İstanbul’da Özel Sarıyer Açı Ortaokulu’nda öğretmen olan trans kadın Zoe Lila, medyada hedef gösterilmesinin ardından ‘yaşanan olaylar çerçevesinde görülen lüzum’ gerekçesiyle işten çıkarıldı. Zoe, beş yıldır çalıştığı kurumda görevine neden son verildiğine ilişkin bir sebep sunulmadığını, kendisine destek veren rehber öğretmeni meslektaşının da "yönetimin baskı altında olduğu gerekçesiyle işten çıkarıldığını" iddia ederek yaşadığı süreci T24’e anlattı. Zoe, hedef gösterildiği haberlerde kullanılan fotoğrafı bir velinin paylaştığını öne sürdü. Haberlerin ardından Milli Eğitim Bakanlığı'nın okula soruşturma açtığını ve yönetimin tavır değiştirerek kendisiyle görüşmek istediğini anlatan Zoe, “Bugüne kadar arkamda olan okul yönetimi, Bakanlık görüşmelerinden sonra ihbarnameyle tazminatımı verip görüşürüz dediler” diye konuştu. Zoe avukatı Furkan Yurt'la birlikte, davanın emsal niteliği taşımasını istediklerini vurgulayarak, “Bu dava, hiç kimsenin tekrar aynı ayrımcılığı yaşamaması için emsal bir dava olmalı. Biz LGBTİQ+lar, eğitimde, sağlıkta, her yerde varız, keyfi kararlarla bu alanlardan uzaklaştırılamayız” dedi. T24'ün ulaştığı okul, yaz tatili nedeniyle yetkili kişilerin okulda olmadığını belirterek konuya ilişkin bilgi paylaşmadı.
Cinsiyet uyum sürecine iki yıl önce İstanbul Sarıyer Özel Açı Ortaokulu’nda çalışırken başladığını paylaşan trans kadın öğretmen Zoe Lila, sürece ilişkin öğrencilere yapılacak bilgilendirmelerin; okul yönetimi ve rehberlik servisi ile birlikte planlandığını söyledi. Planlanan süreç doğrultusunda önce öğretmenlerle, ardından öğrencilerle ve son olarak velilerle görüşmeler yapıldığını söyleyen Zoe, öğrencilerin dönem ortasında etkilenmemesi amacıyla duyurunun eğitim yılının sonunda gerçekleştirildiğini aktardı.
BU HABERİ, T24 ABONELERİNİN DE
SAĞLADIĞI KATKIYLA OKUYORSUNUZ.
T24'E ABONE OL,
BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞİ DESTEKLE!
Zaten abone misiniz? Üye girişi yapın
Zoe, Özel Açı Ortaokulu’nda toplumsal cinsiyet eşitliği ve kapsayıcılık komitelerinde başkanlık yaptığını, engelli ve göçmen öğrencilerle ilgili gönüllü çalışmalar yürüttüğünü, "Okul başkanlığı seçimlerinde hep erkek öğrenciler seçiliyordu. Eş başkanlık sistemini önerdim ve bir kız, bir erkek öğrenci birlikte seçilmeye başladı. Kız öğrenciler futbol oynamıyordu. Kadın bir hakemle söyleşi düzenledik ve zamanla bu da değişti. Bu dönüşümlere tanıklık etmek beni çok besledi. Bu yüzden beş yıl boyunca bu okulda bulunmayı tercih ettim" sözleriyle anlattı.
"Süreç, pedagojik ilkelerle gerçekleşti"
Sürece başladığında okul yönetiminin, "Biz senin yanındayız. Bu senin en temel hakkın" sözleriyle kendisine destek olduğunu ifade eden Zoe, okulun LGBTİQ+larla çalışan psikiyatristlerden danışmanlık aldığını ve öğrencileri bilgilendirme sürecinin pedagojik ilkelerle bu uzmanlar eşliğinde gerçekleştiğini paylaştı.
