Opus numarası nedir, bilir misiniz? “Opus” latince eser demek. Klasik müzik bestecileri arasında 20. yüzyıla kadar yaygın kullanılmış bir kataloglama sistemi. Pek çok klasik eserin sadece bir adı yoktur, bir künyesi vardır: F. Mendelssohn - Sözsüz Şarkı no. 6, Op. 19 no. 6 “Venedik Gondol Şarkısı”
Ben eskiden bir bestecinin opus numaralarının, yani eser numaralarının bestecinin onları besteleme sırası olduğunu sanırdım. Opus 1: ilk bestesi. Opus 2: ikinci bestesi.
Fakat öyle değilmiş. Opus, notaların yayınlanma sırasına göre verilen bir numara.
18. ve 19. yüzyıllarda Avrupa’da nota yayıncılığı müziği yaymanın tek yoluyken, bir yayıncı bir bestecinin herhangi bir eserini ilk kez baskıya almışsa ona Opus 1 deniyordu. Örneğin Brahms’ın Op. 1 sonatı, ne ilk bestesi, ne de ilk sonatıydı.
Yayıncı birkaç eseri birden set halinde basacak olursa, o eserler tek bir opus numarası altında yayınlanıyordu: Örneğin Chopin’in Op. 64 no. 1 Re Bemol Majör valsi ve Op. 64 no. 2 Do Diyez Minör valsi.
Bazen besteci arka arkaya aynı türden birkaç eser yazıp yayıncıya verdiği için numaralandırma sistemi o an için besteleme sırasına uyuyordu. Örneğin Beethoven Op. 18 yaylı kuartetlerinin altısını birden yazıp yayıncıya vermiş. Bazense tamamen yayıncının ticari öncelikleri icabı alakasız zamanlarda bestelenmiş iki veya daha fazla eser aynı Opus numarası altında yayınlanıveriyordu.
Chopin’in 2. Piyano Konçertosu, 1.’den önce yazılmıştır. Mi minör olanı önce basıldığı için biz onu “birinci” olarak biliyoruz.
Rahmaninov’un Op. 1’i nedir biliyor musunuz? Koskoca bir piyano konçertosu! 1. Piyano Konçertosu! İlk yazdığı konçerto. Sizce ondan önce hiç eser vermemiş olabilir mi? Elbette ki olamaz. Bir bestecinin adam akıllı bir konçerto yazacak düzeye gelene kadar bir sürü küçük ve orta ölçekli eser yazması gerekir, zira hocam Perihan Önder’in her zaman söylediği gibi, “besteci yazarak gelişir”. Genç Sergey, o konçertodan önce, noktürnleri dahil bir sürü piyano eseri yazmış öğrencilik yıllarında. Bunlara opus numarası vermemiş. Ya onları insanlığa (ve yayıncıya) sunmak için yeterince olgun bulmadığından, birer çıraklık dönemi çalışması olarak evde çekmecede saklı tutmayı seçti; ya da konservatuvardaki hocaları böyle yapmasını söyledi. Bilmiyoruz. Ölümünden sonra opus numarasız olarak yayınlanan bu eserleri bugün severek çalıyoruz, “Sergey, kendine haksızlık etmişsin” diyerek.
Chopin’in 1 numaralı Op. 18 valsinden önce yazdığı bilinen en az 16 valsi varmış. Kimisi ölümünden sonra yayınlandığı için “Opus Posthumum” altında farklı bir numaralandırmaya tabi olmuş, kimisi bir yangında yitip gitmiş. Chopin sağlığında neden yayınlamadı? Muhtemelen yayınlamaya değer bulmadığı için. Bugün çok ünlü olan Do diyez minör noktürnünü bile sağlığında yayınlamamış, düşünebiliyor musunuz? Kim bilir nasıl para kazanırdı onun popülaritesinden…
Opus Toker
Çocuk yaşta beste yapmaya başladım. En büyük şevkim, müziklerine hayran olduğum, benden 100, 200, 300 yıl önce yaşamış adamların arasına girmekti -kendimi hiçbir zaman Türk Beşleri’nin ardılı olarak görmedim-. Uzun süre o ölmüş Avrupalıların müziğini çalıştım, çaldım, onlar gibi müzik yazmaya ve yazdıklarıma onlar gibi Opus numarası vermeye çalıştım.
Ne var ki internet öncesi çağda, Mersin’de, klasik müzik kültürü hakkında bilgi kaynaklarının pek sınırlı olduğu bir yerde beste yapmaya başladığım için ve daha sonra İstanbul ve Ankara’da okuduğum profesyonel müzik okullarında Opus sistemi hakkında derslerde bir bilgi verilmediği için, sistemi anladığım gibi kullandım.
Tıfıl halimle, nota yazmayı öğrendiğim anda kaleme aldığım ilk bestem, “23 Nisan Geliyor” adında bir çocuk şarkısı. Ona Opus 1 dedim:) Sonra her yazdığım eserin ilk sayfasına, besteleme sırasıyla opus numarası koydum. Kafamda bestelediğim ama henüz notaya almadıklarıma numara vermedim. Benim için opus, notaya alma sırasıydı. İlk kompozisyon (bestecilik) öğretmenim Perihan ablam bunları gördü, “gerek yok”, dedi, “opus artık pek kullanılmıyor. Biz çağdaş besteciler genelde besteleme yılını belirtiriz”. Ama onu dinlemedim. Çünkü ben kendimi “çağdaş besteci”den saymıyordum:) Ben romantik besteciydim.
Gel zaman, git zaman bazı bestecilerin aynı türden 2-3 eserinin aynı opus numarasını taşıdığını fark ettim. Bunun üzerine arka arkaya aynı türden 2 eser kaleme almışsam, ben de onlara aynı opusu vermeye çalıştım. Fakat bu çok da içime sinmedi. Çünkü bazen bu iki eser, bestelenme zamanları arasında uzun süre geçmiş olan, birbiriyle alakası olmayan iki eser oluyordu.
Sonradan öğrenecektim ki mesela oğul Johann Strauss bu düzeni hiç takmamış, hemen hemen her bestelediği eseri anında sahneye taşımış ve bastırmış. Bu nedenle arka arkaya bestelenmiş 3-5 valsi olsa bile bunlar ayrı ayrı opus numaraları almış. Bu nedenle Strauss’un opusları 479’a varıyor!
Sonra, Bach ve Mozart gibi hiç opus işiyle kafasını yormamış besteciler de var.
- Ne yazdın?
- Menuet:)
- Hangi menuet, kaçıncı menuet?
- Menuet işte!
Bu besteciler öldükten sonra araştırmacılar BWV ve Kv. gibi besteciye özgü bir katalog sistemi yaratmışlar.
Ama ben inatla, uzun süre opus numarası kullanmaya devam ettim.
Bugün nota yayıncılığı geçmiş yüzyıllara göre bambaşka bir hal almış durumda. Schubert veya Paganini bir eser bestelediğinde onu elle yazıyordu. Yayıncı onu alıp temize çektirip kağıt üzerine bastırıp çoğaltıyordu. Bugün hepimiz bilgisayar yazılımlarıyla beste yaparak zaten yayıncının yapacağı işi yapıyoruz. Sonra onu kendi internet sitemize bile koysak yayınlanmış sayılıyor. Oradan dünyaya yayılıyor. Kağıda gerek kalmadı. Müzisyenler arasında notayı tabletten okumak giderek yaygınlaşıyor.
Imslp.org diye bir site var. Aklınıza gelebilecek tüm klasik müzik bestecilerinin eserlerinin notalarını oradan bedava indirmek mümkün. Benim gibi yaşayan besteciler de hesap açıp eserlerini orada yayınlayabiliyor. Buyrun, benim buradan bir sürü eserimin notasını ücretsiz indirebilirsiniz, icra edebilirsiniz. Memnun olurum:)
Bu sitedeki eserlerimin çoğunda opus numarası göreceksiniz. Sadece en yenilerde yok. Çünkü sonradan opus denen sistemin ne kadar tutarsız, keyfî; dinleyiciyi ve icracıyı asıl ilgilendiren, bestelenme sırasıyla alakasız bir şey olduğunu anladım ve kullanmayı bıraktım. Artık Perihan Ablamın önerisine uyarak tarih belirtiyorum yeri geldikçe.
Bir de; çıraklık dönemi eserlerine opus numarası vermenin ve onları yayınlamanın sakıncasını idrak ettim: bugün “dahî” olarak gördüğümüz, önümüze çıkan her eseri kusursuz birer inci olan besteciler yola ilk çıktıklarında kim bilir ne acemice şeyler yazdılar da bizden sakladılar? Onları dünyanın gözü önüne sürüp de karizmayı çizdirmenin âlemi var mı? Dursunlar dolapta! Bir gün önemli şahsiyet olursan, bırak ölümünden sonra araştırmacılar bulup yayınlasın, akademik amaçlara hizmet etsin.
Benim imslp’de çıraklık dönemi eserlerimden bazıları var. Siteye giren ve beni tanımayan biri hasbelkader sadece onlardan birkaçına bakıp sayfadan çıkacak olsa, çok yetersiz bir izlenim edinip beni es geçebilir. Bunun için imslp hesabımı biraz düzenlesem iyi olacak. Fakat kolay değil. imslp, bir kez yayınladığın eseri geri çekmene izin vermiyor. Başlığında değişiklik yapmak da karışık iş. Hayırlısı…
T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN
|


