Haberde mahreç Soma ilçesi ise orada acı vardır, hüzün vardır. Madenciler bir kez daha ihmal ve vurdumduymazlık çukurunda sessizce can vermiştir. Bu hafta yine benzer haberler geldi Soma’dan. Beş madenciyi kurban verdik, ‘fıtrat’ gereği. Ateş yine düştüğü yeri yaktı. Kimseler umursamadı.
12 yıl önce 301 maden işçisini tek tek musalla taşına bayraklı tabutlarla uğurlayan ve kendilerinden hesap sorulamayan bürokrasi yine görev başındaydı.
Memleket kısa süreliğine gözlerini oraya çevirdi. Eskisi gibi haber takibi yapılmadığı için maden cinayetinin yaşandığı yerdeki ‘başarılı’ kurtarma çalışmalarını öğrendik önce. Sevk edilen araç gereç ve kurtarıcı sayısı aktarıldı mecralarda. Can kaybı 10’un altındaydı, o yüzden çift sütun haberlere, tık almayan videolara hapsolmuştu mevzu.
‘Nöbetleşe ölüm’ kuyularında üretilen kömürse, ‘tüketilen’ de insandı aslında. Birkaç demeç, ağdalı başsağlığı mesajları, mülki amirlerin katıldığı törenlerle uğurlandı o insanlar...
Soma’daki maden kazasında beş emekçi öldü, belki ekrandaki kırmızı şeritte akıp giden alt yazılarda gördünüz bu sayıyı. Gelin o isimleri burada tekrar edelim: Halit Ersay, Kerim Ören, Ramazan İnce, Ömer Karakaya ve İsa Olcay.
Son isim bu yazının omurgası olacaktı. Yazıya son şeklini verirken, Altın Koza’dan gece yarısı gelen o haberi gördüm. Hazar Ergüçlü ‘En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü alırken Soma’daki madenci ölümlerini gündeme taşımış. 13 yaşındaki Yaşar’ın, madenci babası Kerim Ören’in tabutu önünde gözyaşı döktüğü anı izleyen Hazar, sarsılmış:
Hazar Ergüçlü’nün derinden etkilendiği o çocuk. 13 yaşındaki Yaşar, madende ihmalle ölen babasına ağlıyor...
“Madenci çocuklarını ağlarken gördüğümde ben yaşamaktan, aldığım nefesten utanıyorum. Bunu vicdanımı rahatlatmak veya bir şeyin sözcüsü olmak niyetiyle de yapmıyorum şu an. Sadece bu adaletsizlikler bana fazla geliyor ve ne yaparsam yapayım bu üzüntüyü içimden atamıyorum.”
Hazar’ın bu duyarlı çıkışı maalesef bazı habercilerin otosansür barikatlarını kıramadı. Sadece namuslu iş yapan yayıncıların mecralarında yer alabildi bu çıkış. Diğerleri sustu, görmedi. Genç oyuncunun gönül hikâyelerini ballandıra ballandıra aktaran gazeteler, haber portalları bu kez ‘zülfüyâra dokunur’ diye frene basmıştı.
Emekli İsa Olcay’ın tekrar madene dönüşü de görülmedi
İsa Olcay, Kütahya’nın Gediz İlçesine bağlı Gökler beldesinden. 2001’de Türkiye ekonomik krizle sarsılırken madene indi. Tam 20 yıl ekmeğini o karanlık dehlizlerden çıkarıp 2021’de emekli oldu. Emekli maaşı iki çocuğuna, ailesine yeter diye düşündü. (O yıl açıklanan Orta Vadeli Program’da (OVP) beş yıl sonra 2026’da enflasyonun yüzde 8.5 olacağı ilan edilmişti).
Ama yüzde 40’lara çıkan enflasyonla baş edemedi. Emekli aylığı yetmedi. Merkez Bankası yeniliyor ya enflasyon hedeflerini, İsa da hayatını revize etti ve madene inme kararı aldı. Geçinemiyordu.
DHA’nın kendi sitesinde haberi kullanış biçimi. ‘Geçinemediği için madene inmek zorumda olması’ makaslanmış. Oysa İsa Olcay’ın kardeşi Yüksel’in o sözleri kaydedilmişti. Yerel basın başlığı merkez medyaya ders gibiydi
Bu bilgiyi kardeşi Yüksel Olcay, ajans mikrofonları önünde yaptı:
“Ağabeyim tam 20 yıldır madenciydi. Ancak emekli olduktan 5 yıl sonra, ekonomik sıkıntılardan dolayı yeniden madende çalışmaya başlamak zorunda kaldı.”
Ailenin bir mensubu verdi bu manşeti. Başlıkta yer bulup herkesin ortak feryadı olarak başkentin orta yerine yıldırım gibi düşebilirdi. Anadolu kasabasında yaşayan iki çocuklu emekli madenci İsa’nın çaresizliği gündem olabilirdi.
‘Ekonomik sıkıntılardan madene indi’ bölümü şeflerin masasında kıyıma uğradı, yok sayıldı. Ya haberlerin içine gizlice gömüldü bu bilgi ya da çıkarıldı metinden.
Yaralı kurtulan 3 çocuklu İbrahim Çimen’in “Maaşlarımız düzenli yatmıyordu. Hepimizde aynı sorunlar vardı. Bu işimize de yansıyordu” sözleri de makaslanmıştı.
Emekli polis Ali Şekeroğlu’nun AYM önündeki hazin sonu da madencilerin Güvenpark’taki eylemi de haber değildi bazıları için. Ankara’yı, muktedirleri üzmemek için hakikatleri çöpe atanlar, bambaşka bir gazetecilik nizamnamesi icat ettiler.
Emekli polis Ali Şekeroğlu, madenci İsa gibi ‘geçinemiyorum’ dedikten sonra AYM önünde canına kıydı. İkisinin de ölüm nedeni gizlendi ama gerçek şu: “Emekli geçinemiyor.”
O yüzden T24’e, Kısa Dalga’ya onlarca namuslu gazetecinin hesaplarına erişim engeli getiriliyor.
Bu yüzden gözümüzün önünde yaşanan iki somut olayla ilgili şu iki sıradan cümleyi kuramıyorlar:
“İsa Olcay: Emekliydi. Geçinemedi, yeniden madene döndü, öldü.”
“Fatma Betül Sayan Kaya: Eski bakandı. Geçim sorunu yoktu. 163 milyonu vardı, vurguna girdi, o dışarda.”
T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN
|


