Bir Kanada oksimoronu: İlkeli pragmatizm

Bir Kanada oksimoronu: İlkeli pragmatizm

Tarihte ilk kez bir Kanada başbakanı resmi bir ziyaret için Ankara’ya gelecek. Kanada için İngilizce tabiriyle “free rider” yani “bedavacı” ifadesi kullanılır. Kanada’nın bu ziyaret için, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması, Trump’ın Kanada’yı ABD’nin 51. eyaleti yapmakla tehdit etmesi ve tabii Türkiye’nin de temel özgürlük endekslerinin hepsinde dibi görmesi gerekti

Bir Kanada oksimoronu: İlkeli pragmatizm

Brüksel’de, Türkiye’de görev yapmış Belçikalı bir diplomata rastladım.

“Ben ayrıldıktan sonra çok şey değişti,” dedi.

“Evet,” dedim, “Türkiye’de demokratik geri gidiş daha da hız kazandı. Ters orantılı olarak Türkiye-Belçika ilişkileri gelişme göstermeye başladı. Meğer Türkiye’yi radarınıza almak için temel haklarda kötüleşmeyi beklemişsiniz.” 

Dedi, “Jeopolitika denen bir şey var.”

Jeopolitika denen şey hep vardı. Ama 2010’ların başından itibaren Avrupa başkentlerinin topluca Türkiye’ye sırtını dönmesine engel olmadı. “Türkiye’yi dışlayarak demokratik gidişatı geri döndüremezsiniz” (ki derdiniz bu değil ama madem bunu öne sürüyorsunuz) gibi uyarılar sağır kulaklara gitti. “Türkiye’yle diyaloğu sürdürdüğünüz sürece, etkinizi artırabilirsiniz” mesajları da duvarlara çarptı. 

İnsan sormadan edemiyor. Bunca yıldır ilişkileri canlandırmak için siyasi partilerden tutun, bağımsız basına, her türlü muhalif sesin susturulmasını mı beklediler? 

Bu yıl Belçika Kraliçesi ticari bir heyetle Türkiye’yi ziyaret etti. 

Bugün Dışişleri, İçişleri, ve Adalet Bakanları Brüksel’de Belçikalı karşıtlarıyla üçlü toplantıda bir araya gelecekler. Belçika tarafında Göç Bakanı da bulunacak.

Bu toplantı şimdiye kadar üç kez düzenlenmiş. Sonuncusu 2016’da yapılmış. Yani dördüncüsünü yapmak için 10 yıl beklemiş Belçika tarafı. Tabii, arada Trump geldi, Rusya Ukrayna’ya saldırdı, Belçika elmas satışında en kıymetli müşterisini kaybetti. Bilemiyorum. Türkiye’de son dönemlerde hızla zenginleşenler de Belçika’nın bakışını değiştirmiş olabilir. Bu arada, adım gibi eminim, bugünkü toplantı Belçika’nın “en zor Schengen vizesi veren ülke” konumunu değiştirmeyecek.

“Free rider” Kanada’dan tarihi ziyaret

Şimdi Kanada'yla benzer bir durumu yaşıyoruz. Tarihte ilk kez bir Kanada başbakanı resmi bir ziyaret için Ankara’ya gelecek. Kanada Başbakanı Marc Carney’in NATO zirvesi için Ankara’ya gelmesini saymayın.

Ülkesinde ciddi bir Ukrayna göçmen nüfusu barındıran Kanada’nın bu tarihi ziyareti gündemine alması için, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması, Trump’ın Kanada’yı ABD’nin 51. eyaleti yapmakla tehdit etmesi ve tabii Türkiye’nin de temel özgürlük endekslerinin hepsinde dibi görmesi gerekti.

Kanada için İngilizce tabiriyle “free rider” yani “bedavacı” ifadesi kullanılır, katkı sunmadan ortak faydalardan yararlanan ülkelerin başında geldiği için. Yıllarca ABD’nin kurduğu düzenden faydalanan Kanada, bu yıl Davos’ta zeytinyağı gibi üste çıktı. 

“Uluslararası kurallara dayalı düzenin hikâyesinin kısmen yanlış olduğunu biliyorduk. En güçlü olan, işine geldiğinde kendini bu kurallardan muaf tuttu. Ticaret kuralları asimetrik uygulandı, uluslararası hukuk ise failin kimliğine göre değişti. Bu bir pazarlıktı. Artık işe yaramıyor,” dedi Kanada Başbakanı.

Carney’nin Trump’a kafa tutan bu konuşmasını ayakta alkışlayanlar tabii ki “e be kardeşim, düzenden sonuna kadar yararlanırken iyiydi; canın yanınca mı aklın başına geldi,” demediler.

Carney’den “ilkeli pragmatizm”: İlkesi kendine, pragmatizmi başkasına

Carney aynı konuşmada Kanada’nın yeni siyasetini “ilkeli pragmatizm” olarak tanımladı. 

Yani başta insan hakları olmak üzere temel değerlere bağlı kalacağım, ama düzene de ayak uydurup benimle aynı değerleri, ilkeleri savunmayanlarla ilişkilerimde pragmatik olacağım demeye getirdi.

Carney, Kanada’nın yeni stratejisinin mekanizması için de  “değişken geometri” kavramını kullandı. Bu kavramdan esnek ve duruma göre şekillenen geçici ortaklıklar modelini anlamamız gerekiyor.Büyük güç ittifaklarına dayanmak yerine, ortak çıkarlar doğrultusunda farklı koalisyonlara kapı açılıyor. 

“Masada yoksak menüde oluruz”

Konuşmasında “Masada olmazsak menüde oluruz” diyen Carney büyük güçlerin rekabeti karşısında orta güçlerin iş birliği yapması gerektiğine işaret etti.

Orta güç deyince de, Türkiye Kanada’nın radarına giriverdi.

Dışişleri’nden erken ayrılanlar kervanına katılan  Can Öztaş’ın olağanüstü şiirsel taşlamasında vurguladığı gibi, ilkeli pragmatizmin “ilke” bölümü, iç kamuoyu ve Avrupa gibi ülkeler için geçerli, “pragmatizm” ise yeni “ortaklar” için.

Ama işte adı üstünde “değişken geometri.” Şartlar değişince, jeopolitik durum farklılaşınca, kişiden kişiye, rejimden rejime kurulan ilişkiler, yıllar içinde seçimlerin de getireceği değişimler karşısında sağlam durabilecek mi?

Türkiye’nin jeostratejik önemine yeni ayılanlara “geç kaldın, gelmesen de olur” diyen yok.

Mesele, Türkiye gibi yüksek potansiyelini kendi yanlışlarıyla azaltan bir ülkeyle geliştirilecek işbirliğinin, büyük güç rekabeti karşısında istenilen sonucu sürdürülebilir şekilde vermesinin zor olması.

Türkiye’yle işbirliğinin karşılıklı büyük fırsatlar içerdiği, ama Türkiye demokratik kulvara geri dönmediği sürece bu işbirliğinin sınırlı kalacağı mesajının Batılı liderler tarafından net bir şekilde iktidara anlatılacağını sanmıyorum. Çünkü tüm ülkeler ve liderler artık kısa vade üzerinden gidiyor. “Az vereyim, çok alayım,” diyor.

Belçika’dan arka kapı diplomasisi

Yani sanmayın ki Türkiye’ye son dönemlerde gösterilen ilgi iş birliği patlamasına yol açacak.

Belçika örneğine geri dönelim.

Belçika’nın da üyesi olduğu AB, Türkiye’yi dışlıyor.

AB, Türkiye’nin başta Çin olmak üzere üçüncü ülkelerin arka kapısı olmasından şüpheleniyor. 

Ama asıl arka kapı teorisinin bir başka versiyonu AB’nin kimi ülkeleri için geçerli.

İtalya, İspanya, Belçika gibi ülkeler yarı mahçup, arka kapıdan Türkiye’yle ilişkileri ikili bazda ilerletirken, AB içinde Türkiye’nin savunuculuğunu yapmıyorlar. “Biz tabii Türkiye’yi destekliyoruz, dışlanmasına karşıyız ama ne yapalım, gücümüz yetmiyor,” diyorlar. Gücünüzü birleştirin, ağırlığınızı koyun diyen var mı bilmiyorum.

Ankara’ya “Fazla beklentin olmasın. Demokrasi konusunda üç maymunu oynuyoruz, bu da yetsin,” diyorlar. Belli ki bu da iktidara yetiyor.


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler