Dünya Kupası’nın başlaması öncesinde halkımızı zafer havasına sokan çok bilmiş futbol palavracılarının, milli takımımızın sahaya çıkar çıkmaz sergilemeye başladığı içler acısı performans karşısında neler düşündüğünü bilmiyorum. Ama Türkiye’nin finale kadar çıkacağını hayal ederek palavrasyonu son ana kadar sürdürenlerin umudu ikinci hezimete kadar devam etti. Milli Takım hakkında bol bol haber yapan gazeteler de her halde bir hayli mürekkep harcadılar boşuna.
Ben de kendi hesabıma birazcık etkilenmiştim bu umut dolu atmosferden. Ve erkenden kalkarak Avustalya’ya karşı oynadığımız ilk maçı izlemeye karar vermiştim. Maçı izlerken neler düşündüğümü yazmasam da olur. Günümüzün Türkiye’sinde ülkeyi ve ekonomiyi yönetme iddiasındakiler o kadar çok palavra atıyor ve ilkel yanlışlar yapıyor ki futboldakinin üzerinde durmaya bile değmez.
Keyfi müdahalelerin gölgesinde
Önemli gazetelerin ekonomi sayfalarında köşe yazısı yazdım yıllarca. Yıllar sonra bugün böyle bir yazı yazmak zorunda kalacağımı hiç düsünmemiştim. Yazı derken burada yazacaklarım bana ait değil, son dönemde Türkiye ekonomisiyle ilgili en gerçekçi ve anlamlı analizlerin sahibi bir iktisatçının Özge Öner’e ait.
Öner’in 19 Haziran tarihli Oksijen gazetesinde yer alan görüşlerine göre Türkiye ekonomisinin yaşamakta olduğu en ciddi sorunların başında, ülkeyi yönetenlerin ekonomiye keyfi müdahaleyi âdet haline getirmesi geliyor. Hangi sektör ne zaman müdaheleye uğrayacağını kesinlikle bilmiyor. Her sektör her an farklı bir müdahaleyle uğrama korkusuyla yaşıyor.
Özge Öner’e göre bu tür uygulamaların yaygınlaştığı ortamda yani kuralların yerini istisnalar, ilkelerin yerini keyfilik almaya başladığında ortaya çıkan şey düzenlenmiş bir piyasa değil, belirsizlik içinde kaosa sürüklenen bir piyasa oluyor.
Türkiye’de başkanlık sistemine geçildiğinden beri devam eden bu keyfilik iştahı şu soruyu akla getiriyor: Devletin hakem olarak mı davranıyor, yoksa bir oyunun akışına sürekli müdahale eden bir oyuncuya mı dönüşüyor?
Bu sorunu ciddiye alanların futboldaki fiyaskoyu unutup ekonominin geleceğine odaklanması gerekiyor…


