Ülkemizin ilk ayak bilimi uzmanlarından sevgili Ayfer Peker yazmakta oldukları “Podoloji: Ayak Sağlığı Bilimi” ders kitabı için bir önsöz yazmamı isteyince hem heyecanlandım hem de hayatımın her sabah erkenden aklımda binbir fikir ile hastaneye geldiğim, kendi meslek alanım ve idari görevlerim üzerinden dünyayı değiştirmeye çalıştığım yıllarına gittim.
Birçok insanın bildiği gibi Hacettepe Çocuk Endokrinde yan dal uzmanlık eğitimimi tamamladığım 1993’ten beri yani 33 yıldır kendimce ülkemizdeki diyabetli çocukların ve diyabetlilerin yaşamını değiştirmek için birçok işin içinde (Diyabetli çocukların hakları, Diyabet kampları, Okulda Diyabet Programı, diyabet kitapları, sensör mücadelesi) oldum. Bütün bunların içinde ise, az bilinen ama benim dünyamda ayrı bir yeri olan iş, ülkemizin ilk podoloji eğitim programını Kocaeli Üniversitesi bünyesinde başlatmamızdır.
Podoloji, toplum tarafından az bilinen bir konudur ama koruyucu sağlık uygulamalarının önemli alanlarından birisi olmaya adaydır. Kısaca Podolojiyi ayak ve ayak bileğinin sağlığını korumaya, hastalıklarını ve deformitelerini önlemeye ve tedavi etmeye yönelik, sağlık bilimleri içinde yer alan multidisipliner bir alan olarak anlatabiliriz. Özellikle diyabetik ayak, tırnak ve deri sorunları, basınç ve yük dağılımı bozuklukları ile yürüme ve biyomekanik sorunların değerlendirilmesi ve yönetiminde önemli bir role sahiptir.
Aslında bir çocuk diyabet uzmanı olarak diyabetik ayak, klinik pratiğimiz içinde önemli bir yeri olan bir konu değildi. Ancak Ulusal Diyabet Kongrelerindeki konuşmalardan ve bazı tanıdıklarımın ampütasyona kadar ilerleyen ayak sorunlarından konuya aşinaydım; bu komplikasyonun ne kadar dramatik sonuçlara yol açabileceğini biliyordum.
Bunlardan daha çok ise, Novo Nordisk firmasının düzenlediği bir Kopenhag ziyaretinde Steno Diyabet Merkezi’ndeki ayak sağlığı merkezini görmüş, klinik odalarını dolaşırken uzmanların ülkemiz kültüründe biraz ötelenen bir uzuv olan ayaklara olan özeninden çok etkilenmiştim. Daha doğrusu o geziden aklımda merkezdeki o resimler kalmış ve niçin ülkemizde böyle yerler yok diye hayıflanmıştım.
Kopenhag Podiatri Okulu ve Novo Nordisk Ar-Ge iş birliği
Benim Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı, daha sonra da dekan olduğum dönemde (2006-2015), daha sonra dekanlıkta beraber çalışacağımız sevgili arkadaşım Prof. Dr. İlhan Tarkun’un liderliğinde Novo Nordisk Ar-Ge iş birliği projesi yürütülüyordu ve ben de hasbelkader bu proje sürecinin içinde yer alıyordum. O dönemde, Novo Nordisk Türkiye’nin genel müdürlüğünü, daha sonraki yıllarda birçok uluslararası görevi başarı ile yürüten (şimdi İngiltere Novo Nordisk Genel Müdürü) Şebnem Avşar Tuna yapıyordu ve onun sessiz, vizyoner ve güçlü desteğini yakından görüyordum.
Proje toplantılarında, bulduğumuz kaynağın fakültemizin laboratuvar altyapısının güçlendirilmesi, kök hücre çalışmalarında uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesi ve örnek bir erişkin endokrinoloji merkezi kurulması gibi alanlarda nasıl kullanılabileceğini konuşuyorduk. Toplantıların bir aşamasında ise, belleğim beni yanıltmıyorsa içimde hep taşıdığım Podoloji programı fikrini dillendirmeye başladığımı hatırlıyorum. Bir süre sonra, Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji Bilim Dalından arkadaşlarım Prof. Dr Berrin Çetinarslan, Prof.Dr. İlhan Tarkun, Prof Dr. Zeynep Cantürk ve çocuk endokrin bölümünden Prof.Dr. Filiz Mine Çizmecioğlu ile hep beraber bu fikri geliştirdik ve konuyu Şebnem hanım’a da açtıktan sonra Aralık 2010’dan itibaren kolları sıvadık.
Bizim kolları sıvadığımız dönemden hemen sonra, 26 Nisan 2011 tarihli ve 27916 sayılı “Resmî Gazete'de” yayımlanan 6225 sayılı Kanun ile “podolog” kavramı Türkiye'de yasal olarak tanımlandı ve bu bizim çalışmalarımızı hızlandırdı. Daha sonra 16 Kasım 2011'de Kocaeli Üniversitesi Umuttepe Yerleşkesi'nde “Podologluk Eğitimi Hazırlık Çalıştayı” gerçekleştirildi.
Çalıştay, Türkiye'de podologluk eğitiminin nasıl yapılandırılacağı konusunda disiplinlerarası bir başlangıç niteliğindeydi. Çalıştayın düzenleyicileri arasında Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Prof. Dr. Şükrü Hatun, Prof. Dr. Berrin Çetinarslan Arslan, Prof. Dr. İlhan Tarkun ve Kocaeli Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Yrd. Doç. Dr. Rüştü Taştan yer aldı.
Bu çalıştaya Novo Nordisk desteğiyle Danimarka’da ayak bakım uzmanlığı eğitimine uzun süredir emek veren, Steno Diyabet Merkezi’nde uzun süre çalışan Kirsten Larsen de katılmış ve daha sonra Kopenhag’a yaptığımız ziyarette bizleri ağırlamış ve bu şekilde ülkemizdeki programın geliştirilmesinde kendisi önemli bir paydaş olmuştur.
Ülkemizdeki ilk podoloji programı
Ülkemizde üniversite düzeyinde ilk podoloji eğitim programının başlatılmasına giden yolda bahsettiğim çalıştay önemli bir dönüm noktası olmuştur. Öte yandan Türkiye'de yeni tanımlanan podologluk mesleği için dünyadaki yerleşik modeller incelenmiş; Danimarka'nın güçlü klinik eğitim ve sağlık sistemiyle bütünleşmiş fodterapeut modeli önemli bir referans oluşturmuştur.
Bu dönemde üniversitemizin rektörü Prof. Dr. Sezer Şener Komsuoğlu bu eğitim programına heyecanla sahip çıkmış, YÖK’le ilgili süreçlerde elinden geleni yapmış ve üniversite bünyesinde yapılan toplantılarda programın 2 yıllık olarak açılmasına karar verilmiştir. Bu süreçte Kocaeli Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Yrd. Doç. Dr. Rüştü Taştan’ın büyük katkıları olmuştur.
Bu karar ile, bir taraftan YÖK için başvuru dosyası hazırlanırken, öte yandan hemşire Ayfer Peker’in Novo Nordisk desteği ile Kopenhag Podiatri Okulu’na eğitim için gönderilmesi planlanmıştır. Bütün bu süreçte sevgili Ayfer’in en başından itibaren bu programa bağlılığı ve özverisi çok önemli bir rol oynamıştır.
Daha sonra işler hızla ilerlemiş, bizim dekanlığımız döneminde Yükseköğretim Yürütme Kurulu'nun 26 Temmuz 2012 tarihli toplantısında Kocaeli Üniversitesi Kocaeli Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Sağlık Bakım Hizmetleri Bölümü bünyesinde Podoloji Programı'nın açılması onaylanmıştır.
Program ilk öğrencilerine “20 Eylül 2012'de” kapılarını açmış; ilk yıl 14 öğrenci ile eğitime başlanmıştır. Böylece Kocaeli Üniversitesi, Türkiye'de üniversite düzeyinde podoloji eğitimini başlatan ilk üniversite olmuş ve bu nedenle de 20 Eylül, Türkiye'de Podoloji/Podologluk Günü olarak da anılmaya başlanmıştır. İki yıllık eğitim sürecinin ardından 13 Haziran 2014'te Türkiye'nin ilk beş podoloğu Kocaeli Üniversitesi'nden mezun oldu. Türkiye’nin ilk podologları olarak kayda geçen beş mezun ise İlkem Kuruoğlu, Merve Utlü, Dilek Okumuş, Gülşah Duru ve Yeliz Sancar’dı.
Bir başka tarihi gelişme de 14 Kasım 2014'te Kocaeli Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nde Türkiye'nin ilk Podoloji Ünitesi'nin açılmasıdır. Ünite bir doktor ve iki podolog ile hizmet vermeye başlamıştır. Bu gelişme, eğitimin yalnızca üniversitedeki teorik ve uygulamalı derslerle sınırlı kalmayıp hastane temelli klinik podolojiye dönüşmesinin de önemli bir göstergesidir.
Sonuçlar, teşekkür ve bir dilek
Ayak, bedenin en uzaktaki organı değil; bedenin bütün yükünü taşıyan organıdır. Podoloji ise yalnızca ayağa değil, insanın hareketine ve yaşamına bakar.
Bugün dünyada 20–79 yaş arasında yaklaşık 589 milyon yetişkin diyabetle yaşıyor; IDF bu sayının 2050'de 853 milyona çıkacağını öngörüyor. Diyabete bağlı alt ekstremite komplikasyonlarının küresel yükünü inceleyen 2016 çalışmasına göre:
- Yaklaşık 131 milyon kişi diyabete bağlı alt ekstremite komplikasyonlarıyla yaşıyordu.
- Bunların yaklaşık 18,6 milyonu diyabetik ayak ülseri ile,
- 4,3 milyonu ampütasyon sonrası protezsiz,
- 2,5 milyonu protezle birlikte ampütasyon sonrası yaşıyordu.
- Bu komplikasyonlar 2016'da toplam 16,8 milyon yıl yeti kaybına neden olmuştu.
Dolayısıyla diyabetik ayak, yalnızca “yara” değildir; nöropati → basınç/biomekanik bozukluk → ülser → enfeksiyon → iskemi/gangren → ampütasyon şeklinde ilerleyebilen geniş bir hastalık spektrumudur.
Benim de içinde bulunmaktan şeref duyduğum bir grup arkadaş, diyabet ayak konusunda hastaların ihtiyaçlarına ve önleyici ayak bakımına odaklanan gerçek bir halk sağlığı projesine ön ayak olmuştur. Bu işte emeği olan arkadaşlarıma, destek olan herkese yürekten teşekkürü bir borç bilirim.
Bununla birlikte ülkemizde gerek Sağlık Bakanlığı ve SGK gerekse diyabetle ilgili kuruluşlar, ülkemizdeki hastaneler düzeyinde konuya yeteri kadar önem verildiğini söylemek mümkün değildir.
Zaman zaman arkadaşlarıma söylediğim gibi ülkemizdeki her şehirde Kocaeli Üniversitesi Hastanesi bünyesindeki ayak sağlığı ünitesi gibi bir merkeze ihtiyaç vardır ve ancak bu yapılırsa erişkin diyabetlilerinin yaşamını ciddi biçimde kısıtlayan sessiz felaket önlenebilir ve bu, diyabetle ilgili gerçek bir halk sağlığı adımı olur.
Dilerim erişkin diyabet örgütleri bu konuyu gündemlerinin en başına alır, büyük bir kampanyaya dönüştürür ve Sağlık Bakanlığı da gereğini yapar.
T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN
|


