İstanbul semalarında dolaşan polis dronlarının kamusal alanda çimlere, banklara oturup içki içen insanları taciz ederek kovalaması ve sokakta içki içmenin yasak olduğunu anons etmesi üzerine hukuk kitaplarını açıp kanunları satır satır okuyan bilirkişiler mevcut yasaların sokakta içki içmeye engel olmadığını, sadece sarhoşluk yüzünden etrafa rahatsızlık veren, kamu düzenini tehdit eden kişilere yönelik istisnai yaptırımlar bulunduğunu tane tane anlatıyorlar.
Peki içimiz rahatlıyor mu?
İktidarın kamu düzeni denildiğinde anladığı şeyle, rahatsızlık olarak tanımladığı şey kimlerin tanımı ya da anlayışıyla belirleniyor?
Bu ölçüyü işaretleyecek çıta hangi marangozun elinden çıkıp, hangi kuşun gözüyle yerine yerleştiriliyor?
Herkesin kamu düzeni denildiğinde anladığı şey birbiriyle aynı olmayınca işlerin de sarpa sarması kaçınılmaz.
Bu ülkede 2023 yılında bir valilik genelgesi açık alanlarda alkol tüketimini yasaklamak istemiş ve itiraz üzerine genelgenin ilgili kısmı iptal edilmişken bugün tekrar hortlayan bir irade, toplumu sözde huzura kavuşturmak amacıyla bir kez daha kaosa sürüklüyor.
Ve ülke halkı, alkol tüketenler ve tüketmeyenler, başkalarının alkol tüketmesine karşı anlayışlı olanlar ve olmayanlar, alkolü nerede tüketeceğini bilenler ve bilmeyenler, kamusal alanda alkol tüketimini sakıncalı görenler ve görmeyenler… yani onlar ve bunlar… yani siz ve biz… yani iktidar ve muhalefet olarak bir kez daha en tehlikeli yerinden ikiye ayrılıyor.
Alkolizm batağına düşmekle alkol tüketmek arasında hiçbir fark görmeyen ve sadece dini inançları yüzünden bir hayat tarzı olarak her türlü alkol tüketimine düşman kesilen iktidar algısının biçimlendirdiği yeni Türkiye’de, alkolün zararlarıyla muhafazakarlığın tehditleri arasında sıkışıp kalan bir sağduyudan medet umar hale geliniyor.
Tüm kötülüklerin “içki”den kaynaklandığında hemfikir olan blok bir bağnazlığın hükmetmeye talip olduğu gündelik hayatta, kontrolsüz alkol tüketiminin sakıncalarını tartışacak bir zemin bulamadan mümin olmakla alkolik olmak arasında bir seçim yapma zorunluluğu ile kuşatılan bir kamu vicdanı bu şekilde iyice sakatlanmaya çalışılıyor.
İnsanlar sokakta içki içmeyince…
Kadınlarla erkekler aynı otobüse binmeyince…
Kızlarla oğlanlar aynı okullarda okumayınca…
Kadınlar saçlarını, kollarını, bacaklarını iyice kapayınca…
Hukuk kitaplarında değil kutsal kitaplarda yazılanlar kanun sayılmaya başlayınca…
Ulus değil ümmet bilinci yaygınlaşınca…
Tüm sorunların biteceğini vaat eden politikalara kananların desteğiyle iktidara gelenlerin kendi sınırlarını genişletme hücumlarını izlerken, muhaliflerin hala yasalara baktığı ve olabilir ya da olamazları bu yasal dayanaklara göre tespit edip gönlünü ferahlattığı bu dönemde…
Emniyetin gökyüzünde dolaştırdığı dronlarla yaptığı uyarılara “Türkiye’de kamusal alanda içki içmek suç değil, içki içip etrafı rahatsız etmek suç” diyerek olaydan sıyrılmak mümkün görünmüyor.
Üniversite şehrinde gençlerin uğrak yeri olan barlar sokağını açık açık hedefine koyan milletvekilleri gibi “Biz kimsenin hayat tarzına karışmıyoruz ama…” diyerek başlayan ve o amalardan attığı temel üzerine kallavi bir karşı devrim inşasına kalkışanların yönettiği bir ülkede…
Kamu düzenini ne sağlar ve kamu düzenini ne bozar, dürüstçe adını koymak gerekir.
İçki içip gülüşmek?
İçki içip dans etmek?
İçki içip eğlenmek?
İçki içip hislenmek?
…
O dronların kumandası bugün danslardan, gülüşmelerden, eğlenmelerden ve hislenmelerden rahatsız olanların elinde ve istikbal de istibdat da göklerde...
T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN
|


