Kahvaltı için gittiğimiz kafeden çıkarken Hasan abi hesabı ödedi, Yavuz da patronla şakalaşırken "Dün gece Bodö, İnter'i fena oydu" dedi.
Genç patron elini kalbine götürdü, manşeti çaktı: "İşin kötüsü bu akşam da oyulacağız galiba!"
Torino sokaklarında çok Türk dolaşıyor. Ömrümün neredeyse yarısı yurtdışında geçtiği için ben Avrupa sokaklarındaki Türkleri hemen tanırım. Bizimkiler kabadayı gibi hafif sallanarak yürür. Bir de sokakta yürürken yüksek sesle ve bol küfürlü konuşur. Keza Torino sokaklarında dolaşanların ellerinde telefonları, ''A.K'', ''Ass..'', ''G. kooim...'' nidaları yükselirken herkes bilet derdindeydi.
Torino şeker bir kent. Birleşik İtalya'nın ilk başkenti (1861). Binlerce yıllık Roma İmparatorluğunun mirasını taşıyor. Garibaldi geçmiş buradan. Primo Levi de buralı. Anarşist akımların beşiği ayrıca 2. Dünya Savaşı sırasında Direniş'in önemli bir merkezi.
Daha dün Selanik’ten Milano uçağına binince hosteslerden, genç yaşlı yolculara herkesin ‘bülbül’ gibi şakıdığını gördüm. Herkes çok mutlu, çok neşeli, acayip geveze sanki İtalyanca konuşmuyorlar, Po Ovası’nın halk şarkılarını icra ediyorlar.
Bir stadın ‘basın tribünü’nden en son ne zaman maç izledim? Mithatpaşa Stadı, yıl da 1979 olmalı. ‘Açıktan’, ‘numaralıya’ geçtiğimiz 90 dönemi sanıyorum. Sağ olsun Asena (Özkan) Türkiye Spor Yazarları Derneği ve Galatasaray Kulübü nezdinde gerekli girişimleri yaptı ve Cumhuriyet’ten genel yayın müdürüm Hasan Cemal ile Juventus’un Torino’daki Allianz Stadı’nın ‘basın tribünü’ne kuruluverdik.
Galatasaray benim için sadece bir mektep, spor kulübü ya da futbol takımı değildir. Galatasaray bize akılcılığı, laikliği ve Cumhuriyeti öğretti. Galatasaray bizim / benim coğrafya tahayyülümü büyüttü ve somutlaştırdı. Daha mektepte ortaokul öğrencisiyken, evdekilere “Ahmet’lere ders çalışmaya gidiyorum. Pazartesi imtihan var” deyip Galatasaray’ın deplasman maçlarına giderdim. Türkiye’nin bir çok kentini Galatasaray sayesinde görüp, tanıdım. Galatasaray; ‘yerli’ ve ‘milli’ olmaktan çok ‘Avrupai ve evrensel’ bir kurum olduğu için bazı Anadolu kentlerini de deplasman maçları sayesinde keşfettik. Belleğimde daha önce yaptığı iki İtalya deplasmanı var ikisi de Roma…Birinde Roma diğerinde Lazio ile oynamıştık. Bu gece 5-2’nin avantajıyla sahaya çıkacak takım nispeten daha rahat. Güzel ve keyifli bir maç izleme beklentisindeyiz Hasan abi (Cemal) Yavuz (Baydar) ve ben.
Bunca yıldır Galatasaray'ın Avrupa deplasman maçlarına gideriz. İlk defa rahat, kendimizden emin bir haleti ruhideyiz. Akşam ne olur bilinmez ama 3 fark kolay kapatılamaz sanki. Yeni bir galibiyet neden olmasın?


