3 bin metreye yakın bir dağın tepesinde, teleferik için iki saat boyunca kuyrukta bekledim. Eylül’de Japonya'da "Gümüş Hafta / Silver Week” denen dört günlük tatilin son günleriydi ve ben Japon Orta Alpleri'ndeki Kiso Komagatake Dağı'ndaydım.
Japonya'da insanların çoğu ancak aynı dönemlerde tatil yapabiliyor. Tatiller tek bir zamana yığıldığı için turistik yerler bir anda insan seli karşısında kalıyor. İstediği zaman tatile çıkamamak bakımından Japonya belki de hâlâ "gelişmekte olan” bir ülke.
Bunu yazınca Türk okurların hemen itiraz edeceğini tahmin ediyorum:
"Bizde de bayram tatillerinde otoyollar kilitleniyor."
"Yazlıklar zaten yılın büyük bölümünde boş duruyor."
Haklısınız. Ama yine de Türkler, aileyle uzun zaman geçirmenin yolunu biliyor. Kuyrukta beklerken aklımdan geçen buydu. Gelin, tırmanışın ilk gününe dönelim.
Fırtınada dağ evi sohbetleri
Kiso Komagatake (2bin 956 metre), Japonya'nın "Yüz Ünlü Dağı"ndan biri. Otobüs ve teleferikle zirveye çok yakın bir noktaya kadar çıkılabildiği için yürüyerek aşılan yükseklik 300 metreyi bulmuyor. Türkiye'den bir benzetme yapmak gerekirse, Uludağ rahatlığında 3 bin metrelik sırta çıkabileceğiniz bir dağ. 70 yaşın eşiğindeki biri için bulunmaz bir dağ; ama o gün hiç de kolay değildi.
Teleferiğin son durağı olan Senjojiki buzul çanağından yürümeye başladıktan kısa süre sonra, tayfunun etkisiyle şiddetli bir fırtına patladı. İnsanı savuracak kadar sert rüzgârda adım adım ilerleyip sonunda zirvedeki dağ evine ulaştım.
Japonya'nın yüksek dağlarında yemek de verilen böyle dağ evleri bulunur. Birbirini tanımayan dağcılar geceyi aynı çatı altında geçirir.
O gece yarısına kadar bütün bina sallandı durdu. Ama aynı fırtınayı atlatmış insanlar arasında tuhaf bir dayanışma doğuyor. 30 yaş civarındaki üç kadından oluşan bir grup, Kilimanjaro'ya, Annapurna'ya, hatta Bolivya'daki 6 bin metrelik dağlara tırmandıklarını anlattı. Gelirlerinin büyük kısmının yurt dışı tırmanışlarına gittiğini gülerek söylüyorlardı. Parasını ev ya da araba yerine deneyime harcayan genç bir kuşak, Japonya'da da yetişiyor. Farkına varmadan dışarıdaki fırtınayı tamamen unutmuştum.
Japonya’nın ve dünyanın dağlarına tırmanıyorlar
360 derecelik ödül ve korku
Ertesi sabah, tayfunun ardından gökyüzü masmaviydi. Zirveden Güney Alpler, Yatsugatake, Kuzey Alpler, Fuji Dağı ve Ontake Dağı 360 derece bütün netliğiyle görünüyordu. Bir önceki günün fırtınasına dayananlara verilmiş bir ödüldü bu. Ardından tırmandığım Hōkendake'de ise art arda gelen dik kayalıklar ve ayaklarımın altındaki boşluk hissi yüzünden, uzun zamandır ilk kez gerçek bir korku yaşadım. İnişte beni bekleyen de yazının başındaki o iki saatlik kuyruktu.
Teleferik için iki saat kuyruk bekledik
Yazlık ve 9 milyon boş ev
Türkiye'de orta sınıftan insanların da Marmara, Ege ya da Akdeniz kıyısında bir yazlığı olması şaşırtıcı değil. Yaz gelince aileler oralara taşınır, haftalarca birlikte vakit geçirir. Japonya'da ise yazlığı olan insan çok az. Buna karşın ülke genelinde yaklaşık 9 milyon boş ev var. "Japonya'da evler neredeyse bedava" haberlerini Türk basınında görmüş okurlar olacaktır. Bu evlerin çoğu, tırmanıştan önceki gece kaldığım Komagane gibi taşra kasabalarında. Oranın istasyon önünde kepenkleri inmiş dükkânlar sıralanıyordu. İnsanlar büyük şehirlere yığılıyor, taşrada ise kullanılmayan evler kalıyor.
Zirveden görünen
Zirevede 360 derece manzara
Zirvedeki manzara her yöne açıktı. Tatilleri zamana yaymak, taşradaki boş evleri "ikinci ev" hâline getirmek gerek. Bayram trafiğinden şikâyet etse de yazın deniz kenarındaki evinde ailesiyle uzun zaman geçiren Türkler var. Onların yaşam biçiminde, Japonya'nın gitmesi gereken yönlerden birini görür gibi oldum.
T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN
|


