Hür demokratik parlamenter sistemde acil demokrasi!

Hür demokratik parlamenter sistemde acil demokrasi!

Özgür Özel yeni parti mi kuracak, CHP’de kalıp savaşmaya mı devam edecek? Ancak ne karar verirse versin başının üzerinde sallanan açılması muhtemel davalar ve siyaset dışına atılma kılıcı var. Bu süreç, 12 Eylül cuntasının 1983 genel seçimleri öncesi, kendi denetimi dışındaki parti örgütlenmelerine karşı uyguladığı baskıları hatırlatıyor

Hür demokratik parlamenter sistemde acil demokrasi!

Bülent Diken’in Yeni Despotizm kitabı birkaç aydır masamın üzerindeydi, yaşadıklarımızdan olsa gerek elim bir türlü gitmiyordu. Sonunda dayanamayıp kapağını açtım. Sunuşta Diken şöyle diyor: “Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, kimi ülkeyi şirket gibi, kimi ömür boyu diktatörlükle yönetmeye hevesli, kimi de bu iki yolu birden kullanmak isteyen bir takım ‘güçlü’ liderlere tahammül ediliyor, bununla da kalmayıp, onlara açıkça davetiye çıkartılıyor. Görünürdeki farklılıklara rağmen bu otoriter liderlerin hepsi demokrasiye karşı tutkulu bir düşmanlık besliyorlar ve insanları demokrasinin her türlü tezahürü aleyhinde kışkırtmakta çok azimliler. Çoğunlukların onların peşinden gönüllü olarak gittiği, demokrasinin hemen her yerde askıya alındığı küresel çapta bir istisna siyasetinin koyu gölgesi altında yaşıyoruz. Böylelikle, despotların yönettiği bir dünyada despotizm sadece bir siyaset ‘sanatı’ olarak meşrulaştırılıp benimsenmekle kalmıyor, bir kült(ür) olarak da normalleştiriliyor. Dünyanın kitap satılan her köşesinde karşımıza çıkabilecek, çok satan bir kitabı düşünün örneğin: İktidar: Güç sahibi olmanın 48 yasası.”

Durum bu, bu durumda da Bulutsuzluk Özlemi’nin 1990 başında çıkardığı Uçtu Uçtu albümündeki Acil Demokrasi şarkısı günceliğini hâlâ koruyor.

Aradan onlarca yıl geçse de hep aynı konular çevresinde dolaşıp duruyoruz, üstelik içinden de çıkamadan. CHP’nin içinde bulunduğu durum, 12 Eylül 1980 darbesiyle CHP dahil tüm partilerin kapatılmasından iki üç yıl sonra tekrar bir araya gelmeye çalışan sosyal demokratların yaşadıklarına benziyor. Hatırlayanlar olacaktır, Milli Güvenlik Konseyi, Erdal İnönü liderliğinde kurulan Sosyal Demokrasi Partisi’nin 1983 seçimlerine katılamaması için tam dört kez kurucular kurulu üyelerini veto eder. Özgür Özel grubunun yeni bir parti mi kuracağı yoksa partide kalıp çarpışmaya devam mı edeceği temel nokta. Ama bir de başta Özel olmak üzere ekibinin tepesinde tutuklanma ya da siyasi yasağa varacak davaların açılması tehlikesi var. Gerçi CHP’nin kayyım genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Özel'i destekleyen milletvekillerine gönderdiği “sakın başka bir partiye gitmeyin,” mesajıyla, ayrılanların yedi cetlerine açılacak davalardan kurtulabilecekleri mesajını verdi ama bakalım mesaj etkili olacak mı? Ayrıca mesajın ikinci bölümündeki “iktidar olacağız” bölümü Kılıçdaroğlu’nun kayyımlığı bitse bile yönetimden gitmek gibi bir niyetinin olmadığını açık bir şekilde ortaya koyuyor. Neyse ki, şarkıda söylendiği gibi “hür, demokratik, parlamenter sistemde” yaşadığımız için böyle şeylerin olması mümkün değil, herkes güvende!

1983 genel seçimlerine katılması engellenen SODEP, 1985 yılında Halkçı Parti (HP) ile birleşerek Sosyal Demokrat Halkçı Parti adını almıştı. Yeni parti 1987 seçimlerine, “Sosyaldemokrat Halkçı Parti halkımıza soruyor: Beş yıl daha bir limon gibi sıkılmaya gücünüz var mı?” sloganıyla katılmış ve girdiği bu ilk genel seçimde yüzde 24,7 gibi bir oy almıştı

Konsey destekli parti olmaz

Dönelim 12 Eylül cuntasının yarattığı çiçek bahçesine. Mayıs 1983 başındaki manzara şuydu: Eski Başbakanlık Müsteşarı Necdet Calp, Milli Güvenlik Konsey’in (MGK) istediği oranda ‘sol’ olarak değerlendirilen Halkçı Parti’yi (HP) kurma aşamasına gelmişti. Ancak Konsey icazetli olması nedeniyle bilinen sosyal demokrat isimler, “Biz muvazaalı partiye katılmayız,” cevabını verdiğinden partinin durumu pek de parlak değildi. Aynı dönemde Sosyal Demokrat Güç (SDG), Lordlar, 9’lar hareketi gibi irili ufaklı pek çok eski CHP’li grup yeni bir sosyal demokrat parti kurma çalışmaları içindeydi.

Burada bir parantez açıp kısaca bu gruplar kimlerden oluşuyor onun bilgisini vereyim. SDG, Deniz Baykal’ın da desteklediği CHP eski il ve belediye başkanlarından Ümit Gürtuna, Halil Akyüz, Vedat Dalokay, İhsan Alyanak, Erol Köse, Esat Kaya Turgay ve Edip Servet Devrimci’nin de aralarında olduğu elliye yakın kişiden oluşuyordu. Diğer grup Lordlar, CHP’nin önemli isimleri Mustafa Üstündağ, İrfan Özaydınlı, Sırrı Atalay, Cahit Karakaş, Necdet Uğur, Hikmet Çetin, Hasan Fehmi Güneş ve Kemal Güven’den oluşuyordu. 9’lar olarak anılan Orhan Okay, Recai Kocaman, Saffet Omay, Hüdai Oral, Ferda Güley, Fikret Gündoğan, Muammer Erten, Salih Tanyeri, Ekrem Kangal'ın aralarında bulunduğu grup ise, kendileri yasaklı olmadıkları için yeni partiye talipti.

Veto üstüne veto

Üç yıl öncesine kadar CHP çatısı altında çalışan birbiriyle pek de anlaşamayan irili ufaklı pek çok grup CHP’nin bağlayıcılığından ve bagajından kurtulmanın verdiği hareket kabiliyetiyle yeni bir parti kurmaya çalışırken İsmet İnönü’nün oğlu Erdal İnönü’nün de katılımıyla Sosyal Demokrasi Partisi (SODEP) bu çalışmalar içinde öne çıktı.

12 Eylül despotlarının bu durumdan pek mutlu olmadığı açıktı. İzin verilen Halkçı Parti varken yeni parti de nereden çıkmıştı! 18 Mayıs 1983’te İnönü’nün, “Batılı anlamda bir sosyal demokrat parti kurulmasına katkı yapmaya karar verdim,” açıklamasından sonra, CHP'nin kadrolarını bütünleştirecek ve kamuoyuna umut ve güven verecek bir kadronun oluşması için kollar sıvandı. Uzun tartışmalardan sonra beş kişilik çekirdek kadro üzerinde anlaştılar: Cezmi Kartay, Askeri Yargıtay eski Başkanı Rafet Tüzün, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Atilla Sav, Danıştay 12. Dairesi eski Başkanı Kâzım Yenice ve Yol-İş Genel Başkanlığı’ndan ayrılan sendikacı Muzaffer Saraç. En büyük sorunlardan biri MGK’nın eski partilerin isim ve amblemini alamayacağı, onların devamı olamayacağı kararıdır. Yüzlerce isim arasından kurucular belirlenir. Kurucu kurul, aydınların yanı sıra, esnaf, sanayici, hukukçu, idareci, sendikacı ve yasaklı olmayan eski politikacılar arasından seçilir. İnönü listeyi, 29 Mayıs’ta, geçici merkez olarak kullanılan, iş adamı Süleyman Sarıalioğlu’na ait Selanik Caddesi’ndeki büroda açıklar. Kurucuların 31 Mayıs’ta Pembe Köşk’te toplantıya başlamasından bir saat sonra MGK’nın 79 numaralı bildirisi yayınlanır. Bildiride Büyük Türkiye Partisi’nin (BTP), 12 Eylül öncesindeki yapıyı sürdürdüğü iddiasıyla kapatıldığı bildirilir. Artık CHP’nin tüzüğünün SODEP için kopyalanması mümkün değildir.

1 Haziran 1990`da SHP Genel Başkanı İnönü’nün, Uşak’a bağlı İlyaslı kasabasını ziyareti.

Yeni kurulacak parti için seçilen ilk isim Türkiye Sosyal Demokrat Partisi’dir. Eski bakanlardan İsmail Hakkı Birler, cunta hükümetinin Devlet Bakanı İlhan Öztrak -yine bir Öztrak- ve Başsavcı Firuz Çilingiroğlu ile yaptığı görüşmede Türkiye sözcüğü için izin almanın uzun süreceğini öğrenince, partinin isminin Sosyal Demokrasi Partisi olmasına karar verilir. Yiğit Gülöksüz ile İlhan Tekeli’nin SDG için başladığı program taslağı uzun süren tartışmalardan sonra kabul edilir.

SODEP’in kuruluş dilekçesi, 6 Haziran 1983’te, İnönü, Türkan Akyol, Önder Sav ve Cezmi Kartay tarafından İçişleri Bakanlığı'na verilir. MGK, yeni kurulan partilerin 6 Kasım 1983’te yapılacak seçimlere katılabilmesi için 24 Ağustos’a kadar iki şart koşmuştur: En az otuz kurucu üyenin Konsey tarafından onaylanması, en az otuz dört ilde ve bu illere bağlı ilçelerin yarısında örgütlenme zorunluluğu.

Kulislerde, MGK’nın icazetiyle kurulan Milliyetçi Demokrasi Partisi (MDP), Halkçı Parti (HP) ve Anavatan Partisi (ANAP) dışındaki partilerin veto hakkı işletilerek seçime sokulmayacağı konuşuluyordur. MGK’nın önünde kurucular üzerinde inceleme yapmak için yirmi gün süresi vardır.

Gönderilen listeye cevap 23 Haziran’da Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan gelir. Başsavcı Firuz Çilingiroğlu imzasıyla gönderilen yazıda, MGK’nın 85 sayılı kararıyla başta İnönü olmak üzere, yirmi bir kurucu veto edildiği bildirilmektedir.

Ertesi gün veto dışında kalan kurucular genel merkezde toplanır. Parti yönetiminde veto edilmemiş üç kişi kalmıştır: Kartay, Durakoğlu ve Ekşi. İlk veto fırtınasından sonra yeni bir liste daha oluşturulur. 21 yeni kurucunun ismi Başsavcı Çilingiroğlu'na yeniden sunulur.

Veto fırtınasının etkileri sürerken bir yandan da yeni kurulan partinin il örgütlenme çalışmaları yürütülmektedir. İlk açılış 5 Temmuz’da Eskişehir’de yapılır. Ancak burada ortaya çıkan coşkulu görüntü MGK paşalarını fena halde rahatsız eder.

8 Temmuz 1983 Cuma saat 11.30’da Genel Başkan Sekreteri Hadiye Nugay, savcılıktan bir tebligat geldiğini haber verir. Konsey’in 83 sayılı kararı ile 21 yeni kurucudan 13’ü yeniden veto edilir. Kurucular Kurulu hemen o gün yeni adaylar belirlemek için toplanır. Ancak MGK, 29 Temmuz’da 103 sayılı kararı ile yeni belirlenen isimlerden sekizini veto eder. SODEP’in elinde 28 veto edilmemiş isim kalmıştır ve acilen iki üye daha bulmak zorundadırlar. Kurucular Kurulu, son bir gayretle veto edilenlerin yerine sekiz aday daha belirlemek için 30-31 Temmuz günlerinde toplanır. Bu kez işi daha da garanti altına almak için MGK’nın bile reddedemeyeceği isimler bulunmaya çalışır. Ek listedeki isimler şunlardır: Cevdet Tolgay (Atatürk ve İnönü’nün yaveri), Ömer Faruk Marşan (Eski Askeri Yargıtay 4’üncü Daire Başkanı emekli hâkim albay), Necmettin Erkan (Tabip albay), Mehmet Saracoğlu (Emekli vali), Enis Tütüncü (DPT-iktisatçı), Hatice Demet Işık, Ömer Lütfi Ömerbaş (Anayasa Mahkemesi eski başkan vekili) ve Mehmet Yaşar Özal.

1 Ağustos’ta yeni sekiz kurucunun da katılımıyla, yeniden toplanılır ama artık herkes isim bulmaktan yorgun ve bıkkındır. MGK, Atatürk’ün yaveri ve Anayasa Mahkemesi eski başkan vekilini dahi veto etmekten çekinmemiştir. Artık seçimlere katılmanın pek bir yolu kalmamıştır, son bir çabayla Yüksek Seçim Kurulu’na başvurmaya ve reddedilen son sekiz ismin yeniden önerilmesine karar verirler.

Sonuç mu? YSK, "Ülke yönetiminin gerekleri ve özellikleri karşısında uyulması zorunlu olan ve düzenleyici bulunan Milli Güvenlik Konseyi kararının da göz önünde bulundurulması," yorumuyla SODEP’in başvurusunu reddeder. YSK’nın 25 Ağustos 1983 gün ve 265 sayılı Kararı ile SODEP 6 Kasım 1983 seçimlerine katılamaz. Seçime sadece MDP, HP ve ANAP girebilir.

Ama neyse ki, hür, demokratik parlamenter sistem de yaşıyoruz da buna benzer bir durum Özel ve arkadaşlarının başına gelmez!

İlgili İçerikler