YKS açıklandı, asıl yarış şimdi başlıyor: Öğrencilerin favori bölümleri ve üniversiteleri hangileri olacak, hangi kontenjanlar boş kalacak?

YKS açıklandı, asıl yarış şimdi başlıyor: Öğrencilerin favori bölümleri ve üniversiteleri hangileri olacak, hangi kontenjanlar boş kalacak?

Üniversiteler gençleri kendilerine çekmeye mi çalışıyor, yoksa gençler yalnızca iş bulabilecekleri bölümlerin peşinden mi gidiyor?

YKS açıklandı, asıl yarış şimdi başlıyor: Öğrencilerin favori bölümleri ve üniversiteleri hangileri olacak, hangi kontenjanlar boş kalacak?

Yazımızın detaylarına girmeden önce 2026 YKS ile ilgili sayısal verileri sizinle paylaşmak istiyorum;

Puanı Hesaplanan Aday Sayısı

Ortaöğretim Başarı Puanı Eklendikten Sonra 550 ve Üzeri Puan Alan Aday Sayıları

Yukarıdaki sayısal veriler ışığında aşağıdaki değerlendirmeleri yapmak mümkündür diye düşünüyorum;

Milyonlarca gencin aylardır süren emeği, stresi ve ailelerin uykusuz geceleri ÖSYM tarafından açıklanan YKS sonuçlarıyla nihayete erdi. Ancak açıklanan bu rakamlar, yalnızca bir puan veya sıralama listesinden ibaret değil; Türkiye’nin gelecekteki istihdam haritasını, yeni neslin değişen vizyonunu ve yükseköğretim sistemimizin güçlü ve aksayan yönlerini gösteren devasa bir röntgen niteliğinde.

Peki, bu yılın verileri bize tam olarak ne söylüyor? Geçmiş yıllarla kıyasladığımızda köklü kurumlar, parlayan bölümler ve geride kalanlar açısından nasıl bir tabloyla karşı karşıya kalacağız? Geliniz, detaylı bölüm ve üniversite analizleriyle sayılara biraz daha yakından bakalım. 

Katılım ve yerleşme dinamikleri

Sınav maratonuna ilişkin temel veriler, kitlesel başvurunun yüksek seviyesini koruduğunu gösteriyor: YKS genelinde oturumlara katılan aday sayısı bu yıl yaklaşık 2 buçuk milyon civarında gerçekleşti.                 

Baraj puanı uygulamasının esnetilip kaldırılmasından bu yana devam eden bu kitlesel katılım, yükseköğretime olan talebin canlılığını gösteriyor.

 Ön lisans ve lisans programları toplamında 850 bin ila 900 bin aralığında adayın bir yükseköğretim programına yerleşme hakkı kazanacağını üniversitelerin açıklanan kontenjanlarına bakarak şimdiden söyleyebiliriz.

Zirvedeki iller ve liseler

YKS’de bireysel ve kitlesel başarı tablosu incelendiğinde, geçmiş yıllardan gelen köklü eğitim geleneklerinin yerini sağlamlaştırdığını söylemek yanlış olmayacaktır.

En başarılı iller

Sıralama başarısı ve derece çıkaran iller bazında Ankara, İstanbul, İzmir ve Eskişehir geçen yıllarda olduğu gibi bu yıl da başı çekmeye devam ediyor. Bu büyük illerin ardından eğitim disiplini ve dershane/okul entegrasyonu yüksek olan Denizli, Aydın, Kayseri ve Konya gibi Anadolu şehirleri, fen ve Anadolu liseleri üzerinden kitlesel başarılarını bu yıl da devam ettirdiler.

En başarılı liseler

Şampiyonların ve ilk 1000'e giren öğrencilerin yoğunlaştığı okullarda bu yıl da sürpriz yok:

Devlet Liseleri açısından bir değerlendirme yaptığımızda; Türkiye'nin en yüksek yüzdelik diliminden öğrenci alan Galatasaray Lisesi, İstanbul Lisesi (İstanbul Erkek), Kabataş Erkek Lisesi, Ankara Fen Lisesi, Atatürk Fen Lisesi (İstanbul) ve İzmir Fen Lisesi yine tıp ve mühendislik fakültelerine en çok derece gönderecek okullar olacak gibi.

Özel ve Vakıf Liseleri açısından bir değerlendirme yaptığımızda; Robert Kolej, Üsküdar Amerikan Lisesi, Koç Lisesi gibi kurumların ise hem YKS dereceleri hem de yurt dışı kabul başarılarında zirvedeki yerlerini koruyacağa benziyor.

En çok tercih edilecek bölümler

Mühendislik ve Teknoloji: Yapay Zeka Mühendisliği, Veri Bilimi ve Analitiği, Bilgisayar Mühendisliği ile Yazılım Mühendisliği, bu yıl da tavan ve taban puanlarını en çok artıracak bölümler gibi görünüyor.

Sağlık ve Sosyal Bilimler: Tıp ve Diş Hekimliği popülerliğini korusa da tavan puan bazında bilgisayar ve yapay zeka alanlarının gerisinde kalacağını söyleyebiliriz. Yönetim Bilişim Sistemleri (YBS) ise İİBF grupları arasında en radikal çıkışı yapan bölüm olmaya devam ediyor.

En az tercih edilen ve boş kalan bölümler

İstihdam Kaygısı Olan Alanlar: Yeterli laboratuar ve sanayi entegrasyonu sunamayan Anadolu'daki bazı Fizik, Kimya, Biyoloji (Temel Bilimler) programları ile Su Ürünleri, Deri Mühendisliği, Ziraat Fakültelerinin bazı alt branşları ve Felsefe, Sosyoloji gibi sözel ağırlıklı teorik bölümlerin adayların son sıralarında yer alacağını söyleyebiliriz.

 Boş kalacağı tahmin edilen bölümler

Özellikle kontenjan sınırlaması veya taban başarı sırası barajı bulunan (Hukukta 125 bin, Mimarlıkta 250 bin gibi) alanlarda ve  bazı vakıf üniversitelerinin ücretli kontenjanlarında boşluklar olacağını tahmin ediyoruz. Ayrıca taşra üniversitelerindeki ikinci öğretim programlarının kapatılması sonrası, doluluk yakalayamayan bazı ön lisans ve lisans programlarında göze çarpan boş kontenjanlar oluşacaktır.

En çok tercih edilmesi beklenen üniversiteler

Devlet Üniversiteleri açısından değerlendirdiğimizde; Türkiye'nin en yüksek puanlı öğrencilerini bünyesine katan Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ), Boğaziçi Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi gibi üniversitelerin %100'e yakın doluluk oranlarına ulaşacağını söyleyebiliriz.

Vakıf Üniversiteleri açısından değerlendirdiğimizde; Tam burslu ve yüksek indirimli kontenjanlarıyla Koç Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi, Bilkent Üniversitesi, TOBB ve Özyeğin Üniversitesi gibi üniversiteler üst dilimdeki adayların birinci adresi olacaktır.

En az tercih edilmesi beklenen üniversiteler

Şehir merkezine uzak, kampüs yaşamı yetersiz ve mezun ağı henüz oluşmamış bazı yeni kurulan taşra devlet üniversiteleri ile burs oranları düşük, eğitim ücretleri yüksek ve yeni kurulan bazı vakıf üniversiteleri, adaylar tarafından listenin en altlarına itilecektir.

Genel değerlendirme: Kuşak değişiyor, yönelimler dijitalleşiyor

Geçmiş yıllarla mukayese ettiğimizde ortaya çıkan en somut bilanço şudur: Türkiye’de üniversite adayı artık sadece bir üniversite tabelası veya sıradan bir lisans diploması istemiyor. Adaylar, mezun olduklarında diploması olan bir işsize dönüşmek yerine; küresel ölçekte iş yapabilecekleri, dijital dünyanın gereksinimlerine yanıt veren alanları tercih ediyor.

Tıp ve hukuk gibi geleneksel "güvenli limanlar" geçerliliğini korusa da, teknoloji eksenli mühendisliklerin ezici üstünlüğü karşısında gerileme sinyalleri veriyor. Bu sonuçlar, sadece öğrencilerin tercihi değil; yükseköğretim kurumlarının da acilen kontenjan, müfredat ve vizyon güncellemesi yapması gerektiğinin en açık çağrısıdır.

Belki de asıl soru şu olmalı:

Üniversiteler gençleri kendilerine çekmeye mi çalışıyor, yoksa gençler yalnızca iş bulabilecekleri bölümlerin peşinden mi gidiyor?

Çünkü artık YKS sadece bilgi yarışması değil; aynı zamanda Türkiye’nin ekonomik beklentilerinin, gençlerin umutlarının ve eğitim politikalarının da en büyük aynası hâline gelmiş durumda.

İlgili İçerikler