Faiz indirimi çözüm mü, düğüm mü?

Faiz indirimi çözüm mü, düğüm mü?

Enflasyonla mücadelede para politikasının attığı adımlar tek başına yeterli değil, maliye politikasının da mücadeleye destek vermesi gerekir. Yalnız maliye politikası dezenflasyona destek vermekten çok, para politikasının maliyetini üstlenen bir unsura dönüşmüş durumda. Bütçenin yaklaşık yüzde 16-17'si faiz ödemelerine gidiyor. Sıkı finansman koşullarında zorlanan firma ve hane halkına ise transfer gerekiyor

Faiz indirimi çözüm mü, düğüm mü?

Merkez Bankası'nın ekim ayı Para Politikası Kurulu kararına bir gün kaldı. Piyasadaki ağırlıklı beklenti, politika faizinin 100 baz puan indirilerek yüzde 37’den yüzde 36’ya çekilmesi yönünde.

Eylülde yıllık enflasyon yüzde 29,7'ye geriledi. 57 ay sonra yüzde 30'un altına inmesi faiz indirim beklentilerini arttırdı. Sıkı para politikasına geçildiğinde yüzde 38 olan enflasyon, mayıs 2024'te yüzde 75'e çıkmış, yaklaşık iki buçuk yılda bugüne gelmişti. Ancak manşetin altına bakınca tablo o kadar parlak değil.

Düşüşün önemli bölümü gıda ile ilgili olsa da TÜİK’in son açıkladığı tarımsal girdi fiyat endeksi yıllık yüzde 27,6’dan yüzde 30,3’e çıktı. Kira enflasyonu inatçı, hizmet fiyatları katı. Orta Doğu'daki gerginlik akaryakıt fiyatlarını yukarı çekmeye devam ediyor. Aylık enflasyonun yüzde 1,84'te kalması da yıllık rakamdaki iyimserliği törpülüyor. Bu iyileşmeyi kalıcı dezenflasyon saymak için henüz erken.

Fiyatları yalnızca maliyetler değil beklentiler de belirlediğinden, TCMB'nin Eylül Sektörel Enflasyon Beklentileri'ne bakalım: 12 ay sonrası enflasyon beklentisi piyasa katılımcılarında yüzde 23,7, reel sektörde yüzde 32,5, hane halkında ise yüzde 45,6. Aynı ekonomiye bakan üç grup, aralarında 20 puandan fazla fark olan üç ayrı enflasyon görüyor ve bu sorunun tek başına faiz indirimiyle giderilmesi zor.

Piyasa, politika faizi 100 baz puan indirilerek yüzde 37'den yüzde 36'ya çekilmesini beklerken indirim lehine argümanlar şöyle: İç talepte yavaşlama sürüyor, fon krizi sonrası harcamalar duraksadı, politika faizi ile enflasyon arasındaki yaklaşık 7 puanlık fark da güvenlik tamponu sağlıyor.

Politika faizi düşse bile ticari, bireysel ve ihtiyaç kredisi faizleri politika faizinin çok üzerinde. Bankaların kredi büyümesine getirilen sınırlamalar sürdükçe indirimin kredi musluğunu açması beklenmemeli. Ayrıca para arzı piyasada karşılık bulmazsa sıkışıklık devam edebilir. Bu nedenle genel bir kredi gevşemesi yerine, seçici kredilerin erişilebilirliği artırılmalı ve maliyetleri düşürülmeli. Öte yandan küresel piyasalar yapısal olarak yüksek faiz gerçeğiyle yüzleşirken, indirimin kendisi kadar nasıl okunacağı da kritik.

Enflasyonla mücadelede para politikasının attığı adımlar tek başına yeterli değil, maliye politikasının da mücadeleye destek vermesi gerekir. Yalnız maliye politikası dezenflasyona destek vermekten çok, para politikasının maliyetini üstlenen bir unsura dönüşmüş durumda. Bütçenin yaklaşık yüzde 16-17'si faiz ödemelerine gidiyor. Sıkı finansman koşullarında zorlanan firma ve hane halkına ise transfer gerekiyor.

Bu yüzden Ekim'de temkini korumak, 10 Aralık'taki toplantıyı fırsat penceresi görmek daha mantıklı. Kasım-Aralık enflasyonu mevsimsel olarak düşük seyretse de eğitim, sağlık, ulaştırma ve kira kalemleri enflasyonu yukarı çekebilir. Zayıf talebe rağmen enflasyonun yeterince düşmemesi, sorunun yapısal olduğunun işareti. Kazanılan dezenflasyon mevzilerini korumak, erken bir faiz indirimi heyecanından daha hayati.


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler