Fenerbahçe’nin Eyüpspor karşısına çıkarken ihtiyacı yalnızca üç puan değildi. İlk beş haftada kaybedilen 8 puan, alınan sonuçlardan çok daha büyük bir hayal kırıklığı yaratmış; üzerine İsmail Kartal etrafında büyüyen tartışmalar eklenince sezonun daha başında takım ile tribün arasındaki mesafe açılmıştı. Kadıköy’de ihtiyaç duyulan şey, bu havayı değiştirecek güçlü bir futboldu.
Fenerbahçe, bunun karşılığını fazlasıyla verdi: 8-0.
Skorun kendisi kadar, nasıl geldiği de önemliydi. Sarı lacivertliler karşılaşmanın ilk düdüğüyle birlikte oyunun kontrolünü eline aldı. 5. dakikada Mason Greenwood’un penaltısı perdeyi açtı, iki dakika sonra Vedat Muriqi sahneye çıktı. Kosovalı santrfor 21. dakikada bir kez daha fileleri bulurken Matteo Guendouzi 38’de farkı üçe çıkardı. İlk yarının uzatma bölümünde İrfan Can Kahveci’nin golü geldi ve Fenerbahçe soyunma odasına 5-0 önde gitti.
Asıl dikkat çekici olan, Fenerbahçe’nin rakibini yalnızca skorla değil, oyun temposuyla da ezmesiydi. Topu daha hızlı dolaştıran, dikine oynayan ve ceza sahasına daha fazla oyuncuyla giren bir takım vardı. İrfan Can’ın daha ileri bölgede konumlanması, Guendouzi’nin dinamizmi ve Greenwood’un bire birlerdeki etkinliği hücumun çeşitlenmesini sağladı.
Gecenin doğal olarak öne çıkan ismi ise Vedat Muriqi oldu.
Dört golle tamamladı karşılaşmayı. 7, 21, 47 ve 55. dakikalarda attığı goller, yalnızca tabelayı değiştirmedi; Eyüpspor savunmasının direncini de tamamen ortadan kaldırdı. Muriqi’nin fizik gücü, ceza sahasındaki pozisyon bilgisi ve rakip stoperleri sürekli meşgul etmesi, Fenerbahçe’nin hücum planının merkezindeydi.
Bir santrforun dört gol atması başlı başına manşetlik bir performans. Ancak Muriqi’nin gecesini değerli kılan, gollerin oyunun farklı anlarında ve farklı senaryolar içinde gelmesiydi. İlk yarıdaki iki gol Fenerbahçe’nin erken üstünlüğünü pekiştirirken, ikinci yarının başındaki iki vuruş maçın geri dönüş ihtimalini tamamen ortadan kaldırdı.
Greenwood da hücumdaki kalitesini gösterdi. Guendouzi orta sahada oyunun temposunu belirleyen isimlerden biri olurken İrfan Can, ileri bölgede aldığı sorumluluğun karşılığını golle verdi. Fenerbahçe’nin hücum performansını yalnızca Muriqi’nin bireysel gecesine bağlamak bu yüzden eksik kalır. Takım halinde daha hızlı, daha agresif ve daha doğrudan bir oyun vardı.
Tam da burada 8-0’ın asıl anlamı ortaya çıkıyor.
Bu sonuç, ilk beş haftadaki sorunların tamamının ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Fenerbahçe 15 puanın 7’sini alarak bu maça geldi; Gençlerbirliği ve Beşiktaş karşısında puan kaybetti, Gaziantep FK deplasmanından da golsüz beraberlikle döndü. Dolayısıyla Eyüpspor karşısındaki farklı galibiyeti sezonun bütün sorularına verilmiş cevap olarak görmek için henüz erken.
Ama önemli bir mesaj kesinlikle var:
Fenerbahçe’nin iyi oynadığında neler yapabileceğini hatırladık.
Futbolda bazen bir galibiyetin değeri, puan hanesine yazdığı üçten daha büyüktür. Kadıköy’deki bu gece de biraz böyleydi. Taraftarın beklediği enerji, oyuncuların sahadaki iştahı ve skor tabelasındaki farklılık, sezonun başındaki karamsar havayı bir anda tersine çevirdi.
Şimdi ise işin zor kısmı başlıyor.
Çünkü 8-0 unutulmaz bir skor olabilir ama sezonu belirleyecek olan, bunun ardından gelecek maçlardaki süreklilik. Fenerbahçe’nin Eyüpspor karşısında ortaya koyduğu tempoyu, mücadeleyi ve hücum çeşitliliğini koruyup koruyamayacağı asıl ölçü olacak.
Ama bu gecenin puan cetvelinden daha değerli bir kazanımı var. Fenerbahçe, kırılan bağı yeniden kurmak için sahaya çıktı ve tribününe sekiz golle cevap verdi. Islıkların yerini alkışlar, endişenin yerini umut aldı.
Taraftar belki henüz sezonun sonunu görmüyor ama bu gece takımına yeniden sarıldı.
Çünkü bazı maçlar üç puan kazandırır; bazıları ise tribünle takım arasındaki barışı geri getirir. Eyüpspor maçı, Fenerbahçe için ikincisiydi.
T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN
|


