22 yıldır CHP’nin yönetiminde olan ve ‘CHP’nin kalesi’ olarak anılan İzmir, AKP'nin sandıkta aşamadığı siyasi sınırdı. 1999'dan bu yana İzmir Büyükşehir Belediyesi'ni sağ bir parti yönetmemişti. AKP, 2000'li yıllar boyunca İzmir'de Binali Yıldırım'dan Nihat Zeybekci'ye, Hamza Dağ'a kadar güçlü isimlerle yarıştı ancak büyükşehir belediyesini kazanamadı. Bugün bu tablo değişti, fakat sandıkta değil.
31 Mart 2024'te CHP adayı olarak yüzde 48,97 oyla İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Cemil Tugay, CHP'den istifa etmesinin ardından bugün AKP'ye katıldı. Rozetini Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan taktı. Böylece AKP, tarihinde ilk kez İzmir Büyükşehir Belediyesi'ni seçim, kazanarak değil, seçilmiş belediye başkanını transfer ederek yönetmeye başladı.
BU HABERİ, T24 ABONELERİNİN DE
SAĞLADIĞI KATKIYLA OKUYORSUNUZ.
T24'E ABONE OL,
BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞİ DESTEKLE!
Zaten abone misiniz? Üye girişi yapın

Van'da doğdu, İzmir'de büyüdü, 30 yıl doktorluk yaptı
Cemil Tugay 1967'de, babasının mecburi hizmeti sırasında Van'da dünyaya geldi. Babası öğretmen, annesi ev hanımıydı. Eğitim hayatının tamamına yakını İzmir'de geçti. İzmir İnönü Lisesi'nin ortaokul bölümünü 1980'de, lise bölümünü 1983'te tamamladı. Aynı yıl Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne girdi ve 1989'da doktor olarak mezun oldu. Sonraki yılları, siyasetten çok tıp dünyasında geçti.
Çorum ve Tire'de yaklaşık dört yıl pratisyen hekimlik yaptı. Ardından plastik cerrahi ihtisasına başladı. 1993-2000 arasında uzmanlık eğitimi gördü; 1997'de ABD'deki Cleveland Clinic'te bir yıl araştırmacı olarak çalıştı. 2000'de İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde plastik cerrahi uzmanı oldu.
2001-2005 arasında Karşıyaka Devlet Hastanesi'nde, 2005-2009 arasında İzmir Çiğli Kent Hastanesi'nde çalıştı. 2009'da özel hekimliğe geçti ve Karşıyaka'da kendi muayenehanesinde çalışmaya başladı. Belediye başkanı seçilmesinin ardından özel hekimliği bıraktı.
‘Çözüm yeri’ için siyasete yöneldi
Tugay'ın kendi anlatımında siyasetle ilişkisinin başlangıcı da mesleki hayatından kopuk değil. Türk Tabipleri Birliği ve İzmir Tabip Odası'ndaki çalışmaları sırasında, meslek kuruluşlarının sorunlara müdahale kapasitesinin sınırlı olduğunu, nihai karar mekanizmasının siyaset olduğunu düşündüğünü "Sorunların çözüm yerinin siyaset olduğunu gördüm” sözleriyle ifade etti.
Bu düşünce onu 2010'da CHP'ye götürdü.
CHP'deki yükselişi: Önce meslek örgütleri, sonra parti örgütü
2010'da CHP'ye üye oldu. 2011'de CHP İzmir İl Başkanlığı'nın sağlık komisyonunda görev aldı. 2013-2014'te CHP İzmir İl Ar-Ge Kurulu'nda önce üye, ardından başkan oldu. 2014'te Karşıyaka Kent Konseyi Yürütme Kurulu'na girdi.
2015'te CHP Karşıyaka İlçe Yönetimi'ne atandı. Önce bilişimden, ardından seçim ve hukuk işlerinden sorumlu başkan yardımcılığı yaptı. 2016'da ilçe yönetiminde STK ve meslek odalarından sorumlu başkan yardımcılığı görevini üstlendi. Aynı yıllarda Türk Plastik Cerrahi Derneği ve Ege Bölgesi Plastik Cerrahi Derneği'nde de görev aldı.
Dolayısıyla 2019'da belediye başkanlığına geldiğinde tamamen dışarıdan getirilmiş bir aday değildi. Doktorluk kariyerinin yanında yaklaşık dokuz yıllık bir CHP örgüt deneyimi vardı.
2019: Karşıyaka'da yüzde 70,85
Tugay'ın siyasi kariyerindeki ilk büyük sıçrama 2019 yerel seçimlerinde geldi. CHP onu Karşıyaka Belediye Başkanlığı'na aday gösterdi. Karşıyaka, CHP açısından İzmir'in en güçlü kalelerinden biriydi. Tugay seçimde 159 bin 650 oy ve yüzde 70,85 aldı. AKP adayı yüzde 20,25'te kaldı.
Böylece beş yıl boyunca Karşıyaka Belediye Başkanlığı yaptı.
Bu dönem, Tugay'ın İzmir siyasetindeki görünürlüğünü artırdı. Karşıyaka'dan büyükşehir adaylığına uzanan yol da burada açıldı.
Fakat büyükşehir adaylığına giden süreçte Tugay'ın asıl siyasi kimliği daha belirginleşmeye başladı: CHP'nin mevcut yönetimine ve özellikle Kemal Kılıçdaroğlu dönemine yönelik değişim talebini açık biçimde savunan isimlerden biriydi.
Kılıçdaroğlu'na karşı Özgür Özel: Tugay'ın kritik siyasi tercihi
2023 genel seçimlerinin muhalefetin yenilgisiyle sonuçlanmasının ardından CHP'de Kemal Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlığının sorgulandığı dönemde Tugay, değişim tartışmasına açık biçimde katıldı. Tugay, Özel'i açıktan destekleyen ilk belediye başkanıydı.
2023 yazında CHP yönetiminin değişmesi gerektiğini söyledi. Yalnızca kadroların değil, yönetim anlayışının da değişmesi gerektiğini savundu; parti tabanının önseçim ve parti içi demokrasi talebine dikkat çekti. Özgür Özel'i de "doğru aday" olarak nitelendirdi. Tugay, Özel'i açıktan destekleyen ilk belediye başkanıydı.

Sonrasında Özel'in genel başkanlık yarışında yanında yer alan İzmirli belediye başkanlarından biri oldu. Bu tercih, iki isim arasındaki siyasi ilişkinin temelini oluşturdu.
Özgür Özel, Kasım 2023'te CHP Genel Başkanı olduğunda İzmir'de de yeni bir siyasi denklem oluştu. 2024 yerel seçimleri için mevcut Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in yeniden aday olmak istediği biliniyordu. Eski İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Buğra Gökce de güçlü adaylardan biriydi. Sonuç itibarıyla tercih Cemil Tugay'dan yana kullanıldı.
2024 adaylığı: Soyer'in yerine Tugay
CHP Parti Meclisi 29 Ocak 2024'te Cemil Tugay'ı İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı ilan etti. Tunç Soyer yeniden aday gösterilmedi. Buğra Gökçe de aday olmadı.
Karar, İzmir CHP'sinde ciddi tartışma yarattı.
Çünkü Soyer, 2019'da İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmişti ve yeniden aday olmak istiyordu. Üstelik CHP'deki kurultay mücadelesinde Kemal Kılıçdaroğlu'nu desteklemişti. Tugay ise Özgür Özel'in değişim hareketinde yer almıştı.
Bu nedenle adaylık kararı, yalnızca "hangi aday İzmir'i daha iyi yönetir?" tartışması olarak kalmadı. Kılıçdaroğlu-Soyer çizgisinden Özel-Tugay çizgisine geçişin İzmir'deki karşılığı olarak da yorumlandı.
Soyer, adaylığının açıklanmasının ardından aday belirleme sürecini eleştirdi; kendisine yeniden aday gösterilmeyeceğinin MYK toplantısından yalnızca beş dakika önce bildirildiğini söyleyerek bunu "siyasi nezaketsizlik" olarak niteledi. Aday belirleme süreçlerinde CHP'nin eksik ve hatalı davrandığını savundu.
Öte yandan Özel yönetimi bu süreci "değişim" olarak sundu. İzmir'de yalnızca büyükşehir değil, ilçe belediyelerinin önemli bölümünde de aday değişikliğine gidildi.
Tugay böylece kendi partisindeki değişimin İzmir'deki sembol adayına dönüştü.
Seçim sonucu: 12 puan farkla CHP’ye zafer geldi
31 Mart 2024'te Tugay'ın karşısında AKP'nin adayı Hamza Dağ vardı.
Sonuç CHP açısından güçlüydü. Cemil Tugay, 1 milyon 292 bin 118 oy ile yüzde 48,97 oranında oy almıştı. Hamza Dağ da 977 bin 895 oy ile yüzde 37,06’da kalmıştı.
Tugay yaklaşık 12 puanlık farkla İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi. CHP, İzmir'in 30 ilçesinin 28'ini kazandı. Dolayısıyla Tugay'ın seçimi, kişisel bir başarıdan ziyade 2024'te CHP'nin İzmir'deki çok güçlü seçim performansının bir parçasıydı.
Fakat belediye başkanlığının ilk döneminde, adaylık dönemindeki tartışmaların başka versiyonları ortaya çıktı.

Mavişehir, Cengiz İnşaat ve Tunç Soyer'le gerilim
Tugay'ın Karşıyaka Belediye Başkanlığı döneminden taşıdığı tartışmalardan biri Mavişehir'deki taşınmaz meselesiydi. Karşıyaka Belediyesi'nin bir parseldeki hisselerinin Cengiz İnşaat'a satılması eleştirildi. Tugay, belediyenin büyük parsel içerisindeki küçük hissesinin belediyeye gelir sağlamak amacıyla ve usulüne uygun şekilde satıldığını savundu; Mehmet Cengiz'le kişisel ilişkisi olduğu iddiasını reddetti.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olduktan sonra ise selefi Tunç Soyer'le arasındaki gerilim daha görünür hale geldi.
Özellikle Soyer dönemindeki kentsel dönüşüm kooperatifleri üzerinden yürütülen projeler tartışmanın merkezine oturdu. Daha sonraki soruşturmalar sırasında, soruşturmanın Tugay yönetiminin şikâyetiyle başlatıldığı ve Tugay yönetiminin kooperatif projelerini durdurduğu iddiaları ortaya atıldı. Tugay bu iddiaları reddetti; belediyenin savcılığa veya başka bir kuruma şikâyette bulunmadığını söyledi.
Büyükşehir döneminin en büyük krizlerinden biri: İşçiler
Tugay'ın büyükşehir belediye başkanlığında en ciddi tartışmalardan biri ise belediye çalışanlarıyla yaşandı. 2025'teki grev ve toplu sözleşme krizinin ardından Tugay yönetimi, belediyenin mali yükünü ve ücretler arasındaki farklılıkları gerekçe göstererek 1.030 işçinin işten çıkarılması için süreç başlattığını açıkladı. Sendikalar ise buna sert tepki gösterdi. Böylece Tugay'ın "mali disiplin" yaklaşımı ile belediye çalışanlarının ücret ve iş güvencesi talepleri karşı karşıya geldi.
2026: Mutlak butlan krizi ve CHP'den kopuş
CHP'nin 2023 kurultayına ilişkin dava sürecinde mahkeme 21 Mayıs 2026'da "mutlak butlan" kararı verdi. Bunun ardından Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP Genel Başkanlığı'na dönmesi parti içinde büyük kırılımlara neden oldu.
Özgür Özel yönetiminde yeni bir partinin kurulup kurulmayacağı tartışmalarının yaşandığı dönemde Tugay, 18 Haziran 2026'da CHP üyeliğinden istifa etti. Böylece CHP, 22 yıl sonra, ‘kalesi’ İzmir’i kaybetmiş oldu.
Tugay’ın Özel ile yeni parti kurulması konusunda konuşmalar yaptığı ve yanında olacağını söylediği biliniyordu.
Tugay, CHP'den ideolojik nedenlerle ayrılmadığını, ayrılığının nedeninin "mutlak butlan yönetimi" olduğunu söyledi. CHP'ye bir gün geri dönme umudunu da açık bıraktı.
“Özgür Özel ve arkadaşlarının kuracağı parti dışında başka bir partiye gitmem söz konusu değil”
Tugay, Özel dışında herhangi bir grupla hareket etmeyeceğini, Özel'in kuracağı partide yer alacağını ve Özel'in CHP'ye dönmesi halinde kendisinin de CHP'ye dönebileceğini söyledi. "AKP'ye geçmem" ifadesini de özellikle kullandı.
Tugay, istifasının ardından yaptığı açıklamalarda yeni bir parti kurulmasını desteklediğini belirterek, "Biz bu yola beraber çıktık. Özgür Özel dışında hiçbir grupla hareket etmem mümkün değildir. Özgür Özel ve arkadaşlarının kuracağı parti dışında başka bir partiye gitmem söz konusu değil. Benim partiden istifa etme sebebim Kılıçdaroğlu’nun mutlak butlan ile partinin başına atanması ve aldığı ihraç, atama kararlarıdır. Ben CHP’den herhangi bir ideolojik görüş değişikliği nedeniyle ayrılmadım. 2027 yılı sonunda Türkiye seçime gidecek, bu tarihe kadar elimizden gelen her şeyi yapmak durumundayız. Özgür Özel CHP’nin başına yeniden dönene kadar istifa kararım kesindir. Eğer bunlar olursa ben de CHP’ye yeniden dönerim. AKP’ye geçmem gibi bir durum söz konusu bile değil” dedi.
Tugay’ın istifasından yaklaşık 1 ay sonra, 24 Temmuz 2026’da Özgür Özel liderliğinde Yeni Parti kuruldu. Parti, CHP’den geçen 91 milletvekiliyle ana muhalefet partisi konumunda yer aldı. Yeni Parti’ye katılması beklenen Tugay’dan hamle gelmeyince AKP’ye katılacağı iddiaları konuşulmaya başlandı. Tugay bu süreçte öncekinin aksine net bir açıklama yapmaktan kaçınırken, genellikle sessiz kalmayı tercih etti.
"AKP'ye geçersem annem beni evlatlıktan reddeder, eşim boşar"
İstifasından birkaç ay önce, 29 Ocak 2026'da T24'e verdiği söyleşide Tugay, AKP’ye geçeceği iddialarıyla ilgili olarak "AKP'ye geçsem öncelikle yakın çevremdekiler yüzüme bakmaz” demişti.
Böyle bir şey yapması durumunda “annesinin kendisini evlatlıktan reddedeceğini”, “eşinin ise kendisini boşayacağını” söyledi.
Aynı açıklamada AKP'nin yönetim anlayışını kendi dünya görüşüyle bağdaşmaz gördüğünü de anlattı. "Bunca yıldır bir dünya görüşüm, hayata bakışım var" diyerek AKP'ye geçmesinin mümkün olmadığını savundu.
AKP’ye katıldı, rozetini Erdoğan taktı, eşi de yanındaydı
Tugay, bu açıklamadan dokuz ay sonra, 7 Ekim 2026’da AKP Kongre Merkezi'nde Erdoğan'ın yanında durdu ve rozetini aldı. Üstelik eşi Öznur Tugay da bugünkü Erdoğan görüşmesinde yanında yer aldı.
AKP'ye geçen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'a rozeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan taktı.
Tugay'ın bugünkü konuşması, yalnızca "parti değiştirdim" açıklaması değildi. Yeni siyasi kimliğini tarif eden bir konuşmaydı. Kendisini 30 yıl hekimlik yapmış, ardından belediye başkanlığına geçmiş bir hizmet siyasetçisi olarak anlattı. İzmirliyi "vatansever", "milletine ve manevi değerlerine düşkün" insanlar olarak tanımladı.
Ardından Erdoğan'ı: "Türkiye Cumhuriyeti'nin son 25 yılına damgasını vurmuş büyük liderimiz, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan" diye tarif ederken, AKP için de Erdoğan'ın eski bir sözünü kullanarak "AK Parti kimsesizlerin kimsesidir" dedi.
Ve geçişinin temel gerekçesini de “yerel yönetim ile merkezi hükümet arasındaki uyum” olarak açıkladı. İzmir'i merkezi hükümetle iş birliği içinde “yeniden ayağa kaldıracağını” söyledi.


