Son gelişmelerin ışığında siyasal partiler ve demokrasi

Son gelişmelerin ışığında siyasal partiler ve demokrasi

CHP fiilen kapatılmıştır. Ancak hukuken var olmaya devam etmektedir. Bu yeni CHP halkın ve örgütün iradesini yansımayan, temsil yetkisi olmayan farklı bir kuruluştur. Adı CHP olsa bile CHP değildir. İçi boşaltılmış bir kuruluştur. Halkın ve örgütün iradesini yansıtan CHP, Yeni Parti’de var olmaya devam etmektedir. Bu nedenle “kim eski CHP’de kalacak, kim Yeni Parti’ye geçecek” tartışmaları anlamsızdır. CHP adını taşıyan kuruluş başka bir partidir

Son gelişmelerin ışığında siyasal partiler ve demokrasi

Siyasal partiler, demokrasinin vazgeçilmez unsurudur. Anayasa md.68 “siyasal partiler, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarındandır.” der. AİHM, Rusya Cumhuriyetçi Parti / Rusya kararında (2011) aynı görüşü şöyle ifade eder: “Siyasal partiler iyi işleyen bir demokrasinin temel unsurudur. Siyasal partilere karşı alınan önlemler dernek kurma özgürlüğünü ve dolayısıyla ilgili devletlerdeki demokrasiyi olumsuz etkiler.”

Siyasal partiler halkın iradesini devlete yansıtır. Halkın iradesiyle hükümet arasında arabulucu rolü oynar. Bu nedenle siyasal partilere dışarıdan yapılan müdahaleler, konulan yasaklar halkın iradesini, dolayısıyla demokrasiyi sakatlar. Seçimlerin eşit ve adil bir biçimde yapılmasını önler. Siyasal partilerin, demokrasinin temel unsuru olarak, kendilerine düşen görevleri yerine getirmeleri ancak dış müdahalelerden yoksun, özerk, bağımsız çalışmalarıyla gerçekleşebilir.

Halkın iradesini değil, iktidarın iradesini yansıtan, iktidarın “hoşgörüsü” ile var olan, ancak iktidara bir tehdit oluşturmayan siyasal partilerin bulunduğu rejimlerin adı demokrasi değil, otokrasidir.

Otoriter rejimlerde siyasal partilere yapılan dış müdahaleler değişik kılıflara bürünebilir. Kimi zaman siyasal partiler Anayasa Mahkemesi kararlarıyla kapatılabilir. Kimi zaman siyasal partilerin örgütsel özerkliğine müdahale edilir. Seçilmiş organların yerine atanmış organlar getirilir. Ancak bütün bu önlemler aynı amaca, muhalefetteki siyasal partinin iktidara gelmesini önlemeye yönelmiştir.

AİHM, Rusya Cumhuriyetçi Parti / Rusya kararında devletin siyasal partilerin içişlerine müdahale etmemesi, konferans – kurultayların nasıl örgütleneceğinin siyasal partiye bırakılması gerektiği, partinin tüzüğündeki kurallara uyulup uyulmadığının resmi makamlar tarafından değil, öncelikle partinin kendisi tarafından denetlenmesinin doğru olacağını belirtir.

Venedik Komisyonu, “Siyasal Partiler Alanında Doğru Uygulamalar Kodu” adlı raporunda şunu açıkça düzenler. Kurultay gibi partinin en yüksek organlarının kararları, tüzükle belirlenen usule göre, üyeler tarafından denetlenir. Devlet ya da yargı organlarının bu sürece müdahalesi, siyasal partinin örgütsel özerkliğini zedeler. Parti başkanları, demokratik seçimler sonucu seçimle işbaşına gelmelidir. Parti üyeleri başkanların seçiminde oy kullanmalıdır. Parti başkanları seçimlerinin aşağıdan yukarı yapılması, parti içi demokrasinin sağlıklı bir ifadesidir. Venedik Komisyonu raporları demokrasiyle yönetilen ülkelerde geçerli olan standartları yansıtır.

CHP’de olup bitenler, bu standartlarla bağdaşmamakta, hatta demokratik standartları tam tersine çevirmekte. CHP’nin 38. Olağan Kurultay’ı parti tüzüğündeki usullere uygun olarak demokratik bir biçimde yapıldı. İkinci tur oylaması sonucunda, Özgür Özel 812 (%59.44) oy alarak CHP’nin yeni genel başkanı seçildi. Kemal Kılıçdaroğlu ise 536 (%39.24) oyda kaldı. Özgür Özel, 2025’deki 21. Olağanüstü Kurultay ve 22. Olağanüstü Kurultay’da iki kez daha genel başkan seçildi. CHP demokratik yollardan genel başkanını değiştirdi.

Ancak CHP’nin demokratik yollardan iktidara yürüyüşünün önü kesilmesi gerekiyordu. Bu konuda yetkili mahkeme olan YSK’nın seçim sonuçlarına ilişkin kesinleşmiş yargı kararına karşın, yetkisiz bir mahkeme olan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin verdiği kararla, 38. Olağan Kurultay mutlak butlan gerekçesiyle iptal edildi ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve parti yönetimi tedbir kararıyla görevden uzaklaştırıldı. Kemal Kılıçdaroğlu mahkeme kararıyla CHP’nin başına geçti. Kılıçdaroğlu ve ekibi seçilmiş CHP yönetimini tasfiye ederek CHP’yi ele geçirdi.

Bu demokrasiye, siyasal parti kurma özgürlüğüne aykırı durumu düzeltmenin tek bir yolu vardı. Derhal olağanüstü kurultayı toplayarak genel başkan seçimini yenilemek. Ancak Kılıçdaroğlu’nun bu yola gitmek gibi niyetinin olmadığının anlaşılması üzerine yeni bir parti kurmaktan başka bir seçenek kalmıyordu.

Türkiye siyasetinde derin bir siyasal krize yol açan olay şöyle özetlenebilir: Ana muhalefet partisine yetkisiz bir mahkeme eliyle dışardan yapılan müdahale sonucunda seçilmiş Genel Başkan ve parti organları görevden uzaklaştırılmış, yerlerine seçimi kaybetmiş bir eski genel başkan ve seçilmemiş parti organları iş başına gelmiştir. Böylelikle partinin örgütsel özerkliği ortadan kaldırılmıştır. Bir siyasal partinin örgütsel özerkliği, o siyasal partiyi demokrasinin vazgeçilmez unsuru yapan en önemli özelliği. Dış müdahalelerle partinin özerkliği, bağımsızlığı kaldırılıyorsa siyasal parti demokrasinin bir unsuru olmaktan uzaklaştığı gibi, o ülkede demokrasiden söz etmek olanağı da kalmadı.

Bu durumda siyasal parti halkın iradesini yansıtamaz. O nedenle halkın iradesi sakatlanmıştır. Ama bunun yanında CHP fiilen kapatılmıştır. Ancak hukuken var olmaya devam etmektedir. Bu yeni CHP halkın ve örgütün iradesini yansımayan, temsil yetkisi olmayan farklı bir kuruluştur. Adı CHP olsa bile CHP değildir. İçi boşaltılmış bir kuruluştur. Halkın ve örgütün iradesini yansıtan CHP, Yeni Parti’de var olmaya devam etmektedir. Bu nedenle “kim eski CHP’de kalacak, kim Yeni Parti’ye geçecek” tartışmaları anlamsızdır. CHP adını taşıyan kuruluş başka bir partidir.

Şu soruyu sormak gerekir. Bütün eksikliklerine, halk ve örgüt desteği olmamasına karşın, butlan CHP’si nasıl oluyor da siyaset sahnesinin bir aktörü olarak ayakta kalmaya devam edebiliyor? Bu sorunun yanıtını iktidar cephesinin butlan CHP’sine verdiği destekte aramak gerekir.

Bugün Türkiye’nin siyaset sahnesinde gerçek olmayan bir parti ile gerçek olan bir parti. Siyasetin normalleşmesi içine her şeyden önce gerçek olmayan bu durumun düzeltilmesi gerekir.


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler