Son mülakatın ardından: Öğretmenlerin umutlu bekleyişi

Son mülakatın ardından: Öğretmenlerin umutlu bekleyişi

Artık “mülakat” olmayacak. Yerine “Milli Eğitim Akademileri” getirildi. Sınava giren adaylar, sınav sonuçları açıklandıktan sonra Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) branş bazında kontenjan duyurusunu takip edecek. Eğer kendi branşında kontenjan içinde yer alıyorsa MEB tarafından belirlenen illerdeki Milli Eğitim Akademilerinde eğitime davet edilecek

Son mülakatın ardından: Öğretmenlerin umutlu bekleyişi

Türkiye’nin dört bir yanında 15 bin öğretmen adayı, şu günlerde tek bir ortak duyguya kilitlenmiş durumda: Bekleyiş! Aylar, belki yıllar süren hazırlıkların, emeklerin ve mülakat stresinin ardından sıra artık atama sonuçlarında. Ancak bu bekleyiş, yalnızca bir meslek kapısının aralanması değil, aynı zamanda yıllardır süregelen tartışmalı bir dönemin de kapanışına tanıklık ediyor. Çünkü bu yıl yapılan sözlü sınav, Milli Eğitim Bakanlığı’nın yeni düzenlemesiyle birlikte öğretmen atamalarında kullanılan “son mülakat” olma özelliğini taşıyor.

Bir devrin sonu: Öğretmen atamalarında artık mülakat olmayacak!

Mülakat sistemi, yıllardır tartışmaların hep odağında oldu. Halen belli mesleklerde kamuya alımlarda mülakat devam ediyor. Örneğin A grubu kadrolar olarak ifade edilen müfettişlik, uzmanlık, kontrolörlük, denetmenlik, hakimlik, kaymakamlık gibi kadrolara girişte önce yazılı sınav, ardından da mülakat yapılıyor. Öğretmenlik atamalarında ise artık bundan sonra mülakat yapılmayacak.

Kimilerine göre mülakat ölçme ve değerlendirmede adaleti büyük ölçüde zedeliyor. 10-15 dakika süren bir görüşmenin bir kişinin yetkinliği hakkında tam fikir vermesinin mümkün olmadığı iddia ediliyor. Bize göre de hiç haksız sayılmazlar. Kimilerine göre göre de siyasal erkin kadrolaşma projesinin bir aracı olarak kullanılıyor. Hemen hemen bütün iktidarlar döneminde bu iddia yüksek sesle dile getirildi.

Yeni sistem nasıl olacak?

Artık “mülakat” olmayacak. Yerine “Milli Eğitim Akademileri” getirildi. Sınava giren adaylar, sınav sonuçları açıklandıktan sonra Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) branş bazında kontenjan duyurusunu takip edecek. Eğer kendi branşında kontenjan içinde yer alıyorsa MEB tarafından belirlenen illerdeki Milli Eğitim Akademilerinde eğitime davet edilecek. Bu eğitim yaklaşık bir yıl sürecek. Akademi boyunca kendisine yeni atanmış bir öğretmenin maaşının yaklaşık yarısı kadar bir ücret ödenecek. Akademide, aldığı eğitimlerle ilgili sınavlar yapılacak. Akademi eğitimi sona erdiğinde de açılan il, ilçe ve köylerdeki okul kadrolarına tercihlerini yapacak ve göreve başlayacak.

Ancak bu yeni sistemin nasıl işleyeceği, gerçekten liyakati mi öne çıkaracağı, yoksa başka sorunları mı beraberinde getireceği de şimdiden tartışılmaya başlandı.

15 bin kişinin heyecanlı bekleyişi

Ankara, Bursa, İstanbul, Konya ve Erzurum’da branş bazında yapılan mülakatlara giren 15 bin kişinin heyecanlı bekleyişi devam ediyor. Milli Eğitim Bakanlığı kaynaklarından alınan son bilgilere göre mülakat sonuçları kısa süre içinde açıklanacak. Zaten açıklanması da gerekir. Zira mülakata girmeye hak kazananlar ne olur ne olmaz diye 2025 AGS’ye de (Akademi Giriş Sınavı) girdiler. Dolayısıyla 2025 AGS sonuçlarıyla Milli Eğitim Akademilerine kimlerin davet edileceğine yönelik kesin listenin belli olabilmesi için 2024 atama sonuçlarının netleşmesi gerekmektedir. Kaldı ki Milli Eğitim Bakanlığı da Milli Eğitim Akademilerinin 1 Eylül 2025 tarihi itibarıyla resmen yürürlüğe gireceğini duyurmuştu. Dolayısıyla da kanaatimizce mülakat sonuçlarının bu tarihe kadar açıklanması gerekmektedir.

15 bin kontenjan yeterli mi?

Bu sayı, aslında büyük bir öğretmen ordusunun yalnızca küçük bir kısmını ifade ediyor. Üniversitelerin eğitim fakülteleri her yıl on binlerce mezun verirken, ne yazık ki açılan kadro sayısı sınırlı kalıyor. Bu sebeple belirlenen kadro sayıları ile mezun olanlar arasındaki uçurum her sene biraz daha büyüyor. Yıllar boyunca yürütülen yanlış istihdam politikaları, siyaset erkinin popülist uygulamaları, YÖK ve MEB arasındaki koordinasyon eksikliği, kamusal hizmet üretiminde yer alan karar alıcıların politik miyopluğu bizleri bugüne getirmiş bulunmaktadır. Bu tezimizi sayısal verilerle de destekleyebiliriz. Geçen yıl öğretmenlik kadroları için sınava giren sayı 450 bindi. Takdir edersiniz ki bu sayı ülkedeki tüm eğitim fakülteleri mezunlarının toplamını ifade etmiyor. Çünkü mezun olduğu kadroya atanamadığı için polis olan, tapu dairesinde çalışan on binlerce eğitim fakültesi mezunu var. Geçen yıl bir trafik kontrol noktasında polis arkadaşımızla kısa süreli bir sohbetimiz gelişti. Edebiyat mezunu olduğunu söyledi. “Hayalim öğretmen olmaktı fakat olmadı” dedi. Yeri gelmişken 15 binlik atamada edebiyat branşına ayrılan sayı 29. Evet, yanlış okumadınız, 29! Her üç ile bir edebiyat öğretmeni düşünülmüş. Herhalde aynı öğretmen mesela Tokat, Samsun ve Ordu’da açıkta bulunan tüm edebiyat derslerine girecek.

Aşağıda, 15 binlik atamanın temel branşlar bazında dağılımı yer alıyor:

Tablodan da görüldüğü üzere yüksek atama sayılarıyla sınıf, okul öncesi, özel eğitim, din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenliği dikkat çekerken düşük atama sayılarıyla da ilköğretim matematik, fen bilimleri, edebiyat, coğrafya ve tarih öğretmenliği dikkat çekmektedir. Bu tablodan Milli Eğitim Bakanlığının kendi siyasal ideolojisine yönelik bir tercih yaptığını düşünmek de mümkün, ihtiyaç analizi yapılarak bir planlama yapıldığını düşünmek de. Ancak kabul etmek gerekir ki, matematik, fen, edebiyat, tarih, coğrafya gibi temel branşlara ayrılan kontenjan toplamının bir okul öncesi ya da bir din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenliği kontenjanı kadar etmemesi oldukça dikkat çekici bir istatistik.

Son olarak,

Mülakata giren tüm adaylar tv ekranının başında, telefonunda ya da sosyal medyada bir duyuruyu bekliyor: “Atama sonuçları açıklandı.” Bu cümlenin kimler için hayatında bir dönüm noktası olacağını, kimler için hayal kırıklığı yaratacağını birkaç gün sonra öğreneceğiz. Fakat ne olursa olsun, bu mülakat, sadece atama sonuçlarıyla değil, aynı zamanda Türkiye eğitim sisteminde bir devrin kapanışıyla da hatırlanacak. Temennimiz, yeni kurulan Milli Eğitim Akademilerinin eğitimde gerçek manada “adalet”i, “liyakat”i getirmesi.

İlgili İçerikler