“Ben Neden Böyleyim?”den “Sistem Neden Böyle?”ye: 2026 için beş podcast

“Ben Neden Böyleyim?”den “Sistem Neden Böyle?”ye: 2026 için beş podcast

Antep’ten seslerle hak odaklı düşünmek için Kırkayak Kültür; el alem ne der’i teorik altyapıyla bir nebze olsun anlamlandırmak için Ay Halleri; “şizofren” diye hakaret etmemek için Inside Schizophrenia; sağlamcılıkla mücadele için Sakat Muhabbet ve toplumun neden hasta olduğuna bakmak için Our Sick Society’yi paylaştım. İyileşmenin sadece bireysel terapi seanslarında değil, yerel örgütlenmelerde ve politika değişikliklerinde olduğunu aklımda tutarak…

“Ben Neden Böyleyim?”den “Sistem Neden Böyle?”ye: 2026 için beş podcast

Akademide meşhur bir deyiş var: “Publish or perish”: Ya makale yayımlarsın ya da silinip gidersin. Şimdilerde bunun yerini “Podcast or perish” aldı. Yani makale yerine podcast yapalım, fildişi kulemizden inelim, kamusal alanla daha çok buluşalım ve bilgi bir nebze de olsa demokratikleşsin. Tabii ki bu trendden bağımsız üreten, paylaşan ve dinleyenler de var.

Dinlemek… Başkasının sözünü kesmemek (heyecandan, yerinde duramadığınız için ya da belki de ADHD’nin/hiperaktivitenin getirdiği o zihin haliyle; sebebi ne olursa olsun sadece dinlemek) 2025’te beni düşündüren konulardan biri oldu. Alan açmak ve dinlemek. Zorlukları dinlemek. Hayalleri dinlemek.

Bu yıla veda ederken sizinle dinlediğim ve önemli bulduğum podcast’leri paylaşmak istiyorum.

Kırkayak Kültür

Kinem Hazal Tanyeri’nin hazırlayıp sunduğu bu seri, 2025’te bana çok iyi geldi. Gaziantep’ten kentsel bir hafıza oluşturmak amacıyla hazırlanmış hak odaklı içerikler, Kırkayak Kültür Merkezi’nin neler yaptığına dair önemli bir kaynak. Tanyeri’nin içten ve özverili sesini duymak takip sebeplerimden biri. Bu sene Zühal Geziciler vasıtasıyla Dom Araştırma Merkezi’nden haberdar oldum. Ayşegül Ateş ve Emine Doğan ile Feminist Teori Okulu, doğayla uyumlu yaşam, Dünya Romanlar Günü, MutfakNa içerikleri ve göçmen kadınların görünmez emeği üzerine düşünmek ve belki eyleme geçmek ilginizi çekebilir.

Ay Halleri

İsminin çağrıştırdığı döngüsellik ve çeşitlilikle (yeni ay, dolunay, ayın görünmeyen yüzü) insanlık hallerini ele alıyor. Teorik birikimi (Bourdieu, Fromm, Durkheim, İbn Haldun) ile el alem ne der’e bakıyor ve dinleyicisine entelektüel derinlik ve umut alanı sunuyor. Narsisizm, ensest ve mobbing gibi tabu temaların yanı sıra futboldan “kullan-at aydınlar”a kadar hayatın farklı alanlarını ele alıyor. Ben güven verici buldum. Dinleyiciye yaşadığı narsisistik bir ilişkinin ya da maruz kaldığı mobbingin sadece kendi “talihsizliği” olmadığını; bunların simgesel ve sistematik şiddet gibi yapılarla nasıl beslendiğini gösteriyor. Bu farkındalık, bireyin üzerindeki öz-suçlamayı hafifletiyor ama kendi sorumluluğumuz olan konularla da yüzleştiriyor.

Inside Schizophrenia (Şizofreninin İçinden)

Bu podcast, Türkiye’deki gündemde bir türlü yer bulamayan konulardan biri olarak gözlemlediğim şizofreniye dair “içeriden” bir bakış sunuyor. Şizofreni kelimesi, aslında başlı başına medikal bir terim, yani bir tanı olduğu için bazı çevrelerce eleştiriliyor. Örneğin R. D. Laing, 1960’larda şizofreninin biyolojik değil, toplumsal kaynaklarına dikkat çekmişti. Birine hitaben “şizofren” demenin bağlama göre nasıl değişebileceğine dair önemli içgörüler sunuyor.

Damgalanma (stigma), bakım verme süreçleri, aile dinamikleri, istihdam, hapsedilme ve evsizlik hakkında söyleşiler yer alıyor. Ruh sağlığına dair en ağır damgalamalardan birini taşıyan bu meseleyi, “hastalık” parantezinden çıkarıp bir “yaşam deneyimi” olarak ele alıyor. Dili İngilizce. Ve evet, şizofreni ile yaşayanlar podcast yapabilir.

Sakat Muhabbet

Alper Tolga Akkuş’un Apaçık Radyo’da hazırlayıp sunduğu bu podcast, “sağlamcı zihniyete kör topal bir muhalefet”. Özellikle sinemada sakatlık temsili üzerine olan bölümler, Selvi Boylum Al Yazmalım gibi klasiklerdeki kanıksanmış ifadelerin (Kadir İnanır’ın filmde “Ya sakatsa, ya kör topalsa?” deyişi gibi) ne kadar az sorgulandığını fark ettiriyor. Temsilin sadece ekranda kimin göründüğüyle değil, kimin hak öznesi sayıldığıyla ilgili olduğunu hatırlatması bakımından da çok kıymetli. Sakatlık neden aseksüellikle ilişkilendiriliyor? Neden sakatlar medyada kahraman ya da acınası temsillere indirgeniyor? Tüm bölümleri henüz dinleyemedim ama eğitimim için çok faydalı buldum; mutlaka bitireceğim. Programın sloganı: “Dünyanın bütün sakatları eyleşin.”

Our Sick Society (Bizim Hasta Toplumumuz)

Son olarak King’s College’tan “Our Sick Society” şunu soruyor: “Toplumumuz neden hasta?” Toplumun ruh sağlığına etkisine bakıyor. Bazı insanların ruhsal olarak hastalanma olasılığını diğerlerinden daha yüksek kılan sistemler nelerdir? Bu konuda atması gereken adımlar neler olabilir? Hasta toplumumuzu nasıl iyileştirebiliriz? Yani aslında “Ben neden böyleyim?” sorusunu, “Sistem bizi neden bu hale getiriyor?” sorusuna dönüştürüyor. Dili İngilizce.

* * *

Antep’ten seslerle hak odaklı düşünmek için Kırkayak Kültür; el alem ne der’i teorik altyapıyla bir nebze olsun anlamlandırmak için Ay Halleri; “şizofren” diye hakaret etmemek için Inside Schizophrenia; sağlamcılıkla mücadele için Sakat Muhabbet ve toplumun neden hasta olduğuna bakmak için Our Sick Society’yi paylaştım. İyileşmenin sadece bireysel terapi seanslarında değil, yerel örgütlenmelerde ve politika değişikliklerinde olduğunu aklımda tutarak…

Birbirimizle konuşabildiğimiz, birbirimizi dinleyebildiğimiz, kalbimizi açabildiğimiz ama sınırlarımızı korumayı da ihmal etmediğimiz bir yıl olsun.

İlgili İçerikler