İsrail’de 27 Ekim 2026 Salı günü yapılacak seçim bir “sağ-sol münavebesi” sonucu doğurmayacak.
Yarışanlar oportünist Netanyahu ve destekçileri Ben Gvir, Smotrich gibilerin temsil ettiği mesiyanik dinci, ırkçı sağ ile güvenlikçi Eisenkott ve merkez sağ destekçileri Bennett, Lapid ve hatta Netanyahu “küskünü” aşırı sağcı Lieberman, yani mecazen “beş benzemez”, “yamalı bohça”, çok parçalı muhalefeti.
Eisenkott tarafını bir arada tutan yegâne tutum Netanyahu karşıtlığı: Başka deyişle seçim esasen bir “Netanyahu referandumu” niteliğinde. Son kamuoyu yoklamaları 120 sandalyeli mecliste (Knesset) ne Netanyahu ne Eisenkott tarafının koalisyon hükümeti için gereken 61 sandalyeye ulaşabileceğini gösteriyor.
Şimdilik Netanyahu tarafı 53, Eisenkott tarafı 49 sandalye dolayında ve iki Arap partisinin toplam sandalye sayısı da 13 civarında ölçülüyor.Çarpıcı olan Netanyahu’nun Likud partisinin 10 dolayında sandalye yitirmesinin öngörülmesi.
Ancak, “yenilik” iki Arap partisinin Eisenkott koalisyonunu dışarıdan da olsa destekleyeceklerini açıklamaları. Fakat Eisenkott’un kendi de, olası koalisyon üyesi diğer liderler de Arapları hükümette istemediklerini söylüyor. Hatta Lieberman dışarıdan desteğe dahi tahammülü olmadığını açıklıyor.
İki taraf başa baş gözüküyor:Buna karşılık seçimde oy kullanacak İsrail nüfusunun beşte birini oluşturan Müslüman,Hristiyan ve Dürzi Araplar Eisenkott’un Netanyahu’yu devirmesini sağlayabilir. Nitekim, Lieberman bile daha önce içinde Arapların bulunduğu hükümette yer almıştı:Yani seçim öncesi oy için yapılan açıklamalar seçim sonrasında hükümet kurmak için gerecek siyasi esnemeyi engellemeyebilir. Ayrıca,1992 Oslo Anlaşmaları’nı buna benzer bir azınlık hükümeti imzalamıştı.
Bir başka olasılık İsrail seçim sistemine göre 3.25% seçim barajını geçen partinin 4 sandalye elde etmesine dayanıyor: Netanyahu destekçisi aşırı sağcılardan biri bile barajı geçemezse 4 yerine sıfır sandalye almış olacak ve denge Eisenkott lehine çarpıcı biçimde bozulacak.
Netanyahu’nun mevcut destekçilerinden başka alabileceği destek yok, oysa Eisenkott’un Araplardan destek alması mümkün.
Trump, Netanyahu’ya güçlü destek açıkladı: Bu desteğin bu aşamada İsrail seçmeninin oy tercihini etkilemesi beklenmiyor. Trump’ın desteğinin düşündürmesi gereken, bu desteğe karşılık Trump’ın Netanyahu’dan ABD’de 3 Kasım’da yapılacak Kongre ara seçimlerinden önce veya sonra İran’a yönelik olarak iki ülkenin veya İsrail’in yeni bir saldırı düzenlemek veya düzenlememek için bir söz alıp almadığı. Bir başka soru ise eğer Trump 3 Kasım’da ağır bir yenilgi alırsa bunun İsrail-ABD ilişkilerinde ve İsrail’de ne etkisinin olacağı.
Eisenkott kazanırsa yani bir koalisyon hükümeti kurabilirse 7 Ekim 2023 Hamas terör saldırısının Netanyahu dahil ve başta sorumlularının peşine sert biçimde düşüleceği kesin. Ancak, Eisenkott’u Genelkurmay Başkanı atayanın Netanyahu’nun kendi olduğu, aynı Eisenkott’un bugün uygulanan toptan yıkıma dayalı Dahiye Doktrini’nin yaratıcısı olduğu da unutulmamalı.
Eisenkott’u Netanyahu’dan ayırt eden kurduğu“namus” veya “dürüstlük” anlamına gelen “Yaşar” partisinin adında görüldüğü gibi yolsuzluklara bulaşmamış olması ve Batı Şeria’yı sömürgeleştirmede yalnızca “İsrail’in güvenliğini tehdit etmeyecek kolonilere” müsaade edeceğini açıklaması.
Eisenkott’un temel seçim vaadi ise Gazze’de Hamas yönetimini kısa vadede ortadan kaldırmak. Öyleyse,iktidara gelebildiği takdirde Eisenkott’un aynı zamanda Trump’ın Gazze Barış Planı’na nasıl bağlı kalacağı veya kalıp kalmayacağı belirsiz.
İsrail toplumu 7 Ekim Katliamı için Netanyahu’yu sorumlu tutarken, ardından gelen Hizbullah’ın askeri gücünün Lübnan’da büyük ölçüde yok edilmesi, rehinelerin kurtarılması, İran’ın vurulması gibi hamleler için ise Netanyahu’ya değil Trump’a “şükran borcu” hissediyor. 7 Ekim sonrasında İsrail toplumunun özellikle gençlerin radikalleştiği ve 80%’e varan oranda Batı Şeria dahil Araplarla bir arada yaşanamayacağı görüşünün ağır bastığı da akılda tutulmalı.
Hükümeti kurmayı başarabilirse Eisenkott’un İsrail’in Batı da dahil küresel olarak yerle bir olan uluslararası saygınlığını yeniden ihya edip edemeyeceği, İsrail’in giderek “paryalaşma” sürecini geri döndürüp döndüremeyeceği de bir başka yanıtı belirsiz soru.
Bu bağlamda Netanyahu iktidarda kaldığı sürece Türkiye-İsrail ilişkilerinin değişmeyeceği belli ama Eisenkott iktidara gelse ne değişeceği belli değil.


