Kendine özgü ve yürekli bir Fransız filmi

Kendine özgü ve yürekli bir Fransız filmi

Kimi yazarlar 'Gururlular'ın aslında bir ‘happy end’le bitmediğini, bunun yapımcılar tarafından ısrarla istendiğini söylemişler. Ama doğrusu ben, bunca yıl sonra vaktiyle göremediğim bu filmi izlerken, bu mutlu finalden gayet memnun ayrıldım

Kendine özgü ve yürekli bir Fransız filmi


GURURLULAR

(Les Orgueilleux/The Proud and the Beautiful)-1953

Yönetmen: Yves Allegret, Rafael E. Partas
Senaryo: JeanAurenche, Jerome Geromini, Yves Allegret
Görüntü: Alex Phillips
Müzik: Paul Misraki, Conzales Curiel
Oyuncular: Michele Morgan, Gerard Philipe, 
Victor Manuel Mendoza, Carlos Lopez Moctezuma, Andre Toffel

Fransız filmi


Çok uzun zamandır her ay Milliyet-Sanat dergisinde kişisel zengin arşivime dayanarak düzenli biçimde yazdığım ve sonunda birçoğuyla bir seri kitap oluşturduğum çabam, son dönemde biraz aksamıştı. Bu konumda büyük çaba gösteren sevgili Müjde Işıl’ı üzme pahasına... Sonunda bu yeni mevsimin başında yeniden el ele verdik ve bu işi –en azından benim gücüm tükeninceye kadar- sürdürmeyi kararlaştırdık. Ne diyeli, inşallah! 

Ele aldığım film arşivimdeki göz koyduğum filmlerden biriydi. Nasıl olmasın ki… Hem en yakın bir kültürü, yani Fransızca’yı onca benimseyip kullanmış olan bendeniz, bunun en çekici bir örneğini hâlâ ele alamamıştı. Kısmet bu ayınmış…

 

Önce konuya bir göz atalım. Küçük bir Meksika köyündeyiz. Orası öyle bir yer ki sakinleri akla gelen her şeyi yaşamışlar ve yaşıyorlar. Orada ölüm ve hayat, neşe ve sefalet, tutku ve suçluluk, aşk ve nefret birbirine karışıyor. Belki bu nedenlerden turistler de burasını ziyareti ihmal etmiyorlar. Ki bunların arasında Fransızlar da var. 

Aralarında içkiye alışmış bir Fransız doktor var. O da küçük bir köye sığınmıştır. Sonra bir başka ziyaretçi gelir, beklenmedik bir tifo salgını… Herkesi çıldırtan bir yeni olay… 

Aynı zamanda, özellikle Fransız turistler aralarında ilişki kurmaya başlıyorlar. Ve birden çıkıp gelen bir Fransız çift herkesin dikkatini çekiyor: Tom ve Nellie ikilisi… Böylece Meksika dekorunda aşk kadar nefret ve kıskançlık da ortalıkta boy gösterecektir.

 

Zamanına dönersek, film Fransa’da ulusal sinemanın bir örneği olarak karşılanmış, ünlü Nouvelle Vague- Yeni Dalga’nın bir örneği olmuştu. Bu akım çok önemsendiği için de film bu sayede birkaç Onur Nişanı almıştı. O sinema döneminde yine Fransa’da bir ‘Un Cinema de Jeune Turcs- Bir Genç Türkler sineması” olarak nitelendiği de hatırlanır. Filmin senaryosu daha 1943 yılında ünlü yazar Jean-Paul Sartre tarafından yazılmıştı, ama Çin’de geçen bir olay olarak... Ancak senaryonun aslında “Tifüs” adını taşıması, o önemdeki bu yaygın hastalıkla ilişkilidir. 

Dönemin dekor olarak Meksika’yı alınması kuşkusuz ilginç olmuştur. Büyük usta Luis Bunuel de oralarda sık sık film çekmişti. Bu hikâyede tuhaf ve yerel bir eğlence varmış: Ölülerin Bayramı. Ki bu filme dinsel bir atmosfer getirmişti. Tam o yıllarda bir başka Fransız ustası, Henri-Georges Clouzot’nun ünlü filmi Le Salaire De La Peur (Wages of Fear- Korku Damgası) da bu filmden etkilenmiştir denebilir.

Zamanında bizde İhtiras Kadını adıyla piyasaya çıkmış olan Gururlular’ın finali iyimserlikle sonuçlanıyor. 

Kimi yazarlar hikâyenin aslında bir ‘happy end’le bitmediğini, bunun yapımcılar tarafından ısrarla istendiğini söylemişler. Ama doğrusu ben, bunca yıl sonra vaktiyle göremediğim bu filmi izlerken, bu mutlu finalden gayet memnun ayrıldım.

Gelelim filmde emeği olanlara... Yönetmen Yves Allegret İhtiras Kadını’nın yanı sıra La Meilleure Part- En İyi Hisse, Anvers’li Dedee gibi az sayıda filmle dikkat çekmiş. Evlendiği üç kadının biri tam bir Fransız efsanesi: SimoneSignoret... Ve 1987 yılında ölmüş.

Şimdi de sıra asıl starlarda... Yan rollerdekiler de hiç fena değil... Ama her iddialı filmde olduğu gibi, bu filmi de iki büyük oyuncusu öne çıkarıyor. Michele Morgan ve Gerard Philipe... Biraz onlara eğilelim. Michele Morgan Fransız sinemasının en uzun ömürlü, en üretici kadın starlarından... Kendine özgü bir cazibesi var. 1920 doğumlu; 2016’da öldüğüne göre tam 96 yıl yaşamış. Az sayıdaki rekorlardan biri... Öyle ki bu yazıda o filmleri seçip sizlere hatırlatmayı beceremedim. 

Morgan son filmini 1999’da çevirip yeni yüzyılla birlikte sinemaya veda etmiş. Filmde partöneri Gerard Philipe’le son derece uyum içindeler. Oyunculuk açısından biraz farklı kulvarlarda koşsalar da... Ama zaten asıl oyunculuk biraz da bu değil mi?

Onun bu rekorlar kıran ömrüne ve kariyerine karşın, Gerard Philipe’in son derece üzücü, hatta dramatik bir hayat hikâyesi var. 1922’de, yani partneri Michele Morgan’dan iki yıl sonra doğmuş. Rastlantıya bakınız ki adını andığımız YvesAllegret’nin kardeşi Marc Allegret onu tiyatroyla sanata başlatmış. Konservatuar, müzik derken 1946’da sinemaya atlamış. Le Pays Sans Etoiles- Yıldızsız Ülke, L’idiot- Aptal, çok ünlü Fanfan La Tulipe, Le Rouge Et Le Noir- Kırmızı Ve Siyah, Devil in the Flesh- İçimizdeki Şeytan, Le Joueur- Oyuncu... 1951’de dış ülkelerde de çekilen filmlerden sonra tümüyle ülkesine dönmüş. Ama çok yorgun olarak...

Ve ağır biçimde hastalanmış. Sonuçta kanser teşhisi konmuş. O da sakin biçimde ölümünü beklemiş. Ki çok beklememişve 1959 yılında gelmiş, sadece 37 yaşında... Böylesine bir yeteneğin bu denli genç ölmesi o dönemde Fransız sinema çevresini çok üzmüş. İşte ünlü oyuncuların çok farklı kaderleri... Bu arada Yeni Dalga’nün ünlü ustası François Truffautçok sevdiği Gerard Philipe için söyle demiş: “Gerçek bir komedyen tanımak için, onun sürekli en güzel şiirleri söylediğine tanık olmak gerekir.”

İşte böyle bir film... Umarım ayın filmi olarak seçmem okurlarımı memnun etmiştir. Gelecek ay buluşmak üzere...


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler