Christiane Amanpour, CNN’i bırakıyor ama sesi kaybolmayacak

Christiane Amanpour, CNN’i bırakıyor ama sesi kaybolmayacak

Amanpour'u 2000’li yılların başında Washington’da Sahir Erozan’ın restoranında diplomat kocası ve birkaç kişiyle yemek yerken görmüştüm. Oranın daimi müşterisi miydi bilmiyorum, ben bir kere gitmiştim. Sadece erkeksi sesinin volümü ile değil, bütün varlığı ile dolduruyordu mekânı. Ben buradayım diye parmak kaldırmaya tenezzül etmeden, yaptıkları ve yapacaklarının teminatı ile…

Christiane Amanpour, CNN’i bırakıyor ama sesi kaybolmayacak

Christiane Amanpour, malumunuz, meslektaşlarına “Gerçeği söyleyin her zaman” diyerek 43 yıl çalıştığı CNN’e istifasını sundu. İşi kademeli olarak bırakıyor, programlarını azaltıyor, mayıs ayına kadar haber sunmaya devam edecek, haziran ayında da gidecek.

Christiane Amanpour kuşkusuz bir savaş muhabirinden çok öteydi, insanlığın nabzını tutmaya çalışıyordu. Gerçeğin kurban edildiği yerlerden dünyayı haberdar ediyordu.

Birleşmiş Milletlerin yok hükmünde kaldığı, Avrupa’nın vicdanını gömdüğü Saraybosna’dan dünyayı haberdar etti, 1992-1995 yılları arasında Saraybosna’da konuşlandı, kendisini taraf olmakla suçlayanları “Katliamın yanında yer almakla” suçladı. O süreçte Los Angeles Times’a verdiği bir söyleşide şöyle demişti: “Bosna’ya dönüp duruyorum çünkü böylesi bir katliamın uluslararası platformda karşılık bulmamasını bir türlü kabul edemiyordum.”

Amanpour’un uluslararası arenada boy gösterdiği önemli savaşlardan biri de 1991 Körfez Savaşı oldu. Irak’ın Kuveyt’i işgalinin ardından başlayan savaşta Suudi Arabistan ve Irak’tan yayınlar yaptı, Saddam’ın başkasından kaçan Kürtlerin İran sınırında yaşadıkları insanlık dışı durumu sergiledi. Bu onun gazetecilik anlayışının göstergesi oldu. CNN ekibi ile dağlık bölgede canlı yayın yaptı.

Orta Doğu’daki savaşlar, Arap Baharı’nın yanı sıra başkanlar ve otokratlarla yaptığı söyleşiler de tarihe geçecek cinstendi; 28 Şubat’ta Trablus’ta Kaddafi ile görüştü. Libya lideri halkının kendisini sevdiğini ve canlarını onun için feda edeceğini söyledi.

Amanpour’un iktidardan ayrılmayı düşünüp düşünmediği sorusuna Kaddafi, “Bir cumhurbaşkanı ya da kral değilim, dolayısıyla ayrılmam söz konusu değil” demiş, aynı yıl Sirte’de vahşice öldürülmüştü.

Önemli söyleşilerinden biri de kuşkusuz Başer Esad ile olandı: Suriye liderine bodoslamadan Lübnan Başbakanı Refik Hariri’nin öldürülme emrini verip vermediğini sormuştu. Esad reddetmiş, bunun vatan hainliği olacağını söylemişti.

Tibet’in sürgündeki ruhani lideri Dalai Lama ile yaptığı söyleşi de çok ses getirmişti: “Muhtemelen son Dalai Lama ben olacağım” demiş ve kendisini insan ve sıradan bir Budist keşiş olarak tanımlamıştı. O söyleşide şiddetsiz direnişe dair de güzel öneriler vardı.

