Yapay zekâ notlarım

Yapay zekâ notlarım

Korkutucu olan, gerçek ile yapay zekânın halüsinasyon denilen uyduruk yazılarını ayırt edemeyecek konuma gelmemiz. Eflatun’un önerdiği gibi dünyamız yansımalardan ibaretse de- netimimiz dışında yapay zekâyla işimiz iş. Algı alanlarımıza yeni boyutlar katan farklı insan modelleri çıkabilir

Yapay zekâ notlarım

Önce Chat sonra da Anthopic’den 9 Eylül, 2026’da istifa eden Jacob Coxon:

‘’Yapay zekayı geliştiren insanlar, bu teknolojinin on yılın sonuna kadar hepimizi öldürebileceğine içten bir ciddiyetle inanıyorlar.’’

Aşağıda düşüncelerimin savrukluğunda yapay zekâ: 

Bilinçaltı arzu ve korkularımızdan yola çıkıp bizi yönlendirenlerin yapay zekâyı da seferber etmesiyle ruhlarımızın ve davranışlarımızın avcıları at koşturuyor.

Uzmanlar diktatörlüğünde yaşıyoruz. Yemek pişirmesini unuttuk. Her şeyi uzmanlara, makinelere, robotlara, yapay zekâya teslim edeceğimiz bir yaşam istiyor muyuz? Herhangi birisinin YZ’den Covid benzeri virüs yapmayı öğrenip türümüzün sonunu getirmesine olanak sağlamasını engelleyebilecek miyiz?

Yazının icadı, ardından da matbaanın icadı düzene güç kattı. Din, devlet, ideoloji gibi tarih boyunca tabi olduklarımızın masallarına matbaayla yaygınlaşan yazı güç kattı. Şimdi yapay zekâ ile toplumsal evrimimizin dönüm noktasının eşiğindeyiz. Denetleyebilecek miyiz? Yoksa Çin ve ABD’nin amansız yarışında Frankenştaynlar mı yaratıyoruz? Yapay zekâ geliştiren şirketlerin sahipleri bizde bile kuşkulu.

Bizle empati kurabileceği söylenen yapay zekâlı robotlarımız gündemde. 21. yüzyıl yalnızlığı bizi zorluyor, epidemi gibi yayılıyor. Çekirdek aile çözülmenin eşiğinde.

İnsana ille de özel bir yer ararken türümüzün evrimini yönlendirme çabamızla Tanrı’ya oynuyoruz. Gen mühendisliğiyle, biyo ve nano teknolojiyle, yapay zekâyla, beynimize yerleştirilecek çiplerle bunun eşiğindeyiz. Belki türümüzden başka bir tür yaratacağız.

Hele yapay zekânın günlük yaşamımıza girmesi, duygulardan arınmış bir dille düşüncelerimizin algoritmalara devredilmesiyle akla hayale gelmeyecek yepyeni yeteneklerimizi keşfetmenin arifesindeyiz. Belirsizliğin egemen olduğu, muhtemelen hep egemen kalacağı bir süreçten geçiyoruz. Nereye kadar meçhul.

Savaşları artık daha çok paralı askerler yaptığından, yakında da bu iş yapay zekâ ve robotlara devredileceğinden,gençleri tavlamak için o ulus devlet propagandasına ihtiyaç kalmayacak. Savaşlar sıradanlaşacak. Biz duyarsızlaşacağız.

Türkiye’de iklim krizi, yapay zekâ, silahlanma, siyasi partilerin umurunda değil. Çöplüklerinde didişiyorlar. On yıl, belki daha da kısa zamanda, yapay zekânın neden olacağı işsizlikten, bu durumda ne yapacaklarından söz eden var mı?

Belki ölmeyeceksin, ama sen de artık o sen olmayacaksın. Yapay zekâ nasıl gelişecek bilmiyoruz. Yeni bir insan türünün eşiğinde olabiliriz. Silikon Vadisi’nin insanı yeniden tasarlama programı, nanoteknoloji, biyoteknoloji, bilgi teknolojisi, robotik ve bilişsel bilimle hızla güçleniyor. Genetik mühendisliğiyle hastalıklarımızı engelleyebilir, biyomühendislikle yeteneklerimizi güçlendirirebiliyor olmamız, bildiğimiz anlamda türümüzün sonunu getirebilir. Bilim ve ahlak arasında makas geri dönüşümü olamayacak şekilde açılıyor. Belki hayvanat bahçesi misali bugünkü halimizden beş on tanemizi bırakırlar doğal halimizde üreyelim, DNA’mızın özünü koruyalım diye.

Yapay zekâyla robotlar yakın gelecekte çalışmayı ortadan kaldıracak. Bugün sevmediğiniz bir işteyseniz mesleğinize yatırım yapmamalı, atılmayacak kadar az çalışmalı.

Teknoloji bıçak gibi, insan da öldürür elma da keser. Sıra yapay zekâyla insanın da dijitalleştirilmesinde.

Sonu meçhul başka bir yolculuğun arifesindeyiz. Yapay zekânın dünya satranç ve GO şampiyonlarını yenmesindeki uyarıyı geç de olsa görebildik. Bıçak yapay zekânın eline geçmek üzere. Denetleyemezsek oyun biter.

Belki kimsenin ayağına basmadığımız adacıklarımız olabilecek. Benim, senin kendimize göre dünyası, adacıkları olacak, istersek robotsuz, yapay zekâsız yaşayabileceğimiz. Direniş ve değişim kaçınılmaz. Bir arayışımız ise hep olacak.

Musk’ın geliştirmekte olduğu Neurolink’in hedefi türümüzü yapay zekaya teslim etme tehlikesini bertaraf etmek üzerine kurulu. Yani yapay zekânın nöronlarımıza bağlı elektrotlarla düşüncelerimizin bizim irademizde olması. Çin, ABD ve dev şirketler arası türümüze yönelik tehlikeyi kaale almayan büyük yarış var. Hadi denetleyebilmek için Batı’da yapay zekâyı millileştirdin. Çin’e dur diyen mi var?Nükleer silahlarda denge kurabilmişlerdi. Şimdi?

Yapay zekâdan ne isteyip istemediğimizi masaya yatırma zamanı tükeniyor. Aşkı tanımıyor. Utanmıyor. Gülmüyor. Psikopatla peygamberi ayırt edemiyor.

İnsanda, toplumda neyi değerli buluyoruz? Yapay zekâ bize hangi alanlarda yardımcı olurken nerede dışarıda kalmasını istiyoruz? Arkadaş, sırdaş ya da sevgili olursa, sınırları aşmış olur mu? Yoksa Yapay Zekâ bizi kendimize köleleştiren masallarımıza güzel bir tokat atabilir, sorgulamayı aklımızdan geçiremediğimiz putlarımızı yıkabilir. Yeter ki ne biz onu tanrılaştıralım ne de o kendini yeni tanrımız sansın.

Yapay zekâ ve robotlarla çalışma kalkıp serbest kaldığımızda yine zamanımıza saldıran, bize şunu bunu satmak isteyenler çıkacaktır, ama maaş köleliği sona erecek. Bu telaş, bu baskı kalmayacak. Yapay zekâyla herkes refah içinde bir yaşam sürebilecek. Güneşten, sudan, rüzgârdan enerji üretiliyor olacak. Bu kadar endişeli olmayacağız. Karnımızın acıkıp acıkmadığını anlamak için saate bakmayacağız. Günümüzü biz düzenleyeceğiz. İnsan ilişkileri değişecek. Yeter ki sade kendimizin değil başkasının da zamanına saygımız olsun. Demokrasiye giden yol buradan gelecek, yani zamanımıza sahip çıkmaktan. Şu anda zamanımızı başkaları zapt etmiş durumda.

Yeterki tetikte bekleyen iklim krizi ve nükleer savaş tehlikesini atlatalım, Yapay Zekayı denetleyebilelim, keşiflermizde merakımızı ahlakımıza kurban etmeyelim.

Robotlarla, yapay zekânın yaratacağı refahla, geçim sıkıntısının bitmesiyle, hepimizin tekrar sanatkâr olabileceği bir ortam yakın geleceğimizde mümkün.

Vakit dar. Küresel ısınma ve nükleer savaş olasılığında yapay zekânın rolünü kestirmek mümkün değil. Yapay zekâyla istemediğimiz işlerden kurtularak belki zaman kazanacağız. Sorun zamanı nasıl kullanacağımızda. Metaverse’lerde mi savurulacağız, yoksa teknolojinin bize bahşettiği zamanın sonsuzluğunda yaratıcı gücümüzle bugün aklımızın almadığı dünyalar mı kuracağız!

Yapay zekâ!
Yaratıcılıkla alakan yok.
Zeki de değilsin.
Sözlerimin,
Sonsuz bileşimlerisin.

Korkutucu olan, gerçek ile yapay zekânın halüsinasyon denilen uyduruk yazılarını ayırt edemeyecek konuma gelmemiz. Eflatun’un önerdiği gibi dünyamız yansımalardan ibaretse de- netimimiz dışında yapay zekâyla işimiz iş. Algı alanlarımıza yeni boyutlar katan farklı insan modelleri çıkabilir.

Yapay zekâ kendisiyle dalga geçebilir mi?

Yoksa oyun bitti mi?

Bu soruların cevabı, sana, bana, bize bağlı.

Yapay zeka şirketlerini kredileriyle var eden batılı bankalardan kredi kartlarımızı bir gün bile kullanmasak, önce şeffaf ol topa bas desek?

Ama Çin’e kim dur diyecek?


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler