"Für Elise" Beethoven'ın kaç numaralı bagateli, bilen var mı? Onu Spotify'de "Bagatelle no. 25" adıyla görecek olsanız size bir şey ifade eder miydi?
Hakan Ali Toker'in ablası Sibel Voss
Gençliğimde aşk acıları içinde ne çok kıvrandığımı bu köşeyi okuyanlar bilir. Derdimi asla anneme, babama açmazdım. Bir iki yakın arkadaşım vardı okulda, onlarla dertleşirdim. Kardeş desen, aynı evde yaşadığım, benden 8 yaş küçük kardeşimle bu konuları konuşacak değildim.
Fakat iki kardeşim daha vardı uzakta, pek sık görmediğim, haberleşmediğim.
Babam iki kere evlenmiş. Ben dünyada yokken, ODTÜ Mimarlık'ı bitirdikten sonra mühendislik okumaya burslu olarak gittiği Danimarka’da iş bulup çalışmış, hayat kurmuş, 10 yıl kadar yaşamış, orada Danimarkalı bir hanımla ilk evliliğini yapmış. Sonra Türkiye’ye dönmüş, evlilik yürümemiş, ayrılmışlar ve Mersin’de tanıştığı annemle evlenmiş. Danimarkalı hanımı Vicky’den olma bir abim ve bir ablam var. Küçük kardeşim Serkan ve bense Türk olan ikinci hanımı Belkıs’tan olmayız.
Sinan abim benden 6 yaş büyük, Sibel ablamsa 11. Çocukken Danimarka’da çok sıkıntı çekmişler; Türk adı taşıdıkları ve sarışın olmadıkları için okulda diğer çocuklar tarafından dışlanmışlar. Sonradan isimlerini değiştirmişler, Sinan olmuş Simon, Sibel olmuş Isabel. Türkçe adlarını artık sadece Türkiye’ye geldiklerinde ve Türk akrabalarıyla konuşurken kullanıyorlar. İkisi de Kopenhag’da yaşıyor. 3-5 yılda bir buluşabiliyoruz. Bununla birlikte aramızda derin sevgi bağları var.
Onların ülkesindeki ekonomi çok daha rahat olduğu için, uluslararası yolculuk yapmak onlar için daha kolay. Dolayısıyla daha çok onlar bizi ziyarete Türkiye'ye gelir.
İlk defa 19 yaşımda ben onları ziyarete gittim. Danimarka'yı ilk görüşümdü. Ablamlarda kaldım.
Hakan Ali Toker'in ablası Sibel Voss ve abisi Sinan Voss
Ablamı bir önceki görüşümde çocuktum. O zamanlar internet de yoktu ki zırt pırt haberleşelim. Yıl başlarında kart postal yolluyorduk birbirimize, doğum günlerinde telefonlaşıyorduk. O gidişimde adeta yeni bir insanla tanıştım. Ben de onların son gördüğüne nazaran çocuk kişiliğinden bunalımlı genç kişiliğine evrilmiştim. Bunun farkındalardı; ben gelmeden aralarında konuşmuşlar, “böyle bir kardeşle ne yapılır?” diye.
Sağ olsunlar, güzelim Kopenhag'ı bir güzel gezdirdiler, yedirdiler, içirdiler. O gezide daha çok ablamla vakit geçirdiğim için daha çok onunla dertleştim. Ona aşk acılarımdan bahsettim. İyi geldi. Sonrasında Ankara'ya döndüğümde bir bagatel yazıp ablama ithaf ettim. Onu anlatan veya onunla ilişkimi betimleyen bir yapıt değil; tamamen benimle, benim iç dünyamla, yalnızlığımla ilgili. Ablama dertlerimi açışımın müziği bu, diyebilirim.
İlk bestelendiğinde başlığı "Bagatel no. 16" idi. Ancak "Bagateller (1) Başlık ikilemi" yazımda belirttiğim sebeplerle 20 yıl sonra adını "Bagatelle for my Sister" şeklinde değiştirmeye karar verdim. Zira eseri dijital mecralarda yayınladığım zaman "Bagatelle no. 16" diye teknik bir başlık, onu keşfedebilecek insanlar için hiçbir şey ifade etmeyecek, açıp dinleme dürtüsü doğurmayacak.
Hikayesi yok ki bir kere "Bagatelle no. 16" şeklinde bir başlığın! "Olması şart mı?" diyeceksiniz. Şart değil tabii, ama olursa daha kolay yayılır.
"Für Elise" Beethoven'ın kaç numaralı bagateli, bilen var mı? Onu Spotify'de "Bagatelle no. 25" adıyla görecek olsanız size bir şey ifade eder miydi?
Dahası, dünyaca ünlü bu acı-tatlı ezginin hikayesini merak etmiyor musunuz? Beethoven onu sağlığında yayınlamamış bile. Eser hakkında kimseye bir bilgi vermemiş (en azından bize ulaşan bir bilgi yok). Üstüne o kadar kargacık burgacık bir el yazısıyla başlık atmış ki, bugün hâlâ tartışılıyor, aslında "Elise" mi yazıyor, "Therese" mi diye. Bestecinin ölümünden 40 yıl sonra onu bulan yayıncı Ludwig Nohl "Für Elise" diye bastığı için hepimiz bu adla biliyoruz. İthafın, müzmin bekar Beethoven'ın öğrencilerinden olup, ona evlenme teklif ettiği düşünülen, mamafih soylu bir Avusturyalı'yla evlendirilen Therese Malfatti'ye yönelik olması muhtemel; bir o kadar, ustanın gönlünü çalıp çalmadığı bilinemeyen Elisabeth "Elise" Röckel için olması muhtemel. Bir de Elise Barensfeld var, o sırada 13 yaşında bir genç yetenek. Therese Malfatti'nin öğrencisi olmuş olabilir, dolayısıyla Beethoven Therese'ye yaranmak için Elise'ye bu parçayı yazmış olabilir.
Bugüne kadar geriye bıraktığı her şey araştırmacılar tarafından didik didik incelenmiş olan Beethoven'ın, Avrupa'da bir şatoda 200 yıldır gizli kalmış bir belgesi ortaya çıkmadıkça bu eserin gerçek öyküsünü asla bilemeyeceğiz ve hakkında spekülasyon yapıp duracağız!
Ya bir gün benim eserim de "Für Elise" kadar ünlü olursa? Hiçbir yerde eserin öyküsünü anlatmadan göçüp gidersem dünyadan, benden sonra gelenler merak etmezler mi? Neden ablana bu kadar hüzünlü bir parça yazdın be adam? Kadıncağızın bir derdi mi vardı? Mutsuz muydu ablan? Yoksa senin mi onunla bir derdin vardı? Ablanı üzdün de bu eserle ondan özür mü diledin?
Artık biliyorsunuz. Gelecek kuşaklara da duyurulur!
Bagatel no. 16'nın notasını Kopenhag'a bir sonraki gidişimde ablama takdim ettim, onun evinde bulunan, yıllardır çalmadığı piyanosunda ona çaldım. Çok mutlu oldu. Bunu "Bagatelle for my Sister" olarak yeniden adlandırdığımı bugün kendisine bildireceğim.
Eserin notası imslp.org'da halen "Bagatella for Piano No. 16" adıyla duruyor. Ücretsiz indirebilirsiniz. Piyano öğrencileri ve amatörler için uygun seviyede, hatta "Für Elise"den daha kolay;)
Dinlemek içinse buraya buyrun: Deezer, Spotify, YouTube vs.
Hakan Ali Toker abisi Sinan Voss ve ablası Sibel Voss ile Kopenhag'ı gezerken
T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN
|


