Demsa Group’un kurucusu Cengiz Çetindoğan: Koleksiyonerliğin temel prensiplerinden biri keşfetmek ve Türk sanatına destek olmak

Demsa Group’un kurucusu Cengiz Çetindoğan: Koleksiyonerliğin temel prensiplerinden biri keşfetmek ve Türk sanatına destek olmak

"Koleksiyonerliğin en önemli besleyici motivasyonu değindiğim gibi öğrenmek ve keşfetmek. Leonardo da Vinci’nin dediği gibi 'Sanat sonsuz' bir iş. Bizim koleksiyonumuz öncelikle iki ayrı bölümden oluşuyor. Birincisi İslam Sanatı Koleksiyonu, ikincisi ise Resim ve Heykel Koleksiyonumuz"

Demsa Group’un kurucusu Cengiz Çetindoğan: Koleksiyonerliğin temel prensiplerinden biri keşfetmek ve Türk sanatına destek olmak
Cengiz Çetindoğan

Dizimizin sonuna yaklaşıyoruz. Bu haftaki konuğum Cengiz Çetindoğan, 1989 yılında Hacı Sabancı’nın kızı Demet Sabancı ile evlenerek Sabancı ailesine girdi. Demet Hanım ile evliliğinden Pırıl, Merve ve Cevdet isimli üç çocukları var. Önceleri Sabancı Holding’in yönetici kadrosunda çalıştı. 2000 yılında parakende sektöründe faaliyette bulunan Demsa Group’u kurdu ve grubun yönetim kurulu başkanı oldu.

Demsa Grubu önce Tepebaşı’nda tarihi bir binayı satın alıp müze yapmak istedi. Anıtlar Kurulu, binanın içinde yapılacak tadilatlara izin vermedi, o canım bina öylece kaldı. Daha sonra Sütlüce’de yine kendi arazileri üzerine bir müze yapmak istediler. Ünlü mimar Zaha Hadid’e proje çizdirdiler, bu kez de tavan yüksekliği yüzünden izin alamadılar. Bürokrasi bezdirdi, hem Demet ve Cengiz Çetindoğan’ın hevesi kaçtı hem de Zaha Hadid zamansız bir şekilde vefat etti. Cengiz Bey, “Bürokratik engeller yüzünden içimizdeki o istek, arzu ve motivasyon maalesef yok olup gitti” diyor.

Cengiz Çetindoğan’ın biraz kısa değindiği ciddi bir hat koleksiyonu da var. Özellikle Osmanlı dönemi hat sanatı ile ilgili, yıllar içinde gösterdiği değişimi, gelişimi gösteren, Osmanl hat sanatının çok önemli hattatlarının geniş bir seçkisi var koleksiyonda. 9. yüzyıla kadar inen Abbassi dönemine ait Kur’an sayfaları, Safevi dönemi cüzleri de yer alıyor. Ayrıca hat alanında üretilen Kuran’ı Kerim, Hilye, Enam, Delail-ül Hayrat, Levha, Kıt’a, Murakka, Karalama gibi farklı eser türlerini de kapsıyor bu koleksiyon. Bunun yanısıra ‘Hat Sanatını Anlamak; Osmanlı Hat Sanatının İslam Sanatı’na Katkısı – Understanding Calligraphy; The Ottoman Contribution-From the Collection of Cengiz Çetindoğan’ isimli islam sanatları uzmanı Dr. Fathi Safwat tarafında ingilizce yazılmış, tasarımı Londra’da, baskısı 2014 yılında İtalya’da yapılmış iki ciltlik kitabı da unutmayalım.  

- Ailenizde koleksiyoner var mıydı? Nasıl başladınız? Ne zaman başladınız? İlk aldığınız eser hangi sanatçının hangi eseriydi?  Neden?

Kendimi bildim bileli evimizin duvarlarında resimler asılıydı. Bu duruma bugün koleksiyon yapmak değil de sanatsever bir ailenin estetikle, güzellikle, sanatla olan bağlantısı diyebilirim. Elbette çocukluk, gençlik yılları her birey için oldukça önemli diye düşünüyorum. Çünkü ilk eğitimi, görgüyü, davranış biçimini ailede kazanırsınız. Benim de 1998 yılında koleksiyona başlamamda bu çocukluk, gençlik günlerimin izlerinin, katkısının olduğunu düşünüyorum. Demet ve benim birlikte oluşturduğumuz koleksiyonumuza ilk aldığımız eserler; Şeker Ahmet Paşa, Şevket Dağ, Süleyman Seyyid, Halil Paşa eserleri idi.

- Sizi sanat dünyası, galeriler, aracılar ne zaman koleksiyoner olarak kabul etti? Rekabet ettiğiniz ya da imrendiğiniz bir koleksiyoner var mı?

Türkiye ve yurt dışında çok sayıda galeri ile temasımız, çalışmalarımız oldu, hâlâ da çalışmaya devam ettiklerimiz var. İlk tanıştığımız günlerden beri zaten koleksiyonumuzu büyüteceğimizi bildikleri için hemen hepsi ile çalışmalarımız da bu yönde oldu. Bu dediğiniz kötü anlamda değil de sanat için rekabet gerek koleksiyonerler için gerekse sanatçılar için iyi bir şey diye düşünüyorum. Sanat tarihinden Picasso ile Matisse rekabeti çok meşhurdur. Keşke hepimiz için böylesi besleyici rekabetler olsa ve devam etse.

- Koleksiyonerliğin ilk adımlarındaki motivasyonunuz neydi?  a) arkadaşlarım alıyor, ben de alayım, b) sanatçısı moda herkes alıyor, c) param var sanata harcıyayım, d) param çok yok ama hobby’m sanat, e) yatırım olur, f) hiçbiri. Seçiminiz hiçbiri ise peki ne?

Koleksiyonerliğin temel prensiplerinden biri keşfetmektir, bir yanıyla keşfetmek diyebilirim. Ayrıca öncelikle Türk sanatına destek olmak, bir alan açmak.

- Kaç parça sanat eseriniz oldu? Dönemler, sanatçılar, ağırlıklı olarak Türk mü, yabancı mı? Satın almalarınız Türkiye’den mi yurt dışından mı? Müzayedelerden mi sanat fuarlarından mı, galeriler’den mi, sanatçının kendisinden ya da ailesinden mi?  Genç sanatçılar mı ya da belli bir dönemin sanatçıları mı? Koleksiyonunuzun profilini ya da yapısını nasıl tanımlarsınız?

Koleksiyonerliğin en önemli besleyici motivasyonu değindiğim gibi öğrenmek ve keşfetmek. Leonardo da Vinci’nin dediği gibi “Sanat sonsuz” bir iş. Bizim koleksiyonumuz öncelikle iki ayrı bölümden oluşuyor. Birincisi İslam Sanatı Koleksiyonu, ikincisi ise Resim ve Heykel Koleksiyonumuz. Resim ve Heykel koleksiyonumuz Türk resminin ilk örneklerini oluşturan Primitiflerle başlıyor ve çeşitli sanatçı gurupları ve akademi atölye guruplarına ve günümüz çağdaş sanatına ulaşıyor. İlk figür başlangıcı Osman Hamdi Bey’den, Hoca Ali Rıza Ekolüne, Naiflerden, Leopold Levy, Andre Lhote, İbrahim Çallı Atölyesi, Bedri Rahmi Atölyesi, Neşet Günal Atölyesi, Fransız ve Alman Ekolü gibi çok geniş başlıklar üzerine kurulu yerli ve yabancı resim ve heykel koleksiyonumuz bulunmakta.

- Ağırlıklı olarak aynı sanatçının dönemleri mi değişik sanatçılar mı? Sanat akımlarını, sanatçıları, dönemlerini nasıl izliyorsunuz? Okuyarak, gezerek, danışarak? Eş dost dışında profesyonel sanat danışmanınız var mı?

Bazı sanatçıların bütün dönemleri, akımlar, ekoller, atölyeler hakkında besleyici yaklaşık 2900 adet’ten kitaptan oluşan ciddi bir sanat kütüphanemiz var. Bütün müzeleri gezmeye gayret ediyorum. Yeni sergileri, etkinlikleri takip ederim. Sanat danışmanım yok, beğeni ve seçkiyi kendi bilgi ve değerlerime göre oluşturuyorum. Elbette yeri geldiğinde danıştığımız bu işin profesyoneli arkadaşlarımız da oluyor.

- Şimdiye kadar koleksiyonunuzu sergilediniz mi? Nerede? Ne zaman? Nerede muhafaza ediyorsunuz, halkla buluşturmayı düşünür müsünüz? Nerede? Müze açma niyetiniz var mı ya da açtınız mı?

Koleksiyonumuzdan çeşitli başlıklarla hazırlamış olduğumuz seçkilerle sergiler düzenliyoruz. Bu sergileri Pera Palace Hotel’in alt katında Galata Sergi Salonu’nda düzenliyoruz. Sanat tarihimizin öğrenilmesine katkı sunan oldukça ilgi gören sergiler ortaya çıktığına inanıyorum. Ayrıca bu sergileri hazırladığımız yayınlarla da kalıcı hale getirmeye çalışıyoruz. Koleksiyonumuzla yalnızca kendi koleksiyonumuzla yaptığımız sergiler değil sanat adına yapılan her ciddi etkinliğe katkı sunmaya da çalışıyoruz.

- Sadece güncel ya da klasik, yerli ya da yabancı plastik sanatlar koleksiyonunuz mu var? Diğer objeler, kitap, eski para, halı, kilim, toprak altı ya da efemera gibi koleksiyonlarınız da var mı?

Koleksiyonumuz İslam Sanatı, Çağdaş Sanat (Türk ve Yabancı sanatçılardan oluşan) iki bölümden oluşuyor. Kitap ve efemera ile de ilgileniyorum ama diğer iki koleksiyon başlığımız ana listemizi oluşturuyor.

- Yatırım olsun diye mi, koleksiyonum zenginleşsin diye mi eser alırsınız? Koleksiyonunuzda olan eserlerin piyasa değerleri, fiyat iniş çıkışları ile ilgilenir misiniz? Alıp satar mısınız? Nitelik mi nicelik (fiyat uygunluğu) mi arasınız alım yaparken?

Sanat yapıtları ilk başta başka kriterlerle değerlendiriliyor olsa da nihayetinde pek çok açıdan bu işe zaman ve enerji harcayan, para harcayan herkes bir kayba uğramak istemez. Elbette her zaman aynı karşılığı bulamadığınız da oluyor.

- Kitap, yayın yapar mısınız? Sanat ve sanatçı gelişsin, yaşasın, çoğalsın diye burs verdiğiniz gençler var mı, sanatçı hamiliği, sponsorluk yaptınız mı hiç?

Düzenlediğimiz kitaplar ve yayınları, sanat ortamına, akademilerde eğitim alan öğrencilere, genç sanatçılara bilgi veren, katkı sunan içeriklerle hazırlıyoruz. Pek çok kütüphaneye ulaşmasını da sağlıyoruz. Türk sanatına önemli bir katkı sağladığımız inancı ve bilinciyle hareket ediyor. Genç sanatçılarımıza üretimlerine devam edebilmeleri için çeşitli katkılar sunuyoruz.

- Samimiyet Testi: Sanat eseri alırken "Duvarıma, kanepeme uysun, şu sanatçı çok moda bir eseri de bende olsun" diye düşünür müsünüz?

Hiç böyle kaygılarla sanat eseri aldığımı hatırlamıyorum. Zaten bu düşünceyle sanat eseri alanlarında koleksiyoner olarak adlandırılmasının da doğru olmayacağına inanıyorum.

- Sorularım bitti. Zaman ayırdığınız için çok teşekkürler... Ancak bu sorular dışında bir konu daha var, cevaplarsanız sevinirim: Türk resmi, yabancı sanat alcılarının odağında değil. Bunu neye bağlıyorsunuz?

Bu tür ilginin oluşmasını sağlayabilmek oldukça boyutlu ve başlıklı bir projeksiyon gerektiriyor. Türk sanatçıların yurt dışında tanınması için öncelikle devlet kurumlarının, özel şirketlerin ve koleksiyonerlerin bütçeler ayırmaları ve hazırlayacakları projelerle mümkün olabilir düşünüyorum. Ayrıca uzun bir süreç olacağı için bu tür girişimlerin de sürekliliği olması önemli olacaktır.

Tekrar teşekkürler.


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler