Antik Yunan’dan Sanayi Devrimi'ne dolandırıcılığın öyküsü

Antik Yunan’dan Sanayi Devrimi'ne dolandırıcılığın öyküsü

Dolandırıcılık ve vurgunculuk her zaman toplum hayatında kendine yer bulmuş; dolandırıcılar yaşadıkları dönemin özelliklerini en iyi bilenler arasından çıkmış

Antik Yunan’dan Sanayi Devrimi'ne dolandırıcılığın öyküsü

Basit bir anlatımla dolandırıcılık bir kişi ya da kuruluşun haksız mali avantaj elde etmek ya da karşı tarafa sosyal bir zarar vererek haklarını engellemeye dönük dürüst olmayan eylemleri ifade eden aldatmalar bütünü. Teknik olarak bir eylemin dolandırıcılık sayılabilmesi için failin yaptığı işlemin, ileri sürdüğü iddianın yanlış ya da değiştirilmiş olduğunun farkında olması ve ekonomik bir çıkar elde etmek amacıyla karşı tarafı aldatma niyeti taşıması gerekiyor. 

Dolandırıcılık kişinin ya da tüzel kişiliğin para veya malını haksız şekilde almak için gizlilik ya da zor kullanmayı gerektirmeden gerçeklerin kasıtlı olarak yanlış beyan edilmesi yönüyle yapıldığı için hırsızlıktan ayrılıyor. 

İlk dolandırıcılık vakaları 

Antik Mısırlılar 5.000 yıl önce inşaat, savaş ve toplumsal düzeni sağlamak gibi faaliyetleri finanse etmek için vergi sistemini icat ettiğinde yönetim erkini elinde bulunduran azınlık kendi üretimlerinden kaynaklanmayan ciddi bir varlıkla karşılaşmış. 

Bu yıllardan kalma kayıtlara göre, eski Mısır Halkının “Şemsu Ho” festivalini kutladığı sırada Firavun tarafından görevlendirilen insanlar tüm krallığı dolaşarak halkın sahip olduğu hayvanlardan, hasattan vergi toplaması sırasında yetkililer daha fazla tahıl toplamak için terazileri ağırlaştırırken insanlar da tahıl çuvallarına taş koyarak daha ağır gelmesini sağlıyormuş. 

MÖ 1300'e gelindiğinde, Firavun Horemheb dolandırıcılardan o kadar bıkmış ki haksızlık yapanların, vergiden kaçanların burnunun kesilerek sürgün edilmesi yolunda bir yasa çıkarmış.

İlk dolandırıcılar 

Tarih sayfalarında dolandırıcılığın kişiselleştirilmiş ilk örneğinin öyküsü MÖ 3. yüzyıla kadar uzanmakta! Bundan tam 2300 yıl önce Antik Yunan’da 2 deniz tüccarı, haksız kazançla zenginleşmek amacıyla bir plan yapmış ve o yıllarda kamuda herhangi bir aksiliğe karşı "bottomry" ismiyle yaygın olarak uygulanan bir çeşit ödünç para veren, güvence sağlayan sistemden kredi almış. Bu sistemde kargo güvenli bir şekilde teslim edildikten sonra alınan borç para faiziyle birlikte geri ödeniyor, ödenmezse gemi ve içindeki kargoya el konuyormuş. 

Hegestratos ve Zenosthemis isimli öncü dolandırıcılar gemilerinin yükünü başka bir yere boşalttıktan sonra borç olarak aldıkları paranın tamamını elde edebilmek için boş teknelerini kasten batırmaya karar vermişler ama planlarını gerçekleştirirken suçüstü yakalanmışlar. Hegestratos kaçmaya çalışırken denize düşmüş ve boğularak hayatını kaybetmiş; Zenosthemis ise Atina mahkemelerinde hukuk önünde hesap vermek zorunda kalmış. 

Hegestratos ile Zenosthemis’in yüzyıllar öncesinden gelen bu fesat düşüncesi günümüzde bile sık karşılaşılan sigorta dolandırıcılığının ilk örneğini oluşturmuş.

Ülkelerini satmaya çalışan dolandırıcılar 

Bilinen ilk sigorta dolandırıcılığı vakasından yaklaşık 500 yıl sonra, kayıtlara geçen ilk finansal sahtecilik MS 193’te "Beş İmparator Yılı" olarak bilinen dönemde Antik Roma'da gerçekleşmiş. 

İmparator Perinax, Praetorian Muhafızları olarak bilinen kendi özel-seçkin asker birliği tarafından suikasta uğramış ve ardından Roma İmparatorluğu muhafızlar tarafından en yüksek teklifi verene satılmış. İmparatorluğu her askere 250 altın para teklif eden hırslı senatör Didius Julianus satın almış ama ülke yönetiminin parayla satılabilen bir şey olmadığı kısa sürede anlaşılmış; Julianus'un saltanatı sadece 66 gün sürmüş. 

Tahta çıkan General Septimius Severus iktidarı ele geçirerek yeni ve güçlü bir imparatorluk hanedanı kurmuş ve ihanet eden Praetorian Muhafız Birliği'nin başına kendi güvendiği adamlarını koyarak sahtekârları tasfiye etmiş.

Orta Çağ’da dolandırıcılık kılavuzu 

13.Yüzyıl İngiltere'sinde insanların nerede yaşayacağına, nasıl çalışacağına ve kiminle evlenebileceğine karar verme gücüne sahip toprak sahibi-malikâne lordlarına ait köylerde yaşamak ve işledikleri toprağın hasadından ciddi bir vergi vermek zorunda olan köylüler arasında daha az vermenin yollarını arayanlar, vergi tahsildarlarını-icra memurlarını sistematik olarak kandırmaya çalışanlar olmuş.

1260'larda, Wight Adası'nda yaşayan Robert Carpenter isimli bir çiftçi köylülerin, çobanların ve kâhyaların vergiden nasıl kaçınabileceklerine dair yöntemler kaleme almış.  

Bunlardan koyun yetiştiricilerine dönük olanında "lorda vereceğiniz kuzu postlarınızın en iyilerinden bir kısmını tanesi bir kuruşa satın; sonra bu parayla tanesi yarım kuruşa sattığınızın 2 katı düşük kaliteli kuzu postu satın alın. Aldığınız düşük kaliteli kuzu postlarını diğerleriyle karıştırın ve en iyi olanları kendinize saklayın" tavsiyesi günümüze kadar ulaşmış. 

Aynı kişi peynir üreticileri için bir ipucu hazırlamış, Lord veya icra memuru fark etmesin diye, süt miktarını göze batmayacak şekilde her gün biraz azaltın ve kendinize bir miktar peynir yapmaya yetecek kadar gizlice süt biriktirin demiş. 

Denilebilir ki Orta Çağ dolandırıcılık yöntemleri içinde ticari sahtekârlıklar, sahte para, ölçü ve tartı hileleri etkin olmuş. 

Aydınlanma Çağında dolandırıcılık 

Kabaca 17. yüzyıl sonlarından 1900’lü yıllara  kadar uzanan ve Aydınlanma Çağı olarak adlandırılan dönemde dolandırıcılık açısından son derece ilginç gelişmeler yaşanmış.

Bilimin her alanında, matematik ve ekonomide gelişen yeni anlayışlar daha önce hiç yaşanmamış olan büyük boyutlarda dolandırıcılık vakalarına yol açmış. 

Aydınlanma Çağında ticaretin, bankacılığın, anonim şirketlerin, kâğıt paranın, borsaların ve uluslararası finansın gelişmesi dolandırıcılık için yeni alanlar açmış, çağın gelişmelerini izleyen sahtekârlara yeni ufuklar yaratmış. 

Dolandırıcıların peşindeki bilim insanı: Sir Isaac Newton

Matematik Profesörü Sir Isaac Newton 1696–1698 yılları arasında darphanede eski, yıpranmış ve sahte paraların yenilenmesi sürecinde aktif rol aldıktan sonra 1699 yılında Cambridge Üniversitesi'ne akademik - idari başkan olarak atanmış. Aynı yıl İngiltere Kraliyet Darphanesinin başına geçmiş ve sanayi devriminin yaklaşan ayak sesleri içinde farklı teknikler deneyerek sahte para basmaya çalışan kalpazanlara karşı hayatının yaklaşık son 30 yılını yalnızca bilim insanı olarak değil, sahte para ve para kalpazanlığıyla mücadele eden bir kamu görevlisi olarak geçirmiş. 

Newton atandığı görevinde para kırpanlarla ve sahte para üretenleri araştırmakla sorumlu olmuş. İngiltere Kraliyet Darphanesinin kayıtlarına göre Newton bu konuda oldukça aktif çalışmış, suçlularla ve muhbirlerle bizzat görüşmeler yapmış. Hatta günümüze ulaşan kaynaklara göre Newton sahte bakır para üreticilerinden önerilen ciddi miktarda bir rüşveti reddetmiş. 

Bu dönem içinde Newton’un mücadele ettiği ünlü sahtekârlardan biri William Challoner olmuş. Warwickshire'da doğan Challoner, sahte para işini Birmingham'da öğrendikten sonra Londra'ya gitmiş; burada sahtecilikten elde ettiği servet ve planları sayesinde nüfuzunu artırmış. Birçok kez tutuklansa da iş birliği içinde olduğu siyasi ve gayri meşru çevrelerdeki geniş destekçi ağı sayesinde suçlamalardan kurtulmuş. 

Matematik dehası Sir Isaac Newton’un aslından ayırt edilmesi çok zor olan kalp paralar için yeterli kanıt toplaması tam iki yıl sürmüş ve sonunda Challoner vatana ihanetten idam edilmiş.

 1720: Finansal dolandırıcılığın yükseliş yılı 

1720 Yılında bizim fon vurgununa benzer gelişmeler Avrupa'nın çeşitli yerlerinde yaşanmış; Fransa'da Mississippi, İngiltere'de South Sea gibi spekülatif şirket balonları patlamış. 

Cambridge Üniversitesinin ekonomi tarihi çalışmalarında Newton’un da tam gücüyle mücadele ettiği 1720 olayları, modern finansal vurgunların ve dolandırıcılıktan oluşan büyük ekonomik krizlerin başlangıç noktalarından biri olarak ele alınmış. 

Sahte prens cennet vaat etmiş 

Sanayi Devrimi ivme kazandıkça ve yeni zenginler ortaya çıktıkça dolandırıcılar da piyasada yer almak istemişler. 

1821'de İskoçya'da eski bir asker olan Gregor MacGregor kendini Orta Amerika Ülkesi Honduras topraklarında aslı olmayan “Poyais” ülkesinin sahte prensi olarak tanıtarak İskoçya'nın zengin insanlarını buraya yatırım yapmaya ve yerleşmeye ikna etmeye çalışmış. Mükemmel bir koloni kuracağı iddiasıyla gazetelere röportajlar veren, hayali çizimlerle broşürler bastıran hatta sahte isim altında bir kitap yazarak potansiyel yatırımcılara Poyais'in yaşamak için ne kadar harika bir yer olacağını anlatan MacGregor başarılı olmuş ve bugünün parasıyla 3,6 milyar sterlin toplamış.

Tam 7 gemi dolusu insanı bu yeni sahte topraklara yerleşmeye ikna eden dolandırıcıya kanan ilk partideki 250 kişi, iki aylık zorlu bir yolculuğun ardından Atlantik Okyanusu'nu aşarak Honduras’ın ıssız bir bölgesinde karaya çıkmışlar. 

Çorak bir araziye karşılaşan yerleşimciler bir yandan hayal kırıklığı yaşarken bir yandan da hastalanmaya ve ölmeye başlamışlar. Geçmekte olan bir gemi hayatta kalanları kurtarmış, haber alan İngiliz Donanması diğer gemilerle iletişime geçip onları evlerine geri göndermek için çağrı yapmış ama çok kişi parasının yanında sağlığını da kaybetmiş ve telef olmuş. 

MacGregor Fransa'ya kaçmış ve orada da aynı dolandırıcılık yöntemini Poyais Prensi kılığında denemeye çalışsa da Fransız hükümeti şüphelenmiş ve MacGregor kalan günlerini hapiste geçirmiş. 

Sanayi Devrimi dolandırıcılara çağ atlatmış 

1800'lerin özellikle 2. yarısı dolandırıcılar açısından çok verimli geçmiş, telgraf, posta, gazete ilanları, bankacılık, hisse senetleri ve ticaretin yaygınlaşmasıyla dolandırıcılık yüz yüze olmaktan çıkmış; dolandırıcıların eli uzak diyarlarda yaşayan çok geniş kitlelerin cebine girebilmiş. 

Uluslararası ticaret büyüdükçe dolandırıcılık bireysel bir hile olmaktan çıkıp ticari sistemin içinde yer almaya başlamış. Sahte yük belgeleriyle hazırlanan faturalarla var olmayan malların satışını yapmaya çalışan dolandırıcılara yeni bir alan açılmış; art niyetli tacirler mallarının kalitesini evraklarda farklı göstermeye çalışmış. 

O yıllarda revaçta olan maden ocakları, demiryolu projeleri, denizaşırı ticaret girişimleri sahte şirketlerin hisse senetlerine yüksek talep oluşturmuş; aynı bugün yaşadığımız gibi değeri abartılmış şirketlere yatırım yaptırmak, yatırımcılara yüksek kazanç vaadiyle sunulabilmiş. 

Bankacılığın yaygınlaşmasıyla sahte çek, senet, poliçe ve imza kullanımı önemli bir dolandırıcılık alanına dönüşmüş; bir başkasının adına düzenlenmiş ya da sahte belgeler bu amaçla kullanılmış. 

Posta sisteminin gelişmesi de dolandırıcılara yeni bir kapı açmış; postadan çıkan miras, piyango, yatırım, iş veya ticaret fırsatları haberleriyle -günümüzde bile uygulandığı haliyle- mağdurdan önce küçük bir “masraf”, “vergi” veya “işlem ücreti” istenmiş. Telgrafın yaygınlaşması dolandırıcılığa hız katmış, etki alanını genişletmiş. 

Sahte piyango, ödül ve çekilişlerle pembe rüyalar içinde zengin olma hayali yaşayan insanlar kandırılmış. 

Gelişen ilaç sektörü de dolandırıcıların çalışma alanında olmuş, özellikle verem ve frengiden korkanlar, kellikten kurtulmak isteyenler sahte ilaç ve mucize tedavilere ciddi paralar ödemiş. 

Altın, gümüş, kalay gibi madenler ve petrol yatakları üzerinden yapılan spekülasyonlar dolandırıcılara her coğrafyada iş olanakları yaratmış. 

Sahte mirasa sahte vasiyetle çökmek isteyenler bu uğurda mahkeme masrafı, avukat ücreti ve vergi ödemeleriyle karşılaşmış; pasaport, banka cüzdanı, çek, senet ve ticari evrak gibi belgelerin kullanımı arttıkça başkasının kimliğine bürünmek dolandırıcılık yöntemleri haline gelmiş. 

Ekrana sık çıkan, takım elbiseli, yüksek itibarlı (!) dolandırıcılar 

Yüzyıllar geçse de dolandırıcılık yöntemleri, kullanılan teknoloji ve dış görünüm değişse de temel vaat değişmiyor. 

İnsanların korkusunu - umudunu paraya çevirmek isteyen, çağın özelliklerini iyi okuyabilen dolandırıcılar her dönemde kendilerine yer bulmuş; dolandırıcılık dünyanın en eski mesleklerinden biri olarak çeşitli iştigal alanlarına ayrılmış. 

Bizler her ne kadar rüşveti, yolsuzluğu, devlet imkânlarını kullandırtmayı dolandırıcılıktan saymasak da rüşvetle iş yapan saygın (!) takım elbiseli bürokratı aynı sınıfa sokmasak sonunda hepsi bir şekilde faturayı millete ödetiyor, hak etmediği kazanca el uzatmakta dolandırıcılıkla birleşiyor.  

Haftaya 20. yüzyılın dolandırıcılara sağladığı imkânlardan ve gelişen teknolojilerin kapılarından eşzamanlı giren vurguncuların  dünyasını irdelemeye çalışacağım. Özellikle de bizim fonculara ilham veren ünlü sahtekar Charles Ponzi’nin yöntemlerinin tam 115 yıl yerli dolandırıcılarımıza yol göstermesini, ponzi ve piramit şemalarının yüzyıl sonra tekrar hayat bulmasını anlatacağım. 

Güzellikleri biriktirmenizi dilerim.

T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler