ABD 2026 ara seçimleri- 3: Teksas’ta kartlar yeniden mi dağıtılıyor?

ABD 2026 ara seçimleri- 3: Teksas’ta kartlar yeniden mi dağıtılıyor?

eksas’ta artık ırksal kimliğin seçmen davranışını açıklamaya tek başına yetmediği görülüyor. Eğitim düzeyi ve sınıfsal konum, parti tercihlerinin şekillenmesinde giderek daha görünür bir rol oynuyor.

ABD 2026 ara seçimleri- 3: Teksas’ta kartlar yeniden mi dağıtılıyor?

Teksas Senato yarışı, Amerikan ara seçimlerinin en önemli ve en ilginç duraklarından biri. Son haftalarda yayımlanan farklı anketler, eyalet meclisi üyesi ve eski ortaokul öğretmeni Demokrat James Talarico’yu, eyaletin başsavcısı Cumhuriyetçi Ken Paxton’ın üç ila altı puan önünde gösterdi. Bu önemli bir gelişme. Teksas 1988'den beri Senato’ya Demokrat senatör göndermedi. 1976'da Jimmy Carter’ı destekledikten sonra bir daha hiçbir Demokrat başkan adayına oy vermedi. 1994'ten bu yana Demokratlar eyalet çapında tek bir seçim bile kazanamadılar. Üstelik, daha önce de yazdığım gibi, Paxton’ın kampanyası bu dönemde dış gruplardan çok ciddi bir finansal destek alıyor. Bütün bunları üst üste koyduğumuzda, yarışın bu kadar çekişmeli olması bile içinde bulunduğumuz siyasal ana dair bir şey söylüyor. Ne söylediğini anlamak için biraz geriye gitmekte yarar var.

Güney’i bir kuşak boyunca kaybeden başkan

Kendisi de Güneyli olan Lyndon Johnson’ın, 1964’te Medeni Haklar Yasası’nı imzaladıktan sonra Demokratların “Güney’i bir kuşak boyunca kaybettiğini” söylediği rivayet edilir. Sözün tam olarak nasıl söylendiği tartışmalı olsa da öngörünün kendisi doğru çıktı. Beyaz Güneylileri uzun yıllar Demokrat Parti’ye bağlayan şey Amerika’da hemen her meselenin dönüp dolaşıp düğümlendiği ırk meselesiydi. İç Savaş’ı kaybetmiş Güney’in beyaz seçmenleri için Demokrat Parti’ye oy vermek, köleliği kaldıran Lincoln’ün Cumhuriyetçi Partisi’ne karşı durmak demekti. Bu destek Demokratlara on yıllar boyunca Washington’da ciddi bir siyasi güç kazandırdı. Güney’in desteğini kaybetmemek için de, en ilerici sayılan dönemlerde, örneğin Amerikan sosyal devletinin omurgasını kurduğu düşünülen Roosevelt liderliğindeki New Deal zamanında bile, Güneyli beyazlara taviz vermekten geri durmadılar. Siyahlar, New Deal’ın getirdiği güvencelerin çoğundan fiilen dışarıda bırakıldı.

Martin Luther King Jr. önderliğindeki sivil haklar hareketinin yükselişiyle bu denge sarsıldı. Montgomery otobüs boykotundan 1963’teki Washington Yürüyüşü’ne uzanan mücadele, Güney’deki ırk ayrımcılığını ulusal gündemin merkezine taşıdı. Sonunda, GüneyliDemokratların Senato’da aylarca süren muhalefetine rağmen, Medeni Haklar Yasası bir Demokrat başkanın imzasıyla yürürlüğe girdi.

Siyasi tepki hemen aynı yılın seçimlerinde görüldü. Johnson’ın ezici bir zafer kazandığı Kasım1964 başkanlık seçimlerinde, yasaya karşı oy vermiş olan Cumhuriyetçi rakibi Senatör Barry Goldwater, “Derin Güney” olarak bilinen beş eyaleti (Alabama, Georgia, Louisiana, Mississippi ve Güney Carolina) kazandı. Beyaz Güney’in Demokrat Parti’den uzaklaşması tek bir seçimdetamamlanmayacaktı tabii, ama dönüşümün yönü belirginleşmişti.

Mart 1965'te Selma’dan Montgomery’ye barışçıl biçimde yürümek isteyen Siyah göstericilere Edmund Pettus Köprüsü’nde coplarla ve göz yaşartıcı gazla saldıran eyalet polislerinin görüntülerinin ülke çapında yarattığı infialden bir hafta sonra Johnson Kongre’nin karşısına çıktıve Kongre’den Siyahların oy kullanmasını engelleyen yasaları kaldırmasını istedi ve konuşmasını da hareketin sloganı olmuş sözlerle bitirdi: “We shall overcome”

“Kimi zaman tarih ve kader aynı anda, aynı yerde buluşur ve insanın bitmeyen özgürlükarayışında bir dönüm noktası olur. Lexington ve Concord’da böyle oldu. Bir asır önce Appomattox’ta böyle oldu. Geçen hafta Selma, Alabama’da böyle oldu.”

“Onların davası bizim de davamız olmalı. Çünkü bağnazlığın ve adaletsizliğin sakatbırakan mirasını aşması gereken yalnızca Siyahlar değil, hepimiziz ve aşacağız.” 

Ağustos 1965'te imzalanan Oy Hakkı Yasası, bir taraftan Siyah seçmenlerin Demokrat Parti’ninen sadık kitlesi haline gelmesinde, bir taraftan da beyaz Güneylilerin partiden kopuşunda önemli bir rol oynadı. Nixon’ın “Güney stratejisi”yle bu saflaşma iyice belirgin hâle geldi.

Demokrat stratejistler yıllarca, bugün artık eyaletin en büyük etnik grubunu oluşturan Hispanik seçmenlerin Teksas’ı er geç Demokratlara geri vereceğini düşündü. Ama öyle olmadı. Cumhuriyetçiler 2020'de ve ardından 2024'te Hispanik seçmenler arasında çarpıcı kazanımlarelde etti.

Öte yandan Dallas, Houston ve Austin bölgelerindeki üniversite mezunu beyaz seçmenler Demokratlara yönelmeye başladı. Bu eğilimin belirginleştiği yarışlardan biri, Beto O’Rourke’un Ted Cruz’la arasındaki farkı üç puanın altına indirdiği 2018 Senato seçimiydi.

Bu iki hareket birlikte düşünüldüğünde, Teksas’ta artık ırksal kimliğin seçmen davranışınıaçıklamaya tek başına yetmediği görülüyor. Eğitim düzeyi ve sınıfsal konum, parti tercihlerininşekillenmesinde giderek daha görünür bir rol oynuyor.

Yeni bir Teksas mı?

Adayların kendileri de bu değişimleri somutlaştırıyor. İlahiyat okulunda eğitim almış eski bir öğretmen olan Talarico, Hristiyan inancını açıkça dile getiriyor ve siyasetini ahlaki ve dini birçerçevede sunuyor. Bu söylem, Demokrat Parti’nin son yıllarda desteğini kaybettiği kesimlere, aralarında çok sayıda Hispanik seçmenin de bulunduğu, kiliseye giden işçi sınıfı Teksaslılara da seslenmeyi amaçlıyor.

Talarico’nun kazanmak için banliyölerdeki desteğini koruması, Hispanik seçmenler arasında kaybedilen zemini geri kazanması ve Siyah seçmenlerin yüksek oranda sandığa gitmesini sağlaması gerekiyor. Paxton’ın ise Trump’a yönelmiş Hispanik seçmenlerin desteğini korumasıve üniversite mezunu banliyö seçmenleri arasındaki kayıplarını sınırlaması gerekiyor.

Johnson’ın öngörüsünün üzerinden altmış iki yıl geçti. Bu sonbahar Teksas’ta yanıt aranacak soru, 1964 sonrasında şekillenen parti koalisyonlarının ne ölçüde değiştiği. Talarico’nun zaferi, Demokratların farklı ırksal ve sınıfsal kesimleri eyalet çapında çoğunluk oluşturabilecek birkoalisyonda buluşturabildiğine işaret edecek. Paxton’ın kazanması ise Cumhuriyetçilerin beyaz seçmenler arasındaki geleneksel tabanlarını Hispanik seçmenlerden aldıkları destekle birleştirebildiklerini gösterecek.

Elbette tek bir seçim sonucu, Güney’de yeni bir parti sisteminin oluştuğunu söylemeye yetmez. Ama Teksas’ta kartların yeniden dağıtıldığı kesin, ve asıl mesele, hangi partinin elindeki farklıkartlarla kazanan bir koalisyon kurabileceği.

İlgili İçerikler