Kriz dönemlerinin klişeleridir, “Konuşursam yer yerinden oynar…” ve “Ben yanarsam herkes yanar!” cümleleri. Borsa vurgunu dalga dalga yayılırken yavaştan bu cümleleri yeniden duymaya başladık. Bazı insanların kendini dünyanın merkezine koyma halleri beni hep çok güldürür. Çünkü bu esip gürlemenin sonucunda kimsenin konuşup da yeri göğü birbirine kattığı görülmedi bugüne kadar, hele o “bir tuğlayı çekecek” babayiğit hiç çıkmadı derinlerden bir yerlerden. Esip gürleyenlerin büyük bölümü, makul bir anlaşma çerçevesinde sessiz sedasız evine döndü genellikle. Bu kez neden farklı olsun ki!
Konuşup ortalığı hallaç pamuğu gibi attıracak “babayiğitler” olmadığına göre, habercilere, haber kanallarına ve tabii ki, kriz konusunda söyleyecek sözü olanlara odaklanmak lazım haliyle!
1 Eylül’den bu yana mahkeme kararlarıyla en az 1.360 sosyal medya hesabı erişime engellendi ve Türkiye'den görünmez kılındı. Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği'nin (MLSA) -ki, kendisinin de sosyal medya hesapları erişime engellendi- sıralamasına göre, engellenen grupların sıralaması yoğunlukları itibariyle şöyle:
- Ekonomistler ve finans uzmanları,
- Basın kuruluşları ve gazeteciler,
- Hak savunucuları ve sansürü belgeleyenler,
- "Ailem Güvende" operasyonu kapsamındaki hesaplar.
İşin o kadar suyu çıktı ki, haliyle mizahı da gelişti. X hesabı beş kez engellenen ekonomist Emre Şirin’in takipçileri, Şirin’e hesabının bir kez daha kapatılması durumunda kullanabileceği nickname’ler öneriyorlar mesela. Ben öneriler arasındaki “Şirin Baba”yı beğendim!
Krizi biz çıkarmadık, krizden biz nemalanmadık, kriz adım adım yaklaşırken kamu yararına haberler yaptık ve her kriz döneminde olduğu gibi fatura (belki de doğal olarak) yine bize çıktı. Geçen hafta, 1870-73 yılları arasında yaşanan borsa krizinin (Hava Oyunları) devamında gelişen toplumsal olayları yazmayı vadetmiştim ama günlük olaylar peşimizi bir türlü bırakmıyor. O halde dedim, Hava Oyunları yıllarındaki sansüre bir bakayım.
En son sokak gösterilerinden bahsetmiştim. 1876 Softalar Kıyamı (Medrese Öğrencileri Darbesi) olarak adlandırılan protestolarda, 10–11 Mayıs 1876’da İstanbul’da binlerce medrese öğrencisi sokaklara dökülür. Öğrencilerin hayat pahalılığı, ödenmeyen burslar ve siyasi yozlaşmaya karşı başlattığı kitlesel gösteriler kendi durumlarının düzeltilmesi açısından bir sonuç doğurmaz, sadece Sadrazam Mahmud Nedim Paşa ile Şeyhülislam Hasan Fehmi Efendi mevki ve makamlarını kaybeder. Tabii Nedim Paşa’nın bu olaylar neticesinde Sakız’a sürgün edilmesini de atlamamak lazım. Gerçi olayların üzerinden kısacık bir bir süre geçtikten sonra iade-i itibar yapılarak tekrar hükümete dahil edilmesini ve dahiliye nazırı yapılmasını da atlamamak lazım ama şimdi bunu karıştırmayalım.
Gelelim en köklü geleneğimize, sansüre. Önce 1957’de Matbaa Nizamnamesi çıkartılır. Görünüşte doğrudan basınla ilgisi yoktur ama teknik ayrıntıların ara satırlarında, kitap
ve broşürlerin basılmadan önce sansürlenebileceği belirtilmektedir. İki bölümden oluşan Matbuat Nizamnamesi’nin birinci bölümü genellikle ruhsat, yabancı ülkelerde basılan ve yıkıcı yayınları olan gazetelerin ülkeye sokulmaması gibi
konularla ilgiliyken, ikinci bölüm ceza gerektiren fiillerle
ilgilidir. Suç teşkil eden eylemler ve cezaları şu şekildedir: “Ruhsat izni almadan gazete yayınlamak; basılan gazetenin bir örneğini ilgili devlet birimine göndermemek; hükümet tarafında gönderilen bildiri ve duyuruları yayınlamamak; devletin iç güvenliğini tehlikeye atacak suçları teşvik edici yayınlar, kişileri kışkırtmak; genel adap ve milli ahlaka aykırı yayınlar yapmak; Osmanlı padişahına saldırı mahiyetinde yayınlar yapmak; devlet bakanları ile müttefik devlet başkanlarını rahatsız edecek ifadeler kullanmak; meclisleri, mahkemeleri ve devletçe kurulan heyetleri kötüleyecek yazılar yazmak; devlet memurları hakkında olumsuz haber yapmak; yabancı diplomatları kötülemek; halkı aşağılamak.” Tabii yazılan haberlerin bu suçlardan birine karşılık gelip gelmediğine karar verecek olan da sansür kuruludur.
Üç yıl sonra bir düzenleme daha yapılır ve Âli Kararname çıkartılır. Temel amacı hükümet aleyhindeki haber ve yazıların önüne geçmek olan Âli Kararname’nin
gerekçesinde İstanbul’daki gazetelerin yayın politikalarının hükümet tarafından
aşırı olarak görülmesi yatar. Âli Kararname ile “umumi menfaatler” söz konusu
olduğunda, Matbuat Nizamnamesi’nde yer alan maddeler dışında da hükümete
gazeteleri kapatma yetkisi verilir. 1858’de bir de Ceza Kanunu çıkarılır ve basın alanında düzenlemeler tamamlanır.
Siyasi ve ekonomik krizin tepe noktalarından 1873 yılında Âli Kararname’ye dayanılarak kapatılan gazetelerden sadece birkaçı, Namık Kemal’in başyazarı olduğu ve ekonomik düzeni sıkı bir biçimde eleştiren İİbret Gazetesi, ilk siyasi mizah ve hiciv dergisi Diyojen, Ebüzziya Tevfik’in çıkardığı Sirâc gazetesi, daha birinci yılını doldurmadan hayatı sona eren mizah gazetesi Latife… Örnekleri çoğaltmak mümkün.
Sonuç olarak nerede kriz varsa orada sansür var ve bu krizin sorumlusu sizsiniz, sadece siz!
|
T24'ten kamuoyuna - Türkiye’yle dertleşme; T24’e erişim nasıl engellenebildi! Karar, tebliğden önce Adalet Bakanlığı'nın WhatsApp gruplarında paylaşıldıAdalet Bakanlığı, basın gruplarında paylaştığı notla, dünyada da referans gösterilen, Türkiye'nin en büyük bağımsız haber sitesi T24'ün internet ve sosyal medya hesaplarının 'LGBT propagandası' yaptığı suçlamasıyla İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği'nce erişime kapatıldığını duyurdu. Bilgi notunda ayrıca T24'ün LGBTİ+'lar hakkındaki içerikleri de dosya şeklinde gönderildi. Erişim engeli olarak alınan karar, gönderildiği Siber Güvenlik Başkanlığı tarafından akşam saatlerinde e-posta yoluyla T24'e tebliğ edildi. İlgili 118 içerik ile T24’ü erişime kapatma kararının, 29 Eylül'de alındığı öğrenildi. Mahkeme kararında, sulh ceza hâkimliğinin erişim engeli talebini 25 Eylül'de reddettiği, ancak itirazı değerlendiren mahkemenin daha sonra erişim engeli kararı aldığı bilgisi yer aldı. Kararda, T24'ün söz konusu haberleri ve sosyal medya paylaşımlarının "Türk aile yapısını zayıflatmaya yönelik olduğu" ve içeriklerin "gençlerin cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği konularındaki gelişim süreçlerini olumsuz etkileyebileceği" iddia edildi. Bu iddialarla, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 8/A maddesine dayanarak "suç işlenmesinin önlenmesi ve kamu düzeninin korunması" gerekçesiyle erişim engeli ve içeriğin yayından çıkarılması yönünde karar verildiği bildirildi. Kararın BTK sayfasında yayımlanmasının ardından, 17 yıldır bağımsız gazetecilik yapan T24 haber sitesi 30 Eylül 2026 tarihinde erişime engellendi. T24'e erişim engeli dünya basınında: Katıksız gazeteciliğe darbe! T24 hakkında iftira ve linç kampanyasıT24 hakkında X'te bir süredir bazı hesaplar tarafından iftira kampanyası yürütülüyordu. Farklı hesaplarca servis edilen aynı video görseli ve aynı metinde, "'Basın özgürlüğü' söylemi üzerinden yürütülen tartışmanın merkezinde bu kez T24’e aktarıldığı belirtilen fonlar var. Söz konusu fonların hangi kaynaklardan geldiği, hangi amaçlarla sağlandığı ve yayın politikasıyla nasıl bir ilişki taşıdığı kamuoyunca sorgulanıyor. Özellikle LGBT içerikleri üzerinden aile yapımızı hedef alan yayınlarla öne çıkan T24’ün asıl niyeti belli" ifadeleri yer alıyordu. DOĞAN AKIN YAZDI: T24 17 yaşında: Bir “aynı fikirde olmama hakkı” hikâyesi Kendinize ve bağımsız gazeteciliğe bir iyilik yapın, reklamsız T24’e abone olun! ‘Haber elemanı’ arkadaşlar; nerede bu Almanya paraları, söyleyin bölüşelim! |
Dünyada ve Türkiye’de T2417 yıldır tek kuruş almadı!Hiçbir şirket, kişi, kurum, kuruluş, dernek, örgüt, fon ve benzeri oluşumla bir ilişkisi bulunmayan, kendi ürettiği imkânlar dışında hiçbir dış kaynak tüketmeyen bağımsız internet gazetesi T24; 1 Eylül 2009'da yayına başladı. Aradan geçen 17 yılda hiçbir kişi, kurum, şirket, fon ve benzeri bir yapıdan tek kuruş almadı. T24 hesapları Maliye tarafından defalarca denetlendi, fon aldığına dair hiçbir bulguya rastlanmadı. Gazetecilerin en çok bildiği ve düzenli takip ettiği haber sitesi!Guardian Vakfı ile Norveç Sosyal Bilimler Derneği'nin ortaklığıyla Medya Araştırmaları Derneği tarafından 2018'de yapılan araştırmada T24 "gazetecilerin en çok bildiği ve düzenli takip ettiği haber sitesi" olarak tespit edildi. Dünyanın önde gelen paylaşım organizasyonlarından TEDX Konuşmaları'nda, kuruluşu ve kazandığı etkiyle hikâyesi sahneye davet edilen Türkiye'deki ilk ve tek haber sitesi T24 oldu. Yapay zekâ bilgi doğrulamak için en çok T24’e başvuruyor!Stanford Üniversitesi’nin 12 bin 600 soru yönelterek yaptığı, sonuçları temmuz ayında açıklanan araştırmanın sonuçlarına göre; yapay zekâ platformlarının Türkçe bilgi doğrulama süreçlerinde başvurduğu mecralar arasında T24 birinci sırada çıktı.
|
T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN
|
Çizgi: Selçuk Demirel

