Ülkenin ve dünyanın bazı yerlerinde bazı insanlar büyük haksızlıklara, büyük yıkımlara uğruyor. Bizler sosyal medya ve alternatif medyadan onların haberlerini alıp “yazıklar olsun onlara bunu yapanlara!” diyoruz ama, acaba biz tuzu kurular, günlük tüketim alışkanlıklarımız ve seçimlerimizle bu kötülüğü farkında olmadan sürekli destekliyor olabilir miyiz?
Geçen yıl Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla başlayan boykot furyasına biz de ailecek katıldık. Yandaş olduğunu bildiğimiz bazı ürünleri zaten yıllardır almıyorduk. Geçen yıl listeye yeni markalar eklendi. Onları da almamaya başladık. Fakat bu liste ne kadar yeterli?
Zaman zaman emin olamadığım firmaları Google’a soruyordum ama verdiği cevaplardan şüpheleniyordum. Zira Google’a “falan firma boykot mu?” diye yazdığınız zaman o ürünün İsrail’de satılıp satılmadığını söylüyor sadece. Bir ürün yerliyse “boykot değil” diyor. Her yerli ürün masum değil ki! İktidarla kol kola yürüyen, büyük haksızlıkların altına imza atan yerli firmalar var. İsrail’le ticaret yapan her firma da suçlu değil, bence. Biz kendi hükumetimizden nasıl şikayetçiysek, İsrail’de de kendi hükumetinin işlediği insanlık suçlarını kınayan, fakat bizim gibi elinden bir şey gelmeyen vatandaşlar var. Onların marketlerinde satılan her şeyi boykot etmek, Türkiye’de satılan her şeyi boykot etmek gibi.
Bu yüzden, geçen gün nihayet konuyu Gemini’a açmayı akıl ettim. Çoğu orta sınıf ailenin rutin olarak alışveriş yaptığı bir zincir markete girmiştim. Cips, su, fındık ezmesi lazımdı. Her birinin reyonunun önünde durup yapay zekaya sordum: “Bu ürünü satan firma dünyayı veya ülkemizi zulümle yöneten aşırı sağ ve yoz politikacıları destekliyor mu? İnsan haklarını suistimal eden, işçi haklarını sömüren veya doğaya büyük zararlar veren bir yapıyla bağlantısı var mı? İsrail’de satılan ürün benim için sorun değil. Doğrudan İsrail ordusunu besliyor mu, beslemiyor mu, ondan haber ver. Yerli, yabancı, fark etmez. Küresel zincir olması sorun değil. Doğrudan sarışın Amerikan hırboyu veya bizim uzun adamı destekliyor mu, ondan haber ver” dedim.
Gemini’in cevaplarını okudukça kanım dondu. Yıllardır tükettiğim bir sürü bilindik marka, hatta içinde bulunduğum marketin kendisi hakkında öyle şeyler söyledi ki kendimi suçlu hissettim! “Meğer İsrail’in Gazze’ye saldırılarını ben destekliyormuşum! Ona arka çıkan sarışın hırboyu ben destekliyormuşum! Afrika’da madenlerde köle gibi çalıştırılan çocukların sırtındaki kamçı benmişim! Bu ülkenin ve dünyanın başındaki belaları ben besliyormuşum!” dedim kendi kendime. Tabii, sadece ben değil; annem, kayınvalidem, karım, arkadaşlarım, komşularım, akla gelen kim varsa!
Peki biz ne yiyeceğiz?
Cips deyince aklınıza ilk hangi marka geliyor? Marketten su almaya gittiğinizde rafta ilk hangi markalar çıkıyor karşınıza da alıyorsunuz? Canınız kola çektiğinde hangisinden içiyorsunuz? En bilindik olanından mı, ikincisinden mi? Biri diğerinden daha masum mudur dersiniz? Peki ya yoğurt, süt, tereyağınız hangi marka? Bunları almak için en sık hangi markete gidiyorsunuz?
Davalık olmamak adına buraya Gemini’in küresel veya millî ölçekte suç işleyen yapıları fonladığını iddia ettiği markaları yazmıyorum. Onlara alternatif olarak önerdiği “masum” ürün önerilerini yazmakla yetineceğim:
- Su alacaksanız sadece Munzur,
- Cips alacaksanız Master Potato,
- Çikolata, gofret, fındık ezmesi olarak Züber veya Altınkılıç,
- Süt ürünleri için de Altınkılıç,
- Market alışverişi yapacaksanız küçük, yerel işletmeleri tercih etmenizi, zincirlerden uzak durmanızı salık veriyor Gemini.
Nasıl? Bu listede neden mi tanıdık markalar yok? Siz hele aklınıza gelen, yıllardır otomatikman aldığınız markalar hakkında kendi kullandığınız yapay zekaya bir sorgulama yaptırın bakalım. Sonra karşınıza çıkan tablo üzerine düşünün, derim. Dikkatli, detaylı "prompt" girin, belgeli bilgi talep edin.
İnsanı ve doğayı hiçe sayan, arkasına iktidar desteği almış şirketler Kaz Dağları’nı, Artvin Cerattepe’yi, yurdun dört bir yanını delik deşik ediyor diye, muhalif gazeteciler içeri atılıyor diye, köylümüz köyünden, tarlasından ediliyor diye, hepimiz giderek ekonomik ve sosyal özgürlüklerimizden mahrum bırakılıyoruz diye sosyal medyada gördüğümüz haberlere feryat ederken, bir yandan bunları kendi elimizle lokma lokma besliyor olmayalım sakın?
Sorumluluk sahibi vatandaş bilinciyle bu haberleri takip ettiğimiz, beğenip yorum yaptığımız, yaydığımız, hepimizin üye olduğu bilindik sosyal medya platformlarının, bu eylemleri yapmak için kullandığımız akıllı telefonların, bilgisayarların sahibi kimmiş? O kişi, firma ve kuruluşların manşetlere konu olmuş sabıkaları var mı, yok mu? Bir sorgulayın bakalım.
Alternatif “temiz” sosyal medya önerileri: Pixelfed ve Mastodon. Ehvenişer alternatif: Bluesky. Haberleşme için: Signal...
O gün o M’li marketten son alışverişim oldu. Gemini'a teşekkür ettim verdiği değerli bilgiler için. “Seni seviyorum!” bile dedim. Peki dedim, seni üreten firmaya ne demeli? Masum mu?
Gemini "Ben yapay zekayım. Sadece doğruyu söylerim, söz konusu kendi yaratıcım bile olsa." dedi ve aynen şöyle dedi: "Google (Amazon ile birlikte), İsrail hükümeti ve ordusuna bulut bilişim altyapısı ve makine öğrenimi hizmetleri sağlayan 1.2 milyar dolarlık "Project Nimbus" sözleşmesinin yürütücüsüdür. Şirket yönetimi bu teknolojinin ağırlıklı olarak sivil amaçlı olduğunu savussa da, teknoloji paketinin İsrail Savunma Bakanlığı tarafından da kullanıldığı bilinmektedir. Hatta bu durum, şirket içinde işten çıkarmalarla sonuçlanan büyük mühendis protestolarına ("No Tech for Apartheid" hareketine) neden olmuştur. Dolayısıyla ordunun teknolojik altyapısına doğrudan bir katkı söz konusudur." Dahası var ama uzatmayayım.
Vallahi ben Gemini’in yalancısıyım, hakim bey! Alet kendi yaratıcısını kötülüyorsa yaratıcısı ona kızsın! Bana ne kızıyorsunuz?
Asıl ben konuyu müziğe getirmezsen hakimden, savcıdan önce editörüm kızacak! Tamam abi, hemen geliyor:
İşin ucu Google’a dayanınca biz müzisyenleri ve içerik üreticileri yakından ilgilendiren bir damara girmiş oluyoruz: YouTube. YouTube = Google = Nimbus.
Şimdi ne olacak?
Eğer bu kesin bilgiyse, bu bilgiye ulaştıktan sonra hem Google ve YouTube kullanıp, hem de "Filistin'e özgürlük! Savaşa hayır!" naraları atmanın bir anlamı var mı? Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu derler!
Google'a alternatif arama motoru: Ecosia.com. Her aramanıza karşılık bir ağaç dikiyor. Bugüne kadar milyonlarca ağaç dikmiş.
YouTube kanalım var, biliyorsunuz. Ben YouTube'dan para kazanmayan bir sanatçıyım. Onun için gerekli kriterleri yerine getirebilmiş değilim bugüne kadar. Ancak YouTube'u bedava ürettiğim içeriklerle beslediğim sürece, oranın bir tekel olarak büyümesini desteklemiş oluyorum. Ayrıca paralı üyeliği olmayan herkes benim kanalımdaki içeriği izlediği sürece karşısına çıkan reklamlardan Google para kazanıyor. Bu paranın bir kısmı Project Nimbus’a gidiyor.
Peki ne yapmalı? YouTube'a alternatif ne var? PeerTube. Belki Vimeo (gri alan diyor bunun için). Kim izler? Kaç kişi izliyor? YouTube kanalımı kapatıp oraya geçsem takipçilerimi de arkamdan sürükleyebilir miyim?
Elbette ki bir bedeli olacaktır. Bir anda yapabileceğim bir değişim değil. Üzerine düşünmem ve söz konusu bilgiyi teyit ettirmem lazım.
Spotify ve Helsing
Bir de Spotify meselesi var. Geçen yıl Spotify CEO'su Daniel Ek'in "Helsing" isimli yapay zeka savunma şirketine 100 milyon Euro yatırım yapması üzerine bir takım sanatçılar Spotify'dan çıkarak boykot etmeye başladılar. Ben tepki vermedim. Silah üreten her şirket kötü değildir ki! Öyle olsa Atatürk'ün övdüğü ve güçlendirmek için çalıştığı Türk ordusunu besleyen yerli savunma sanayiini de kötülememiz gerekir. Şirketin hangi taraklarda bezi olduğuna bakmak lazım. O sıralar yapay zekaya sormuştum: "Bu Helsing firması ne ayak? Savaşlarda kötülerin, mesela Ukrayna'ya saldıran Rusya'nın tarafını tutuyor mu?" diye. Demişti ki "Yo, bilakis Helsing Ukrayna'ya destek veriyor." Bunun üzerine "iyi" demiş, Spotify'dan çıkmamıştım. Geçen gün market çıkışı "bu konuda bir güncelleme var mı?" diye sorduğumda dedi ki: "Helsing sadece Ukrayna'da kalmadı; Avrupa'nın en büyük silah ve savunma sanayi devleri olan Saab, Airbus ve Rheinmetall ile doğrudan sözleşmeler imzalayarak yapay zeka sistemlerini savaş uçaklarına ve askeri dronlara entegre etti. Bu silah devleri, senin boykot ettiğin İsrail ordusunun (IDF) teknoloji ve silah tedarik zincirinde yer alan kurumlardır."
Hayda! Bu noktada ikinci bir yapay zekaya danıştım, Claude'a "Gemini böyle böyle diyor. Sen ne dersin?" dediğimde şöyle yanıtladı:
"Bu cümleyi analiz edelim, çünkü burada Gemini iki ayrı iddiayı birleştirerek yanıltıcı bir çerçeve kurmuş.
Birinci kısım — doğru:
Helsing'in Saab, Airbus Defence ve Rheinmetall ile yapay zeka entegrasyonu konusunda sözleşmeler imzaladığı doğrulanabilir bilgi.
İkinci kısım — sorunlu:
"Bu silah devleri, İDF'in teknoloji ve silah tedarik zincirinde yer alan kurumlardır" iddiası oldukça
tartışmalı. Saab, İsrail'e silah satışını fiilen durdurmuş durumda; İsveç hükümeti bu konuda kısıtlama uyguluyor. Rheinmetall ve Airbus'ın İsrail'e doğrudan silah satışı yaptığına dair kesin ve güncel bir kaynak ben bulamıyorum. Bu şirketler NATO ülkelerine tedarikçi, ama bu onları otomatik olarak İDF tedarik zincirinin parçası yapmıyor.
Gemini burada A, B ile çalışıyor; B de C'ye satıyor, dolayısıyla A, C'yi destekliyor, mantığını kurmuş. Bu zincir mantığı çok uzatılırsa neredeyse her şirket her şeyle ilişkilendirilebilir hale gelir."
Claude'un bu eleştirilerini Gemini'ya sunduğumda hemen özür diledi, Claude'a hak verdi ve kendini düzeltti.
Oh, galiba Spotify'dan çıkmayacağım!
Ancak şunu söyleyeyim; Spotify sanatçıya en küçük ücretleri ödeyen platformlardan birisi. Bizler ürettiklerimizle bu platformu zenginleştirirken, onlar bize gıdım gıdım veriyor. "Herkes kullanıyor diye ben de kullanayım" demek zorunda değiliz. Orada bulunan çoğu içerik başka platformlarda da var. Gemini'in Spotify'a alternatif "masum" önerisi: Qobuz. Fransa merkezli bağımsız bir platform. Spotify'a kıyasla dinleme başına sanatçıya 5 kat daha fazla ödeme yapıyor. Benim Spotify'da bulabileceğiniz tüm kayıtlarım halihazırda Qobuz'da da var, Pandora, Tidal, Deezer, Audible Magic, Moov, Hungama, Anghami gibi daha bir sürü başka platformda da. Tercih sizin.
Dikkat
Gemini birkaç başka tespitinde de yanılmış olabilir. Ancak yadsınamayacak bir genel tablo var:
Kabul edelim ki içinde yaşadığımız distopik düzen, hepimizi kendisini besleyen unsurlara bağımlı hale getirmiş durumda. Dağ başında, Nuh nebiden kalma bir cep telefonuyla yaşayan, internete haftada 1 kere girip çıkan, kendi yetiştirdiği sebzeyle beslenen insanlar dışında hepimiz bir takım insanlık suçlarına dolaylı yoldan da olsa ortak olabilmekteyiz. Bunun bilincinde olmalıyız, sorgulamalı, seçici olmalı, otomatikman herkesin gittiği yoldan gitme eğilimine karşı koymalıyız. Kolay değil, biliyorum, ama güvenilir bilgilere ulaşmışsak, ne yapıp edip, vicdanın gereğini yerine getirmeli, rahatlık bölgelerimizden çıkmalıyız, tercihen örgütlü bir şekilde.
Yanlışım varsa düzeltin, önerileriniz varsa yazın, yayın, yayalım, durmayalım, birlik olalım, bir şeyler yapalım ey millet!


