OpenAI, Blackstone, SoftBank ve veri merkezi işletmecisi QTS, 2027'den itibaren veri merkezi geliştirme konusunda ortak kurallar getirilmesi için milyonlarca dolarlık bir koalisyon olan Amerikan Altyapı İttifakı'nı kurmak üzere büyük ABD işçi sendikalarına katıldı.
Bu girişim, Amerika'nın olağanüstü yapay zekâ altyapı patlamasının elektrik fiyatları, su tüketimi, vergi teşvikleri ve yerel şebekeler üzerindeki baskı nedeniyle artan direnişle karşılaştığı bir dönemde geliyor. İttifakın amacı gayet açık; son zamanlarda artan protestolar sonucunda veri merkezlerinin durdurulmasını önlemek ve halk topluluklarının, işçilerin ve kamu hizmetlerinin kabul edeceği koşulları oluşturmak.
Koalisyon başlangıçta Amerika'nın genişleyen veri merkezi ekonomisinin merkezindeki yedi eyalete odaklanacak: Teksas, Georgia, Ohio, Iowa, Pennsylvania, Indiana ve Güney Carolina. Kurumsal katılımcılar arasında Blackstone, OpenAI, QTS Veri Merkezleri ve SoftBank Grubu yer alıyor.
Ancak belki de daha önemlisi, koalisyonun sendika tarafı. ABD Uluslararası Elektrik İşçileri Kardeşliği (IBEW), ABD Sac Metal, Hava, Demiryolu ve Ulaşım İşçileri (SMART), ABD Birleşik Tesisatçılar ve Boru Tesisatçıları Birliği, ABD Demir İşçileri ve izolasyon işçileri, katılan sendikalar arasında yer alıyor.
Bu da Amerikan Altyapı İttifakı'nı yapay zekâ şirketleri, özel sermaye, veri merkezi geliştiricileri ile örgütlü işçi sendikaları arasındaki pek de alışılmadık olan bir birleşimi ortaya koyuyor. Başka deyişle, veri merkezleri yatırımlarının sürmesi konusunda, işveren ile işçi sendikaları birlik olmuş durumda.
Amerikalılar, veri merkezlerinin hangi koşullarda inşa edilmesin onaylar?
İttifak, 2027 yılı boyunca eyalet ve yerel yönetimlerle birlikte sorumlu veri merkezi inşaatı için standartlar ve "koruyucu önlemler" geliştirmek istediğini söylüyor. Ancak girişimin en önemli amacı, ABD'de yeni projelere yönelik olarak yükselen (500 yerleşiminin protestosu var) moratoryumları önlemek.
QTS eş CEO'su Tag Greason, koalisyonun argümanını özetleyerek, sorumlu büyümenin ilgili herkes için net beklentiler gerektirdiğini söyledi. Şirketin mevcut pozisyonu, bunun ne anlama gelebileceğine dair bazı ipuçları veriyor. QTS, Temmuz ayında kamuoyunun enerji, su, istihdam, altyapı maliyetleri ve elektrik tarifesi koruması hakkında sorular sormakta haklı olduğunu ve proje ile ilgili altyapının sadece konut elektrik müşterilerine faturalandırılmaması gerektiğini savundu.
Veri merkezi sorunu neden birdenbire siyasi bir hâl aldı?
Çünkü yapay zekâ, veri merkezlerini nispeten belirsiz endüstriyel tesislerden Amerika'daki en büyük potansiyel elektrik tüketicilerinden bazılarına dönüştürdü. Tartışma, özellikle büyük yapay zekâ altyapı kümelerinin planlandığı bölgelerde yoğunlaştı.
Sakinler şu soruları soruyor:
- Yeni enerji santrallerini kim inşa edecek?
- İletim için kim ödeme yapacak?
- Ev elektrik fiyatları artacak mı?
- Soğutma ne kadar su tüketecek?
- İnşaattan sonra kaç kalıcı iş kalacak?
- Yerel yönetimler neden dünyanın en zengin teknoloji ve yatırım şirketlerinden bazılarına vergi teşvikleri sağlamalı?
Bu sorular siyasi sonuçlar doğurmaya başladı. Axios'a göre, daha önce veri merkezi geliştirmenin coşkulu bir destekçisi olan Teksas Valisi Greg Abbott, Ağustos ayında tepkiler üzerine yeni veri merkezleri için onayları durdurdu ve ardından sektörün bazı kısımlarını sert bir şekilde eleştirdi.
Daha önce Amazon'un eyalete yapmayı planladığı 20 milyar dolarlık yatırımı kutlayan Pensilvanya Valisi Josh Shapiro, veri merkezi geliştirme kurallarını sıkılaştıran bir kararname imzaladı.
ABD Federal düzeyde ise Senatör Bernie Sanders ve Temsilci Alexandria Ocasio-Cortez, yapay zekâ güvenlik önlemleri oluşturulana kadar ulusal düzeyde yeni veri merkezi inşaatını durdurmayı önerdi. Amerikan Altyapı İttifakı, aslında bu değişen siyasi ortama sektörün bir yanıtı niteliğinde.
Veri merkezlerine olumsuz bakanların oranı yüzde 67
Koalisyon, Ohio'da bir anket yaptırdı. Sonuç, veri merkezi sektörünü endişelendirdi. Axios'a göre, katılımcıların %67'si veri merkezlerine olumsuz bakarken, sadece %18'i olumlu baktı.
Ancak, katılımcılara, projelerin elektrik fiyatlarını koruyabileceği, vergi geliri sağlayabileceği ve iş yaratabileceği söylendiğinde tutumlar değişti. Bu bulgu, ittifakın stratejisinin merkezinde yer alıyor gibi görünüyor. Kamuoyuna, “Bu proje iş yaratacak, vergi geliri sağlayacak ve elektrik maliyetlerini size ödetmeyecek” denildiğinde fikirler değişebiliyor.
Sendikalar ittifaka neden katılıyor?
Sosyalist jargonla söylersek, bu ittifakın bir tarafında finans kapital, bir tarafında sermaye ve karşılarında da emekçiler yani işçiler var. Peki bu nasıl oldu?
Büyük ölçekli bir veri merkezi milyarlarca dolarlık yatırımı temsil eder, ancak faaliyete geçtikten sonra bu yatırımla orantılı miktarda kalıcı iş yaratmaz. Ama inşaat farklıdır. Tesisin ve çevresindeki altyapının inşası şunları gerektirir:
- elektrikçiler,
- boru tesisatçıları,
- sac metal işçileri,
- demir işçileri,
- yalıtım uzmanları,
- inşaat işçileri,
- enerji altyapı ekipleri
Bu nedenle, sendikalar için Amerika'nın yapay zekâ altyapısı patlaması, potansiyel olarak yıllarca sürecek "yüksek ücretli inşaat işi" anlamına geliyor.
IBEW başkanı Kenneth Cooper, altyapı projelerine yönelik yasakların hem ekonomiye hem de orta sınıf istihdamına zarar vereceğini savundu.
Ancak AFL-CIO, veri merkezi genişlemesine verdiği desteğe şartlar ekledi. Kabul ettiği nokta, veri merkezlerinin enerji ve su maliyetlerinin adil payını ödemesini, bu kaynakları korumasını, şeffaflık sağlamasını, uygun vergileri ödemesini ve inşaat, işletme ve ilgili tedarik zincirlerinde sendikalı işgücü kullanmalarını gerektiriyor.
Bu nedenle, örgütlü işçi sendikalarının pozisyonu “İnşa edin – ancak yatırımdan toplulukları ve işçileri de faydalandırın” şeklinde.
Sektör, işçilerde güçlü bir siyasi müttefik buldu
OpenAI, Blackstone ve diğer yatırımcılar için bu, önemli bir siyasi avantaj yaratıyor.
- Teknoloji şirketleri yerel bir konseyin önüne çıkıp yatırım sözü verebilir.
- Blackstone milyarlarca dolarlık sermaye sözü verebilir.
- QTS mühendislik ve ekonomik faydaları açıklayabilir.
Ama sendikaların katılması önemli bir siyasi güç sağlar. Çünkü sendika üyeleri tam da tepki gösteren bu toplulukların içinde yaşıyor ve oy kullanıyor. Belediye meclisi toplantılarına katılabilirler ve eyalet yasama organlarına lobi yapabilirler. Yetkililere bir veri merkezinin durdurulmasının aynı zamanda yerel inşaat işlerinin de durdurulması anlamına geldiğini söyleyebilirler.
Axios, ittifakın amaçlarından birinin, sendika üyelerini yerel ve eyalet hükümetlerini veri merkezlerinin sorumlu bir şekilde geliştirilebileceğine ikna etmek için harekete geçirmek olduğunu açıkça belirtiyor. Bu, büyük ölçüde Büyük Teknoloji şirketlerinin lobi faaliyetini daha geniş bir siyasi alana dönüştürüyor.
Koalisyonun arkasında da muazzam bir finansal çıkar var
Blackstone, sadece bu fikri destekleyen dışarıdan bir yatırımcı değil. QTS'nin de sahibi. Blackstone kendisini dünyanın en büyük veri merkezi sağlayıcısı olarak tanımlıyor ve bulut bilişim, yayın akışı ve yapay zekâdaki büyümenin, veri merkezlerine, elektriğe, donanıma ve ilgili altyapıya olan talebi hızla artırdığını söylüyor.
Bu arada SoftBank ve OpenAI'nin de ABD yapay zekâ altyapısının genişlemesinde muazzam çıkarları var. Bu nedenle önemli olan nokta, Amerikan Altyapı İttifakı masasında oturan neredeyse herkesin devam eden inşaatta ekonomik bir çıkarı olması şeklinde gözüküyor.
- Geliştiricilerin projelere ihtiyacı var.
- Yapay zekâ şirketlerinin bilgi işlem kapasitesine ihtiyacı var.
- Yatırımcıların getiriye ihtiyacı var.
- İnşaat sendikalarının işe ihtiyacı var.
Bu da eksik katılımcıyı yani tesislerin fiilen inşa edileceği yerlerde yaşayan halkı özellikle önemli kılıyor. Koalisyon, bu toplulukların da masada yer alması gerektiğini söylüyor.
Ama her şey bir yana, 2027'de oluşturulan standartların, sadece siyasi açıdan yeni inşaatları kolaylaştırmaya mı yarayacağı, yoksa olması gerektiği gibi, geliştiricilere ölçülebilir yükümlülükler getirmeyi mi başaracağı, asıl konu bu olacak.
En büyük sorun elektrik
Veri merkezlerine karşı muhalefet, gitgide teknoloji tartışması kılığında bir enerji politikası tartışmasına dönüşüyor. Yapay zekâ veri merkezleri yüzlerce megavat elektrik ihtiyacı doğurabilir. Bu da garip bir ekonomik soru yaratıyor.
Diyelim ki bir teknoloji şirketi yeni bir veri merkezi istiyor. Yerel elektrik şirketi, bir trafo merkezi, yeni iletim hatları, belki de yeni üretim ve diğer şebeke altyapısı kurması lazım. Peki ama bu yatırımları kim ödeyecek?
Bu maliyetler elektrik şirketi tarafından ödenip, sonra genel tarife tabanına girerse, o bölgedeki haneler, bu hiper ölçekli şirketin ihtiyaç duyduğu altyapıyı fiilen sübvanse eder hale geliyor. Bu doğru bir yaklaşım mı?
Bu endişe o kadar önemli hale geldi ki, Beyaz Saray, veri merkezlerinin ihtiyaç duydukları elektrik ve ilgili altyapı için maliyetleri hanelere ve diğer işletmelere yüklemek yerine veri merkezi şirketlerinin ödemeleri gerektiği ilkesini savunan bir "Tüketiciyi Koruma Taahhütü (Electricity Consumer Protection Commitment)"nü destekledi. QTS de aynı ilkeyi kamuoyu önünde destekledi.
Diğer problem: Su
Halkın tepkisini çeken tek konu elektrik değil. Büyük veri merkezleri, --kullandıkları soğutma teknolojisine ve konuma bağlı olarak-- önemli miktarda su da harcıyor. Bu durum, özellikle kuraklığa eğilimli bölgelerde veya konut ve tarım kullanıcılarının zaten kısıtlamalarla karşı karşıya olduğu topluluklarda hassas çatışmalara yol açıyor ya da açabilir.
Bu nedenle AFL-CIO'nun kendi veri merkezi politikası, enerji ve su tasarrufu gerektiren düzenlemeleri açıkça talep ediyor.
Yani bütün bu nedenlerle, koalisyon içinde farklı taraflar, farklı endişeler yaşıyor. Çevre grupları su ve emisyonlar konusunda, haneler elektrik fiyatları konusunda, elektrik şirketleri şebeke güvenilirliği konusunda endişeleniyor. Yerel yönetimler vergi geliri istiyor, işçiler iş istiyor, yapay zekâ şirketleri bilgi işlem kapasitesi istiyor, yatırımcılar projelerin ilerlemesini istiyor. Amerikan Altyapı Birliği, bütün bu biribiri ile çakışan çıkarlar arasında siyasi bir uzlaşma sağlamaya çalışıyor.
Bir sonraki aşama “toplumsal fayda anlaşmaları” olabilir
Axios, geliştiriciler ve halk arasında giderek daha resmi anlaşmalara işaret ediyor. Sadece ekonomik faydalar vaat etmek yerine, gelecekteki projelerin söz vermesi gereken konular var :
- geliştiricinin ne kadar şebeke altyapısı için ödeme yapacağı;
- konut elektrik müşterilerinin korunup korunmadığı;
- beklenen su tüketimi;
- yerel ve sendikal işe alım taahhütleri;
- vergi ödemeleri;
- işçi eğitimi;
- çevresel yükümlülükler;
- bu taahhütlerin yerine getirilmemesi durumunda ne olacağı.
Başka bir deyişle, sektörün gelecekteki faaliyet izni, ölçülebilir yerel faydalara bağlı olabilir. Bu, Amerikan teknolojik liderliğini sürdürmek için muazzam altyapı yatırımının gerekli olduğu yönündeki baskın mesajın hakim olduğu yapay zekâ veri merkezi patlamasının ilk aşamasından farklı bir döneme işaret ediyor.
Bu aynı zamanda ABD’deki 2028 siyasi mücadelesine bir hazırlık
Bugün amacın, 2027'deki eyalet yasama tartışmalarını etkilemek ve siyasi meselenin potansiyel olarak 2028 başkanlık seçimlerine doğrudan yansımasını sağlamak olduğu belirtiliyor. Yani veri merkezi sorunu artık iyice siyasi boyutlara sahip.
İki yıl önce, yapay zekâ politikası denildiğinde, modeller, telif hakkı, deepfake'ler, işler ve yapay zekâ güvenliği tartışılıyordu. Şimdi, tartışma fiziksel bir hâl alıyor, elektrik, arazi, su, iletim hatları, gaz türbinleri, nükleer santraller ve veri merkezleri tartışılıyor.
İşte Amerikan Altyapı İttifakı'nın kurulmasının nedeni bu ve Amerika'nın yapay zekâ patlamasında önemli bir geçişi işaret ediyor.
İlk aşamada, sektörün sorunu, "yeterli bilgi işlem kapasitesini ne kadar hızlı inşa edebiliriz" idi ama şimdi "bunu inşa etmeye devam etmek için kamu iznini nasıl alabiliriz?" şekline dönüştü.
Bu yüzden OpenAI, Blackstone, SoftBank, QTS ile Amerika'nın inşaat sendikaları arasındaki ittifak önem taşıyor. Sektör, yapay zekânın stratejik olarak önemli olduğunu savunmanın artık yeterli olmayacağı sonucuna varmış gibi görünüyor.
Ama Amerikan halkı daha somut bir şeyler istiyorlar:
- Elektrik faturamızı artırmayın.
- Suyumuzu tüketmeyin.
- Vergilerinizi ö
- Yerel işler yaratın.
- İhtiyaç duyduğunuz altyapı için kendiniz ödeme yapın.
Amerikan Altyapı İttifakı başarılı olursa, bu talepler 2027'den itibaren veri merkezi inşaatı için yeni bir ABD şablonunun parçası haline gelebilir. Hatta tüm dünya için emsal de olabilir.
Başarısız olursa ise, yapay zekâ endüstrisi için çok daha yıkıcı olabilir, daha fazla moratoryum, daha yavaş izin süreçleri ve Amerika'nın devasa yapay zekâ altyapı inşaatının nerede devam edebileceği konusunda çok daha zorlu bir siyasi mücadeleye dönüşebilir.
Yapay zekâ bir yandan ortaya çıkan güvenlik sorunları çerçevesinde tartışılır ve 2035'e kadar 900 milyar yapay zekâ ajanının oluşacağı gibi bazı tahminlere yer verilirken, diğer tarafta veri merkezlerine ait bu tür sorunlar var. Nasıl gelişeceğini hep birlikte göreceğiz.
T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN
|