Zelensky’nin aile yaşamı gibi konulara da ve birçok belgesele imza atan Amanpour’un gözümüzün önünden gitmeyen bir karesi de karşısında boş koltuk, arkada tipik Orta Doğu dekoru diyebileceğim küçük bir sehpa, üzerinde örtü ve çiçekler olan o görüntü…

İran’da örtünmediği için gözaltına alınan ve öldürülen 22 yaşındaki Mahsa Amini için ülkede protestolar sürürken, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ile röportaj yapmak istemiş, kabul edilmiş ancak son anda başörtüsü takmayı reddettiği için Reisi gelmemişti…

Ruanda ise sadece siyasileri ve uluslararası basını değil, kendisini de soykırımı yetirince anlatmamakla suçladığı yer oldu.

Ünlü gazetecinin hemen her röportajı olay oluyordu ama azarlandığı da oldu: 2002’de Filistin lideri Yaser Arafal ile yaptığı telefon konuşması mesela…

İsrail ordusu, Arafat’ın karargâhını kuşatmıştı, tanklar etrafını sarmışken Arafat, CNN’nin canlı yayınına telefon ile katıldı. Amanpour önce altında bulunduğu şartları sordu, ardından da ABD Dışişleri Bakanı Powell’ın şiddettin durdurulması yönündeki çağrısından dem vurdu. Kuşatma altındayken kendisinden böyle bir talepte bulunulmasına hiddetle kızan Arafat, “Mesleğine saygı duy ve General Yaser Arafat’la konuşurken dikkatli ol. Kes sesini!” diyerek telefonu yüzüne kapatmıştı.

Christiane Amanpour mesleğine saygı duyduğunu sayısız olay ile ispatladı, şimdi de istifası ile ispatlıyor.

CNN’in ana şirketi Werner Bros, Discovery’nin Paramount tarafından satın alınmasının ardından grup için derin bir dönüşüm dönemi başladı. Trump’ın müttefiki David Ellison’a geçiş, haber merkezinde endişeye yol açtı. Amanpour daha önce Trump ile ilgili alınan kararları eleştirmişti; bunlar arasında 2023’teki zayıf çapraz sorgulama ve MAGA destekçilerinden oluşan bir izleyici kitlesi ile CNN ekranlarında yer alması da vardı. Bunu Columbia Gazetecilik Okulunda verdiği derslerde de gündeme getirmiş ve “Bazen mikrofonu yere bırakmak gerekir.” demişti.

Kıskacın daralması üzerine de geçtiğimiz gün kararanı açıkladı: “Uzun süre düşünme ve uykusuz gecelerin ardından geldi bu istifa.” dedi ve meslektaşlarını gerçeğe sadık kalmaya davet etti.

Hayatı boyunca gücü sorguladıktan sonra kendi iş yerinde sorgulamadan, o hikâyenin parçası olmayı kabul etmesi beklenemezdi zaten.

Kız kardeşinin yerine girdiği okul kaderi oldu

Londra’da 1958 yılında İranlı Müslüman bir baba ile Katolik İngiliz bir anneden doğan Christiane Amanpour, hayatının bir bölümünü Tahran’da geçirdi ailesi ile birlikte.

1979 İran İslam Devrimi hayatının dönüm noktası oldu. Şah yönetiminin devrilmesi ailesinin yaşamını da altüst etti. Aile Tahran’dan Londra’ya kaçtı, kız kardeşi kayıt olduğu hâlde gitmekten vazgeçince, parası ödendiği için onun yerine gazetecilik okuluna Christiane gitti. Sonrası malum, okul bittikten sonra 1983’te Atlanta’da CNN’e katıldı, asistan olarak, ardından Körfez Savaşı ile kendisini kısa bir süre içinde dünyaya tanıttı.

Tüm mesleki yaşamı boyunca ekip çalışmasının önemini vurgulayan ünlü gazeteci rekabetçi ancak starlığa prim vermeyen bir figür olmayı seçti.

Herkesin dikkat çekmek için yırtındığı bir çağda o dikkatleri dünyaya çekmeyi çalıştı, çalışıyor, çalışacak…

Kanalından ayrılıyor ama gazetecilikten değil, eski eşi, oğlunun babası, emekli büyükelçi Jamie Rubin ile birlikte sunduğu podcast’i “The Ex Files”a ve diğer projelerine, belgesellerine devam edecek.

Yani CNN bir efsaneyi kaybedecek ancak halk onun sesini kaybetmeyecek…


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler