Üretim hatları netlik istiyor; AB’ye karşı Rusya ve Çin kozu işler mi?

Üretim hatları netlik istiyor; AB’ye karşı Rusya ve Çin kozu işler mi?

Ankara hem 'Made with Europe' hem 'Made with China' istiyor. Dış politikada hem AB’ye aday ülke hem Şanghay İşbirliği Örgütü’ne diyalog ortağı olma imkânını tanıyan muğlaklık, üretim hatlarında geçerli olmuyor. Uzman tanıdığımın söylediği gibi üretim hatları hangi kapıya doğru akacağına dair netlik istiyor. Öte yandan Avrupa’yla sıkıntılar umarım ülkemizin daha fazla Orta Doğu türbülansının içine çekilmesine yol açmaz

Üretim hatları netlik istiyor; AB’ye karşı Rusya ve Çin kozu işler mi?

Son yıllarda Avrupa Komisyonu’ndan ve üye ülkelerin başkentlerinden en iyi kulisleri aktaran Politico adlı yayın kuruluşu, geçenlerde yine bir özel haber patlattı.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in danışmanlarından biri tarafından kaleme alınan taslak öneriye göre, aday ve komşu ülkelere, dış politikalarını AB’yle uyumlandırmaları koşuluyla, Avrupa pazarlarına erişimi genişletme vaadinde bulunulacak. Komşu ve aday ülkelere sunulacak ekonomik teşviklerin, bu ülkelerin AB’ye düşman ülkelerle ve ticari rakiplerle önemli teknolojileri paylaşmama koşuluna bağlanması düşünülüyor. Düşman ülkeyi siz Rusya anlayın, ticari rakip olarak da Çin’i.

AB’nin gözünde ABD de ticari rakip kategorisine bu aşamada dâhil mi bilemiyorum.

Taslak öneri bu hâliyle artık ekonomik ayağıyla da alarm veren Türkiye-AB ilişkileri için kötü haber anlamına geliyor.

Daha önce de yazdığım gibi, AB’nin “Made in Europe” girişimi, ilişkilerin ekonomik ayağına ciddi darbe vurma riski taşıyor. Özellikle otomotiv sektöründe tedirginlik var. Duyduğum kadarıyla yabancı yatırımcılar meseleyle ilgili olarak “varoluşsal bir sorun” ifadesini kullanıyorlarmış.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçen sene Avrupa Komisyonu Başkanı von der Leyen’e bu konuda bir mektup yazmıştı. Özel sektör temsilcilerinin lobi faaliyetlerinin sınırlı ilerleme sağladığı anlaşılıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan New York’ta iken, Ford Europe Başkanı Jim Baumbick, “Made in Europe” konusunu gündeme getirip “Türkiye’nin kapsamın dışında kalmaması için biz özel sektörü temsilen elimizden geleni yapıyoruz. Ancak bizim elimizden gelen bir yere kadar etkili oluyor," dedi.

Vahap Munyar’ın Ekonomim’deki köşesinde aktardığına göre, “Özel sektör olarak etkili olabileceğimiz alanlar belli. Made in EU konusunda sizin doğrudan devreye girmeniz konusunda adımlarınızı bekliyoruz,” dedi.

Burada kastedilen ihtimal liderden lidere ikna diplomasisi olsa gerek. Ancak bir taraftan da Türkiye’den atılması beklenen adımlar var. Made in Europe girişimi özellikle kamu alımlarında Türkiye’nin pazar kaybetmesi tehlikesi taşıyor.

AB, “Siz bizim kamu alımlarımızda serbest rekabetten yararlanmak istiyorsanız, o zaman siz de kamu alımlarınızı AB şirketlerinin serbest rekabetine açın,” diyor. 2002’den beri 200’den fazla kez değiştirilen Kamu İhale Kanunu’nda geçen yaz değişikliğe gidildi.

Bu değişiklik yeterli olacak gibi durmuyor. Türkiye ile AB arasında konuyla ilgili bir anlaşma üzerinde çalışılıyor diye anlıyorum. AB’nin bir başka beklentisi Türkiye’nin Dünya Ticaret Örgütü’nün Kamu Alımları Anlaşması’na taraf olması. Bu konuda da bir hazırlık olduğuna dair bir işaret yok.

'Made in Europe' mu 'Made with Europe' mu?

Made in Europe inisiyatifinin endişe verici bir diğer sıkıntılı yönü de montajın AB içinde yapılması şartı. Bu şart da alarm zillerinin çalmasına neden oluyor.

Henüz süreç devam ediyor. Komisyonun önerisi parlamentoda tartışıldıktan sonra nihai kararı 27 ülkenin başkentleri verecek. Daha korumacı olan “Made in Europe”cularla, rekabeti güçlendirelim derken zayıflatacağız diyen “Made with Europe”cuların mücadelesini izleyeceğiz.

Politico’nun haberine geri dönersek, Makedonya, Kosova, Bosna-Hersek, Sırbistan ve Türkiye gibi ülkelere ekonomik teşviklerin verilmesinin ardında, bu ülkelerin Rusya ve Çin’e kaymalarını engelleme amacı varmış.

Made in Europe’da Türkiye’nin endişeleri giderilmezse, Türkiye’nin daha fazla Rusya ve Çin’e yönelme eğilimi güçlenebilir.

Her hâlükârda son zamanlarda, Avrupa’ya yönelik stratejinin, Türkiye’nin kayıplarının altını çizmektense, Türkiye’yi kaybetmenin AB için olası zararlarına vurgu yapılması öne çıkıyor.

Endişelerin giderilmemesi durumunda Ankara’nın karşı tedbir almak durumunda kalmasının Türkiye’nin Avrupa’yla ilişkilerinin temellerini sarsabileceği belirtiliyor. Evrensel demokratik normlar, hukukun üstünlüğü gibi temel ilkelerle araya konan mesafenin daha da büyümesi söz konusu.

Avrupa’yla sıkıntılar umarım ülkemizin daha fazla Orta Doğu türbülansının içine çekilmesine yol açmaz. Avrupa’ya mal satamıyoruz, o zaman askerî gücümüzü pazara çıkaralım gibi bir yaklaşım çok hayırlı olmazdı. Mekke Anlaşması gündeme geldiği günden bu yana uluslararası analizlerde sürekli Pakistan’ın nükleer gücüne, Suudi Arabistan’ın finansal gücüne, Türkiye’nin ise askerî gücüne dikkat çekiliyor. İktidarın hiç niyeti olmasa da "Suudlara paralı askerlik hizmeti veriliyor" görüntüsünden kaçınmak gerekiyor.

Rusya ve Çin kartını kullanmak o kadar kolay mı?

Öte yandan AB’ye karşı Rusya ve Çin kartını sürmenin de ayrıca kolay bir süreç olmadığının altını çizmek gerekir.

Öncelikle, AB ile ilişkilerimizin güçlü olması Rusya, Çin ya da üçüncü bir ülke ile müzakerelerde elimizi güçlendirir. AB’yle yaşanan sıkıntılar nedeniyle üçüncü ülkelere yöneldiğimiz bilinci, karşı tarafın müzakerede elini daha güçlü hissetmesine neden olur.

Ukrayna savaşı sürdüğü müddetçe, Rusya ile daha fazla yakınlaşmak belki daha kolay olabilir. Ancak son dönemlerde aramızın eskisi kadar sıcak olduğu söylenemez. Rusya yine de Batı hattında gedik açmak uğruna da Ankara’ya belki daha müzahir bir tutum alabilir.

Çin’in ise özellikle jeostratejik anlamda Ankara’ya ihtiyacı çok daha az. Ekonomik anlamda ise denklemler kırılganlık gösteriyor.

Bir dönem Çin’in elektrikli otomotiv devlerini Türkiye’ye çeken “Çin yatırım yapsın, Türkiye üretsin, Avrupa satın alsın” denklemi artık geçerli değil. Çinlilerin Türkiye’de otomotiv sektöründeki iki dev yatırımı hâlen askıda.

Ancak Batı koruma duvarlarını yükselttikçe Çin’in de o pazarların komşu bölgelerinde kendine yeni pazar arayışı artıyor. Türkiye ise sadece bir tüketici olmaktansa Çin’den yatırım çekmek ve hatta teknoloji transferi de istiyor. Ancak çelişkili bir denklem söz konusu.

Hem 'Made with Europe' hem 'Made with China' mümkün mü?

Ankara hem 'Made with Europe' hem 'Made with China' istiyor. Bir uzman arkadaşımın ifadesiyle bu ‘menage a trois’ - üçlü ilişki nasıl yürüyecek?

Macaristan mı dediniz? Oradaki hükümet değişikliğinden sonra, Çin’le ilişkilerin ne şekil alacağı şimdilik belirsizliğini koruyor.

Dış politikada hem AB’ye aday ülke hem Şanghay İşbirliği Örgütü’ne diyalog ortağı olma imkânını tanıyan muğlaklık, üretim hatlarında geçerli olmuyor. Can Öztaş’ın da yazdığı gibi üretim hatları hangi kapıya doğru akacağına dair netlik istiyor.

Öte yandan Türkiye’nin Çin’le siyasi ilişkileri de çok parlak değil. Uygur meselesi hâlâ sıkıntı. Ülkeler arasındaki ilişkinin nabzını en iyi tutan göstergelerden biri üst düzey ziyaretlerdir.

Cumhurbaşkanı en son 2015’te Çin’e resmî ziyarette bulundu. Aynı yıl Şi Cinping, G20 Zirvesi için Türkiye’ye geldi. Cinping 2019’da Yunanistan’ı, 2024’te Macaristan ve Sırbistan’ı ziyaret etti. En son geçen ay Mısır’a 3 gün süren bir ziyaret gerçekleştirdi. Bölgemize kadar gelip Türkiye’ye uğramaması manidar.

Sonuç olarak, Avrupa’ya karşı kullanılması düşünülen kozların da bir sınırı var.

Batı ve Doğu ile ilişkilerimizde önceliklendirme ve dengeleme politikalarımız önümüzdeki dönem ciddi sarsıntılara gebe.

Aklıselime en çok ihtiyaç duyduğumuz dönemde kısa dönemli kısır hesaplar en büyük kırılganlığımızı oluşturabilir.


T24'ten kamuoyuna - Türkiye’yle dertleşme; T24’e erişim nasıl engellenebildi!

Karar, tebliğden önce Adalet Bakanlığı'nın WhatsApp gruplarında paylaşıldı

Adalet Bakanlığı, basın gruplarında paylaştığı notla, dünyada da referans gösterilen, Türkiye'nin en büyük bağımsız haber sitesi T24'ün internet ve sosyal medya hesaplarının 'LGBT propagandası' yaptığı suçlamasıyla İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği'nce erişime kapatıldığını duyurdu. Bilgi notunda ayrıca T24'ün LGBTİ+'lar hakkındaki içerikleri de dosya şeklinde gönderildi. Erişim engeli olarak alınan karar, gönderildiği Siber Güvenlik Başkanlığı tarafından akşam saatlerinde e-posta yoluyla T24'e tebliğ edildi. İlgili 118 içerik ile T24’ü erişime kapatma kararının, 29 Eylül'de alındığı öğrenildi. Mahkeme kararında, sulh ceza hâkimliğinin erişim engeli talebini 25 Eylül'de reddettiği, ancak itirazı değerlendiren mahkemenin daha sonra erişim engeli kararı aldığı bilgisi yer aldı. Kararda, T24'ün söz konusu haberleri ve sosyal medya paylaşımlarının "Türk aile yapısını zayıflatmaya yönelik olduğu" ve içeriklerin "gençlerin cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği konularındaki gelişim süreçlerini olumsuz etkileyebileceği" iddia edildi. Bu iddialarla, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 8/A maddesine dayanarak "suç işlenmesinin önlenmesi ve kamu düzeninin korunması" gerekçesiyle erişim engeli ve içeriğin yayından çıkarılması yönünde karar verildiği bildirildi. Kararın BTK sayfasında yayımlanmasının ardından, 17 yıldır bağımsız gazetecilik yapan T24 haber sitesi 30 Eylül 2026 tarihinde erişime engellendi. 

Dünyada da referans gösterilen Türkiye'nin en büyük bağımsız haber sitesi T24, sosyal medyada başlatılan iftira kampanyası sonrası erişime engellendi!

T24'e erişim engeli dünya basınında: Katıksız gazeteciliğe darbe!

Türkiye’nin dünyada da referans alınan haber mecrası T24 hakkındaki erişim engeli kararı infial yarattı: Türkiye dijital OHAL yaşıyor!

T24 hakkında iftira ve linç kampanyası 

T24 hakkında X'te bir süredir bazı hesaplar tarafından iftira kampanyası yürütülüyordu. Farklı hesaplarca servis edilen aynı video görseli ve aynı metinde, "'Basın özgürlüğü' söylemi üzerinden yürütülen tartışmanın merkezinde bu kez T24’e aktarıldığı belirtilen fonlar var. Söz konusu fonların hangi kaynaklardan geldiği, hangi amaçlarla sağlandığı ve yayın politikasıyla nasıl bir ilişki taşıdığı kamuoyunca sorgulanıyor. Özellikle LGBT içerikleri üzerinden aile yapımızı hedef alan yayınlarla öne çıkan T24’ün asıl niyeti belli" ifadeleri yer alıyordu.


DOĞAN AKIN YAZDI:

T24 17 yaşında: Bir “aynı fikirde olmama hakkı” hikâyesi

Kendinize ve bağımsız gazeteciliğe bir iyilik yapın, reklamsız T24’e abone olun!

‘Haber elemanı’ arkadaşlar; nerede bu Almanya paraları, söyleyin bölüşelim!


Dünyada ve Türkiye’de T24

17 yıldır tek kuruş almadı!

Hiçbir şirket, kişi, kurum, kuruluş, dernek, örgüt, fon ve benzeri oluşumla bir ilişkisi bulunmayan, kendi ürettiği imkânlar dışında hiçbir dış kaynak tüketmeyen bağımsız internet gazetesi T24; 1 Eylül 2009'da yayına başladı.

Aradan geçen 17 yılda hiçbir kişi, kurum, şirket, fon ve benzeri bir yapıdan tek kuruş almadı. T24 hesapları Maliye tarafından defalarca denetlendi, fon aldığına dair hiçbir bulguya rastlanmadı. 

Gazetecilerin en çok bildiği ve düzenli takip ettiği haber sitesi!

Guardian Vakfı ile Norveç Sosyal Bilimler Derneği'nin ortaklığıyla Medya Araştırmaları Derneği tarafından 2018'de yapılan araştırmada T24 "gazetecilerin en çok bildiği ve düzenli takip ettiği haber sitesi" olarak tespit edildi.

Dünyanın önde gelen paylaşım organizasyonlarından TEDX Konuşmaları'nda, kuruluşu ve kazandığı etkiyle hikâyesi sahneye davet edilen Türkiye'deki ilk ve tek haber sitesi T24 oldu.

Yapay zekâ bilgi doğrulamak için en çok T24’e başvuruyor!

Stanford Üniversitesi’nin 12 bin 600 soru yönelterek yaptığı, sonuçları temmuz ayında açıklanan araştırmanın sonuçlarına göre; yapay zekâ platformlarının Türkçe bilgi doğrulama süreçlerinde başvurduğu mecralar arasında T24 birinci sırada çıktı.

T24 17 yaşında: Bir “aynı fikirde olmama hakkı” hikâyesiÇizgi: Selçuk Demirel

Gazetecilik ödüllerinde rekor kırdı

Finansal dayatma ve ideolojik takıntılardan bağımsız gazetecilikte Türkiye’de önemli bir dönemeci ifade eden T24, 2010 yılında, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin çalışmalarını ödüle değer gördüğü tek internet gazetesi oldu.

Muhabirleri ve yazarlarıyla birlikte; sadece 2026 yılının ilk altı ayında dokuz gazetecilik ödülü kazandı ve bu alanda bir rekor kırdı.

Türkiye’de bütün kesimlerin güvendiği mecra

T24; hiçbir görüş ve inancı haberciliğin önüne koymayan; gazeteciler için gazetecilikten daha önemli hiçbir öncelik olamayacağına inanan; insanları, inançları, görüşleri dışlamayan yayın politikası; haberciliği, dosyaları, söyleşileri videoları ile Türkiye’de bütün kesimlerin güvendiği bir mecra olarak 17 yıldır bağımsız gazeteciliğini sürdürüyor.


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

 

 

 

İlgili İçerikler