"Ait hissettiği bedende yaşamak" istediğini dile getiren Zoe, içinde bulunduğu cinsiyet uyum süreci hakkında öğrencileri bilgilendireceği konuşmasında şu sözlere yer verdiğini söyledi:
“Çocukluğumdan bu yana bedenime ait hissetmedim. 10 gün sonra geçireceğim operasyonla hayatıma ait hissettiğim biyolojik cinsiyetle devam edeceğim. İsmim değişti. Bundan sonra hayatıma Zoe olarak devam edeceğim.”
“Zaten bizim öğretmenimiz, hiçbir farkı yok”
Okulda veliler için de psikiyatrist Prof. Dr. Özgür Öner'in katılımıyla "Cinsel Kimlik Gelişimi" başlıklı bir seminer düzenlendiğini aktaran Zoe, velilerin tepkilerini şöyle aktardı:
"Birçok veli, 'Zaten bizim öğretmenimizdi, sadece ismi değişiyor. Bizim için bir fark yok' dedi. Sadece bir veli olumsuz tepki gösterdi. Seminerden sonra bir haber yayınlandı ve bu haberde kullanılan fotoğraf benim sınıf grubunda paylaştığım bir fotoğraf. Bir veli fotoğrafımı izinsizce medyaya yansıtmış. Haberlerden sonra görüşmediğim amcalarımdan biri yaşama hakkım olmadığını söyleyerek ölümle tehdit etti.”
Zoe'ye velisinden gelen destek maili
“10 yaşındaki öğrencimin mesajı çok kıymetliydi”
Çok sayıda velinin destek mesajı gönderdiğini ve velilerin kendi aralarında imza kampanyası başlattığını söyleyen Zoe, “Haberler ilk çıktığında 10 yaşındaki bir öğrencimin ‘Her ne olursa olsun ben sizin yanınızdayım’ mesajı çok kıymetliydi” dedi. Zoe, öğrencilerin ayrıca Change.org üzerinden 'Trans öğretmen Zoe Lila için adalet!' başlıklı bir imza kampanyası başlattığını paylaştı.
Zoe'ye velisinden gelen destek maili
Okula soruşturma başlatıldı; rehber öğretmen de işten çıkarıldı
Zoe; Yeni Akit, A Haber, Takvim ve Sabah gazetesi başta olmak üzere iktidara yakın gazeteler tarafından hedef gösterildiği haberlerin ardından Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın okul yönetimiyle görüştüğünü, MEB tarafından okul hakkında soruşturma başlatıldığını söyledi.
Soruşturma başlatıldıktan sonra okul yönetiminin 24 Haziran’da kendisiyle görüşmek istediğini anlatan Zoe, “Bugüne kadar arkamda olan okul yönetimi, Bakanlık görüşmelerinden sonra ihbarnameyle tazminatımı verip görüşürüz dediler. Bayağı böyle hiçliğin içine atılmış gibiyim” dedi.
Yönetimin, eğer kendisi ve süreci birlikte yürüttükleri rehber öğretmen işten çıkarılmazsa, işsiz bırakılmakla tehdit edildiğini öğrendiğini söyleyen Zoe, “Rehber öğretmen de işten çıkarıldı. Meslektaşım bu süreci tek başına yürütmedi. O sadece işini yaptı ve insan haklarını savundu. Bu süreci okul yönetimi, rehberlik ve ben birlikte yürüttük. Sadece benim ve rehber öğretmenin işten atılıyor olması 'kurbanlık' gibi hissettiriyor” dedi.
İstanbul Başsavcılığı resen soruşturma başlattı
Zoe Lila'nın avukatı Furkan Yurt, başlattıkları hukuki süreci şöyle aktardı:
"Hedef gösterildiği haberler için Bilişim Teknolojileri ve İletişim (BTK) Daire Başkanlığı'na idari başvuruda bulunduk. 5651 sayılı kanuna göre 24 saat içerisinde BTK başkanının erişim engelini karara bağlaması ve 72 saat içerisinde sulh ceza hâkimliğine bildirilmesi gerekiyordu fakat bir hafta doldu bile. Biz bu hukuksuzluğu öngörmüştük. Bu yüzden kendimiz de sulh ceza hâkimliğine bununla alakalı başvuru yaptık.
Anayasa'nın 20. maddesine göre özel hayatın gizliliğinin korunması ve medyanın bir skandal, bir rezalet olarak lanse etmiş olduğu cinsiyet uyum süreci ile Anayasa'nın 17. maddesine göre kişinin maddi ve manevi varlığının ihlal edilmesi de başvurumuzda yer alıyor.
Bu başvurumuz ihbar niteliğinde kabul edilerek akabinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ilgili haber kanallarıyla alakalı özel hayatın gizliliğini ihlal suçlamasıyla resen bir soruşturma başlatıldı.”
'Yaşanan olaylar' gerekçe gösterildi
Zoe’nin avukatı Yurt, ihbarnamede gerekçe olarak gösterilen, ”Yaşanan olaylar çerçevesinde görülen lüzum üzerine İş Sözleşmesi 19.06.2026 tarihi itibariyle feshedilmiştir” ifadesine dikkat çekti.
Zoe’nin MEB panellerinde performans puanının çok yüksek olduğunu vurgulayan Yurt, “Karar tamamıyla hukuka aykırı. İşten çıkışa ilişkin, işin bitmesi şeklinde bir kod girilmiş. İşin bitmesi mümkün değil çünkü eğitim öğretim faaliyeti devam ediyor. Zoe'nin vermiş olduğu İngilizce eğitimine artık ihtiyacın kalmadığına dair de bir emare sunulmadığı için bu işten çıkarmanın hiçbir sebebi, gerekçesi yok” dedi.
Yurt, özel eğitim öğretmenlerinin kamudaki öğretmenlere göre daha az haklara sahip olduğu için işe iade değil tazminat davası açabildiklerini bunun için de tazminat davası öncesi zorunlu arabuluculuğa başvurduklarını belirtti.
Yurt, “Zoe'nin uğramış olduğu maddi manevi zararlara ilişkin, idarenin kötü niyetli sözleşmeyi feshetmesi ve iyi niyet kurallarına aykırı olarak davrandığından ötürü iş kanununun 5. maddesinde düzenlenen eşit davranma ilkesinin ihlali sebebiyle İstanbul Adliyesi Arabuluculuk Merkezi'ne başvurduk. Başvurularda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin cinsiyet kimliğinin kişisel ve özel nitelikli bir tercih olduğunu, devletlerin bu konuda hak sağladığı ve kişilerin bu haktan faydalandığına dair kararına da atıf yaptık” dedi.
Davanın emsal niteliği taşımasını istediklerini vurgulayan Yurt, “Süreci mahkeme aşamasına taşıyıp mahkemede hakim huzurunda bir içtihat elde etmeye çalışıyoruz.Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu'na (TİHEK) da başvuru yaptık. TİHEK’ten bir ihlal kararı alırsak işe iade ile alakalı başvurularımızı yapma hakkımız saklı. Söz konusu işlemin iptaline karar verilip Zoe’nin işe geri dönme ihtimali var” dedi.
“Bu dava, hiç kimsenin tekrar aynı ayrımcılığı yaşamaması için emsal dava olmalı”
Yaşananların yalnızca kendi çalışma hakkıyla ilgili olmadığını söyleyen Zoe, sözlerini şöyle tamamladı:
“Süreçten umutluyum. Bu dava yalnızca benim yaşadığım hak ihlaliyle ilgili değil. Bu dava, hiç kimsenin tekrar aynı ayrımcılığı yaşamaması için emsal dava olmalı. Daha önce benim yaşadığım süreci yaşamış, işten atılmış trans öğretmenlerle görüşüyorum.
Biz LGBTİQ+lar, eğitimde, sağlıkta, her yerde varız, keyfi kararlarla bu alanlardan uzaklaştırılamayız. Sonuna kadar hukuki mücadelemi sürdüreceğim. Farklı alanlarda mobbinge maruz kalan, çalışma hakkı elinden alınan birçok LGBTİQ+ gibi, Larin Kayataş gibi hakkı gasp edilen insanlar gibi ben de bu sürecin olumlu sonuçlanmasını diliyorum."


