Yüzyıllık bir saygı duruşu

Yüzyıllık bir saygı duruşu

Netflix'teki dizi bu akşam bitiyor, dizi tam da Marquez ailesinin istediği gibi olmuş…

Yüzyıllık bir saygı duruşu

Kasaba’nın merkezinde dış cephesi taş, iç avlusu yemyeşil ağaçlarla ve bitkilerle âdeta küçük bir orman niteliğindeki evin avlusu tahta işçiliği ile alabildiğine güzel, kalabalık aileyi doyurmak için kocaman mutfakta Ursula ana sürekli yemek pişiriyor, hamur açıyor, elleri de yüzü gibi mübarek...

Buendia ailesinin her akşam yemek için buluştuğu ve müzikli davetlerin verildiği büyük salon da dev bitkiler, birbirinden şık ağır mobilyalar, piyano ve sehpaların üzerindeki dantellerle anne evi sıcaklığında.

Macondo'da çocuklar hep bahçelerde, sokaklarda, komşular birbirlerinin çocuklarını doyurduğu gibi, göz ucuyla takip de ediyorlar, topraktan aldıkları ürünler doymalarına yetiyor, fazlasında kimsenin gözü yok, hayat olağan bir huzur içinde devam ediyor, ta ki bir gün 'devlet' adı altında bir yönetici atanıp, halkı bölene kadar...

Yayınlandığı 1967'den beri film hakları konuşulan Gabriel Garcia Marquez'in en ünlü romanı 'Yüzyıllık Yalnızlık'ın dizisinin ilk 8 bölümü Netlix'te yayınlanmaya başladıktan bir buçuk yıl sonra son 7 bölümü yayınlandı, dizi bu akşam son bölümü ile veda edecek.

Marquez romanının film uyarlaması için üç şart koşmuş: Kolombiya'da, Kolombiyalı bir ekip ile çekilmeli, İspanyolca konuşulmalı ve bir kaç saat sürmeli.

Bu prensipleri göz önünde bulundurursak, büyük oğlu Rodrigo ve kardeşi Gonzalo, Netfix'te yayınlanan dizinin yaratımı için tam yetki vermiş. ‘Yüzyıllık Yalnızlık’ın birinci sezonu, kurgusal Macondo kasabasında Buendia ailenin yedi neslini anlatan romanın yarısını içeriyor.

Dizinin yönetmenliğini Kolombiyalı Laura Mora ile birlikte üstlenen Arjantinli Alex Garcia:

"Rodrigo Garcia bana kitabın yayınlanmasından bir yıl sonra, 1968 'den beri film uyarlamasından bahsedildiğini söyledi. En başından beri film yapmayı düşündük ancak 1970'lerde, 90'larda görsel işitsel dünya tamamen Hollywood 'un elindeydi, kitapları kendi bakış açılarına göre uyarlıyorlardı. Ayrıca geçmişte Latin Amerika'nın böyle büyük bir projeyi gerçekleştirecek mali kaynağı yoktu. Şimdi işler değişti. Amerikalılar dünyanın her yerinden gelen ürünleri istiyorlar artık. Rodrigo senaryonun bazı bölümlerini okudu ve onay verdi, 'Arkadaşlar iyi şanslar, romanı fazla düşünmeyin, kalbinizin sesini dinleyin' diye de ekledi."

Latin Amerika ve dünya edebiyatının baş yapıtlarından biri kabul edilen ‘Yüzyıllık Yalnızlık’ 50 milyondan fazla sattı ve 40'tan fazla dile çevrildi.

Dizinin her iki sezonunu da çeken Kolombiyalı Laura Mora'yı ise en çok oyuncu seçimi korkutmuş. “Makondo ve karakterleri dünyanın dört bir yayındaki okuyucuların zihninde yer ediniyor, onlara yüz verecek oyuncuları bulmak en koktuğum şeydi, her kesin kafasında kendi Ursula'sı, Arcadio'su var. Bu büyük bir sorumluluk” diye anlatıyor.

Mora, romanı ilk kez 14 yaşında okumuş. "Entelektüel bir aileden geliyorum. Babam beni Cartegena'daki evinde Gabo'ya çiçek götürmeye zorladı ve romanı okumam için teşvik etti. Kitap zorlayıcıydı, 20 yaşında tekrar okudum ve sonra tekrar, tekrar. Her seferinde kaçırdığım bir şey buluyorum. Umarım dizimiz romanı tekrar okumaya teşvik eder. Şimdiye kadar başta aile olmak üzere sadece sevgi ve övgü aldık, ama her türlü eleştiriye açığız. Benim tek amacım Gabo'nun sözcüklerinin güzelliğini duyurmak ve saygı duruşunda bulunmak” diyor.

Neredeyse tamamen Kolombiyalı oyunculardan oluşan dizi Latin Amerika’da şimdiye kadar gerçekleştirilen en büyük proje olmuş, 16 bölüm 16 ayda çekilmiş, 100 den fazla dış mekan yaratılmış ve 50'şer yıllık iki sezon olarak kurgulanmış.

İlk sezonda Macondo kuruluyor, ikincisinde telgraf, elektrik ve demiryolu sayesinde kasaba modernliğe kavuşuyor ve buna bağlı olarak yabancı istilası başlıyor. Bunu United Fruit Cmpany ile gelen Amerikan sömürgeciliği, kaos, ölümler izliyor, yerli yerinden oluyor…

Jose Arcadio’nun yaşlılıktan ölümü, sessiz bir kar gibi yağan sarı çiçekler, 10 yıl dinmeyen yağmur, çamur, ailenin duyarlı solcusunun giderek şiddet yanlısı çete reisine dönüşmesi, Ursula'nın oğlu için 'Bir canavar yarattık' demesi, adalet arayışının giderek anıtsal bir yazıya dönüşüp yok olması...

Ben, ‘Yüzyıllık Yalnızlık’ı (Seçkin Cilizoğlu'nun olağanüstü çevirisi ile) lise yıllarımda okumuştum, kitabın eskiliğine bakınca elimde epey kalmış, zorlanmışım demek.

Romandan çok şey hatırlamıyorum ama duygusu kalmış, diziyi izleyince Gabriel Garcia Marquez'in yarattığı romanın gücünden hiçbir şey kaybetmediğini gördüm, yıllar geçmiş ama günümüz dünyasının karmaşıklığı, iktidarların adaletsizliği, insan doğasının aç gözlülüğü, dini şekil olarak algılayan putperestlerin kötülüğü...

Herkesin nehre eşit erişime sahip olduğu adil bir dünya neden ütopya olsun ki aslında, romandan, diziden ve her şeyden bağımsız olarak.

İlgili İçerikler