Belgrad'da çalışmanın yarattığı ilgi çerçevesinde Balkanları takip ederken en çok Bosna’daki gelişmeleri tahlil etmekte zorlandığımı itiraf edeyim. Bosna Savaşı ertesinde ABD'li efsane diplomat Richard Holbrooke önderliğinde zorlukla hazırlanan barış anlaşması ile kurulan Bosna-Hersek Konfederasyonu hâlen Balkanlar'ın en karmaşık ve en sorunlu ülkesi. Birbirleriyle savaşan Boşnak, Hırvat ve Sırpların, ayrıca Sırpların elinde soykırıma maruz kalan Boşnakların, üç ayrı ulus statüsüyle bir bayrak altında devlet işlerini sorunsuz biçimde halletmeleri tabiatıyla pek müşkül. Ancak aradan 30 yıl geçti, Slovenya ve Hırvatistan Avrupa Birliği üyesi oldular yıllar önce, diğer Balkan ülkeleri AB üyesi olmak üzere sıraya girmiş durumdalar. Bosna ise hâlâ yerinde sayıyor, Ukrayna savaşının hatırına adaylık koparabildi o kadar. Söz konusu başarısızlığın gerisinde bu devlete inanmayan bir şahıs çok dikkat çekiyor. Republika Srpska'nın aşırı Sırp milliyetçisi ve ayrılıkçı lideri Milorad Dodik.
Milorad Dodik
Yüksek Temsilci Christian Schmidt’in gayretleriyle görevinden alınan Dodik pes etmiyor
Biliyorsunuz Bosna-Hersek henüz tam egemen bir devlet değil. Dayton Barış Anlaşması'nı empoze eden ABD ve Avrupalı ortakları, üç etnik toplumun ilk yıllarda anlaşamama ve devletin kilitlenmesi ihtimaline binaen olağan dışı icrai yetkilere sahip bir “Yüksek Temsilcilik” makamı ihdas ettiler. “Bonn yetkileri” olarak bilinen bu kudreti sayesinde Yüksek Temsilci barış ve istikrar adına yasalar çıkarabiliyor. İşte mustafi Yüksek Temsilci, eski Alman bakan Christian Schmidt’in çıkardığı yasaya uymadığı gerekçesiyle Bosna-Hersek Mahkemesi geçen sene Dodik'i bir yıl hapse mahkûm etti ve 6 yıl siyasi haklardan men cezası verdi. Uslanmaz Dodik bu karar karşısında zorunlu geri adım atarak görevini bıraktı. İstifa nedeniyle düzenlenen erken seçimleri yine Dodik'in partisi SNSD adayı Sinisa Karan kazandı. Önümüzdeki Ekim başında tüm Bosna-Hersek Konfederasyonu kurumlarını kapsayacak seçimler bünyesinde, Republika Srpska seçmeni yeni cumhurbaşkanını ve entite Parlamentosunun üyelerini seçmek üzere sandık başına gidecek. Dodik yasaklı olduğu cihetle katılamayacak, ancak Partisinin adayı Savo Miniç için meydanlarda dolaşıp oy isteyecek.
Zoran Djindjic altın, Slobodan Miloseviç tenekedir
Milorad Dodik'in siyasi yasaklı hâle gelmesinin ülkesi için hayırlara vesile olmasını temenni etmekten kendimi alamadığımı itiraf edeyim. Aleksandar Vuçiç, Viktor Orban, Vladimir Putin ve Benjamin Netanyahu dışında uluslararası muhatabı bulunmayan bu zatın Bosna-Hersek Sırplarının yakasından düşmesi dileğimi dile getirmiş ve Bosnalı Sırp seçmene, müteveffa Slobodan Miloseviç'in izinden koşmaktan vazgeçerek demokrasi şehidi Zoran Djindgiç’i idol benimsemelerini tavsiye etmiş idim. Temennilerim maalesef gerçekleşmedi. Tökezleyen Dodik'in imdadına kim yetişti, bilmek ister misiniz? Maalesef Trump ABD’si yetişti, evet, yanlış duymadınız. Yere düşen Dodik'i Trump efendi ayağa kaldırdı. Pes doğrusu!
Trump, ABD’nin Balkanlar politikasını 180 derece değiştirdi
ABD'nin Avrupa ile ortaklaşa, Bosna-Hersek'in, Avrupa değerlerini benimseyen, Avrupa Birliği üyeliği kriterlerini yerine getirebilen bir ülke olması yönünde gayret sarf ettiğini on yıllarca izledik. Bu meyanda Vaşington'un Milorad Dodik aleyhine yaptırımlar uyguladığı da biliniyor. Trump önderliğindeki ABD 2025 sonbaharından itibaren bilinen bu tutumunu değiştirerek Dodik ve ailesi üzerindeki yaptırımları kaldırıverdi. Atılan bu adımların devamında 2026 Şubat ayında Dodik'in Vaşington'a ziyaret gerçekleştirdiğine şahit olduk. Doğrusu, Dodik'in Beyaz Saray Basın Sözcüsü Caroline Leavitt ile birlikte verdiği karenin basında yer alması üzerine gözlerime inanamay ıp “bu yapay zekâ ürünüdür” dediğimi hatırlıyorum.
Milorad Dodik ve Caroline Leavitt
Dodik vatandaşın vergileri ile Vaşington'da aklandı
Sonunda durum anlaşıldı. Republika Srpska vatandaşlarının vergileri ile lobi şirketleri üzerinden milyonlarca dolar harcanmak suretiyle Dodik ve ailesi ABD nezdinde aklandılar. “first America” diyen adamla “first Republika Srpska” diyen adam el sıkıştılar. Vaşington yaptığı bir açıklama ile ABD'nin Balkanlar'da bundan böyle devlet inşası (state building) siyasetine son verdiği, bunun yerine “yönetilebilir istikrar” (manageable stability) siyaseti benimsediğini duyurmak suretiyle konuya noktayı koydu. Önceki Yüksek Temsilci Christian Schmidt’in istifası, Fransa'nın bu makam için adayı René Troccaz'ın veto edilmesi Vaşington'un Balkanlar politikasındaki bu değişimleri kanıtlıyor.
Aleksandar Vuçiç'in yolsuzluk dosyalarına Trump’ın oteli de dahil oldu
Kosova'da girişilen etnik temizlik sebebiyle (1999) Belgrad’da bazı askerî/siyasi hedeflerin NATO tarafından bombalanmasına rağmen, Sırpların Miloseviç boyunduruğundan kurtarılması yönünde Sırbistan Demokratik Muhalefetine büyük destek veren ABD, Moskova'ya değil de Brüksel'e bakan Sırp kesimleri nezdinde hep saygınlığını muhafaza etmiştir. Ancak Amerika'nın Sırbistan'daki imajı Trump’ın yanlış adımları nedeniyle serbest düşüştedir. Trump’ın Dodik'e verdiği destek bu yanlış adımların sonuncusunu teşkil etmiştir. Son iki yıldır yolsuzluk dosyaları nedeniyle Vuçiç yönetimine karşı sokakları dolduran Sırp halkı, hükümetin bu defa Trump ile el ele şaibeli bir işe el attığını görmüş ve Vuçiç-Trump ikilisinin notunu biraz daha kırmıştır. Trump'a ait inşaat şirketi tarafından başkentin en cazip noktasında bulunan (bombalanmış) Millî Savunma Bakanlığı binasının yerine lüks otel inşa edilmesi projesinin kamuoyu baskısıyla iptal edilmesi, reformcu Sırp seçmenin Vuçiç-Trump ikilisine gösterdiği kırmızı kart mahiyetindedir.
Balkanlar'da Trump aleyhtarlığı güçleniyor
Dünyanın çeşitli yerlerinde, “Transactional diplomacy” veya “Critical Mineral Diplomacy” diye adlandırılan Trump politikalarının, Balkanlar'da enerji projeleri veya müteahhitlik kontratları koparılması ya da Trump ailesi için cazip yerlerde oteller inşa edilmesi biçiminde ortaya çıkması neticesinde, Balkan ülkelerinde Trump aleyhtarlığının giderek güçlendiğine şahit oluyoruz. Arnavutluk'un güneybatı kıyılarında Sazan Adası'nda Trump ailesi tarafından inşa edilmek istenen lüks otel kompleksi sebebiyle geçtiğimiz haftalarda Arnavut halkının sokaklara dökülmesi (Flamingo Revolution) Başbakan Edi Rama'yı fena hâlde rahatsız etmiştir. Hem çevre sorunları hem kara para/uyuşturucu dosyaları içeren bu lüks inşaat girişimi Trump’ın Balkanlar'da benimsediği yeni siyaset anlayışının yan ürünüdür. Saraybosna'da yapılması planlanan ve tartışmalara yol açan Dünya Ticaret Merkezi projesini de kamu alanlarının gayrişeffaf biçimde yabancılara peşkeş çekilmesi paketine dahil edebiliriz. Trump’ın Milorad Dodik ile geliştirdiği iş ilişkileri neticesinde nice “Flamingo Skandalları”nın patlak vereceğini öngörmek mümkün.
Flamingo eylemlerinden bir an
Viktor Orban yere çakıldı, sıra Dodik’te
Bu makaleyi 4 Ekim günü düzenlenecek Bosna-Hersek seçimleri vesilesiyle kaleme aldım. Konfederasyonun parçası Republika Srpska bir yandan entite cumhurbaşkanını seçecek, diğer yandan başkent Saraybosna'da Başkanlık Konseyi’nde görev yapacak Sırp üyeyi belirleyecek. Mensubu olduğu ülkeye inanmayan, kurumlarını baltalayan, Bosna-Hersek'in yenilgisinden memnuniyet duyan Milorad Dodik'in, çok etnili, çok kültürlü bu Balkan ülkesinin önünü kesmesine daha fazla müsaade edilmemelidir. Republika Srpska vatandaşlarının Bosna-Hersek millî takımlarında yer aldıklarını ve millî formayı şerefle terlettiklerini memnuniyetle izliyoruz. Republika Srpska muhalefet partileri hâlen Dodik'in adayı Savo Miniç’in karşısına çıkacak Branko Blanusa’nın arkasında birleşmiş durumdalar. Bu defa Dodik'in adayını hayal kırıklığına uğratmak suretiyle Bosna-Hersek’in Brüksel yolculuğu önündeki en büyük siyasi engele (SNSD-Bağımsız Sosyal Demokratlar İttifakı) unutamayacağı bir darbe indirme fırsatını heba etmemelerini temenni ediyorum. Macaristan'da vuku bulan Viktor Orban hezimeti niye Republika Srpska'da tekrarlanmasın?
T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN
|


