Yaşlanmayan yaşam tarzı yolculuğumda Harinoki Dağı tırmanışı; henüz sayılara yenilecek değilim!

Yaşlanmayan yaşam tarzı yolculuğumda Harinoki Dağı tırmanışı; henüz sayılara yenilecek değilim!

Japon Alpleri içinde sayılı zorlu rotalardan biri olan Harinoki Dağı tırmanışım 2 gece 3 gün sürdü. Subari Dağı'ndan Akazawa Dağı'na uzanan sırt hattında, ne kadar yürürsem yürüyeyim zirve benden kaçıyormuş hissine defalarca kapıldım. Sayılar -yaş- gerçekten benden bir adım öndeydi; ama 3 bin  metre rakımdaki sırt hattında yüzümde beliren "gülümseme", o sayılara bir saniye bile yakalanmamıştı

Yaşlanmayan yaşam tarzı yolculuğumda Harinoki Dağı tırmanışı; henüz sayılara yenilecek değilim!
Mitsuru Horiguchi, Harinoki Dağı zirvelerinde

Bu, "Sadece rakamlar yaşlanıyor" ve "Yatsugatake Dağları tırmanışından gördüklerim" başlıklı yazıların ardından gelen, yaş ve yaşlanma üzerine yazdığım üçlemenin son bölümüdür.

İki gece üç gün, ender zorlu bir rotaya

Japon Alpleri içinde bile sayılı zorlu rotalardan biri olan Harinoki Dağı turu. Bazı deneyimli dağcılar bu rotayı bir günde ya da bir gece iki günde tamamlıyor; ben ise iki gece üç günde yürüdüm. Buna rağmen, bu şimdiye kadarki en zorlu dağ yürüyüşüm oldu. Sayılar (yaş) yine benden bir adım önde yürüyordu.

Başkalarının iki katı süren sırt hattı

İlk gece kaldığım Harinoki Kulübesi'nden ikinci gün Şinkoşi Dağ Evi'ne olan mesafe yalnızca 5,5 km. Ancak bu mesafe içinde dört zirve var. Patika sürekli iniş çıkışlarla doluydu; standart yürüyüş süresi 5,5 saat olmasına rağmen, molalarla birlikte tam 11 saat sürdü.

Subari Dağı'ndan Akazawa Dağı'na uzanan sırt hattında, ne kadar yürürsem yürüyeyim zirve benden kaçıyormuş hissine defalarca kapıldım; her seferinde içimden "ah, zirveye daha ne kadar çok yol var" diye iç geçirdim. Yükümüz de, kısa sürede bu rotayı hafif ekipmanla geçen dağcılara kıyasla biraz daha ağırdı. 3 litre suyu azar azar içmek ve yol boyunca atıştırmalıklar yemekten başka, bu ağırlığı hafifletmenin bir yolu yoktu. Yükü bir kenara bırakmak gibi bir seçenek zaten baştan yoktu. Tek tesellim, Kurobe Barajı'nın ardında yükselen Tateyama ve Tsurugidake'nin muhteşem manzarasının, sanki adımlarımı takip edercesine bana eşlik etmesiydi. Yol boyunca tehlikeli kayalıklar ve kayan taşlarla dolu bölümlerle defalarca karşılaştım; bir adım yanlış atsam vadiye yuvarlanabilecek yerler de vardı. Sadece yorgunluk değil, sürekli bir gerginlik de veren bir yürüyüştü.

Subari Dağı'ndan Akazawa Dağı'na uzanan sırt hattı

Vakit aldı ama sonuna kadar yürüdüm

İlk yazıda, sadece sayıların öne geçerek yaşlanmaya duyduğum tuhaf rahatsızlığın farkına vardım. İkinci yazıda, Yatsugatake'de, "kendimi yaşımla tanımlamamayı" ve "dağda gülümseyebildiğim sürece hâlâ genç olduğumu" keşfedip kelimelere döktüm.

Bu kez Harinoki Dağı tırmanışı ise, bu düşünceyi en zorlu biçimde kanıtladığım bir sahne oldu. Başkalarının 1,5 katı zaman harcamış olsam da, bu zorlu rotayı sonuna kadar yürüyebilmiş olmam —bunun kendisi, her şeyden daha güçlü bir cevaptı.

Tehlike ve yorgunlukla yüz yüzeyken, patikada yürürken ne düşünüyordum? Hava koşulları  lütfetmişti ve gözümün önünde her zaman muhteşem bir manzara vardı. Bitkin düşmüş olsam da, ancak buradan görülebilecek o manzarayı seyretmeye devam ettim. Dağda karşılaştığım bir çift, dağa gitmeye başladıktan sonra artık turistik yerlere gitmediklerini söyledi. Dağda karşılaşılan manzaranın önüne geçebilecek hiçbir şey olmadığını kesin bir dille ifade ettiler. Tam da düşündüğüm gibi düşünen birileriyle karşılaşmanın verdiği o "haklı çıkma" hissini yaşadım. Dağcılık, rakım arttıkça manzaranın güzelliğinin de arttığı bir uğraştır. Bu, kendi ayaklarıyla, zahmetle tırmanmış olanların tadabileceği bir süreçtir; ne kadar mükemmel bir görüntü olursa olsun, hiçbir video gerçek ayaklarınızın altındakine erişemez.

Kurobe Barajı'nın ardında yükselen Tateyama ve Tsurugidake dağları

Hâlâ gülüyorum

Dağdan indikten sonra da yorgunluk hemen geçmedi. Yine de, güvenle inebilmiş olmanın rahatlığı ve pek çok karşılaşmayla zenginleşmiş, bir ömür unutulmayacak bir anı edinmiş olmanın verdiği doyum vardı. Sayılar (yaş) gerçekten benden bir adım öndeydi; ama 3 bin  metre rakımdaki sırt hattında yüzümde beliren "gülümseme", o sayılara bir saniye bile yakalanmamıştı.

Yüzümdeki gülümseme, yaşlarımızı koşarak sayan o sayılara bir saniye bile yakalanmadı

Sıradaki tırmanılacak dağlar

Bu tırmanışta anladığım şey, hâlâ tırmanabileceğim dağlar olduğu. Öyleyse, sıra daki tırmanılması gereken dağ hangisidir? O dünyaya yapacağım yeni yolculuk, T24'te yazmaya devam etmek ve medeniyeti "editoryal mühendislik"* aracılığıyla okumayı sürdürmek, bizzat benim yaşam biçimimdir.

Tırmanmak istediğim sıradaki dağlar; Japonya'nın en yüksek zirvesi Fuji Dağı'nın (3 bin 776 metre) ardından en meşhur dağlardan biri olan Japon Alpleri'ndeki Yarigatake (3 bin 180 metre). Yollarına, patikalarına düşmek istediğim, yani tırmanmak istediğim dağlar hâlâ pek çok. Henüz sayılara yenilecek değilim!


* Editoryal mühendislik (Japonca: 編集工学, henshū kōgaku), Tokyo merkezli ISIS Editing School'da (İşisu Henshū Gakkō) öğretilen bir düşünce yöntemidir. “Bilgiyi salt biriktirmek yerine, farklı bilgi, kültür, kurum ve değerler arasında yeni bağlantılar kurarak anlam ve düzen üretme sanatı” olarak tanımlanabilir. Yazar bu yöntemi, Türkiye ve diğer medeniyetlerin kendine özgü düşünme kalıplarını karşılaştırmalı biçimde okumak için kullanmaktadır.


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler