Karl Marx'ın 1843’te yazdığı gibi "Din toplumun afyonudur" ancak futbolu da yabana atmamak gerekli. Futbol da din gibi gerçek dünyadaki acıların, hukuksal, ekonomik ve toplumsal sorunların geçici olarak ertelenmesine aracılık eder. Örneğin; Portekizli diktatör Salazar ülkesindeki insanları 36 yıl boyunca futbolla uyuttuğunu itiraf etmişti geçmişte...
Tribündekiler bağırıp çağırıp, hop oturup hop kalkıp haklı olarak sorunlardan arınmak istiyor kısa süre için de olsa. Kimsenin hukuksuzluğu, yolsuzluğu, yoksulluğu unuttuğu yok, ayrıca unutmaya da niyeti yok. "Asrın Fon Vurgunu"nda telaffuz edilen 187,6 milyar liranın nasıl bir şey olduğunu düşünmemek elde mi? Vurgunu yapanların değil de bunu haber yapan gazetecilerin tutuklanmasını göz ardı etmek olası mı? T24’e getirilen hukuksuz yayın yasağını ne yapacağız? 40 bin nüfusa sahip Yahşihan’ın belediyesi imar müdürünün akıllara durgunluk veren serveti nasıl edindiğini kim açıklayacak? Yok, yok "afakanlar" bastı, "En iyisi sahaya dönmek" dediğim anda bu kez de aklıma tutuklanan Merkez Hakem Kurulu Başkanı ile istifa etmemekte direnen Futbol Federasyonu Başkanı geldi. Sıkça "Ahhh kötü oluyorum" diyerek kendini kanepeye bırakan "Ayşe Teyze", seni şimdi daha iyi anlıyorum; affet!
15 gün aranın ardından Beşiktaş sahada; tam kadro, eksiği gediği yok, yedek kulübesinde oturan Junior Olaitan dışında. Beşiktaş öylesine hızlı ve iştahlı başladı ki maça, tribündeki de ekran başındaki de haklı olarak farklı galibiyet beklentisine girdi. İlk golü erken buldu Beşiktaş Orkun ile. Sonrasında Manuel Luís da Silva Cafumana ile eşitliği yakaladı konuk Kocaelispor ama Beşiktaş kalecisi Alexander Nübel’in hatasıyla. Beşiktaş’a galibiyeti getiren ve maçın skorunu belirleyen golü ise Dušan Vlahović attı penaltıdan. Beşiktaş, İnönü Stadı’nda Kocaelispor’u 2-1 yendi ve ikinci basamağa yerleşti. Elbette olan biten bundan ibaret değil…
Öncelikle topa rakibinin iki katından fazla sahip olan takım neden aynı oranda gol pozisyonuna giremez? Bu beceri noksanlığının ardındaki neden nedir? Beşiktaş bulduğu sınırlı pozisyonda da bir başka sorun yaşadı pazar gecesi. Orta alandakiler ve ileri uçtakiler birbirleriyle uyum sağlayamadı. O topu diğerine bırakıyor, diğeri ne yapacağını bilemiyor ve sonuçta rakip savunma elemanları olası tehlikeyi önleyip topu uzaklaştırıyor. Bir değil, iki değil, üç değil; sayısını anımsamıyorum!
İnönü’de konuk Kocaelispor’un Beşiktaş’tan çok daha akılcı oynadığını belirtmem gerekli. Özellikle ilk yarıda Serhat Öztaşdelen takımın kalecisi değil, oyun kurucusu olup çıktı karşımıza. Her topu Beşiktaş savunmasını aşacak şekilde ileri attı, forvet elemanları da o topları kapıp gol aradı, bu arada da orta alandakiler gereksiz yere yorulmadı…
Beşiktaş 3 puanın sahibi oldu ancak sergilediği futbol hiç kimseye tatminkâr gelmedi. Maçın son bölümünde de Beşiktaşlılar hop oturup hop kalktı. Teknik Direktör Vincenzo Italiano’yu eleştirecek değilim ama bir soru sormadan da edemeyeceğim: Takımın en üretken ve etkili isimlerinden Junior Olaitan neden oyuna alınmadı? Fabio Miretti çok mu iyi oynadı? Geldiği günden bu yana oyuna ve skora katkı sağlamayı başaramayan Wilfred Ndidi oyuna giriyor, Olaitan yedek kulübesinde oturuyor. Olacak şey mi bu? Açıkçası ne aklım ne de mantığım kabul etmiyor.
Bir başka sorun ise Beşiktaşlı futbolcuların takım oyunundan kopup bireyselliği seçmesi oldu. Sakatlanarak oyundan çıkan Václav Černý’nin yerini alan İlhan Fakılı sanırsınız takımın vazgeçilmez forveti. Neden ayağındaki topu uygun durumdaki arkadaşına vermez de direkt kaleye vurur?
Beşiktaş sadece kazandı ama iyi futbol oynamadı; takımın "yıldızı" olarak lanse edilen isimleri de çuvalladı, tek kişi hariç: Leandro Trossard…
T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN
|


