süredir Ankara faaliyet yürüttüğü bilinen Selahattin Yılmaz da özgürlüğüne kavuşunca soluğu MHP Genel Merkezi’nde almıştı.
Sedat Şahin, Burhanettin Saral ve Sedat Peker’in arasının düzelmesi halinde süreçten karlı çıkacak olan bir siyasetçi var. Rahat bir nefes alacaktır zannımca.
İşkence kaybetmedi, bari yolsuzluk yenilsin!
Büyüteç’in başlığının aslı bilindiği üzere “İnsanlık onuru, işkenceyi yenecek.”
Nefes aldığımız topraklarda, 1970’lerden itibaren yaşananların özetidir. Ziverbey Köşkü’nden günümüze dek süre gelen bir faaliyetin yansımasıdır.
Peki, insanlık onuru işkenceyi yendi mi? Kimilerine göre; yanıt, evet. Ama büyük çoğunluk “hayır” der.
Şimdilerde, bu toplumun varlığını işkence kadar derinden etkileyen, insanlık onurunu ayaklar altına alan olgunun adıdır yolsuzluk. Üstelik, yoksulluğun da ana etkenidir.
Bu toplum, işkenceyi her türlü çaba, girişim ve kayıplara rağmen engelleyemedi. Tek umudumuz, yolsuzluğu yenmesidir, insanlık onurunun sağlanması, korunması ve yaşatılması için.
Gelecek kuşaklara güzel bir ülke bırakılması için.
T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN
|


