Mambo Italiano!

Mambo Italiano!

Beşiktaş iyi değil çok iyi yolda. Zaman zaman aksama ve tıksama mevcut ama o kadarı da olsun. Kaldı ki henüz ideal kadro bir arada oynamaya başlamadı.

Mambo Italiano!

‘Çarşı’nın abileri ellerini ayaklarını çekince Beşiktaş tribünleri geçmişteki ‘yaratıcılığını’ yitirdi ne yazık ki. Unutulmaz bestelerin yerini son derece sıradan tezahüratlar aldı…

Yıllardır aynı nakarat;

Bu sene şampiyon görelim sizi
Ölmeden mezara koymayın bizi
Korkutmaz bizleri musalla taşı
Ölümüne seviyoruz biz Beşiktaş'ı

Ne mezarı, ne musalla taşı? Yurttaşa gına gelmiş ölümden, ölümlerden, musalla taşından, mezarlardan. Stattaki taraftar önce sahadakileri coşturmak ardından da oturduğu yerde coşmak istiyor bir grupsa yıllardır aynı dizeyi yineliyor üstelik hiç bıkmadan ve usanmadan. “Ölüm Allah’ın emri ayrılık olmasa.” İstemeseniz de sıra hepinize, hepimize gelecek ne gerek var bunu sürekli anımsatmaya üstelik eğlenilmesi gereken statta?  

Su gibi akan zaman çok şeyi değiştirdi. Benim de çilekeş ‘Amigo Şeref Yılmaz’dan gayrı tanıdığım kalmadı tribün liderlerinden. Hoş yeniler beni tanısa ne olacak orası da ayrı. Uzatmayayım hafta içi Cumhuriyet’te çok keyifli yılları birlikte geçirdiğimiz eski Maoculardan Kerem Çalışkan aradı ve dedi ki, “Asena senden başkası yazmaz, lütfen yazar mısın? ‘Emrin olur’ dedim eski dosta…

Kerem Çalışkan diyor ki, Beşiktaş tribünlerine ‘Mambo Italiano’ çok yakışır. Hani bizlerin İtalyan asıllı Amerikalı oyuncu ve şarkıcı Dean Martin’den dinlediğimiz o unutulmaz şarkı. Kerem ekliyor, “sözleri çok basit ve kısa” gerçekten de haklı. Şarkının bestesi ve sözleri Amerikalı şarkı yazarı, besteci, senarist Henry Robert Merrill Levan’a ait. ‘Mambo Italiano’yu ilk seslendiren ise 1954’de Rosemary Clooney. Ne bestecisi, ne ilk seslendireni artık hayatta ancak Beşiktaş tribünleri hep canlı, kanlı üstelik yaşam ve coşku dolu. Özetle; Beşiktaş’a yitirdiği kimliğini kazandıran İtalyan teknik direktör Vincenzo Italiano’ya tribünlerden yükselen ‘Mambo Italiano’ şarkısı ile teşekkür etmek çok güzel olmaz mı? Gerisi tribünlere kalmış…

Beşiktaş’ta Fenerbahçe derbisindeki hareketi nedeniyle bir maç ceza alan ‘golcü’ Dusan Vlahovic'i çok aramadı zira rakip organize olma becerisinden oldukça ıraktaki Erzurumspor’du. Ben sadece yaratıcılıktan uzak Vaclav Cerny’nin yerine neden Ernest Poku’nun oynamadığına takıldım. Vardır elbette teknik direktör Vincenzo Italiano’nun bir bildiği ama yeni transfer hangi arada derede takıma ve arkadaşlarına uyum sağlayacak? Beşiktaş ilk yarıyı Emirhan Topçu ve Leandro Trossard’ın attığı gollerle iki farkla önde kapadı ama kalesinde iki gol gören Erzurumspor kalecisi Ertuğrul Taşkıran iki mutlak gole de olanak tanımadı…

Ne var ki Beşiktaş’ın olası değil ‘buz gibi’ gollerine engel olan bir başka isim daha vardı sahada; hem verdiği, hem de vermediği her kararı tartışmaya açık karşılaşmanın Gürcan Hasova adındaki orta hakemi. Hakem Hasova ikinci yarının başında Beşiktaş’ın attığı nizami iki golü geçersiz saydı. Sanırım birileri kendisine; “Beşiktaş çok farklı kazanmasın” ültimatomu vermişti başka türlüsü olası değil! Neyse ki oyuna sonradan dahil olan İlhan Fakılı’nın golünü ve akabindeki 3-0’lık skora engel olamadı. Hani denir ya, ‘Hakemi de yeneceksin’ Beşiktaş da aynen öyle yaptı İnönü Stadı’ndaki Erzurumspor maçında…

Beşiktaş iyi değil çok iyi yolda. Zaman zaman aksama ve tıksama mevcut ama o kadarı da olsun. Kaldı ki henüz ideal kadro bir arada oynamaya başlamadı. Erzurumspor’a bir uyarı; Bu futbolcuları sevgili Serpil Hamdi Tüzün hoca yetiştirmedi lakin hepsi ceza alanına girdiğinde topu direkt kaleye gönderiyor. Çerçeveyi isabet ettirseler neyse de…

İlgili İçerikler