Brezilya’da kritik ikinci tur: Lula’nın mirası ve seçmenin geçim sıkıntısı

Brezilya’da kritik ikinci tur: Lula’nın mirası ve seçmenin geçim sıkıntısı

Lula’nın mirası bugünün geçim sıkıntısıyla sınanıyor. Makroekonomik göstergeler görece olumlu, ama seçmenin cetveli farklı. Flávio sosyal yardımları sahipleniyor

Brezilya’da kritik ikinci tur: Lula’nın mirası ve seçmenin geçim sıkıntısı
Brezilya Cumhurbaşkanı Luiz Inácio Lula da Silva (sağda) ile muhalefet adayı ve Senatör Flávio Bolsonaro

Lula da Silva’nın Instagram hesabındaki videolardan birinde yirmili yaşlarda genç bir kadın ağlayarak ‘Flávio’ya verdiğiniz her oy aşırı sağı getirecek başımıza, biliyorsunuz değil mi?’ diyor. Lula, kampanyasında genç yüzleri kullanmanın yanı sıra kendine de —elinden geldiğince— dinamik bir imaj çiziyor. Boynunda havlusuyla spor salonunda ağırlık çalışan Lula, parmak arası terlikleri ve köpekleri eşliğinde Lula, seçim otobüsünün üzerindebayrak sallayan Lula. Mesaj açık: Başkanlık seçiminin 25 Ekim’de yapılacak ikinci turundan iki gün sonra 81 yaşına girecek olan başkan hâlâ dinç.

Seçimin 4 Ekim’deki ilk turunda Flávio Bolsonaro oyların %47’sini, Lula ise %45,2’sini aldı. Flávio’nun ilk turdaki üstünlüğünde, sağ seçmenin Lula dönemini bitirme ihtimali en yüksek adaya oy vermesi anlamına gelen ‘stratejik oy’ dinamiğinin önemli rol oynadığı tartışılıyor. Kongre seçimlerinde ise hem Bolsonaro’nun Liberal Partisinin Kongre’deki ağırlığı arttı hem de Bolsonaro ailesinin dört bireyi birden (eski başkanın eşi, iki oğlu ve kardeşi) Kongre’ye seçildi. Yani Bolsonaroculuğun etki alanı genişliyor. Yakın zamanda yapılan reformlarla yürütmeye karşı güçlenen yasama organı, başkan kim olursa olsun hükümetin hareket alanını belirleyecek.

İkinci tur öncesinde yarış başa baş. Bazı anketlerde Flávio yüzde 51, Lula yüzde 49’da iken (Datafolha), bazılarında Lula yüzde 47,8, Flávio 46,8 (BTG/Nexus). Her iki aday da birinci turda oy kullanmamış ve potansiyel olarak kendilerine oy verecek seçmeni sandığa götürebilmek için yarışıyor. Bunu yaparken de duygusal kutuplaşmayı ve diğer adaya karşı cephelenmeyi kullanıyor ve birbirlerine düpedüz hakaret ediyorlar. 18 Ekim’deki televizyon tartışmasında Lula Flávio’ya ‘milislerden uzak durmak isterim’ derken Flávio ‘uzakta durman daha iyi, cüzdanım çalınabilir’ diye karşılık veriyordu ve ikisi de birbirinin ailesini yolsuzlukla suçluyordu.

Ama seçmenin hesabı yalnızca duygusal değil. Bir de ay sonunu getirme hesabı var. Bu yazıda daha çok bu ikinci meseleye bakacağım.

Veriler iyi de halkın algıladığı ekonomi kötü

Makroekonomik verilere göz atınca Lula’nın performansı hiç de kötü görünmüyor. İşsizlik %5,4’te, enflasyon %4,2. Dolayısıyla ortada Arjantin ya da Türkiye tipi bir kronik yüksek enflasyon ortamı yok. Evet, büyüme yavaş, ancak ihracat pazarlarındaki durgunluğu ve ticaret savaşlarını dikkate alacak olursak çok kötü sayılmaz. Reel gelir artışı ve sosyal yardımların genişlemesi de göz önüne alınırsa Lula’nın kullanabileceği güçlü bir başarı hikâyesi varmış gibi geliyor kulağa. Ancak, milyonlarca seçmenin algısı farklı.

Peki, seçmenin algısı niye bu göstergelerin çizdiği resimden ayrışıyor?  Bunun cevabı, yüksek faiz ortamının ve hayat pahalılığının yarattığı sıkışıklık. Pahalı gıda, pahalı kredi ve borçlu hanehalkı. Lula kendi döneminde enflasyonun Bolsonaro döneminden düşük olduğunu söylese de, fiyat artış hızı düşüyor ama fiyatlar düşmüyor. Seçmen her markete gittiğinde geçim sıkıntısını gidişatın en önemli göstergesi olarak bir yere yazıyor. Bunun üzerine yüksek faiz ve borç servisinin yarattığı sıkışıklık eklenince seçmenin refah algısı şekilleniyor.

Makro düzeyde enflasyon kontrol altında görünürken mikro düzeyde paranın fiyatı son derece yüksek. Politika faizi yüzde 13,75. Seçmenin tüketici kredisi, kredi kartı borcu ve ticari kredilerde karşısına çıkan efektif faiz oranları daha yüksek olabiliyor. Seçmen davranışı açısından kritik olan, borçlu hane sayısından çok harcanabilir hanehalkı gelirinin ne kadarının borç ödemeye gittiği. Bu oran Ağustos 2026’da yüzde 26,6idi.

Aslında Brezilya geçmişte daha yüksek faiz oranlarını görmüştü. Bugünün farkı, Brezilyalıların Lula’nın ilk iktidara geldiği 2003’e göre daha yaygın olarak borçlu olması, yüksek faizin toplumun çok geniş kesimlerini etkilemesi. Lula’nın ilk döneminde bugünkü ölçekte bir tüketici kredisi ve kredi kartı ekonomisi henüz oluşmamıştı. O zaman krediye erişimin genişlemesi refah artışının mekanizmalarından biriyken bugün borç servisi hanehalkı bütçesini sıkıştıran en önemli mekanizmalardan biri. Yani çok daha finansallaşmış ve finansallaşmayı tabana yaymış bir ekonomi ve bunun yarattığı kırılganlık.

Seçmenin algısının şekillenmesinde başka bir etmen daha var. İlk Lula döneminde büyüme hızlanıyor, reel ücret yükseliyor, sosyal politika yeniden inşa ediliyor, krediye erişim kolaylaşıp tüketim kapasitesi genişliyordu. Yani, yön yukarıya doğruydu, makro başarı ile gündelik deneyim aynı yöndeydi. Oysa şimdi öyle değil.

Ekonomik oy verme: Seçmen neyi, nasıl ölçüyor?

Ekonomik oy verme literatürü, seçmenin iktidarı ekonomik performansına göre ödüllendirdiği veya cezalandırdığı argümanı üzerine kurulu. Seçmenin öznel değerlendirmelerini inceleyen bu yazın, hükümetin performansına ilişkin genel ekonomi odaklı (sociotropic) veya cüzdan odaklı (egocentric) değerlendirmesi üzerinden oyunun şekillendiğini öne sürüyor. İlki büyüme, işsizlik, enflasyon gibi makro göstergeleri baz alırken, ikincisi bunların bireylerin kendi hayatlarındaki etkisine odaklanıyor.

Son zamanlarda özellikle ikinci grupta yapılan bazı çalışmalar borçlanma maliyetlerinin bireylerin ekonomik performans değerlendirmesinde önemli yer tuttuğunu ve borçluluğun siyasi tercihler üzerinde etkili olabildiğini gösteriyor. Olumlu makro göstergelerle ekonomik hoşnutsuzluğun bir arada bulunması bize seçmenin ekonomiyi yanlış okuduğunu değil, göstergelerin yeterince yakalayamadığı bir sıkışıklık yaşadığını da düşündürmeli. Yani seçmenin ekonomik performansı ölçtüğü cetveli iyi anlamamız gerekiyor.

Peki, Lula’nın ilk yıllarındaki refah artışını sağlayan politikalara ne oldu?

2000’lerde emtia rüzgârını arkasına alan İşçi Partisinin başarısı ve Lula’nın mirası

2000’ler yalnızca Brezilya’nın değil, birçok yükselen piyasanın altın yıllarıydı. Bol likidite, güçlü küresel büyüme, Çin’in yükselişinin de beslediği emtia talebi ve fiyatlarındaki muazzam artış olağanüstü elverişli bir küresel konjonktür yaratmıştı. İyimser hava, gelişmekte olan ülkelere sermaye akışını da beraberinde getiriyordu. Yani, 2000’lerin başında iktidara gelen birçok parti ve lider gibi Lula da şanslıydı. Hükümetlerin başarı hanesine yazılan refah artışının bir bölümünü bu konjonktür sağlıyordu.

Lula, 2003’te başkanlık koltuğuna oturmadan önce küresel piyasalara ısrarla ‘Artık sizin bildiğiniz İşçi Partisi değiliz, yerli ve yabancı sermayeyi incitmeyeceğiz, kimse bizim solculuğumuzdan korkmasın’ mesajı vermiş ve sözünü tutmuştu. Sermaye akışlarına ve dış ticarete açık bir tutum izlemiş, hatta zengin ülkeleri serbest ticareti vaaz edip korumacılığı sürdürmekle, yani çifte standart uygulamakla eleştirmişti. Haksız değildi. Yüksek emtia fiyatları, emtia ihracatçısı Brezilya’ya bulunmaz fırsatlar sundu. Büyüme, istihdam ve reel ücretlerin yanı sıra sosyal politika harcamaları da arttı. Lula, sosyal yardım programı Bolsa Família (Aile Desteği) ile yoksul kesimlerin gönüllerini fethetti.

Ama yirmi yılda çok sular aktı köprülerin altından. 2011’den itibaren emtia rüzgârı zayıflarken 2013’te uluslararası finansman koşulları da daha kırılgan hâle geldi. Bu değişim, ülkenin yapısal sorunları ve içerideki ekonomik ve siyasi gelişmelerle birleşerek büyümeyi baskıladı. Brezilya 2015–2016’da derin bir daralma yaşadı. İşçi Partili Başkan Dilma Rousseff (2011–2016) dış konjonktür açısından Lula kadar şanslı değildi.

2003’ten beri dört kez iktidar olan İşçi Partisinin düşük verimlilik, eğitimin niteliği, kayıtdışılık ve ihracatta emtia ağırlığı gibi temel sorunları çözmeye ilişkin performansı sınırlı kaldı.

Bugün dünya ekonomisi bambaşka bir yerde. Jeopolitik rekabetin ticaret, finans ve yatırım kararlarını şekillendirdiği yeni konjonktürde Lula’nın ekonomi yaklaşımı, 2003’tekiyle süreklilik taşıyor: Piyasayı benimseyen ama ekonomiyi bütünüyle piyasanın işleyişine bırakmaya niyeti olmayan kalkınmacı merkez-sol. Farklılaşan tarafı güvenlik ve stratejik sektörler vurgusu, yeşil sanayileşme ve askerî harcamalar. 

Sosyal yardım politikası ise hâlâ Lula’nın mirasının merkezinde. Ama bugünün geçim sıkıntısına ne kadar çare olduğu tartışılır.

Sağın sola atfedilen bazı politikaları sahiplenmesi: Sosyal yardımlar bağımlılık yaratır mı?

Sosyal yardımlar, 2000’lerden bu yana Lula’nın toplumsal koalisyonunun ana damarlarından biri. Lula’nın 2003’te mevcut dört gelir desteği programını birleştirip içeriğini yeniden şekillendirerek oluşturduğu Bolsa Família’dan 2025 itibarıyla 18,7 milyon ailede yaşayan yaklaşık 49 milyon kişi yararlanıyor. Neredeyse her dört Brezilyalıdan birine ulaşan programın, istihdam ve reel asgari ücretlerdeki iyileşmeyle birlikte yoksulluğun azaltılmasındaki rolüne dair pek çok çalışma var.

1990’larda Brezilya’daki bazı bölgesel uygulamalar ve Meksika’nın 1997’de federal düzeyde başlattığı Progresa ile ön plana çıkan şartlı nakit transferleri (ŞNT), çocuklarını okula gönderme, aşı ve sağlık kontrollerini yaptırma gibi koşullarla ailelere gelir desteği sağlıyor. Amaç, bugünkü yoksulluğu hafifletirken kuşaklar arası aktarımını azaltmak. Lula’nın markası haline gelen Bolsa Família modeli kısa sürede pek çok ülkeye yayıldı. Dünya Bankasının finansman ve teknik desteğiyle yaygınlaşan model, Türkiye’de de 2003’te Sosyal Riski Azaltma Projesi kapsamında pilot uygulamalarla başladı; bugün Şartlı Eğitim Yardımı ve Şartlı Sağlık Yardımı adlarıyla sürüyor.

İdeolojik skalanın en solundan en sağına farklı yönelimlerdeki pek çok hükümetin benimsediği ŞNT’lerin cazibesi, bütçeye görece sınırlı yük getirerek derin yoksulluğu hafifletebilmesi. Ve aynı zamanda seçimlerde oya dönüşme potansiyeli. Bolsa Família’nın maliyeti 2025’te yaklaşık 160 milyar real, GSYH’nin %1,3’ü.

Gelir transferleri o denli popüler ki, hem demokratik hem de otoriter rejimlerde pek çok sağ ve aşırı sağ parti de bu programları sahipleniyor. Bu programların iktidar partilerine sağladığı seçim avantajları, yoksul kesimlerin sandığa gitmesi üzerindeki etkileri, siyasi rejimlerin meşruiyet ve sürekliliğine katkıları Latin Amerika’dan başlayarak farklı coğrafyalarda pek çok çalışmaya konu olmuş durumda.

Flávio’nun Bolsa Família’ya dokunmayacağım sözü ‘Lula giderse yardımlar da gider’ kaygısını azaltmaya yönelik bir mesaj. Ancak babasının ve Liberal Partinin yardımların ‘tembelliğe alıştırdığı’, iş piyasasından uzaklaştırdığı eleştirileri doğrultusunda, istihdam ve mesleki eğitimle bağlantılı koşullar öneriyor. Yani programı sahiplenmek, tasarımını olduğu gibi korumak anlamına gelmiyor.

Eşitsizlik bir nebze azaldı ama uçurum kapanmadı

Dünya Bankası verilerine göre Brezilya’nın gelir eşitsizliğini ölçen Gini endeksi 2003’te yaklaşık 0,58’den 2024’te 0,50’ye gerilemiş. Aynı dönemde en zengin %20’nin ortalama geliri, en yoksul %20’nin yaklaşık 24 katından 14 katına inmiş. En zengin %20, toplam gelirin yarısından fazlasına sahip. Hâlâ muazzam bir eşitsizlik hâkim, bölgesel ve ırksal bileşenleri de çarpıcı. 2025’te Federal Bölge’de kişi başına gelir, kuzeydoğudaki Maranhão’nun 3,7 katıydı. Yani yoksullara gelir desteği, eşitsizliği üreten yapıları tek başına dönüştüremiyor.

Vaatler birbiriyle yarışıp bazıları yakınlaşırken

Kıyasıya rekabet adayların bazı vaatlerini birbirine yaklaştırmış durumda. Flávio Lula’ya ‘bende de sosyal yardım var’ derken Lula da Flávio’ya vergileri indirme sözü mü verdin, borçları yeniden mi yapılandıracaksın, benim paketimde borç affı da var, diyor. Küçük işletmeleri rahatlatmak ve borç yükünü hafifletmek ikisinin de gündeminde. Sağ, güvenlik politikalarına sarılınca Lula -bazı ağır suçlarda- cezai sorumluluk yaşının 18’den 16’ya indirilmesinidestekliyor, ki bu İşçi Partisinin kırmızı çizgilerinden biriydi. 

Lula’nın geçmiş performansı ve adıyla anılan sosyal yardımları bugün seçmenin bütçesini sıkıştıran borcu ve hayat pahalılığını ortadan kaldırmıyor. Kültür savaşı seçmeni karşı safa cephelerken, geçim sıkıntısı başka bir hesap açıyor. Lula ‘bakın ama 20 yılda neler yaptım’ derken, seçmen bugün cebinde ne var, ona bakıyor.

Kampanyayla başladım, yine öyle bitireyim. Lula’nın kampanyasında kullanılan bu şarkı Bob Rum’un bütün gün çalışıp ailesine bakan herhangi bir Silva[1]‘yı anlattığı ‘Rap do Silva’dan uyarlama:

Parlayan yıldızıyla sıradan bir Silva’ydı
Bütün gün çalışır, ailesine bakardı
Parlayan yıldızıyla sıradan bir Silva’ydı


[1] Brezilya’da yaygın bir soyadı olmasının yanı sıra Lula’nın da soyadı.


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler