Ergenlik yıllarımda sık görüştüğümüz aile dostlarımızdan birisi Asuman (Açıksöz) teyzeydi. Ankara’nın Çayyolu bölgesinde oturduğumuz Koru Sitesi’nde bizim bloğun hemen önünde bir kreş vardı. Annem orayı Asuman teyzeyle ortak işletiyordu. Birbirlerine “ortak” derlerdi.
Her zaman güler yüzlü, zarif bir insandı. Beni de çok severdi, sanatıma büyük saygısı vardı; “sanatçı kotu”nun özel olduğunu söylerdi. “Kot” kelimesi, takipçisi olduğu spiritüel akımlardan geliyordu. Sanatçıların ruhsal âlemde müstesna bir yeri olduğuna inanırdı. Boyundan büyük, liseli bir oğlu vardı, Arda adında; annesine “Asu, bana börek yap” diye hitap eden. Bir gün onlara gittiğimizde oturma odasında sohbet ederken Arda annesinin kucağına oturuvermişti. Engin amca (eşi) anında “Hoop! Orası benim yerim!” diyerek kaldırmıştı çocukcağızı. İnsan kendi oğlunu kıskanır mı yahu; hem de karısından!
Asuman teyzemlerin bize geldiği akşamlar annem sofrayı binbir çeşit mezeyle donatırdı, yenilirdi, içilirdi, sonra piyanonun başına geçilirdi. Hem kendi bestelerimi çalardım; biraz klasik müzik, biraz Richard Clayderman, hem de Türk sanat müziği, hep beraber şarkı söylemek üzere.
Bir Pazar günü öğleden sonra Asuman teyzem bize uğradı (tam olarak 22 Ekim 1995). Ailecek şenlikli buluşmalarımızdan biri değildi. Kadın kadına kısa bir ziyaretti, biraz oturup gidecekti. Akşama başka planları vardı. Öğrendim ki o gün onun doğum günüydü.
O sırada Koru Sitesi’ndeki dairemizden Konutkent’te üç katlı müstakil bir eve taşınmıştık. En alt kat benimdi. “Piyano ve komşular” adlı yazımda o evden bahsetmiştim.
Asuman teyzem benim doğum günlerimi atlamazdı, hediye alırdı. Bense onunkinden ilk defa haberdar oluyordum ve ona hiçbir şey almamıştım. Biraz sonra kalkıp gidecekti; çıkıp hediye alacak zaman da yoktu.
Alelacele piyanonun başına geçtim, bir çırpıda küçük bir vals çıktı ortaya. Besteleme hızım da, eserin kendisi de yüksek tempolu olmuştu. Adını “Acele Vals” koydum.
Hemen çağırdım Asuman teyzemi, hediyesini takdim ettim. Bu jestime çok memnun olmuştu elbette, ancak ortaya çıkan eser hiç onun müzik zevkine uygun değildi. Prokofiev ayarında modern bir şeydi. Ne yapalım! O an çıktı benden.
Yazıldıktan 31 yıl sonra “Waltz in a Hurry” tüm dijital platformlarda. Fazla zamanınız almaz: 26 saniye sürüyor, Chopin’in “Minute Waltz”ına göz kırparak...
NOT: “Spotify’ı boykot etmek ya da etmemek“ ve “YouTube’dan çıkmak veya çıkmamak” adlı yazılarımda bu platformların sahiplerinin kah emek sömürüsü yaptığını, kah İsrail Ordusu’nu desteklediğini yazmıştım. “Tüm dijital platformlarda çıktı” derken genelde YouTube veya Spotify linki koyarım. Bugün ilk defa Deezer linki koydum. Tahmin ederim hiçbiriniz Deezer kullanıcısı değilsiniz. İçinizde varsa Deezer, Qobuz kullanan veya Spotify’a alternatif başka müzik dinleme platformu kullanan, bana haber verirse sevinirim. Bilmek isterim. Spotify’a aylık ödediğiniz ücretin aynısını Deezer’a ödeyebilir, aynı içeriğe ulaşır ve sanatçıya dinleme başına daha adil pay veren bir oluşumu desteklemiş olursunuz.
“Kalsın hele” derseniz buyrun, Spotify linki.
T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN
|


