Fransa’da başlayan liseli öğrencilerin hareketleri 17 Ekim’de en uç noktaya doğru yükseldi. Bu hareket Fransa’da aşırı sağ ile aşırı sol arasında bir mücadele olarak medyatik bir şekilde sunulmakta. 2027 Mayıs ayında seçimler yaklaştıkça olaylar daha da kızışmakta.
İlginç bir rastlantı: 1961 yılında, 17 Ekim günü, Fransa Cezayir savaşının sonuna yaklaşmıştı. Ama daha Cezayir bağımsızlığına kavuşmamıştı. O gün Cezayir asıllılara sokağa çıkma yasağı konuldu. Bu dışlayıcı karar karşısında FLN (Milli Bağımsızlık Cephesi) tüm Fransa’da yaşayan Cezayirlileri gösteriye davet etti. 20-30 bin kişinin katıldığı barışçı yürüyüş dejenere olduğunda polis güçleri yüzlerce Cezayirliye saldırarak Sen nehrinde bir kısmını boğdular, kimisini Sen nehri yakınlarında öldürdüler. Kara bir gün ve kara bir leke Fransa tarihine yansıdı ve 2021 tarihine kadar Fransa işlediği bu suçları yok saydı. Cumhurbaşkanı Macron’un kararıyla 2021’de olay “affedilemez” olarak kabul edildi ve Fransız devleti bu suçlarından dolayı özür diledi.
Bugün sadece olaylar değil aynı zamanda liselerde radikalleşen öğrencilerin şiddeti de konuşulmakta. Uluslararası bir öğrenci şiddeti ve silahlı eylemi TCC’nin (True Crime Community) yönlendirmesiyle okulları kana bulamakta. Türkçesi Geçek Suç Cemaati olarak adlandırılabilecek bu hareketin kaynağı Amerika Birleşik Devletleri’nde gelişmiş durumda. Columbine Lisesindeki olay 22 Nisan 1993 yılındaydı ve 13 ölü olmuştu. Uzmanlar taklitle sirayet edildiğini ileri sürmekteler. Aslında anlıyoruz ki, sosyolog ve suç uzmanı olarak geçen Gabriel Tarde’ın toplumsal alandaimitasyonla ilerleyen kuramı bu olaylarda işlemekte. Toplumun kendisinde var olan taklit öğesi suç dünyasında da kabul edilmekte.
Bu cemiyet internet aracılığıyla dünyanın çeşitli ülkelerinde olayları yönlendirmekte. Bir taklit öğesi olarak suç gençlerin arasında ideolojiler ötesi bir vaziyette yayılmakta. Toplu yürüyüşlerde ve kalabalıklarda adam vurma veya bıçaklama eylemlerini öneren bu hareket radikal hale soktuğu gençlere örneklerle şiddet tavsiyesinde bulunmakta. Amerika’da şiddeti “zaferlendirmeyi” isteyen bu grup üyeleri örnekler üzerinden verileri tespit ederek yaygınlaştırmaya uğraşmakta. Kolejlerde ve liselerde yandaş bulmaya uğraşan bu Cemiyetin dikkat çekmesi 12 Ekim günü Fransa’da liselilerin gösterileri sırasında açığa çıktı. Bir av tüfeğiyle ateş eden reşit olmayan bir öğrenci bir öğretmeni ve müdürü vurdu. 14 Ekim günü polisler tarafından sorguya alınan bu çocuk bu cemiyete ait bir eylemde bulunduğunu itiraf etti. Daha çok sol grupların silah kullandığı şeklinde medyaya yansıyan bu olay gerçek ortaya çıkınca görmemeyi, duymamayı ve haber olarak vermemeyi tercih etti. Haberi Le Monde gazetesi verdi. Gerçek Suç Cemaati tarafından yönlendirildiğini kabul eden genç bir hiç için hareket ettiğini kabul etti. Gençler arasında bakılan videolarda cinayetler, kalabalık yerlerde katliamlar yapan, kafa kesmeler videolarda takip edilmekte. Videolarda, enformasyon değil, ideoloji de değil ama şiddet yanlısı korkunç teklifler sunulmakta. Silah satışlarının kolaylaştırıldığı ülkelerde olayların daha kolay yapıldığının da altı çizilmekte.
Le Monde’un verdiği haberde olayların şu ülkelerde olduğu haberi var: Hırvatistan, Filipinler, Türkiye, Slovakya, İtalya, Meksika, Amerika, Fransa ve Güney Afrika. Dünya coğrafyasına yayılmış olarak görülen ve ekonomik krizlerle ve ideolojilerle hiç alakası olmaksızın nihilist bir şekilde yaygınlaşan hareket, toplumsal şiddet ile ilgili durmuyor. Bu araştırmalardaki örneklerden yola çıkıldığında, olayları yapanların birçoğunun raporlarında toplumsal alanda var olan ve konuşulan konuları tam olarak kavrayamama, fikirlerde bulanıklık ön sıralarda yer almakta. Bir de bazı öğrencilerin Nazi ve Hitler dünyasına yakınlıklarına dikkat çekilmekte. Bu örnekte hem bir lisede hem de bir camide silahlı saldırı isteği görülmekte.
Başka bir tuhaflık olarak yine ayın 17’sinde ama bir ay sonra, 2018 yılında Sarı Yelekli hareketi başlamıştı. 17 Kasım günü, Sarı yeleklilerden (özellikle aşırı sağın arkasında olduğu bir hareket olarak akılda kalmakta), öğrencilere, öğrencileri destekleyen öğretmenlere, hocalara, ebeveynlere kadar değişik insanlar gösterilere katılmaktalar. Aşırı sol grupları öne çıkaran medyanın da daha çok aşırı sağı desteklemekte olan Hıristiyan değerleri öne koyan medya olduğu da gözden kaçmamakta. Olmakta olan şiddet, toplumsal alandaki diyaloğun tıkanmış olduğu ve değişik siyasi tarafların birleşme imkanlarının kalmadığı bir ortama işaret etmekte.
Paris’te; République Meydanı’ndan Opéra’ya ve Place de Clichy’e, diğer yanda izinsiz Champs Elysée’ye girmeye kadar gösteriler ve polislerin göz yaşartıcı gazları gösterileri kaplamakta. Bulvar Magenta’da kortej daha düzenli ve şiddet yanlısı değil. Ama; Marsilya’da, Paris’te ve Lille’de Sosyalist Belediyelere saldırılar ve Belediye binasından içeri girip, Cumhuriyet değerlerini yıkmaları, parçalamaları sorgulanmakta! Lyon’da Turizm Bürosuna saldırılar, Avignon’da Valiliğe saldırı vb. Fransa’nın demokratik değerlerine saldırı olarak durmakta. Gazetecilerin gördükleri bu olayların spontan değil organize olduğunu göstermekte. Aşırı sağın arkada durduğu Sarı Yeleklilerin bu değerlere karşı çıkarak şiddet göresilerinde bulunmaları, bütün bunlar yan yana gelince 68 Mayısından çok farklı bir hareket içinde olduğumuzu takip edebiliriz. Şiddet Cumhuriyet değerlerini sembolik ve fiziki olarak yıkmaya yönelik durmakta.
Kesişen bu iki olayı ciddiye almak siyasetçilerin ve bilhassa Milli Eğitim Bakanlıklarının dikkate alması gereken bir çerçeve olduğunu düşünebiliriz. Zor bir dünya içinde yaşamaktayız.
T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN
|


