Kadir İnanır belgeselinin yönetmeni anlattı: 17 yaşından beri devasa bir arşiv biriktirmiş, yayımlanmamış el yazısı bir otobiyografisi var

Kadir İnanır belgeselinin yönetmeni anlattı: 17 yaşından beri devasa bir arşiv biriktirmiş, yayımlanmamış el yazısı bir otobiyografisi var

"Şu sıralar sinemalardaki gösterimi için bir planlama yapıyoruz. Sonrasında da bir dijital platformda ya da ulusal bir kanalda yayımlanmasını çok istiyoruz. Bence keşke bu TRT olsa; TRT'de gösterilse de herkese ulaşsa... Sadece bir dijital platformda kalmasa"

Kadir İnanır belgeselinin yönetmeni anlattı: 17 yaşından beri devasa bir arşiv biriktirmiş, yayımlanmamış el yazısı bir otobiyografisi var

77 yaşında yaşamını yitiren Türkiye sinemasının unutulmaz isimlerinden Kadir İnanır'ın bugüne dek gün yüzüne çıkmamış devasa kişisel arşivi, yönetmen Hüseyin Karabey'in kamerasından kapsamlı bir belgesele dönüştü. 2009 yılında filizlenen ve kurgusu yıllara yayılan Kuzeyden Gelen Adam; İnanır'ın 17 yaşından beri özenle sakladığı fotoğraflardan el yazması otobiyografisine kadar uzanan bir "hafıza odasının" kapılarını aralarken, efsanevi aktörün sadece sinema serüvenini değil, Türkiye’nin dönüm noktalarındaki toplumsal duruşunu da merkeze alıyor.

Klasik bir biyografi olmanın ötesine geçerek izleyiciyi Yeşilçam'ın bilinmeyen arka sokaklarına davet eden belgesel; Selvi Boylum Al Yazmalım'ın finali yüzünden Atıf Yılmaz'la yaşanan küslükten Yılmaz Güney ile olan görünmez bağa ve setlerdeki emek mücadelesine kadar pek çok çarpıcı gerçeğe ayna tutuyor. Kadir İnanır'ın iddialı, dominant ama bir o kadar da haktan ve emekten yana olan tavrını şeffaflıkla yansıtan belgesel, adeta bir "vasiyet" niteliği taşıyor.

Uzun süren kurgu aşamasının ve araya giren sağlık sorunlarının ardından izleyiciyle buluşmak için gün sayan belgeselin yönetmeni Hüseyin Karabey; Kadir İnanır'ın evinin altındaki arşiv odasına ilk girişini, Yeşilçam starının 13 yıl boyunca kendi belgeseline müdahale etmeme iradesini, 2013'teki çözüm sürecinde ekrandan yansıyan o tarihî kırılma anına dair unutamadığı anekdotu ve Türkiye sinema tarihinin yarısını barındıran bu hafızanın geleceğe nasıl taşınacağını T24’e anlattı.

Hüseyin Karabey

TIKLAYIN | Sinema tarihine adını altın harflerle yazdırdı, son günlerine kadar 'büyük barış' dediği Kürt sorunu için çalıştı; Kadir İnanır'ın 77 yıllık hayatı

- Belgesel fikri ilk olarak nasıl doğdu? Türkiye sinemasında Kadir İnanır gibi bir ismin belgeselini çekmek isteyen pek çok yönetmen olmuştur mutlaka. Bu proje size nasıl ulaştı ve bu sürece nasıl dâhil oldunuz?

Ben Jülide Kural'ı tanıyordum, ilk işlerimi de onunla yapmıştım. Sessiz Ölüm'de canlandırma bölümlerindeki tek oyuncuydu. O dönemde en ünlü, en yetenekli oyunculardan bir tanesiydi zaten; bence hâlâ da öyle.

Jülide ile Kadir İnanır'ın ilişkisi başladıktan bir iki yıl sonra, Jülide beni Kadir İnanır'la tanıştırdı. Daha önce Jülide Kural'ın Frida Kahlo'yu oynadığı oyunla ilgili uzun soluklu bir belgesel yapmıştım. İki ya da üç yıl, belki daha da fazla sürmüştü. Kendi işimin yapımcısı olduğum için içime sinmeyen hiçbir şeyi yapmıyorum. İçime sinen bir işin ortaya çıkması da her zaman çok hızlı veya kolay olmuyor.

Kadir abi o belgeseli seyretmiş ve çok hayran kalmış, sonrasında da benimle tanışmak istedi. Tanıştıktan sonra bana evinin altındaki kocaman arşiv odasını gösterdi. 17 yaşından beri eline ne geçtiyse toplamış. Kayıt değeri olan önemli fotoğraflar... Dönemin teknolojisi neye izin verdiyse; fotoğraflardan sonra 8 milimetreler, 16 milimetreler, VHS'ler, Hi8'ler, bir sürü kamera arkası görüntü, 10 bine yakın fotoğraf, kostümler ve el yazmaları... Çünkü Kadir abi kendini bildi bileli not tutan, günlük yazan biri. Hatta en sonunda kendi el yazısıyla otobiyografisini de yazdı. Henüz yayımlanmayan 300 sayfalık bir kitap bu; umarım ileride o da yayımlanır.

Kadir İnanır ve Jülide Kural

Durum böyle olunca, "Kadir abi, burada inanılmaz bir malzeme var. Türkiye sinema tarihinin neredeyse yarısı burada yatıyor" dedim. Arşivci tarafım ağır bastı ve ne olur ne olmaz diyerek tüm bunları ilk etapta dijitale aktarmayı teklif ettim. "Tamam, haklısın" dedi. Bu işleme başlarken bir yandan da onunla uzun soluklu röportajlar yapmaya başladım. Bunun bir belgesele dönüşeceği belliydi ama nasıl bir şeye dönüşeceğini henüz bilmiyorduk. Benimkisi, tıpkı o 10 bin fotoğrafı kaydetmek gibi, Kadir abinin hafızasını da kaydetme içgüdüsüyle yapılmış röportajlardı.

Süreçte daha çok el yazısıyla yazdığı otobiyografik kitabını dikkate aldık. Oradan okuyup on sayfalık kısımların özetini çıkarıyor ve ondan bu bölümleri anlatmasını istiyordum. Çünkü 17 yaşında kasabadan çıkıp buraya gelişine kadar bütün ayrıntılar o notlarda mevcuttu. Bazı filmleri, bazı olayları, tarihin o anında neler yaşandığını ve Kadir abinin o sırada ne yaptığını anlatıyordu. Bu sayede ben de zamanla malzemeyi ve arşivi tanımaya başladım. Zaten yüzden fazla filmi var. Üstelik o dönemde çok ciddi sağlık sorunları da yaşadı; önce akciğer kanseri oldu, ardından bir beyin kanaması geçirdi.

- Peki bu süreç ne zaman başladı ve ne kadar sürdü?

2009'da başladı. Barış süreci başlayınca, açıkçası barış sürecinin sonlanmasını da bekledim. Sonra pandemi oldu. Yani beklememize somut bir sebep yok gibi gözükse de aslında birçok sebep var. Ülkenin durumu da buna dâhil. Çünkü Kadir abi hep tavrını koruyordu ve önemliydi. Ama sonra montaja başladık. Montaj yaklaşık iki yıl sürdü. Yani bir anlatım dili bulmamız lazımdı. Sonuçta bu, dediğim gibi, birçok filmin çıkabileceği korkunç bir havuzun içinden çıkan ilk ve en önemli film olarak tasarladık. Ama bundan başka, birçok film çıkacak o arşivden zamanla.

Kadir İnanır arşiv odasında

- Arşivden başka filmlerin de çıkacağını söylediniz. Bu belgeselde kullanmadığınız, dışarıda bıraktığınız pek çok materyal oldu o hâlde, değil mi?

Bilinçli olarak kullanmadığımız, ileride tematik olarak değerlendireceğimiz materyaller var. Mesela bir dijital platforma ya da televizyona otuzar, otuz beşer dakikalık sekiz bölümlük belgeseller yapılabilir. Bunlardan birinin konusu Yeşilçam’da set çalışma koşulları, bir diğeri yeraltı dünyası ve Yeşilçam ilişkisi, bir başkası ise politikacılar ve Yeşilçam ilişkisi olabilir.

Belli başlı filmlerin; örneğin Selvi Boylum Al Yazmalım, Katırcılar ya da Yılanların Öcü gibi yapımların arka plan hikâyeleri işlenebilir. Bunlar ciddi bir şekilde değerlendirildi ve ön hazırlıkları yapıldı. Ancak bir film, tek bir şeyi çok iyi anlatmalıdır; aksi takdirde çorbaya dönüşür. Biz de kendi aramızda bunu yüksek sesle dile getirdik; "Bunların da zamanı gelecek ama şimdilik asıl önemli olan bu filme odaklanalım" dedik. Belgeselin ana teması Kadir İnanır'ın kim olduğu, nereden geldiği ve Türkiye'nin dönüm noktalarında ne gibi tavırlar aldığı üzerine kurulu. Yoksa Kadir abinin kamuoyunun zaten bildiği pek çok hikâyesi var.

- Biraz da Kadir İnanır'ı sorayım. İzleyenler de mutlaka fark edecektir, kesinlikle kötü anlamda söylemiyorum ama Kadir İnanır'ın haklı bir egosu var. Sonuçta Kadir İnanır'dan bahsediyoruz. Sette de o otoriteyi sağladığını zaten kendisi ifade ediyor. Peki iş kendi belgeseline gelince durum nasıldı; kurgu sürecinde size ve sizin kararınıza ne kadar müdahale etti?

Hak'tan yana, emekten yana bir tavrı var. Ancak senin de dediğin gibi, sahip olduğu gücü ve iddialı duruşunu her zaman olumlu anlamda kullanıyor. Mesela set emekçilerinden de duyarsınız; onlar bir sorun yaşarsa o set durur. Sette yemekte ne pişiyorsa onlarla beraber yer. Çoğu sette kazandığı paranın yarısından fazlasını çalışanlarla paylaşır. Bu anlamda gerçekten dominant bir karakter ama bunu pozitif anlamda söylüyorum.

Kadir abi sinemayı çok seviyor ve 13 yıl boyunca işime bir kez olsun karışmadı. Sadece arada sırada haklı olarak, "Oğlum ne zaman bitireceksin bu filmi?" diye sitem ediyordu. Film bittiğinde son yaşadığı sağlık sorunları henüz başlamamıştı. Onu izlemeye davet ettim. O da, "Yanlış anlama, eğer beğenmezsem göstermem" dedi. Sürece hiç dâhil olmadığı için o da ne çıkacağını bilmiyordu ama bana olan güvenini her zaman hissettirdi, beni her yerde onore etti. Neyse, seyretmeye başladı. 15. dakikadan sonra dönüp "Ne yapmışsın oğlum sen?" diye başlayan övgü dolu cümleler kurdu, film boyunca da bunu konuştuk. Sonrasında oturup uzun uzun değerlendirdik. Ki onun seyrettiği aslında filmin ham hâliydi, henüz kesin olarak bitmemişti. Buna rağmen çok mutlu oldu ve yine hiçbir şekilde, "Şurayı değiştirsen şöyle olur, buraya dokunsan böyle olur" demedi.

Selvi Boylum Al Yazmalım'ın çekimleri sırasında bir set anısı

- Biraz belgeselin içine girmek istiyorum. Selvi Boylum Al Yazmalım ile ilgili iki ayrı detay var. İlkinde, "Selvi Boylum Al Yazmalım'ın sonunda yaşananlardan dolayı ben Kadir İnanır - Türkan Şoray ilişkisini bitirdim" diyor. İkinci bölümde ise Atıf Yılmaz'a sitemini belirtiyor. Baştaki o sözü, aslında Atıf Yılmaz'la yaşadığı sorundan dolayı mı Türkan Şoray ve Kadir İnanır ikilisini bitirdiği anlamına geliyor?

Evet, ama Kadir abi daha ötesini açıklamak istemedi. Muhtemelen şöyle olduğunu düşünüyorum: O dönem, zor film çekilen dönemlerden bir tanesi. Kadir İnanır da Türkan Şoray da Atıf Yılmaz'ın projesini destekliyorlar. Normalde aldıkları parayı almıyor, her şekilde yardımcı oluyorlar. Muhtemelen ikisi de kendi güçleri oranında destek vermişler. Zaten kamera arkası görüntüleri uzun değil hissetmişsinizdir; çok ufak bir set. O en önemli sahnenin çekildiği yerde kamerayı ya da ekibi görüyorsunuz.

Sonunda Atıf Yılmaz, filmin bitmiş hâlini Kadir İnanır'a seyrettirmiş. Kadir abiye teyit ettirdikten sonra, bence Türkan Şoray’a da izlettirmiş. Türkan Hanım'ın ya da Atıf Yılmaz'ın kendince bir tasarrufu olmuş orada. Kadir abi son hâlini bildiği hâlde galada farklı bir versiyonu görünce çok sinirlenmiş ve üzülmüş. O günden sonra da —tam tarihi hatırlamıyorum ama galiba 13 yıl boyunca— Türkan Şoray'la bir arada film çekmemiş.

Atıf Yılmaz'a da uzun süre bu kırgınlığı duymuş. Ancak yıllar sonra bu kırgınlık, en azından Türkan Şoray nezdinde kapanıyor. Atıf abi hayattayken tanırdım; dünyanın en tatlı, en pozitif insanlarından biridir. Muhtemelen o da çok zor bir durumda kaldığı için o tasarrufu yapmıştır. Ancak Kadir abinin tavrı nettir, bu yüzden o kızgınlığını, öfkesini ya da fikrini paylaşmak istiyor. "Bana danışmazsan ben de yıllar sonra söylerim" diyor. Bu çok içten ve samimi bir tavır. Çünkü Kadir abinin kişiliğini temsil eden en önemli noktalardan biri budur: Karşısındaki kim olursa olsun, gücüne bakmaksızın, inanmadığı bir şeyi asla sineye çekmez. Söyleyeceğini hiç sakınmaz. Belki de bu yüzden halkın her kesiminden büyük bir sevgi görüyor.

- Kadir İnanır belgeselde Yılmaz Güney'den de büyük bir minnetle bahsediyor ancak onunla hiçbir filmde rol almadığını söylüyor. Üstelik bu konunun nedenini biraz muallakta bırakıyor. Siz biliyor musunuz, neden birlikte aynı filmde rol alma fırsatı bulamadılar?

Şimdi, orası biraz daha netleşsin diye sizin seyrettiğinizden farklı bir versiyon hazırladık. Yılmaz Güney'e çok saygı duyuyor, onu çok seviyor. Nedenini ise şöyle açıklıyor: Türkiye sinemasında yaptığı işler zaten ortada. Ama biz aynı dönemde, aynı tür filmler yapıyorduk. O da avantür filmler çekiyordu, ben de. Ayrıca sosyal çevremiz de aynıydı. Aynı şeyleri yaşadığımız ve aynı türden bir kariyerin peşinde olduğumuz için birlikte çalışma şansımız olmadı.

- Belgesel aslında bir buçuk saatlik bir yapım. İçinde, sizin de biraz önce bahsettiğiniz ve belki ileride izleyiciyle buluşacak başka videolar da var. Benim asıl merak ettiğim nokta şu: Belgeselin aralarında duyduğumuz dış sesler, yani bizim haber dilinde DSF dediğimiz okumalar var. Onlar Kadir Bey'in kendi metinleri mi?

Kendi yazdığı otobiyografi, el yazması ve yazdığı yerlerin metni. Sadece giriş bizim düşüneceğimiz, işte "Yıllar sonra geriye dönüp baktığımda hayatım gözümün önünden film gibi geçiyor" diye. O bence çok anlamlı oldu. Kadir abinin de hoşuna gidince kabul etti.

Selahattin Demirtaş, Sırrı Süreyya Önder ve Kadir İnanır

- Peki söyleşi sırasında dinlerken içinize oturan, sizi çok etkileyen bir anekdot var mı?

2013 Mart Nevruzu'nda barış süreci nihai amacına ulaşmak üzereydi. Sırrı Süreyya Önder televizyondan, Kandil'den gelen mesajı okuyordu. Sonra Kadir abi duygusallaştı. Çünkü akil insanlara katıldığı için çok büyük bir lince uğramış, buna rağmen duruşunu hiç değiştirmemişti. Bir anlamda, istediği büyük barış amacına ulaşıyordu. Sonra röportaj yapmaya başladık. Başlamadan önce bana dönüp, "Hüseyin bak, burası Türkiye; her şey bitene kadar her şey olabilir" dedi. Gözündeki o tedirginliği ve korkuyu görmüştüm. Hem mutluydu hem de tedirgindi. O an beni tabii ki etkiledi ama daha sonra yaşanan olayların ardından, o sözlerden çok daha fazla etkilendim. Geçmişte yaşadıklarını unutmayan, nasıl bir sürecin işleyebileceğini aşağı yukarı tahmin edebilen birisinin öngörüsüydü bu. Açıkçası yıllar sonra bile hep o anı hatırlarım. "Belli olmaz, dikkat etmek lazım" demişti. Gerçekten de her şey birden tersine dönebiliyordu ve o, bunu televizyondan canlı izlerken bile biliyordu.

- Buradan şunu da anlıyorum; aslında başta da belirtmiştiniz, Kadir İnanır çok büyük bir arşivci. Böylesine önemli bir kırılma noktasının bile kaydını tutmak için çabalamış.

Kesinlikle. Örneğin, Kenan Evren'in bildirisini okuduğu bir bölüm var. O görüntü her yerde vardır ama biz onu doğrudan Kadir İnanır'ın arşivinden aldık. Elindeki ufak kamerayla televizyondan o anı çekiyor ve bir yandan da söyleniyor. İnsan arşivde tarama yaparken karşısına böyle şeyler çıkınca gerçekten çok şaşırıyor ve etkileniyor.

Kadir İnanır ve Jülide Kural, 2013 Nevruz kutlamasının canlı yayınını izlerken

- Jülide Hanım belgesel boyunca bir kere görünüyor, kendisi mi belgeselde daha fazla yer almak istemedi?

Kesinlikle, açıkçası filmde bu şekilde yer almak istemedi. "Kadir'in anlatacağı çok şey var. Benim de ne yaptığım, onun hayatında nerede durduğum ya da kendi yaşadıklarım zaten belli" dedi. Ben de anlayış gösterdim. O tek sahneyi gördü ve bir şey demedi. Sadece Jülide'yle ilgili de değil, genel anlamda Kadir abinin özel yaşamına girmek istemedim. Çünkü zaten bunu bilen biliyor. Bilinmeyenlere anlatmak için de yeterli zamanımız yoktu. Ama ileride başka filmlerde, başka belgesellerde bence bunlar da anlatılır.

- Peki Kadir Bey rahatsızlanmadan önceki son görüşmenizde yine filme dair bir şeyler konuşmuş muydunuz?

Biz filmi, Kadir abi seyrettikten yaklaşık üç hafta sonra İstanbul Film Festivali'nde gösterecektik. Ancak o gösterimi ertelemek zorunda kaldık. Sonrasında da iyileşip galalara sağlıklı bir şekilde katılabilsin diye bazı gösterimleri erteledik. Ama Kadir abi filmi çok seviyordu. Mesela uzun süre fizik tedavi gördü. İki yıl boyunca her gün uğraştı ve gerçekten ilerleme de kaydetti. Romatem’deyken kendisini ziyarete gelen birçok arkadaşına bu filmi gösterdi. Kendince gurur duydu. Belki de hayatı gözünün önünden geçti. Arkadaşlarının da o anlardan çok etkilendiğini biliyorum.

- Yakın zamanda bir platform veya gösterim aracılığıyla izleyicilerin de artık belgesele ulaşabilmesi mümkün olacak mı? Bu yönde bir görüşmeniz ya da anlaşmanız var mı?

Film aslında artık Kadir abinin bir vasiyeti gibi oldu. O yüzden elimizden geldiğince çok yerde göstermeye çalışacağız. Şu sıralar sinemalardaki gösterimi için bir planlama yapıyoruz. Sonrasında da bir dijital platformda ya da ulusal bir kanalda yayımlanmasını çok istiyoruz. Bence keşke bu TRT olsa; TRT'de gösterilse de herkese ulaşsa... Sadece bir dijital platformda kalmasa. Ama bu ülke enteresan bir ülke. Umarım bu filmin toplumsal mesajının ne kadar önemli olduğunun farkına varırlar. Gölgelerinden korkup çekinmekten vazgeçerler. Çünkü özünde sadece insanların iyiliğini ve barışı isteyen, emekten yana olan, koskocaman bir miras bırakmış bir Kadir İnanır filminden bahsediyoruz. Umarım bu eser herkese ulaşma şansını yakalar.

CANSU ÇAMLIBEL'İN SÖYLEŞİSİ | Kadir İnanır: Oğlunun kemiklerini poşetle teslim alan babanın filmini çekmek istiyorum, ama ağır sansür var, onu yensen vali vesayetine toslarsın!

CANDAN YILDIZ'IN YAZISI | Kuzeyden Gelen Adam; Kadir İnanır: Kenan Evren cahil ve lanetli biriydi; herkes görüştü onunla, ben asla görüşmedim

CANDAN YILDIZ'IN YAZISI | Kadir İnanır’ı anlatan belgeselden kesitler: Fikret Hakan seti neden terk etti, Atıf Yılmaz’la neden uzun zaman konuşmadı?

 


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler