Manisa Demirci’de sevgilisi Komiser Yardımcısı Doğan Can Yıldız’ın Emniyet Müdürlüğü’nün üst katındaki lojmanında başından vurularak hayatını kaybeden Yeşim Akbaş’ın (26) ölümünden sonra delil karartıldığı iddiasıyla iki polis hakkında açılan davada, Yıldız hakkında "kadına karşı kasten öldürme"den açılan ana dava hakkında Yargıtay’ın verdiği karar beklenecek.
Yeşim Akbaş cinayeti davasının tek sanığı, "kadına karşı kasten öldürme"den yargılanan ve delil yetersizliği sebebiyle beraatine karar verilen Yıldız'ın "polis memurlarının tanığı" olarak yer aldığı davanın ilk duruşması görüldü. Duruşmaya, Yeşim Akbaş'ın annesi Aysun Akbaş, babası Mustafa Akbaş, Akbaş ailesinin avukatı Hazal Kısa Bilici, sanıklar M.K., F.K. ve sanık avukatları ve tanık N.A. katıldı.
BU HABERİ, T24 ABONELERİNİN DE
SAĞLADIĞI KATKIYLA OKUYORSUNUZ.
T24'E ABONE OL,
BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞİ DESTEKLE!
Zaten abone misiniz? Üye girişi yapın
Duruşmada, Yıldız'ın tanık ifadesinin cinayetin üzerinden uzun zaman geçmesine rağmen henüz alınamadığı, mahkemenin yazısının işlem yapılmadan geri gönderildiği kaydedildi.
Akbaş’ın silahla vurulduğu gün, silahı olay yeri olan Yıldız'ın dairesinden alıp sararak polis aracına indiren, ardından silahı tekrar olay yerine tekrar koyan ve söz konusu emri veren sanık polisler M.K. ve F.K.'nin savunmasına geçildi.
Polis memuru F.K., savunmasında şunları söyledi:
"Olayın olduğu dönem Demirci ilçe emniyet müdürlüğünde polis memuruydum. Aynı zamanda M.K.'nin de sicil amiri olarak hiyerarşi üstüydüm. Nizamiye nöbetçisiydim. Nöbet değişim saati olduğu için nöbetimi devir almak için emniyete gelmiştim. O sırada polis lojmanından yaralanma - yaralama olayı olduğunu duydum. Bu sırada M.K.; Z.Ş.'nin bulunduğu ekip olay yerine geldi. Onları yukarıda bulunan polis lojmanına yönlendirdim. Olay yerine bulunduğu şekliyle fotoğraflarını çekmelerini söyledim. Ardından ben de yukarıya çıktım.
Yukarıya çıktığımda 112 ekipleri maktule müdahalede bulunuyordu. Daha sonra 112 ekipleri ve polis arkadaşlar Z.Ş. ve M.K. maktulü aşağıda bulunan ambulansa indirdiler. Diğer 112 ekibinden olan kişi de eşyalarını toplayıp aşağıya indi. Bu sırada ben Doğan Can ile evde yalnız kaldım.
F.K.: Eve girdiğimde Doğan Can odadan üstü giyinik bir şekilde çıktı"
Ben eve ilk girdiğimde Doğan Can sağ tarafta bulunan bir odadan üstü giyinik bir şekilde çıkmıştı. Nasıl olduğunu sorduğumda yastığımın altındaki silahı alıp kendini vurduğunu ve bunu duymadığını, uykuda olduğunu söylemişti. Şok halindeydi.
"Doğan Can'ın kendisine ve bize zarar vermesini engellemek için silahı aldım"
Biz baş başa kalınca yerde bulunan silaha doğru hamlede bulunmaya başladı. Yapmamam gerektiğini biliyorum ancak o anki durum ile Doğan Can'ın kendisine ve bize zarar vermesini engellemek ve silahı almasını engellemek için eline bir bez parçası alıp suçta kullanılan silahı elime aldım. Silahla birlikte aşağıya indim. Silahı elime aldığımı gören Doğan Can da benimle birlikte aşağıya geldi.
Aşağıya indiğimde bu silahı olay yerini fotoğraflamasını M.K. yaptığı için ona verdim ve silahı fotoğrafta olduğu şekliyle yerine koymasını söyledim. Silahın daha sonraki aşamada nasıl ve ne şekilde yerine konulduğunu bilmiyorum. Tüm bu anlatılanlar kısa bir sürede gerçekleşti. Kasıtlı hareket etmedim. Suçsuzum, beraatimi istiyorum."
M.K.: F.K., 'Doğan Can yine bi b.k yedi herhalde, yukarıda 112 ekipleri var' dedi
F.K.'nin savunmasının ardından polis mamuru M.K. savunmasını yapmaya başladı. M.K., şu beyanlarda bulundu:
"Olay tarihinde dokuz aylık aday memurdum. F.K. benim sicil amirimdi. N.A. ise grup amir vekilimdi. Emniyette o dönemde şoför olarak görevliydim. Devriyesi biten personelleri alıp yeni personelleri yerine bırakıyordum. Olay günü benim kullandığım polis otosunun numarası anons edilerek polis lojmanlarında yaralama olayı olduğu belirtildi. Bunun üzerine Z.Ş. ile birlikte emniyet lojmanlarına gittik.
Lojmana gittiğimizde F.K. da oradaydı. Ne olduğunu sorduğumuzda 'Doğan Can yine bi b.k yedi herhalde, yukarıda 112 ekipleri var' dedi ve bizi yukarıya yönlendirdi. Bunun üzerine Doğan Can'ın ikametinin bulunduğu daireye çıktık. Çıktığımızda maktulün yerde uzandığını, 112 ekiplerinin müdahalede bulunduğunu, sol elinin olduğu yerde silahın olduğu, duvar kısmına yakın mermer blok üzerinde boş mermi kovanı olduğunu gözlemledim. Olayı olduğu şekliyle cep telefonum ile fotoğrafladım. 112 ekipleri de fotoğraf çekerken oradaydılar. Doğan Can ise mutfak ve lavabo arasındaki kısımda şok halinde oturuyordu. Daha sonra maktulü 112 ekipleri ile birlikte aşağıya indirdik. Diğer 112 çalışanları da eşyaları toplayıp arkamızdan geldi.
"F.K.'nin bana silahı yerine koymamı söyleyip söylemediğini hatırlamıyorum"
Biz aşağıdayken F.K. yanıma gelip merdivende düşürdüğüm telsizimi bana verdi. Sonra giderken tekrar geri geldi. Beze sarılı şekildeki silahı bana uzattı. Ben bunun ne olduğunu ve ne yapacağımı ve niye yerini değiştirdiğini sordum. Bana cevaben, Doğan Can'ın kendisine zarar vereceğinden korktuğu için silahı aldığını ve muhafaza altına almamı söyledi. Yerine koymamı söyleyip söylemediğini hatırlamıyorum. F.K. benim sicil amirim olduğu için ben de silahı alıp polis otosunun torpido gözüne koydum. Daha sonra grup amirim olan N.A.'ın arayıp durumu anlattım. Kendisi diğer emniyet binasındaydı. Yaklaşık gidiş dönüş aramızda 4 kilometre mesafe vardı. Toplam 6 dakika 49 saniyede geri lojmanın önüne gelmiştim. Ben N.A.'yı almak için onun olduğun yere gittim. Ona durumu anlattım. O da bana fotoğrafta olduğu şekliyle silahı geri koymam gerektiğini söyledi.
Daha sonra tekrardan olay yerine geldik. Olay yerinde Y.K. isimli komiser ile karşılaştık. Ona da durumu söyledik. O da aynı şekilde yerine koymamız gerektiğini söyledi. Bunun üzerine önce N.A. ile birlikte olay yerine çıktık. Gerekli notlarımızı aldık. Yaklaşık 4 dakika sürmüştür. Sonra aşağıya indik. Daha sonra ben de silahı alıp fotoğrafta olduğu şekliyle olay yerine bıraktım.
"Delili gizleme ya da yok etme gibi bir amacım yoktu, Doğan Can ile yakınlığım yok"
Delili gizleme ya da yok etme gibi bir amacım yoktu. Zaten çok kısa bir süre silah benim elimde kaldı. Grup amirimin emri doğrultusunda silahı geri bıraktım. O an amirimin emri üzerine yerine bıraktığım için ifademde açıklamam gerektiğini düşünemedim. Bu nedenle durumu savcılığa bildirmedim. Ayrıca eklemek isterim ki suçun faili olan Doğan Can isimli kişi ile hiçbir zaman samimiyetim ve yakınlığım olmamıştır. Suçsuzum, beraatimi istiyorum."
"Silahtaki parmak izinin silinmesinin Doğan Can Yıldız tarafından yapılmış olması daha muhtemel"
Sanık M.K.'nin avukatı Mustafa Mutlu da, "Müvekkilimin bu dosyadaki tek eylemi aslında amirlerinin talimatını yerine getirmekten ibarettir. Olay spontane olarak gelişmiştir. Müvekkilim de bu durumdan şaşkınlık içindedir. Müvekkilim olay yerine gittiğinde 112 çalışanları da bulunurken fotoğraflamaları yapmıştır. Fotoğraflarda 112 çalışanlarının bulunduğu da anlaşılmaktadır. Ayrıca müvekkilim dışında 112 çalışanları da fotoğraf çekimi yapmıştır. Salihli Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamada Doğan Can Yıldız'ın beraatine yönelik kararın gerekçesinde silahın yerinin değişmesi veya parmak izinin bulunup bulunmaması hususuna değinilmemiştir. Olay yerinde halı üzerinde kan izleri bulunmaktadır. Kanın pıhtılaşma süresi de dikkate alındığında silahta var olan bir parmak izinin silinmesinin olayın ihbar saati dikkate alındığında Ağır Ceza Mahkemesi dosyası sanığı Doğan Can Yıldız tarafından yapılmış olması daha muhtemel olacaktır. Söz konusu silah Doğan Can Yıldız'ın olup, Doğan Can yıldız'ın bu silahta parmak izinin çıkması çok doğaldır. Doğan Can Yıldız savunmasında maktulün intihar ettiğine yönelik beyanlarda bulunmuştur. Söz konusu silah da maktulün parmak izinin çıkması aslında Doğan Can Yıldız'ın da savunmalarını doğrulayacaktır. Dolayısıyla silahın temizlenmesinin Doğan Can Yıldız'ın lehine bir duruma sonuç vermediği aksine aleyhine sonuç doğurduğu açıktır. Ayrıca müvekkilimin Doğan Can Yıldız'ın işlediği bir suçun delillerini gizlemesini gerektiren bir durum yoktur. Daha sonra silahı fotoğrafta olduğu şekilde yerine bırakmıştır. Bu nedenle müvekkilimin öncelikle beraatini, mahkeme aksi kanaatte ise lehe olan hükümlerin uygulanmasını talep ederiz" savunmasında bulundu.
Anne ve baba Akbaş: Kızımızın öldürülmesinde sanığa yardım eden herkesten şikayetçiyiz
Yeşim Akbaş'ın annesi Aysun Akbaş, "Bu mahkemede adı geçen M.K. ve F.K.'den şikayetçiyim. Yeşim Akbaş'ın 14 Nisan 2023 tarihinde öldürülmesinde görevini ihmal ederek silahın yerini değiştiren sanıklar M.K. ve F.K.'den, sanığın eline kolonya döken T.M.B'den, ona bu emri veren Y.K.'den, silahın alınmasında yönlendirmede bulunan N.A.'dan ve kızımın öldürülmesinde sanığa yardım eden herkesten şikayetçiyim. Davaya katılmak istiyorum" dedi.
Eşinin ardından konuşan baba Mustafa Akbaş da, Kızımın öldürülmesi olayında sanığın yüzündeki ve sırtındaki tırnak izleri olayın bir cinayet olduğunu göstermektedir. Bu olayda silahın yerini değiştirerek üzerindeki parmak izlerinin silinmesinde etkileri olan ve amirlerini kurtarmak için sanığın eline kolonya döken tüm polis memurlarından şikayetçiyim. Davaya katılmak istiyorum" dedi.
"Doğan Can da F.K.'den sonra dışarıya çıktı"
Akbaş ailesinin avukatı Hazal Kısa Bilici'nin soruları üzerine sanık M.K., "Ben yukarıya ilk olarak çıktım. Ben çıkarken F.K. aşağıdaydı. Ben meskenin içindeyken F.K.'yi hiç görmedim. Sonra aşağıya indim. Ben aşağıya indikten sonra F.K. de meskenden aşağıya indi. Sonra bana silahı verdi. Doğan Can da F.K.'den sonra dışarıya çıktı. Olay yerine gittiğimde Doğan Can ile aramızda biraz mesafe vardı. Ben onun yanına hiç gitmedim. Elleri dikkatimi çekmedi. Üstünde açık renk krem ya da beyaz tişört, altında da siyah renk bir şort vardı" dedi.
Bilici'nin söz alarak, "F.K. sana yukarıya çıkıp fotoğraflama yapmanı söyledi mi?" sorusu üzerine M.K., "Ben öyle bir şey hatırlamıyorum. Yukarıya çıktığımda sağlık görevlileri maktulü götürmeleri gerektiğini söyleyince fotoğraflama yapmam gerektiğini düşündüm ve fotoğraf çektim" beyanında bulundu.
"Doğan Can bizim iletişim kurmayı tercih etmediğimiz alkolik biriydi"
Ayrıca M.K., yine Bilici'nin sorusu üzerine, savunmasında geçen "Notumu almak üzere çıktım" sözlerine de açıklık getirdi, "Olaya ilişkin olay yeri krokisi ve tutanak şeklinde adli işlemler için yukarıya çıktık, notlarımızı aldık" dedi.
M.K. ayrıca Yıldız hakkında "Çok fazla bizimle iletişim kurmayan, bizim de iletişim kurmayı tercih etmediğimiz alkolik biriydi. Bu nedenle F.K.'nın da bir yakınlığı olduğunu düşünmüyorum. Olayın akabinde ambulans ile birlikte N.A. ve ben hastaneye geçtik. Olaydan bir buçuk iki saat sonra da yapmış olduğumuz tüm soruşturma evraklarının jandarmaya teslim edilmesine yönelik savcılık talimatı aldık ve onlara teslim ettik" ifadelerini kullandı.
Ardından F.K., Akbaş ailesinin avukatının "Doğan bir halt yaptı gibi bir şey söylediniz mi, neden?" sorusu üzerine, "Doğan Can Yıldız buraya sürgünden gelen bir insandır. Bizimle herhangi bir yakınlığı yoktu. Böyle bir şey söyleyip söylemediğini hatırlamıyorum. Ama kişiliğinden dolayı da söylemiş de olabilirim. M.K.'ye de fotoğraflama yapmasını söylemiştim. O bunu anlamamış olabilir. Ama neticede ilk çekilen fotoğraflar bizim inisiyatifimizle çekilmiş ham fotoğraflardır. Delil karartma gibi bir durum yoktur" dedi.
İki polis memuru da Yıldız'ı farklı kıyafetlerle gördü
Öte yandan F.K., M.K.'nin beyanının aksine Yıldız'in üzerinde boğazlı bir kazak ve pantolon olduğunu belirtti. F.K., "Bir anlık şokla silahı yerinden almış bulundum. Silahı bezle tuttum. Silaha temas etmedim. Ben silahı aldıktan sonra Doğan Can birden sakinledi. Hiç bir şey yokmuş gibi arkamdan geldi. Aşağıda da silahı M.K.'ye verdim ve fotoğraflardaki olduğu şekilde yerine koymasını söyledim. Doğan Can ile aramızda yaşanan çok kısa bir zaman aralığındadır. Uzun süre kendisi ile evde kalmadım" dedi.
"Sanığı muhafaza altına almadılar, olay yerinde şeridi çekmediler"
Sanıkların ardından beyanda bulunan Akbaş Ailesi avukatı Bilici, "Yeşim Akbaş yakınlarının da izah ettiği gibi polisin silahından çıkan kurşunla vefat etti. Polis memurlarının o an yapması gerekenler bellidir. Şeridi çekeceklerdi. İçeride olanları dışarıya çıkaracaklardı. Delilleri koruyacaklardı. Ancak olayımızda polis memurları silahın üzerindeki parmak izlerinin yok olmasına neden olmuş sanığın üzerini değiştirmesine müsaade etmiş yine sanığın ellerini yıkamasına müsaade etmişlerdir. Ayrıca sanığın eline kolonya dökerek temizlenmesine yardım etmişlerdir. Sanığı muhafaza altına almaları gerekirken sanığın serbest bir şekilde çay, sigara içmesine göz yummuşlardır. Ağır Ceza yargılamasında sanık, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereğince beraat etmiş olup şüphenin sebebini oluşturanlar polis memurlarıdır. Silah üzerindeki parmak izleri temizlenmemiş olsa idi Yeşim Akbaş'ın parmak izi silahta çıkmayacaktı. Ve sanığın savunmalarının da doğru olmadığı anlaşılacaktı. Hacettepe Üniversitesi'nde alınan raporda da atışın bitişik atış olmadığı, yani silahın Yeşim tarafından eline alınarak kendisini vurma şeklinde bir eylemin olmasının mümkün olmadığı belirtilmektedir. Şikayetçiyiz, davaya katılmak istiyoruz" beyanında bulundu.
Sanık avukatları, Anne ve baba Akbaş'ın katılma talebine karşı çıkmazken, M.K.'nın avukatı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın katılma talebini kabul etmediklerini söyledi. Aysun Akbaş ve Mustafa Akbaş'ın suçtan zarar görme ihtimaline binaen dava ve duruşmalara katılan, vekili Avukat Bilici'nin ise katılan Aysun Akbaş vekili olarak kabulüne karar verildi.
Tanık N.A.: M.K. Bey dürüst bir arkadaşımızdır, biz ne diyorsak onu yapar
Yeşim Akbaş'ın anne ve babasının davaya katılma talebinin kabulünün ardından tanık N.A. beyanda bulundu. N.A., olay gününü şu sözlerle anlattı: "Olay günü grup amir vekili olarak görevliydim. Olaylardan M.K.'nin araması ile haberdar oldum. M.K.'nın beni almasını istedim. Daha sonra M.K. ile birlikte olay yerine gittik. Bana Fatih'in güvenlik gerekçesi ile silahı yerinden aldığını ve kendisine verdiğini söyledi. Bunun üzerine ben de silahı fotoğraflamada gözüktüğü şekilde yerine bırakmasını söyledim. Sonra M.K. önden silahla birlikte çıktı ve yerine bıraktı. O an ben de eve girdim. Göz ucuyla evin içine baktım. Not alıp almadığımızı, silahın yerine konulup konulmadığına bakmadım. Sonra tekrar aşağıya indik. Daha sonra ben hastaneye geçtim. Yılmaz Karakaya'ya da bu durumu anlattık ancak tam olarak ne zaman söyledik hatırlamıyorum. O da silahı yerine koymamız gerektiğini söylemişti. Olay yerini olaydan hemen sonra gittiğim için daha şerit çekili değildi.
Doğan Can buraya sürgün olarak gelmişti. Alkolik birisiydi. Kendisi ile görev ilişkisi dışında bir ilişkimiz olmazdı. Bu nedenle sanıkları Doğan Can ile bir yakınlığı yoktu.
M.K. o dönemde bir yılını bile doldurmamış polis adayı bir memurdu. Beraber aynı ekipte çalışıyorduk. Zaten beni almaya geldiğinde ekip aracı ile kendisi çok heyecanlıydı. Konuşmaları bile titriyordu. Hızlı bir şekilde beni aldı, gelirken de yolda az çok olayı anlattı. M.K. Bey dürüst bir arkadaşımızdır. Art niyetli değildir, biz ne diyorsak onu yapar."
Akbaş ailesi avukatı Bilici: Suç teşkil eden emir yerine getirilmez
Tanıdığın beyanının alınmasının ardından Akbaş ailesi avukatı Bilici, "Tanığa sorumuz yoktur, tanık beyanlarında aleyhe hususları kabul etmiyoruz, tanık sanık M.K.'in kendi emirleri ile hareket ettiğini söylemektedir. Suç teşkil eden emir yerine getirilmez. Bu kanunda da açıktır" dedi.
Görüntüler izlendi
Ardından dosya arasında bulunan CD bilgisayara takıldı. Görüntülerde; F.K.'nın emniyet binasının önüne geldiği, daha sonra ekip aracı ile M.K.'nın geldiği, M.K. ve yanındaki polis memurunun binanın içine girdiği, onlardan belli bir süre sonra F.K.'nın binanın içine girdiği, M.K. ve diğer polis memurunun sedye ile birlikte binadan çıktıkları, Yeşim Akbaş'ı ambulansa koydukları esnada F.K.'nın da binadan çıktığı, bir elinde telsiz bir elinde beze sarılı silah olduğu tahmin edilen eşyanın bulunduğu, ilk olarak emniyet kapısına doğru yöneldiği, ardından M.K.'yi görünce M.K.'nın yanına gittiği, telsizi verdiği, elindeki silah ile tekrardan emniyet kapısına doğru yöneldiği, tekrardan fikir değiştirip geri döndüğü, elindeki beze sarılı silahı M.K.'ya verdiği, belli bir süre sonra da Yıldız'ın binadan çıktığı, M.K.'nın elindeki silahla bir süre telefon ile görüştüğü, daha sonra ekip otosuna binerek olay yerinden ayrıldığı, kısa bir süre sonra N.A. ile birlikte olay yerine geri döndüğü, lojmanın giriş kapısının önünde Y.K., N.A. ve M.K.'nin bir şeyler konuştuğu, el işareti ile M.K.'nın ekip otosuna gönderildiğinin anlaşıldığı, M.K.'nın ekip otosundan beze sarılı silahı alıp, binanın içine giriş yaptığı görüldü.
"Alkolmetre" detayı
Görüntünün izlenmesinin ardından Bilici, "Görüntülerin 07:11:01 saniyesinde dava dışı Doğan Can Yıldız'ın F.K. ile konuştuğu, F.K.'nın kendi özel aracından çıkardığı bir şeyi Doğan Can Yıldız'ın ağzına doğru uzattığı gördük. Kişisel kanaatimize göre bu şeyin alkolmetre olduğunu değerlendiriyoruz. Görüntülerle de suçun işlendiği sabittir. Bunun dışında adliye içerisine duruşmayı izlemek isteyen katılımcıların talimat bulunduğundan bahisle alınmadığı, yargılamaların aleni olduğu, tarafımıza yazılı bir talimatın da ibraz edilmediği, dosyada da gizlilik kısıtlılık kararının bulunmadığı, bu hususun adil yargılanma hakkını etkilediği anlaşılmaktadır. Sanığın cezalandırılmasını istiyoruz" dedi.
Sanık F.K. ise "Özel araçlarımızda alkolmetre bulunmaz. Sadece polis otolarında bulunur. Trafikçi de değilim. Görüntülerde ne uzattığımı şu anda hatırlamıyorum. Sigara ya da çakmak olabilir ancak alkolmetre ile ölçüm yapma gibi bir eylemim olmadı. Alkolmetrelerde çip ve hafıza bulunur ve bunun sonucunda çıktı alınır. Alkolmetrede alkollü çıkıp işlem yapılmaması durumunda idari soruşturma yapılır. Dosya kapsamında böyle bir durum söz konusu değildir. Görüntülere bir diyeceğim yoktur" dedi. Sanık M.K. ise beyanları ile görüntülerin uyuştuğunu, talimat ile hareket ettiğinin anlaşıldığını söyledi.
Sanık M.K.'nın avukatı, "Her ne kadar olayın bir polis lojmanında geçmesi sebebiyle jandarma görevlilerinin tahkikat yürütmesi gerektiği belirtilmiş ve tutulan tutanak katılan vekilince sunulmuş ise de soruşturmayı yapmakla görevli olduğu belirtilen jandarma görevlileri gelinceye kadar mevcut durumun tespiti de gerektiğinden sunulan tutanağı bir durum tespit tutanağı olduğunu mahkemenin takdirlerine arz ediyoruz" dedi.
Duruşma ertelendi; Yargıtay'ın ana dosya hakkındaki dönüşü beklenecek
Mahkeme, eksik hususların giderilmesi için tanık Doğan Can Yıldız'ın adres araştırması yapılarak, adresinin tespit edilmesi halinde gün beklenmeksizin bulunduğu yer mahkemesine talimat yazılmasına, Y.K. ve Z.Ş.'nin tanık olarak dinlenmesi için işlem icrasına, Yeşim Akbaş cinayeti davası hakkında Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin dönüşünün beklenmesine ve ana dosyanın Yargıtay'da oluşu göz önünde bulundurularak duruşmanın 7 Temmuz 2026'ya ertelenmesine karar verdi.
Akbaş ailesi 11 aydır Yargıtay'dan yeniden yargılama kararı çıkmasını bekliyor
Akbaş ailesi avukatı Hazal Kısa Bilici, beraat kararının bozulması için başvuruda bulunmuştu. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, dosyayı inceleyerek Yargıtay 1. Ceza Dairesi’ne gönderdiği tebliğnamede, kararın bozulması yönünde görüş bildirmişti. Akbaş ailesi, 11 aydır Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin Başsavcılık görüşünü dikkate alarak beraat kararının bozulup bozulmayacağına karar verilmesini bekliyor. Bozma kararı çıkarsa sanık Doğan Can Yıldız hakkında yeniden yargılama yapılacak.
Ne olmuştu?26 yaşındaki Yeşim Akbaş, Manisa Demirci’de 14 Nisan 2023’te, sevgilisi Komiser Yardımcısı Doğan Can Yıldız’ın Emniyet Müdürlüğü’nün üst katındaki lojmanında, Yıldız' ait tabanca ile başından vurularak hayatını kaybetmişti. Tırnağın'dan Akbaş'a ait doku örneği çıktıİddianamede, Akbaş'ın ölümünden önceki gün Yıldız ile birlikte birlikte katıldığı iftar yemeğinde yüzünde herhangi bir yara bulunmayan Yıldız'ın suratındaki çiziğe dikkat çekilmiş, yüzündeki izin kedi tırmalaması sonucu olduğunu anlatan komiser yardımcısı Yıldız’ın tırnağında Akbaş’a ait doku örneğine rastlanmıştı. Yıldız, sırtındaki çiziklerin ise bir iki gün önce B.Ç. isimli şüpheli bir şahsa işlem yaparken olduğunu söylemişti. Elini yıkayıp kolonya kullandıSanık Yıldız'ın, Akbaş’ın vurulmasından hemen sonra elini yıkadığı ve olay yerindeki polis memurlarının verdiği kolonya ile elini temizlediği tespit edilmiş, daha önce boşandığı eşini başına silah dayayarak tehdit ettiği ve eşine şiddet uyguladığı için disiplin soruşturması sonucunda yer değiştirme cezasıyla olayın gerçekleştiği Demirci’ye atandığı da ortaya çıkmıştı. Akbaş, vurulmadan 55 dakika önce yetkili servis ile sözleşmiştiİntihar ettiği öne sürülen Akbaş'ın ölümünden 55 dakika önce, sahibi olduğu güzellik salonundaki cihaz için yetkili servise ulaştığı doğrulanmış, tanık olarak dinlenen yetkili servis uzmanı G.O., Akbaş'ın vurulmadan 55 dakika önce kendisine "Bekliyorum seni G... Bey" diye mesaj gönderdiğini doğrulamıştı. Vurulduktan sonra dakikalarca ambulans çağırılmadı Müşteki avukatlarından Büşra Yıldız da olay günü 8.15'te vurulan Akbaş'ın yaralandığına dair anonsun acil tıp teknisyeni R.G.'ye saat 8.45'te ulaştığı beyanında bulunmuş, böylelikle Akbaş vurulduktan sonra dakikalarca ambulans çağırılmadığı ortaya çıkmıştı. Yıldız, "şüpheden sanık yararlanır" ilkesine dayanarak beraat ettirilmiştiTüm delillere rağmen Doğan Can Yıldız, suçu sabit görülmeyerek beraat etmişti. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, yerel mahkemenin beraat kararının temyizi üzerine dosyayı incelemiş ve Yargıtay 1. Ceza Dairesi’ne gönderdiği tebliğnamede, kararın bozulması yönünde görüş bildirmişti. |


